Bu boşanmadan sonra da dostlukları devam etmiştir.Pärast puhkeperioodi armumäng jätkub.
Şampiyonaya katılan takımlar, yani Dostluk Takımları, bir Kura Çekimi ile oluşturuldu.Meistrivõistlustel osalevad meeskonnad – sõprusmeeskonnad – pannakse paika avalikul loosimisüritusel.
Böylece ikisi arasında sıkıntılı ve zor bir dostluk süreci başlamıştır.Sellest sai alguse nende pikk ja keerukas sõprus.
Çocuk Basın Merkezi ilk olarak 2014'teki Dostluk için Futbol programı çerçevesinde organize edilmişti .Esimest korda korraldati see kava „Jalgpall sõpruseks” raames 2014. aastal.
1938 - Fransa ve Almanya dostluk anlaşması imzaladı.1926 – Saksamaa ja Nõukogude Liit sõlmisid sõpruslepingu.
Victor Dreke Küba-Afrika Dostluk Birliği'nin başkan yardımcısıdır.Wiredu on Üleaafrikalise Filosoofianõukogu asepresident.
1978 - Sovyetler Birliği, Afganistan ile 20 yıllık dostluk anlaşması imzaladı.1928 – Itaalia kirjutas Etioopiaga alla sõpruslepingu 20 aastaks.
"'Kanlı Pazar'dan dostluk derbisine".Oli "Ristirahva Pühapäeva Lehe" kaastööline.
30 Mayıs 2008 tarihinde, ilk millî golünü İskoçya ile yapılan dostluk maçında attı.30. novembril 2013 andis protsess Rajacas välja tõenäoliselt esimese omalaadse virtuaalse kontserdi maailmas.
Artık bilim ve din arasında beş sene önce gözlerimle görsem inanmayacağım bir dostluk anlaşması söz konusu.5년전엔 상상할 수도 없었던 과학계와 종교계의 화해가 이루어지고 있습니다. 종교계에서
Artık bilim ve din arasında beş sene önce gözlerimle görsem inanmayacağım bir dostluk anlaşması söz konusu.אנחנו רואים הסכמה ידידותית בין מדע לדת שלפני חמש שנים לא הייתי מאמין שתהיה אפשרית, כשהקהילה האוונגליסטית
Artık bilim ve din arasında beş sene önce gözlerimle görsem inanmayacağım bir dostluk anlaşması söz konusu.أننا نشهد الوفاق الودي بين العلم والدين قبل الخمس سنوات وسوف لا يكون اعتقدت، كالطائفة الإنجيلية
Artık bilim ve din arasında beş sene önce gözlerimle görsem inanmayacağım bir dostluk anlaşması söz konusu.信じることが出来なかったでしょう 教会のコミュニティーが 地球温暖化の危機的状況を 理解してきてくれたのです
Ben kabul ediyorum, ama bizim dostluk için içerim, bunu sizin için yaparım.lecz teraz wypij to za naszą przyjaźń, przez to poczujesz się lepiej.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.A bölcseség-szeretõ ember megvidámítja az õ atyját; a ki pedig a paráznákhoz adja magát, elveszti a vagyont.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Chi ama la sapienza allieta il padre, ma chi frequenta prostitute dissipa il patrimonio
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Cine iubeşte înţelepciunea înveseleşte pe tatăl său, dar cine umblă cu curvele risipeşte averea. -
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Človek, ktorý miluje múdrosť, obveseľuje svojho otca; ale ten, kto sa druží so smilnicami, premrhá majetok.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Den som älskar vishet gör sin fader glädje; men den som giver sig i sällskap med skökor förstör vad han äger.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Een vader is blij met een verstandige zoon, maar een hoerenloper jaagt zijn geld erdoor.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.El hombre que ama la sabiduría alegra a su padre, pero el que se junta con prostitutas malgasta sus bienes
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.En mann som elsker visdom, gleder sin far; men den som holder vennskap med skjøger, øder sitt gods.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Hvo Visdom elsker, glæder sin Fader, hvo Skøger omgås, bortødsler Gods.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Kdor ljubi modrost, razveseljuje očeta svojega, kateri se pa druži z vlačugami, zapravlja blago.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.지혜를 사모하는 자는 아비를 즐겁게 하여도 창기를 사귀는 자는 재물을 없이하느니라
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Mąż, który miłuje mądrość, uwesela ojca swego; ale kto chowa nierządnicę, traci majętność.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Muž, kterýž miluje moudrost, obveseluje otce svého; ale kdož se přitovaryšuje k nevěstkám, mrhá statek.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Người ưa mến sự khôn ngoan làm cho cha mình được vui vẻ; Còn kẻ kết bạn với người kỵ nữ phá tan của cải mình.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.O que ama a sabedoria alegra a seu pai; mas o companheiro de prostitutas desperdiça a sua riqueza.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Siapa suka kepada hikmat, menyenangkan hati ayahnya. Siapa bergaul dengan pelacur memboroskan uangnya
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Un homme qui aime la sagesse réjouit son père, Mais celui qui fréquente des prostituées dissipe son bien.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Viisautta rakastavainen on isällensä iloksi, mutta porttojen seuratoveri hävittää varansa.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Wer Weisheit liebt, erfreut seinen Vater; wer aber mit Huren umgeht, kommt um sein Gut.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Който обича мъдростта, радва баща си, Но който дружи с блудници, разпилява имота му .
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.Человек, любящий мудрость, радует отца своего; а кто знается с блудницами, тот расточает имение.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.איש אהב חכמה ישמח אביו ורעה זונות יאבד הון׃
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.من يحب الحكمة يفرّح اباه ورفيق الزواني يبدد مالا.
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.愛 慕 智 慧 的 、 使 父 親 喜 樂 . 與 妓 女 結 交 的 、 卻 浪 費 錢 財
Bilgeliği seven babasını sevindirir, Fahişelerle dostluk eden malını yitirir.愛慕 智慧 的 、 使 父親喜樂 . 與 妓女 結交 的 、 卻浪費 錢財
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.Bagi kita dan mereka, bermain adalah fondasi dari persahabatan dan memupuk toleransi.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.Dla nich jak i dla nas zabawa to podstawa budowania związków i rozwijania tolerancji.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.Đối với chúng ta và chúng, chơi đùa là nền tảng để liên kết những mối quan hệ và nuôi dưỡng sự bao dung.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.För oss och dem, är lek grundläggande för att skapa relationer och skapa tolerans.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.Für uns und sie ist Spiel grundlegend für die Bindung von Beziehungen und die Pflege der Toleranz.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.놀이란 인간과 침팬지에게 있어 긴밀한 유대를 형성하고 인내심을 길러주는 근본적인 것입니다.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.Nekünk és nekik a játék a kapcsolatok megerősítésének alappillére és elősegíti a toleranciát.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.Para nosotros y para ellos el juego es fundamental para establecer vínculos y fomentar la tolerancia.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.Pentru noi și pentru ei, joaca are un rol fundamental în stabilirea legăturilor și consolidarea toleranței.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.Per noi, e per loro, il gioco sta alla base dei legami relazionali e rafforza la tolleranza.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.Pro nás stejně jako pro ně je hra základem pro navazování vztahů a posilování tolerance.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.Για εμάς και εκείνους, το παιχνίδι είναι θεμελιώδες για τη σύναψη σχέσεων και την προώθηση της ανοχής.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.Для нас і для них гра - основа для встановлення стосунків та виховання толерантності.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.Для нас, как и для них, играть значит выстраивать взаимоотношения и развивать терпимость к партнеру.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.За тях и нас, играенето е основополагащо за траещи взаимоотношения и насърчаване на толерантност.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.עבורנו ועבורם, המשחק הוא בסיסי בביסוס קשרים ובעידוד סובלנות.
Bizim için, onlar için, oyun, dostluklar kurmak ve toleransları artımak için bir temeldir.関係を強め 寛容さを育む上で 遊びは基礎となります 遊びを通して 信じることや
Bu iliskilerin, dostluklarin olumudur; ailenin, ortak yasam alaninin dayanak ve butunlugunun olumudur.É a morte de relacionamentos, companheirismo, apoio e da integridade de ambientes familiares e comunitários.
Bu iliskilerin, dostluklarin olumudur; ailenin, ortak yasam alaninin dayanak ve butunlugunun olumudur.Vele halnak kapcsolatok, társaságok, a családi és közösségi környezet támogatottsága és épsége.
Bu iliskilerin, dostluklarin olumudur; ailenin, ortak yasam alaninin dayanak ve butunlugunun olumudur.Это смерть отношений, дружбы, поддержки и целостности семейных и общественных связей.
Bunu hepimiz istiyoruz. Çoğu insan dostlukla yetiniyor çünkü aşk fazla korkutucu.우린 모두 그걸 원합니다. 많은 사람들이 사랑이 너무 두렵기 때문에