Ana içeriğe geç
Sözlük

dost ile cümle

dost kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Japonya Uluslararası çocuk futbolu turnuvası, Dostluk İçin Futbol programı kapsamında düzendi.Japão O torneio internacional infantil de futebol tem lugar no âmbito do programa Futebol pela Amizade.
O'ndan başka dostlar edinerek 'Onlar bizi Allah'a yaklaştısınlar diye kulluk ediyoruz' derler.Os companheiros, aterrorizados, responderam: «Nós não sabíamos o que ia no teu coração, Apóstolo de Alá!
2015 yılında Futbol ve Dostluk Günü 24 ülkede kutlandı.Em 2015, o Dia do Futebol e da Amizade foi celebrado em 24 países.
"Kendini çok fazla önemseme dostum.Você se preocupa demais, irmão.
Sonraki iki yıl boyunca herhangi bir görev üstlenmedi ve Cicero ile dostluğunu pekiştirdi.Ficou os próximos dois anos desempregado e aparentemente estreitou seus laços de amizade com Cícero.
Dostluk İçin Futbol programının genç futbolcuları, resmî sezonun dışında çeşitli etkinliklere katılır.Os jovens jogadores do programa Futebol pela Amizade participam em vários eventos além da edição oficial.
Festivalde dostluk futbol maçları ve başka etkinlikler düzenlendi.Durante o festival, foram realizados jogos amigáveis e outros eventos.
İnanan kişiler de birbirlerinin dostlarıdır.Juntamente com Fujin, são companheiros fiéis de Seifer.
Beni dostunuz olarak görürseniz dostunuz olurum.Mas eu estou aqui para ser sua amiga.
Malaya Morskaya Cadde'nin köşesindeki binada Fyodor Dostoyevski 1848-1849 yılları arasında yaşadı.O edifício na esquina da rua Malaya Morskaya é associado a Dostoiévski, que viveu lá entre 1848 e 1849.
Dallas 6 kardeş şehre ve 5 dostluk şehre sahiptir.Dallas tem seis cidades-irmãs e cinco cidades-amigas.
Programın bu ikinci sezonunun sonucunda Dostluk İçin Futbol hareketine bir lider seçildi.O resultado da segunda edição do programa foi a eleição de um líder do movimento Futebol pela Amizade.
Berlin’de kaldığı süreçte bir kazancı da “Niebuhr” ve “Eichhorn” ile dostluk kurmasıdır.Uma consequência importante de sua permanência em Berlim foi sua amizade com Niebuhr e Eichhorn.
Öyle ki Dostoyevski hikâyeye hitaben “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” diyecektir.Como disse Dostoiévski: "Todos nós saímos de O Capote de Gógol".
1977'de Vietnam'la 25 yıllık bir dostluk ve iş birliği antlaşması imzalandı.Em 1977, assinou-se um tratado de amizade com o Vietnã.
Sonunda en iyi dostlar haline gelmişlerdi.Eles se tornaram melhores amigos imediatamente.
Ve belgili tanımlık becerikli alet-ebilmek bağlamak onları dostluk Telecard olduğunu (親友テレカ Shin'yū Tereka?).E o gadget pode conectá-los é Amizade Telecard (親友テレカ Shin'yū Tereka).
Sahibine ve dostlarına karşı inanılmaz bir bağlılık gösterir.Demonstra uma excepcional fidelidade para com o seu dono.
Sadâkat, aynı zamanda kişinin dostlarına, ailesine ve eşine karşı olan yükümlülüklerin genişletilmiş şekliydi.A lealdade era também uma extensão dos deveres do indivíduo com os amigos, cônjuge e familiares.
Dostluk İçin Futbol programının önemli özelliklerinden biri de kendi Çocuk Basın Merkezine sahip olmasıdır.Uma característica especial do programa Futebol pela Amizade é o Centro de Imprensa Internacional Infantil.
Son derece yetenkli bir savaşçı ve sadık bir dosttur.Ele é um bravo lutador e leal amigo.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Ele não estava sozinho em seu ponto de vista.
8 Ekim 1980 tarihinde Suriye ve Sovyetler Birliği, Dostluk ve İşbirliği Antlaşması imzalandı.Espanha e Guiné Equatorial finalmente assinariam um Tratado de Amizade e Cooperação em outubro de 1980.
İkisi dost olurlar.Os dois ficam amigos.
Bölümde, Homer, yeni aile dostu John'un eşcinsel olduğunu öğrenmesiyle ondan uzaklaşır.No episódio, o patriarca Homer se distancia de John, o novo amigo da família, após descobrir que ele é gay.
Benim bir dostum var.Temos um cara.
28 Şubat 2007'de Venezuela'ya karşı oynanılan dostluk maçında ilk millî golünü kaydetti.Seu primeiro gol foi marcado em 28 de fevereiro de 2007 num amistoso contra a Venezuela.
Ama gerektiğinde çok iyi dost olurlar.No entanto, ela é bem séria quando precisa ser.
En iyi dostu odur.É o melhor amigo de Io.
Bu, kolay alınmış bir karar değildi, ölenlerin çoğu hem sınıf arkadaşları hem de yakın dostlarıydı.Essa decisão não foi tomada de ânimo leve, dado que a maioria eram colegas ou amigos próximos.
Tüm dostları balıkçılardır.Meus velhos pescadores).
Ayrıca Marilyn Manson'ın da yakın dostudur.É fã e amigo de Marilyn Manson.
İkili birbirleri ile dosthane bir şekilde ayrılır.Os dois resolvem se separar amigavelmente.
Ve ona Başka hayatta görüşmek üzere dostum demiştir.Encontro você em outra vida.
Afganistan ile dostluk antlaşması imzalanmıştır.Acordos de cooperação com a Sérvia entraram em vigor.
Choe, "KWP içerisinde" ve Kim Jong-il ailesinin dostu olduğu New York Times tarafından açıklanmıştır.Choe é descrito pelo New York Times como "um insider do PTC" e como "amigo da família de Kim Jong-il".
40 yıllık dost gibi olduk.”Este cara tem feito isso por quarenta anos".
Dostlarım artık onlar sizindir.Nós somos ainda seus amigos.
Çok iyi dostturlar.São muito bons amigos.
Kapak tasarımı mağaza dostu olması için değiştirildi, ancak kitapçıklarda orijinal çalışma yer aldı.A capa foi mudada para ter a venda permitida nas lojas, mas a arte interna foi mantida como na original.
Sadece çok iyi bir dostum" dedi.Era um ótimo amigo".
Herkes bütün dostlarına ikramda bulunur.Recebemos todos das suas queridas mãos.
Eski dostu Jefferson ile bir daha görüşmedi.Ela nunca viveu com seu marido, Godofredo, novamente.
Fakat dostları yine de ona zan altında bulunduğunu hatırlatarak, kararından vazgeçmesini tavsiye ettiler.Não obstante seus subordinados negaram a cumprir a ordem.
Arkadaşı Theo ile olan dostluğu biter.Fim da parceria com a TAM.
Beck sonunda dostluklarını sona erdirdi bu da Carpenter’da duygusal büyük çöküntüye neden oldu.Beck terminou a relação e negou a ligação, causando um grande desgosto a Carpenter.
Dostlarına sadıktır.É leal com os amigos.
Bu lirik psikolojik film gerçek bir dostlukla ilgili.Um filme que fala da importância da verdadeira amizade.
Dost dost diye hayaline yeldiğim ^ 1993Em 1993 participou de Sonho Meu.
Memluklular ile Osmanlıların ilişkileri başlangıçta dostçaydı.Porém, as relações entre os brancos e os asiáticos não foram amistosas de início.
Engineer: Düşman araçlarını yok eder, dost araçları tamir eder.Engineer (engenheiro): Os engenheiros são encarregados de consertar os veículos e as construções.
"Guilty Conscience", aynı zamanda Dre ve Eminem arasındaki güçlü dostluk ve müziksel bağa bir işarettir."Guilty Conscience" marcou o início da amizade e união musical entre Dr. Dre e Eminem.
Nizâmeddîn Evliya gibi mübarek bir Allah dostuna hürmetsizlik edip, uygun olmayan tavırlar takındı.Deus não lhes mostrou misericórdia; procurou os seus descendentes e não os libertou de nada.
1922'de Kandinsky de aralarına katıldı ve Klee ile Kandinsky'nin dostluğu Bauhaus'ta gelişti.Em 1922, Kandinsky se juntou à equipe e restaurou a sua amizade com Klee.
Hindistan'da ise dostluğun sembolüdür.É um símbolo de amizade.
Şampiyonaya katılan takımlar, yani Dostluk Takımları, bir Kura Çekimi ile oluşturuldu.As equipas participantes no campeonato - Equipas da Amizade - são formados a partir de um sorteio aberto.
Gonçarov, Fyodor Dostoyevski tarafından kayda değer, itibarlı bir yazar olarak tanımlanmıştır.Fyodor Dostoyevsky, entre outros, considerava Goncharov um grande e notável autor.
Babasının onu desteklemesi ise bazen ona dost, bazen düşman kazanmasına neden olmuştur.Ela aceita seu namorado mesmo sendo um herói e algumas vezes chega até a ajudá-lo em suas aventuras.
Bizim dostluğumuz uçuk bir dünyada çok sağlamdı."Provavelmente é melhor nós apenas continuarmos agitando em um mundo livre."
Ashley Greene, Alice Cullen: Cullen ailesinin geleceği görebilen bir üyesi ve Bella'nın yakın dostu.Ashley Greene como Alice Cullen, membro da família Cullen, torna-se uma amiga próxima de Bella.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod