Her yıl dualarla anılır.Setiap hari mereka berdoa di sana.
Örneğin; ülke bayrağı, dua için kullanılan şala (Tallit’e) benzer.Berdasarkan jenis tahun tersebut, diadakan upacara yang disebut dengan Sambah pada sasih (bulan) Kalima.
Bu yüzden, kendisine bir evlat bahşetmesi için Tanrı'ya dua etti.Dia berdoa kepada Allah agar dikaruniai anak.
Toplu dua edilir.Doa-doa tambahan yang diucapkan.
Dualshock 3 kullanan oyuncular ise titreşim özelliğinden faydalanabilmektedir.Pengontrol Dualshock 3 juga menggunakan jenis baterai yang sama.
Biz simdi yerlerimize gidip duaya başlayalım.Maka kemudian Mama mulai berangkat ke Pesantren Keresek.
Keşişler dua etmek için kesin saati bilmek zorundaydılar.Sebuah biara lazimnya memiliki tempat khusus untuk sembahyang.
Anjali’nin duaları kabul olur ve aniden telefon çalar.Andara menutup telepon Taufan dan meneriman telepon dari Andara.
Bu suya çocuğu olmayan kadınlar gelip dua ederek suda yıkanırlarmış.Dalam upacara ini sang ibu yang sedang hamil dimandikan dengan air kembang setaman disertai doa.
Mezarlıklarda, geleneksel Yahudi duaları yerine bu mezmur okunur.Mazmur ini dibacakan saat upacara penguburan, menggantikan doa tradisional, selama hari raya orang Yahudi.
Kitâbu Duafâü's-Sagîr: Zayıf ravilerin hallerinden bahseder.Karena itulah, Buya Hamka menyebut bahwa sifat rendah hati itu memiliki istilah lain, yakni tahu diri.
Yunus balığın (dişi) karnından Tanrısı RAB'be şöyle dua etti...".Selama di perut ikan, Yunus berdoa kepada Tuhan.
İnsanlar, 1 Ağustos'ta buraya dünya barışı için dua etmeye gelirler.Kunjungan dilakukan untuk berdoa memohon kedamaian untuk tahun yang baru.
1278'de ağabeyi İmparator Duangzong'un ölümüyle tahta çıktı.Tahun 1278, Kaisar Duanzong yang sakit-sakitan wafat.
Yahudiler, her nerede olurlarsa olsunlar, şehrin yeniden kurulması için dua ettiler."Umat Yahudi di seluruh dunia berdoa menghadap ke arah batu ini.
Aziz Meryem Mesih’in Annesi bizim için Dua et.Santa Maria, doakanlah kami.
Bize dua etmekten başka bir şey düşmez.Kami tidak menyembah kecuali kepadaNya.
Bu arada halk yağmur duasına çıkar.Dengan demikian, air hujan akan mengalir kembali ke selokan.
Bu ikilik (düalite) kuralından büyüleyici özellikler ortaya çıktı.Keduanya sering sekali terkena hukuman (atau detensi).
Ben bir daha onlarla çalışmamak için dua ediyorum" dedi.Aku memberi tahu agenku bahwa aku tidak pernah ingin melakukannya lagi."
Ötümek (dua etmek), etmek (gücü yetmek) ve utağan (döl yatağı) anlamlarını içerir.Larangan menghina anak yatim dan menghardik orang-orang yang minta-minta.
Efsaneye göre, Papa IV. Leo takdis duası ile yangını kontrol altına aldı.Menurut Gereja Katolik, Paus Leo IV memadamkan api kebakaran itu dengan cara upacara pemberkatan.
“Benim Bütün Dualarım Seninle” - Yorumcu: Ertan Anapa.Saya memberkati Anda semua dari lubuk hati saya," begitulah pesan pertamanya.
Bir Altaylı’nın duasında şu ifadeler yer almaktadır: Sümer ulan taykam!Contoh: huruf Na dibubuhi ulu dibaca Ni; Ka dibubuhi suku dibaca Ku; Ca dibubuhi taling dibaca Cé.
Fakat bu dilden kalan son hatıra bir dua halen söylenmekte ve bilinmektedir.Dalam bahasa Melayu, ada dinamakan hikayat ini sebagai Hikayat Galilah dan Damunah.
Bize dua edin, ey ekselansları, Tesellimiz olun!Salam, kau bunda mulia, doakanlah kami semua.
Mezarlıkda Kur'an okunur ve dua edilir.Alkitab dibaca dan khotbah dibacakan.
Muhammed dua eder.Muhammad Nabi Untuk Semua.
Bazı geceler, dağlarla çevrili bir mağarada düzenli aralıklarla inzivaya çekilip dua etme alışkanlığı vardı.Muhammad kadang-kadang mengasingkan diri ke gua sebuah bukit hingga bermalam-malam untuk merenung dan berdoa.
Benim içn hayırlı dualar etti ve bana "Senin geleceğin çok muhteşem olacak." dedi.Perhatikanlah bahwa ketika seseorang mengatakan kepada anda, "Aku berdoa semoga kamu sejahtera."
Bu törende sürekli dua edilir ve kutsal yazılar okunurdu.Misa kemudian dilanjutkan, dan Litani para kudus dilantunkan.
Ve bu dualar genellikle ahlak ve ruh temizliği üzerine olurdu.Syair tersebut biasanya berisi tentang kehidupan dan ajaran agama.
Bu benim gelecek için edeceğim dua olurdu." dedi.Đó có thể là lời cầu nguyện của tôi trong tương lai."
Dual Diagnosis (İngilizce).Dual Diagnosis (bằng tiếng en-US).
Her maçtan önce diz çöker, kollarımı açar ve dua ederim." demiştir.Trước mỗi trận đấu tôi quỳ xuống, tôi mở cánh tay của tôi và cầu nguyện...
Ertesi gün, sabahtan akşama kadar dualar okunur.Ngày tiếp theo, người ta cầu nguyện từ sáng đến tối.
Şiva'ya dua etmeden önce Nandi'ye dua etmek önemlidir.Do đó, điều quan trọng trước hết phải cầu phúc lành từ Nandi trước khi đi đến thờ cúng vị chúa tể Shiva.
Onlarla gitmeyi reddetti ve koruma için Tanrı'nın Annesi'ne dua etmesine izin vermelerini istedi.Bà từ chối đi chung với bọn họ và đòi để cho bà cầu nguyện Mẹ Thiên Chúa phù hộ.
Dua ediyoruz.Tôi cầu nguyện.
Erişim tarihi: 19 Mart 2010. ^ "The Fame Monster: Limited Edition Dual Album CD". ladygaga.com.au.Truy cập ngày 19 tháng 3 năm 2010. ^ “The Fame Monster: Limited Edition Dual Album CD”. ladygaga.com.au.
Çok az konuşurlar, sürekli dua ederler.Doãn Văn dâng sớ, nhiều lần cầu xin.
Bir Dual Core 1.0 GHz işlemciye sahip ve Tizen işletim sistemini çalıştırır.Nó có vi xử lý lõi kép 1.0 GHz và chạy hệ điều hành Tizen.
Tanrı onların dualarını kabul eder.Thiên Chúa sẽ sớm nhận lời cầu nguyện của các con."
Yalnız Tanrı'ya dua edilmelidir.Chỉ cầu nguyện với một mình Thiên Chúa mà thôi.
Dua ederlerse bol yağmur yağar ve bereket gelir.Nếu rồng nghĩ ác cũng mưa, nghĩ thiện cũng mưa thì cũng do hạnh của mình mà làm mưa này.
Bektaşilerde ise dergahlarda toplanılarak, cem ayinleri yapılarak dualarla başlardı.Phải chăng họ ỷ lại vào các giáo sĩ chuyên nghiệp cầu nguyện là đủ rồi?
Zerdüştler günde birkaç sefer dua ederler.Các tín đồ Islam nhắc lại những câu này hàng ngày khi cầu nguyện.
Dua, bireysel ya da toplumsal olarak; özel ya da kamusal bir yerde edilebilir.Cầu nguyện có thể là cá nhân hoặc xã và nơi công cộng hay riêng tư.
Lisbet, tuzun üzerinde bir dua okurdu.Dormammu sử dụng một lỗ hổng trong lời thề của mình.
Benim yüzümden kaybetmeyelim diye dua ediyorum.Lý do tôi đến đây không phải là để yêu cầu các bạn tha thứ cho chúng tôi.
Evden kaçmaya çalışan Barbra, kamyoneti ile eve gelmiş olan Ben'e (Duane Jones) rastlar.Barbara chạy ra khỏi nhà, cô gặp 1 người đàn ông tên Ben (Duane Jones).
Söz veriyorum eğer o düzelirse onunla birlikte olamayacağım." diye dua eder.Nếu anh ấy sẽ không thực hiện lời cầu xin, ông ta sẽ không được ở vị trí hắn ở ngay bây giờ."
Onun yakında olduğunun farkına varınca, sadece bildiğin duaları okumak gerekir.Khi trưởng thành, bà biết được mình mắc chứng khó đọc.
Toplu dua edilir.Mạng lưới cầu nguyện.
Şüphesiz rabbim, gerçekten duayı işitendir.''主は耳を傾けて聞かれた。
Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler.彼らはわれわれに目を閉じて祈ることを教えた。
Yaptıkları ancak Rablerine karşı dua etme konumunda kalarak, neticeyi Allah'ın yaratmasını istemeleridir.城主のための祈祷は怠慢なく行うように指示されていた事が伺われる。
Yağmur duasının aslı da böyledir.あめみ 声 - しもがまちあき 雨のフェアリル。
Hatta ölüme giderken "Rabbim şu kuyu mezarım olsun," diye dua etmiştir.谷神とは老子にある「谷神死せずこれを玄牝という。
Bu günde, topluca oruç tutulur ve kişi günahlarından ötürü bağışlanmak için dua eder.しかしある日、東高の大津雅文と名乗る人物からしーのにラブレターが届く。