dua etmek ile cümle
dua etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Dua etmek istermisiniz?" dedim.¿Quieren rezar?"
Dua etmek istermisiniz?" dedim."Vocês rezam? Vocês querem rezar?"
Dua etmek istermisiniz?" dedim.Voulez-vous prier ?"
Dua etmek istermisiniz?" dedim.Vreţi să vă rugaţi?"
Dua etmek istermisiniz?" dedim.Willen jullie bidden?"
Dua etmek istermisiniz?" dedim.Ви хочете молитися?"
Dua etmek istermisiniz?" dedim.Вы хотите помолиться?"
Dua etmek istermisiniz?" dedim.Искате ли да се молите?"
Dua etmek üzere yere çökmesi, bir haftasını aldı.그것은 1 주일 전에 그 절 기도에 자신을 강제 수 했다.
Dua etmek üzere yere çökmesi, bir haftasını aldı.Es dauerte eine Woche bevor er sich dazu bringen konnte sich im Gebet zu verbeugen.
Dua etmek üzere yere çökmesi, bir haftasını aldı.Του πήρε μια εβδομάδα για ν'αναγκαστεί να σκύψει να προσευχηθεί.
Dua etmek üzere yere çökmesi, bir haftasını aldı.أخذ مدة أسبوع قبل أن يجبر نفسه لأن يركع للصلاة.
Eğer zaten onun istediğini yapacaksan dua etmek ne işe yarıyor.Entonces cual es el punto en rezar en primer lugar? si el va a hacer lo que el quiere de todas maneras?
Eğer zaten onun istediğini yapacaksan dua etmek ne işe yarıyor.Ma qual è il punto di pregare,in primo luogo,se poi fa quello che vuole comunque.
Eğer zaten onun istediğini yapacaksan dua etmek ne işe yarıyor.Тогава какъв е смисълът да се молите, ако ще направи каквото пожелае?
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.A rozpuściwszy lud, wstąpił na górę z osobna, aby się modlił; a gdy był wieczór, sam tam był.
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.A rozpustiac zástupy vyšiel na vrch osobitne modliť sa. A keď bol večer, bol tam sám.
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.A rozpustiv zástupy, vstoupil na horu soukromí, aby se modlil. A když byl večer, sám byl tam.
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.Congedata la folla, salì sul monte, solo, a pregare. Venuta la sera, egli se ne stava ancora solo lassù
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.In razpustivši množice, odide sam posebe na goro molit. Ko pa nastane noč, je bil tu sam.
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.무리를 보내신 후에 기도하러 따로 산에 올라가시다 저물매 거기 혼자 계시더니
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.Tendo-as despedido, subiu ao monte para orar � parte. Ao anoitecer, estava ali sozinho.
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.Una vez despedida la gente, subió al monte para orar a solas; y cuando llegó la noche, estaba allí solo
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.Xong rồi , Ngài lên núi để cầu_nguyện riêng ; đến chiều_tối , Ngài ở đó một_mình .
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.Xong rồi, Ngài lên núi để cầu nguyện riêng; đến chiều tối, Ngài ở đó một mình.
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.А відпустивши народ, зійшов на гору самотою молитись; і як настав вечір, був там один.
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.И като разпусна народа, качи се на бърдото да се помоли насаме. И като се свечери, Той беше там сам.
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.И, отпустив народ, Он взошел на гору помолиться наедине; и вечером оставался там один.
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.ואחרי שלחו את העם עלה ההרה בדד להתפלל ויהי ערב והוא לבדו שמה׃
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.وبعدما صرف الجموع صعد الى الجبل منفردا ليصلّي. ولما صار المساء كان هناك وحده.
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.散 了 眾 人 以 後 、 他 就 獨 自 上 山 去 禱 告 . 到 了 晚 上 、 只 有 他 一 人 在 那 裡
Halkı gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.散了 眾人 以後 、 他 就 獨自 上山 去 禱告 . 到了 晚上 、 只有 他 一 人 在 那裡
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.Alles loopt op zijn einde. Wees daarom kalm en nuchter, anders kunt u niet bidden.
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.A vége pedig mindennek közel van. Annakokáért legyetek mértékletesek és józanok, hogy imádkozhassatok.
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.A všetkému sa priblížil koniec.
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.A wszystkiemuć się koniec przybliża.
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.El fin de todas las cosas se ha acercado. Sed, pues, prudentes y sobrios en la oración
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.Es ist aber nahe gekommen das Ende aller Dinge.
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.만물의 마지막이 가까왔으니 그러므로 너희는 정신을 차리고 근신하여 기도하라
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.La fin de toutes choses est proche. Soyez donc sages et sobres, pour vaquer à la prière.
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.La fine di tutte le cose è vicina. Siate dunque moderati e sobri, per dedicarvi alla preghiera
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.Mas já está próximo o fim de todas as coisas; portanto sede sóbrios e vigiai em oração;
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.Men alle Tings Ende er kommen nær; værer derfor årvågne og ædru til Bønner!
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.Men alle tings ende er kommet nær; vær derfor sindige og edrue så I kan bede,
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.Men änden på allting är nu nära. Varen alltså besinningsfulla och nyktra, så att I kunnen bedja.
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.Mutta kaiken loppu on lähellä. Sentähden olkaa maltilliset ja raittiit rukoilemaan.
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.Sfîrşitul tuturor lucrurilor este aproape. Fiţi înţelepţi dar, şi vegheaţi în vederea rugăciunii.
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.Sự cuối cùng của muôn vật đã gần; vậy hãy khôn ngoan tỉnh thức mà cầu nguyện.
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.Sự cuối_cùng của muôn vật đã gần ; vậy hãy khôn_ngoan tỉnh thức mà cầu_nguyện .
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.Vsega konec pa se je približal. Bodite torej pametni in trezni za molitve;
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.Všemuť se pak přibližuje konec.
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.Παντων δε το τελος επλησιασε. Φρονιμως λοιπον διαγετε και αγρυπνειτε εις τας προσευχας
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.Впрочем близок всему конец. Итак будьте благоразумны и бодрствуйте в молитвах.
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.Усьому ж конець наближив ся. Будьте ж оце мудрі і тверезі до молитов.
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.הן קץ הכל קרב לכן היו צנועים וערים להתפלל׃
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.وانما نهاية كل شيء قد اقتربت. فتعقلوا واصحوا للصلوات.
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.萬 物 的 結 局 近 了 . 所 以 你 們 要 謹 慎 自 守 、 儆 醒 禱 告
Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun.萬物 的 結局 近 了 . 所以 你 們要 謹慎 自守 、 儆醒 禱告
İşçi iş zamanında örneğin dua etmek isterse bunu önceden kararlaştırılan molalarda yapmalıdır.إذا كان العامل يريد أن يصلي في منتصف يوم العمل فذلك يجب أن يحدث خلال فترة الاستراحة المتفق عليها.
Moav halkı tapınma yerine çıkarak kendini yoruyor, Dua etmek için tapınağa gidiyor, ama hepsi boşuna!모압 사람이 그 산당에서 피곤하도록 봉사하며 자기 성소에 나아가서 기도할지라도 무효하리로다
İlgili Sayfalar