dul ile cümle
dul kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
12
ORT. KELİME
Ve kabul etmek zorundaydım ki, en son ne zaman dulları ve yetimleri düşündüğüm dahi anımsamıyordum.Dan Saya harus mengakui, Saya lupa kapan Saya terakhir berpikir mengenai janda dan yatim.
Ve kabul etmek zorundaydım ki, en son ne zaman dulları ve yetimleri düşündüğüm dahi anımsamıyordum.És el kell ismernem, meg sem tudom mondani, mikor gondoltam utoljára az özvegyekre vagy árvákra.
Ve kabul etmek zorundaydım ki, en son ne zaman dulları ve yetimleri düşündüğüm dahi anımsamıyordum.Ich musste zugeben, dass ich nicht weiß, wann ich das letzte Mal an Witwen und Waisen gedacht habe.
Ve kabul etmek zorundaydım ki, en son ne zaman dulları ve yetimleri düşündüğüm dahi anımsamıyordum.I musiałem przyznać, że nie pamiętam kiedy ostatni raz myślałem o wdowach i sierotach.
Ve kabul etmek zorundaydım ki, en son ne zaman dulları ve yetimleri düşündüğüm dahi anımsamıyordum.저는 인정할 수 밖에 없었죠. 제가 마지막으로 과부나 고아들에 대해서 생각했을때를 기억해 낼 수 없었습니다.
Ve kabul etmek zorundaydım ki, en son ne zaman dulları ve yetimleri düşündüğüm dahi anımsamıyordum.Şi trebuie să recunosc, Nu pot să-mi aduc aminte când e ultima oară când m-am gândit la văduve sau la orfani.
Ve kabul etmek zorundaydım ki, en son ne zaman dulları ve yetimleri düşündüğüm dahi anımsamıyordum.Y tuve que que admitir que no me acuerdo cuándo fue la última vez que pensé en viudas y huérfanos.
Ve kabul etmek zorundaydım ki, en son ne zaman dulları ve yetimleri düşündüğüm dahi anımsamıyordum.Και έπρεπε να παραδεχτώ, δεν μπορώ να σκεφτώ την τελευταία φορά που σκέφτηκα χήρες και ορφανά.
Ve kabul etmek zorundaydım ki, en son ne zaman dulları ve yetimleri düşündüğüm dahi anımsamıyordum.И мне пришлось согласиться, что я не могу вспомнить, когда я последний раз думал о вдовах и сиротах.
Ve kabul etmek zorundaydım ki, en son ne zaman dulları ve yetimleri düşündüğüm dahi anımsamıyordum.И трябваше да призная, Не можех да се сетя за последния път, когато мислех за вдовици и сираци.
Ve kabul etmek zorundaydım ki, en son ne zaman dulları ve yetimleri düşündüğüm dahi anımsamıyordum.І я мушу визнати, що я не пригадую, коли останнього разу я думав про вдів та сиріт.
Ve kabul etmek zorundaydım ki, en son ne zaman dulları ve yetimleri düşündüğüm dahi anımsamıyordum.ואני חייב להודות, אני לא יכול לחשוב על הפעם האחרונה שחשבתי על יתומים ואלמנות.
Ve kabul etmek zorundaydım ki, en son ne zaman dulları ve yetimleri düşündüğüm dahi anımsamıyordum.وعليّ أن أعترف، بأنني لا استطيع تذكر آخر مرة فكرت بالأرامل واليتامى.
Ve kabul etmek zorundaydım ki, en son ne zaman dulları ve yetimleri düşündüğüm dahi anımsamıyordum.最後に未亡人や孤児について考えたのが いつなのか覚えていません 周りにそういう人達がいないからです
Washington-Dulles International AirportWashington-Dulles International Airport
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Átkozott, a ki elfordítja a jövevénynek, árvának és özvegynek igazságát! És mondja az egész nép: Ámen!
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Forbannet være den som bøier retten for en fremmed, en farløs og en enke! Og alt folket skal si: Amen.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Kirottu olkoon se, joka vääristää muukalaisen, orvon tai lesken oikeuden. Ja kaikki kansa sanokoon: `Amen`.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.객이나 고아나 과부의 송사를 억울케 하는 자는 저주를 받을 것이라 할 것이요 모든 백성은 아멘 할지니라
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Maldito aquele que perverter o direito do estrangeiro, do órfão e da viúva. E todo o povo dirá: Amém,
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Maledetto chi lede il diritto del forestiero, dell'orfano e della vedova! Tutto il popolo dirà: Amen
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Proklet bodi, kdor zvija pravico tujcu, siroti in vdovi! In vse ljudstvo naj reče: Amen!
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Przeklętym będziesz wchodząc, przeklętym i wychodząc.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.'Terkutuklah orang yang merampas hak orang asing, anak yatim piatu dan janda.' 'Amin!
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Verflucht sei, wer das Recht des Fremdlings, des Waisen und der Witwe beugt! Und alles Volk soll sagen: Amen.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Zlořečený, kdož převrací spravedlnost příchozího, sirotka a vdovy; a odpoví všecken lid: Amen.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Zlorečený, kto by prevrátil súd pohostína, siroty alebo vdovy. A všetok ľud povie: Ameň.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Проклет, който изкриви съда на пришелеца, на сирачето и на вдовицата. И всичките люде да кажат: Амин!
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.Проклят, кто превратно судит пришельца, сироту и вдову! И весь народ скажет: аминь.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.ארור מטה משפט גר יתום ואלמנה ואמר כל העם אמן׃
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.ملعون من يعوج حق الغريب واليتيم والارملة. ويقول جميع الشعب آمين.
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.向 寄 居 的 、 和 孤 兒 寡 婦 、 屈 枉 正 直 的 、 必 受 咒 詛 . 百 姓 都 要 說 、 阿 們
‹‹ ‹Yabancıya, öksüze, dul kadına haksızlık edene lanet olsun!› ‹‹Bütün halk, ‹Amin!› diyecek.向 寄居 的 、 和 孤兒寡婦 、 屈枉 正直 的 、 必 受 咒詛 . 百姓 都 要 說 、 阿們
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Älä vääristä muukalaisen äläkä orvon oikeutta, äläkä ota lesken vaatteita pantiksi.
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Chớ đoán xét bất công khách lạ hay là kẻ mồ côi; và chớ chịu cầm áo xống của người góa bụa.
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Chớ đoán xét bất_công khách lạ hay_là kẻ mồ_côi ; và chớ chịu cầm áo_xống của người góa_bụa .
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Du må ikke bøje Retten for den fremmede og den faderløse, og du må ikke tage Enkens Klædning i Pant.
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Du skal ikke bøie retten for en fremmed eller en farløs, og du skal ikke ta en enkes klær i pant.
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Du skall icke vränga rätten för främlingen eller den faderlöse, och en änkas kläder skall du icke taga i pant;
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Jangan merampas hak orang asing dan anak yatim piatu, dan jangan mengambil pakaian seorang janda untuk jaminan
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.jövevénynek [és] az árvának igazságát el ne csavard; és az özvegynek ruháját ne vedd zálogba.
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.너는 객이나 고아의 송사를 억울하게 말며 과부의 옷을 전집하지 말라
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Não perverterás o direito do estrangeiro nem do órfão; nem tomarás em penhor o vestido da viúva.
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Ne ovrzi pravice tujcu in siroti, tudi ne jemlji vdovi oblačila v zastavo.
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Nepřevrátíš soudu příchozímu neb sirotku, ani vezmeš v základu roucha vdovy,
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Nezohneš súdu pohostína alebo siroty ani nevezmeš do zálohu rúcha vdovy.
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Non lederai il diritto dello straniero e dell'orfano e non prenderai in pegno la veste della vedova
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız."No torcerás el derecho del forastero o del huérfano, ni tomarás en prenda la ropa de la viuda
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Pomnij na to, coć uczynił Amalek w drodze, kiedyście szli z Egiptu;
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Să nu te atingi de dreptul străinului şi al orfanului, şi să nu iei zălog haina văduvei.
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Δεν θελεις διαστρεφει την κρισιν του ξενου, του ορφανου, ουδε θελεις λαμβανει το ιματιον της χηρας ενεχυρον
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Да не изкривяваш съдбата на чужденеца, нито на сирачето, и да не вземаш дрехата на вдовицата в залог;
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.Не суди превратно пришельца, сироту; и у вдовы не бери одежды в залог;
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.לא תטה משפט גר יתום ולא תחבל בגד אלמנה׃
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.لا تعوج حكم الغريب واليتيم ولا تسترهن ثوب الارملة.
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.你 不 可 向 寄 居 的 和 孤 兒 、 屈 枉 正 直 、 也 不 可 拿 寡 婦 的 衣 裳 作 當 頭
‹‹Yabancıya ya da öksüze haksızlık etmeyeceksiniz. Dul kadının giysisini rehin almayacaksınız.你 不 可 向 寄居 的 和 孤兒 、 屈枉 正直 、 也 不 可 拿 寡婦 的 衣裳 作 當頭
Yani ata-erkil bir ortamda annemi dul bir kadın olarak görerek büyüdüm.Ahogy cseperedtem, figyeltem az elvált anyámat, egy patriarchális társadalomban.
Yani ata-erkil bir ortamda annemi dul bir kadın olarak görerek büyüdüm.Als ich aufwuchs, nahm ich meine Mutter also als Geschiedene in einem patriachischem Umfeld wahr.
Yani ata-erkil bir ortamda annemi dul bir kadın olarak görerek büyüdüm.Aşa că am crescut văzând-o pe mama mea, divorţată, într-un mediu patriarhal.