Bu dua yörelere göre değişir.و تختلف صلاة الاحتياط تبعا لاختلاف الشوك.
Sîn-lēqi-unninni'nin adı "Sîn (Ay Tanrısı), duamı kabul eden kişi" anlamına gelmektedir.سين-لقي-ونيني أسم يعني 'سين (إله القمر) هو الذي يقبل صلاتي'.
Mavi çizgileri Yahudi dua şalı talliti hatırlatır.يتميز بخطين أزرقين أفقيين للإشارة إلى التاليت (شال الصلاة اليهودي).
Ayrıca dua anlamına da gelir.و يتم تضمين الصلوات أيضاً.
1866'daki Paris Salonu'nda, Mezmurlarda dua eden Dukhoborlar resmini sergiledi.في صالون باريس 1866، عرض لوحة الدوخوبور يشدون بمزاميرهم.
Bir Altaylı’nın duasında şu ifadeler yer almaktadır: Sümer ulan taykam!حيث ذكر في القرآن: (أم حسبت أن أصحاب الكهف والرقيم كانوا من آياتنا عجباً) (سورة الكهف: الآية 9).
Allah'ım; Câfer'e mağfiret et Allah'ım; Abdullah bin Revâha'ya mağfiret et" şeklinde dua eder. ^ 45أسأل الله تعالى لهذا الفقيد السعيد الرحمة و المغفرة و علو الدرجة، و لذويه الصبر و الأجر.
Soluğum tükenince seni andım, ya RAB, Duam sana, kutsal tapınağına erişti.فرح نفس عبدك، لأني إليك يا رب رفعت نفسي.
Maçlardan önce de dua ediyorum. sözlerini söyledi.ما روي في سهو النبي ونومه عن الصلاة.
Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler.وترك الخروج عليهم ، والدعاء عليهم.
Duanın yakarış, şükran veya ibadet/övgü olarak farklı formları vardır.الأشكال الأساسية الصلاة هي الثناء، الدعاء، الشفاعة، و الشكر.
Dua, dindar Yahudinin yaşamında önemli bir yer işgal eder.فمن الصعب على اليهودى ان يحتل مركزا هاما في الجيش .
Bunun üzerine şöyle dua etmiş, “ Ya Rab, tarikatıma girenlere, bu sırrı bahşeyle!”.فقلت : يا رب أدخل الجنة من كان في قلبه خردلة ، فيدخلون ، ثم أقول : يا رب أدخل الجنة من كان في قلبه أدنى شيء .
Mezarlıklarda, geleneksel Yahudi duaları yerine bu mezmur okunur.تُستخدم المزامير في جميع أشكال العبادة اليهودية التقليدية.
“Kalkıp dua edin ki ayartılmayasınız."أوصيكِ ولا أرغمك»".
Duanıza icabet ederim.""امرؤ القيس". "
Yalnız Tanrı'ya dua edilmelidir.لا يسأل إلا الله وحده.
Dualizm basitçe, İmanı ve Aklı birbirlerinden koparır ve her ikisini farklı odalara yerleştirir.وينقسم الاتجاه العقلانى إلى وظيفتى التفكير والشعور وكليهما له اتجاهه الخاص.
Dua etmedi, beyanda bulunmadı ya da Müslümanlar tarafından provokatif olarak görülecek bir şey yapmadı.فلم يسألوهم عن شيء يتَّصل بالعقيدة ولم يعدلوا عما ثبت عن النبي .
Okuyacağı dualar Dua bölümünde belirtilmiştir.أكدت الرواية على أن يُقرأ الدعاء على طهارة.
"Bir turizm duayeni".واجهة عنيزة السياحية".
Secde sadece namazda değil, dua ederken de yapılan bir harekettir.أمَّا إنْ ارتدَّ في نفسه ولم يدْعُ غيره؛ فجزاؤه في الآخرة!
Bunun dışında büyü ile ilgili dualarda içerir.في الخيال إنه يشير إلى سحر الشر.
Dua ediyorum.إني أصلي
Dua edelim; Mary'e bir şey olmasın.فلندعوا. ألا يحدث شيء لماري
Yahudiler, her nerede olurlarsa olsunlar, şehrin yeniden kurulması için dua ettiler."Os judeus, onde quer que fossem, rezavam para a sua restauração."
Antik Mısır geleneğinde dünya yeri, göğü ve Duat'ı kapsar.Na tradição egípcia, o mundo inclui a terra, o céu e o Duat.
Organları kesilmiş olan Şemsun, Allah’a dua edip kendisini o halkın başına bela etmesini diledi.Nela há homens que adoram ser purificados; e Deus ama aqueles que são purificados.
BeBox Ekim 1995 (BeBox Dual603-66) yılında çıkmıştır.O BeBOX fez sua primeira tentativa em Outubro de 1995 (BeBox Dual603-66).
Bunu konuşmalar, dualar, müzik ve her iki ulusun millî marşları takip etmiştir.Seguiram-se discursos, orações, música e hinos nacionais das duas nações.
Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler.Eles nos ensinaram a rezar de olhos fechados.
II. Dönem'in açılışında Kur'an'dan âyet okuyup dua etmiştir.Então proferiu orações e leu os versículos do Alcorão.
Dualarınız için teşekkürler, annem için!".Obrigada pelas suas orações pela minha guerreira, minha mãe".
İşlemciler Ağustos 1996'da (BeBox Dual603e-133) 133 MHz'e yükseltilmiştir.Os processadores foram atualizados para 133 MHz em Agosto de 1996 (BeBox Dual603e-133).
İmparatorların ve hükümetin refahı ile çeşitli konularda danışmanlık yapmak için dua etti.Orava para o bem-estar dos imperadores e do governo, oferecendo aconselhamento sobre diversas questões.
Leonara, Padre Guardino, Fra Melitone ve diğer keşişler bir ayine başlayıp dua etmeye koyulurlar.Leonora, Padre Guardiano, Fra Melitone, e outros monges se juntam em oração.
İlk çocuğa Aziz'in duasından hemen sonra gebe kaldı.A concepção de seu primeiro filho seguiu-se imediatamente à oração do santo.
Bizler de Depresyon'un sona ermesi için dua ediyoruz." dedi.Nós também oramos pelo fim da Grande Depressão".
Ben bir daha onlarla çalışmamak için dua ediyorum" dedi.Mas eu não busquei a ideia de trabalhar com ele novamente".
Urchatz ורחץ – Ellerin dua okunmadan yıkanması.Urchatz (ורחץ - lavagem) - Lavagem de mãos.
Bana lutfettiği bu bilgi için yüce Allah’a duâcıyım.Agradeço muito a Deus pelas oportunidades que estou tendo aqui.
Tanrı'dan af dilemek için; Dua edilir, Af dilenir, Yardımda bulunulur.Abraço-te, reza por nós, temos disso muita necessidade.
Halk, içebildiği kadar şarap içer, içilen kap sayısı kadar dua eder.Quem paga uma bebida pode comer tanta comida quanta quiser.
Tanrı onların dualarını kabul eder.Para que Deus enviou suas preces?
Aynı zamanda yaralıların en kısa zamanda iyileşmesi için dua ediyoruz." ifaderine yer verildi.E rezo para que os feridos tenham rápida recuperação", escreveu.
Bu zamanlarda Müslümanlar Yahudiler gibi Kudüs yönüne dönüp dua ediyorlardı.Durante as sete voltas o muçulmano efectua orações.
ATi de CrossFire adını verdiği PCIe tabanlı bir dual-GPU sistemi geliştirmiştir.ATI também tem desenvolvido um sistema dual-GPU PCIe baseada no chamado CrossFire.
Ne objelerin seçme mal oluşu ne de adanan prestijin varlığı dua edenlerin dikkat merkezi değildir.Seja w o predicado: ser um predicado que não se predica.
Regina Blois Duarte (d.5 Şubat 1947) , Brezilyalı ünlü bir aktristir.Regina Blois Duarte (Franca, 5 de fevereiro de 1947) é uma atriz brasileira.
Fakat "İkindi Duası" canları da çalmaktadır.Coleção "Oração dos Pobres".
Dua ederler.E rezou.
Bu duayı üç kez ettikten sonra diğer duacıları kontrol ettiğinde onları uykuya dalmış buldu.Ele recitou esta oração três vezes, conferindo a situação dos apóstolos à cada vez e encontrando-os dormindo.
Dede korkut dua eder ve hikâye biter.Todos rezam para que a maldição termine.
Bu törende sürekli dua edilir ve kutsal yazılar okunurdu.Os Santos são sempre torturados.,escreveu uma vez.
Duazdeh Farsça olup oniki (12) anlamına gelmektedir.Por exemplo (dois fás na pauta, um grupetto inferior entre os dois): fá-mi-fá-sol.
Ora et labora Dua et ve çalış.Levante cedo e trabalhe.
Dua etmeye Delphoi'daki Themis tapınağına gittiler.Eles foram chamados para o templo de Argus.
Bu anlar, şaman dualarının en tesirli olduğu anlardır.Ele é o que mais obedece as ordens de Durão.
Dua ediyoruz.Eu estou orando.
Benim yüzümden kaybetmeyelim diye dua ediyorum.Ao pedir perdão não pedimos o esquecimento.