Ey iman edenler! Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir toplulukla dostluk kurmayın!O People who Believe!
Ey inananlar, Allah'ın gazab ettiği kimselerle dostluk etmeyin.O ye who believe! befriend not a people against whom Allah is Wroth.
Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir toplulukla dostluk kurmayın!Take not as friends the people who incurred the Wrath of Allah (i.e. the Jews).
Onlardan birçoğunun, küfre sapanlarla dostluk kurduklarını görürsün.You will see many of them befriending those who disbelieve.
Hırvatlar dostluk maçını 2-0 kazandılar.The Croats won the friendly match, 2-0.
Hu, o dönemde ülkelerin daha da derinleşen bir dostluk kurduklarını söyledi.Hu said that in that time, the countries have formed an ever-deepening friendship.
Josipoviç Belgrad'ı ziyaret etti, dostluk ilişkilerini perçinlediJosipovic visits Belgrade, cements friendlier ties
Kosovalı lider Taki'den Tadiç'e dostluk eliKosovo's Thaci offers "handshake" to Tadic
Birinci Dünya Savaşı Trajedisi Gelibolu'ya Dostluk GetirdiWorld War I Tragedy Brings Friendship in Gallipoli
Kosovalı Arnavutlar Sırbistan ile dostluk anlaşması önereceklerKosovo Albanians to table friendship treaty with Serbia
Hırvatistan-Avusturya Kültür ve Dostluk Günleri Salzburg'da resmen başladı.The Days of Croatian-Austrian Culture and Friendship officially opened in Salzburg.
Yunanistan İle Türkiye Arasında Dostluk EsintileriGreece, Turkey Signal Warming Ties
Türkiye, yangınların kavurduğu Yunanistan'a dostluk eli uzattıTurkey extends hand of friendship to fire-ravaged Greece
Dostlukları, eski Yugoslavya'nın parçalanmasıyla sona ermişti.Their friendship ended with the dissolution of the former Yugoslavia.
Bunlar ömür boyu dostluklardır." şeklindeki sözleri kaydedildi.These are friendships for life," Sladjana Popovic, the fan club co-ordinator, was quoted as saying.
Aynı şekilde, Yunanistan'a dostluk ve iyi komşuluk elimizi uzatıyoruz."Again, we offer our hand of friendship and good neighbourly relations to Greece."
Harvey: Çok kolay - dostluklar.Harvey: That is easy -- the friends.
Gece olduğunda, daha fazla eğlence, müzik ve dostlukla söz yine Petrovaradin'in oluyordu.At night, it was back to Petrovaradin for more fun, music and friendship.
İki ülke arasındaki ilişkiler uzun bir dostluk geleneğini yansıtıyor.Ties between the two countries reflect a long tradition of friendship.
Ziyarette, ABD Kongresi'nde yeni kurulan Dostluk Grubu da tanıtıldı.The visit also promoted the newly established Friendship Group in the US Congress.
Günümüzde çok tanımış ünlü isimlerle dostluklar kurdu.He established friendships with well-known names today.
Daha nicesi, önemli iş adamları, siyasetçileri ve başkanları ile dostluklarını devam ettirdi.Many more, she maintained her friendships with important businessmen, politicians and presidents.
Seride kendi hayallerini kovalayan iki arkadaşın dostlukları ve yaşamları anlatılmaktadır.The series chronicles their friendship and their lives as each chases her dreams.
Aynı zamanda Umman ve Tunus meclis dostluk gruplarının da bir üyesidir. [1]She is also a member of the parliamentary friendship groups with Oman and Tunisia.[3]
Miguel Alemán kişiel dostluklarından dolayı Ruiz Cortines'e sekreteri olması teklifinde bulundu.Miguel Alemán asked Ruiz to join him as his sub-secretary because of their personal friendship.
27 Mayıs 1996 Maladzeçna, Beyaz Rusya Belarus 2- 2 2-2 Dostluk maçı27 May 1996 Maladzyechna, Belarus Belarus 2-2 2-2 Friendly
Tuaev, SSCB için ilk maçına 1 Ekim 1967'de İsviçre'ye karşı dostluk maçında çıktı.Tuaev made his debut for USSR on 1 October 1967 in a friendly against Switzerland.
Ayrıca 2006'da 2 dostluk maçı [1], 2007'de 4 [2] ve 2008'de 2 maç oynadı.[4]He also played 2 friendlies i[4] 4 in 2006,[5] 2 in 2007[6] and 2 in 2008.
1 Mart 2006 Ta 'Qali Ulusal Stadyumu, Attard Malta 2–0 2–0 Dostluk maçı 2.1 March 2006 Ta' Qali National Stadium, Attard Malta 2–0 2–0 Friendly 2.
1985'te L'Amour la Fantasia ile Fransız-Arap Dostluk Ödülü'nü kazandı.[1]In 1985, she won the Franco-Arab Friendship Prize, for L'Amour la Fantasia.[13]
Amphictyonis/Amphictyonis, Yunan şarap ve dostluk tanrıçası.Amphictyonis/Amphictyonis, Greek goddess of wine and friendship.
Jacobi 1844'te tamamen emekli olarak Berlin'e taşındı ve dostlukları daha da yakınlaştı.In 1844, Jacobi moved to Berlin as a royal pensioner, their friendship becoming even closer.
Karşılaşma, uzun süreli bir işbirliği ve dostluk ile sonuçlandı.The encounter resulted in a long-lasting collaboration and friendship.
Pek çok öğrenci onun etrafında toplandı ve onlarla dostluk içinde yaşadı.Many students gathered around him, and he lived with them in genial friendship.
Barış ve Dostluk Antlaşması 4 Haziran 1918'de imzalandı.The Treaty of Peace and Friendship was signed on 4 June 1918.
Dostluk 7, California sahiline yaklaştı.Friendship 7 neared the California coast.
Festivalin sloganı Saldırgan Emperyalist Paktlara Karşı, Barış ve Dostluk İçin idi.The motto of the festival was For Peace and Friendship – Against the Aggressive Imperialist Pacts.
Karadağ ile Sırbistan arasındaki dostluk, 19'uncu yüzyıldaki Osmanlı-Karadağ Savaşı'na uzanır.Friendship between the states of Montenegro and Serbia is long-standing.
Orta Asya hükümdarları Harzemşahlarla dostluk ilişkileri kuruldu.Friendly relations with Khwarazm Shahs, the rulers of Central Asia, were founded.
Dostluk Nişanı[1] Onur Nişanı[1]Order of Friendship[1] Order of Honour[3]
Zambiya 2021'de turnuvadan çekildi. [note 1] F Sadece dostluk maçlarında oynadı.Zambia withdrew in 2021.[note 1] F Just played friendly matches.
Geleceğin tıp adamı ve Sun Dance Şefi Thomas Yellowtail ile bir dostluk kurdular.They formed a friendship with Thomas Yellowtail, the future medicine man and Sun Dance Chief.
Bu vesileyle yeni dostluklar da kuruldu.New friendships were made on this occasion also.
Aralarında kısa sürede bir dostluk oluştu.A friendship soon transpired.
Dostluk herkes için aynı anlama sahip değilmiş gibi görünüyor.Freundschaft scheint nicht für jeden die gleiche Bedeutung zu haben.
İşte gerçek dostluk budur.Dies sei sein Wahrer Wille.
Bu boşanmadan sonra da dostlukları devam etmiştir.Nach dieser Geburt ließen sich die Eheleute scheiden.
1986'da her iki ülkede barış, dostluk ve işbirliği antlaşması imzaladı.Am 15. März 1967 unterzeichneten beide Staaten den Vertrag über Freundschaft, Zusammenarbeit und Beistand.
Udo Steinke'nin Heinrich Böll, Willy Brandt ve Hans-Dietrich-Genscher ile sıkı dostluk bağları vardı.Steinke war u. a. mit Heinrich Böll, Willy Brandt und Hans-Dietrich Genscher befreundet.
"Azerbaycan-Kazakistan Dostluk Derneği" Sosyal Birliği'nin kurucusudur.Außerdem ist er Mitbegründer des Vereines Freundschaftsgesellschaft Aserbaidschan-Kasachstan.
Türkiye'ye döndüğünde bir süre Türkiye'nin ilk bayan futbol takımı Dostlukspor'da oynadı.Für einige Zeit spielte sie in der ersten türkischen Frauenfußballmannschaft Dostlukspor.
Sıra arkadaşı olan Christian ile çok iyi bir dostluk kurmuştur.Mit Anne verbindet ihn nach und nach eine gute Freundschaft.
Bu sırada Marlon Brando ile dostluk kuracaktır.Dazu konnte er etwa Marlon Brando gewinnen.
Bunlara dostluk maçları denir.Diese Spiele sind aus heutiger Sicht als Freundschaftsspiele zu bezeichnen.
Özellikle büyük besteci Johannes Brahms'a yakın bir dostlukla bağlıydı.Mit Johannes Brahms stand er in freundschaftlichem Kontakt.
Ayrıca, 1855 ve 1857'de dostluk antlaşmaları imzaladığı İngilizlerle de bir uzlaşma sağladı.1855 und 1857 unterzeichnete Dost Mohammed Freundschaftsverträge mit den Briten.
Yabancı ülkelere dostluk ziyaretlerinde bulundu.Ihre Veranstaltungen wurden eifrig von ausländischen Diplomaten besucht.
Ne var ki aşk ve dostluk arasındaki sınır çizgisi zayıftır.Zwischen Arglosigkeit und Wehrlosigkeit besteht ein Kausalzusammenhang.
Aralarında bir dostluk oluşur.Zwischen den beiden entsteht eine Freundschaft.
Son kez 11 Mart 1992'de ABD ile oynanan dostluk müsabakasında oynadı.Am 11. März 1992 bestritt er in einem Freundschaftsspiel gegen die USA sein letztes Spiel für die 'Selección'.