Lescat, Aksiyon française (AF) monarşist hareketinin lideri olan Charles Maurras ile özel bir dostluk kurdu.Barrès estava perto de Charles Maurras fundador de Acção Française, um partido monárquico.
Yeniden arkadaşlarımızın yanına döndüğümde dostlarım sevindiler.É uma honra tocar ao lado de meus parceiros novamente.
Zakhaev'in askerleri bir süre sonra gelir ve dost kuvvetler ile mücadeleye girişir.As forças de Zakhaev chegam ao local e começam a confrontar os membros da força de ataque.
Heykel Fransa ve ABD arasındaki dostluk ve saygıyı temsil etti.Esta combinação simboliza o respeito e amizade entre europeus e africanos.
Autobot'lar insan dostlarıyla son kez vedalaşır fakat Ratchet Dünya'da kalır.Ao final da temporada, Maddy diz adeus a seus amigos e confessa seu amor por Rhydian.
Monica kendisinden 21 yaş büyük aile dostları Richard (Tom Selleck) ile çıkmaya başlar.Monica começa a namorar Richard (Tom Selleck), recentemente divorciado e 21 anos mais velho que ela.
Ghost,Roach ile çok iyi dosttur.Troll é amigável com Betty e Rocky.
Hızır Çakırbeyli ve dostlarına ihanet eder.Ele tem o habito de fazer trocadilhos ruins para seus clientes e amigos.
Momo'ya şefkatle yaklaşır ve zamanla aralarında sıcak bir dostluk gelişir.Ao princípio tem problemas com Cristina, mas ao longo do tempo desenvolvesse-se uma linda e grande amizade.
Champlain kısa süre içinde Algonquin ve Montagnais topluluklarının dostluğunu kazandı.Champlain rapidamente aliou-se com as tribos indígenas algonquinos e os montagnais.
Hindistan'da Mohandas K. Gandhi ile bir dostluk kurdu.Mohandas K. Gandhi compartilhava desta visão.
İkisinin dostluğu mükemmeldir.O entendimento entre os dois parecia perfeito.
Bu boşanmadan sonra da dostlukları devam etmiştir.Apesar do divórcio permaneceram amigos.
Onlar şimdi dostça bir ilişkisin sürdürmektedir.Atualmente mantém uma relação amigável com a irmã.
Böylece ikisi arasında sıkıntılı ve zor bir dostluk süreci başlamıştır.A partir de então, começa uma intensa e complicada relação entre os três.
Tamamıyla dostçuldur.E é óbvio que ela é amigável.
O çok duygulu..çok kibar..ve çok iyi...ve çok da dostca.É Muito divertido, simpático e muito amigável.
Beklenenin aksine karşılaşmaları dostça geçmektedir.Suas amigas, ao contrário, tornam-se agressívas.
Burada dost bir vatanın toprağındasınız.É no nome de um cara lá, de um amigo meu.
Sid ile geçinemese bile dostudur.Ela então conversa com Sid.
Budala, Dostoyevski'nin dört büyük romanından biridir.Idiot) é um dos principais romances de Fiódor Dostoiévski.
Zira dostluk, ilme devamı sağlar.Bon Iver ganha como Revelação.
Wheeljack'ın eski dostudur.O Bando do Velho Jack.
Reşidiler kuzeyde Osmanlı İmparatorluğu ile dostça ilişkiler sürdürdüler.Os emires Raxidi cooperaram estreitamente com o Império Otomano.
İyi bir dosttur.É uma boa pessoa.
Kahveye şairin dostu Roucher girer, yaklaşarak kendisi için bir pasaport sağladığını bildirir.Seu amigo Roucher o aconselha a partir e consegue um passaporte.
Bu, bir ticaret anlaşması ve dostluk ittifakı niteliği de taşıdı.No entanto, mantêm um relacionamento amigável e colaboração a nível de negócios.
Ömrünün sonuna kadar bir Hak dostu olarak yaşar.Ele sempre permaneceu um grande amigo dela até ao fim da sua vida.
2005 Kültürün Kökenleri, Dost y.São Paulo, Cultura Cristã, 2005.
Tanis'in bütün grup arkadaşlarıyla iyi ilişkileri vardır, yine de en eski dostu Flint'tir.Tem uma paixão secreta por Howie, além de ser sua fã número um.
Avatar Roku kazandı ama eski dostluklarının hatırına onun canını bağışladı.Gavião Arqueiro o convenceu a desistir da vingança, às custas da longa amizade deles.
Suavi; hırçın, aşırılıklarla dolu, uyumsuz, iddialı, dost tutamayan bir insandı.Havia, ali, estranheza, uma face não iluminada, misteriosa.
Çocuklar arasında yeni dostluklar kurulur ve yeni arkadaşlıklar başlar.Raramente, tomava a iniciativa de fazer novos amigos.
Tersine Dr. Hegner'in dostluğumuzun anısına onları saklayacağını düşünüyorum."«Quem vai devolver a paz do professor Hicheur?».
6 Ocak 2015'te Sparks eşi Cathy ile dostane bir şekilde ayrıldığını duyurdu.O escritor anunciou a 7 de janeiro de 2015 que se separou da mulher, Cathy Sparks, após uma união de 25 anos.
Bu yardımlaşma neticesinde aralarında büyük bir dostluk oluşur.Nasce, então, uma grande amizade entre eles.
Halk oldukça misafirperverdir.Tüm ahali sevecen ve dost canlısıdır.As pessoas são muito hospitaleiras e as fãs, muito acolhedoras e carinhosas.
Öldüğünde o da kardeşleri gibi ölümün dostu olarak gitmiş.Assim a Morte levou para si o irmão mais velho.
Fakat birbirlerini tanıdıkça kısa sürede dost olurlar.Hun leven lang zouden zij bevriend blijven.
Rusya'da, Futbol ve Dostluk günü 25 Nisan'da 11 şehirde kutlandı.In Rusland werd de dag van voetbal en vriendschap gevierd op 25 april in 11 steden.
Nizhny Novgorod ve Kazan'da Futbol ve Dostluk Günü 5 Mayıs'ta kutlandı.Op 5 mei werd de dag van voetbal en vriendschap gevierd in Nizjni Novgorod en Kazan.
2016 yılında Futbol ve Dostluk Günü 32 ülkede kutlandı.In 2016 werd de dag van voetbal en vriendschap gevierd in 32 landen.
İlk Dostluk İçin Futbol uluslararası çocuk forumu 25 Mayıs 2013'te Londra'da düzenlendi.Het eerste internationale kinderforum van Voetbal voor Vriendschap werd gehouden op 25 mei 2013 in Londen.
Festivalde dostluk futbol maçları ve başka etkinlikler düzenlendi.Tijdens het festival waren er vriendschappelijke voetbalwedstrijden en andere evenementen.
2015 yılında Futbol ve Dostluk Günü 24 ülkede kutlandı.In 2015 werd de dag van voetbal en vriendschap gevierd in 24 landen.
4 Temmuz'u Filipin-Amerikan Dostluk Günü ilan etti.4 juli werd uitgeroepen tot Republic Day en Philippine-American Friendship Day.
2017 yılında Futbol ve Dostluk Günü 64 ülkede kutlandı.In 2017 werd de dag van voetbal en vriendschap gevierd in 64 landen.
Zor, kötü bir çocuk gibi görünmek ister, ama konu dostluk olunca sadık ve dürüsttür.Hij wil eruitzien als een stoere bad-boy, maar is trouw en serieus als het gaat om vriendschappen.
Holmboe ile Abel yakın dost oldu.Holmboe en Abel werden goede vrienden.
Seçkin kullarının dostudur.Haar huisgenoten zijn Jólaköttur (de kerstkat).
Bu, kolay alınmış bir karar değildi, ölenlerin çoğu hem sınıf arkadaşları hem de yakın dostlarıydı.Dit besluit viel erg zwaar daar veel van de gestorvenen voormalige klasgenoten en vrienden waren.
Şampiyonaya katılan takımlar, yani Dostluk Takımları, bir Kura Çekimi ile oluşturuldu.De teams die meedoen aan het kampioenschap – Vriendschap-teams – worden samengesteld via een open loting.
Dostu da Kadırgalı Eşref'dir.De kaasmassa is ivoorkleurig.
Çocuk Basın Merkezi ilk olarak 2014'teki Dostluk için Futbol programı çerçevesinde organize edilmişti .Dit werd voor het eerst opgezet tijdens het Voetbal voor Vriendschap-programma in 2014.
Dostuna kötülük ettin mi düşmanın olur: Düşmanınsa dostun olur, iyilik edersen.Wie de staat genegen is, is zijn vriend; wie dat niet is, is zijn vijand.
Dostlarım artık onlar sizindir.De villa is nu van hen.
Tabi başkan ile iyi bir dostta olur.Hij is goed bevriend met de president van de Verenigde Staten.
Bu dostluk, Britanya'nın Avrupa'daki tarafsızlığının sonunun habercisidir.Door de Entente kwam er een einde aan de Britse neutraliteit in Europa.
1830 - Osmanlı-Amerikan Ticaret ve Dostluk Antlaşması imzalandı.Op 8 oktober van dat jaar werd het Amerikaans-Nederlandse handels- en vriendschapsverdrag getekend.
Enver Bey'in (o dönem henüz Paşa olmamıştı) yakın dostuydu.Daarmee was hij het grootste zekere lid van de Ornithomimidae.