dost ile cümle

dost kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
2003'te uzun bir ayrılma evresinden sonra boşandılar ama iyi bir dost olarak kaldılar.I due divorziano nel 2003 dopo una lunga separazione, ma continueranno a rimanere buoni amici.
Sean Gunn, Kraglin: Yondu'nun Ravagers'deki ilk dostu.Kraglin, interpretato da Sean Gunn: primo ufficiale di Yondu nei Ravager.
Mîm, Turin ile sıkı dost olur ve ona bolca öğüt verir.Egli è prima un po' recalcitrante, poi accetterà e ne farà parte.
Bu yetenekli yönetici Roma imparatorlarının dostluğunun keyfini çıkardı.Questo amministratore competente godette dell'amicizia della famiglia imperiale.
Herkes bütün dostlarına ikramda bulunur.Chiama tutti i suoi amici amico.
Dostlarım artık onlar sizindir.La mia famiglia siete voi.
Aynı zamanda kalıcı bir dostluk olacak ve bu dostluk gittikçe daha artacaktır.Con quest'ultimo instaurerà una sorta di amicizia, che però si deteriorerà sempre più.
Her iki adamı da reddederek Raskolnikov'un sadık dostu Razumihin'i tercih eder.Lei respinge entrambi gli uomini a favore del leale amico di Raskol'nikov, Razumichin.
Sonra onunla dost olur.E ne divenne amico.
Debbie Berwick (Kay Panabaker), Pim'in düşmanı ve dostudur.Debbie Berwick (Kay Panabaker), amica-nemica di Pim.
Ayrıca Marilyn Manson'ın da yakın dostudur.É un lontano parente di Marilyn Manson.
"Kendini çok fazla önemseme dostum.Ti prego, non preoccuparti troppo».
Samîmî arkadaş/dost, bana bir hikâye anlat.Voce principale: Tell Me a Story.
Bay danışmanın dostudur.Consigliare → CUnsighjiare.
Tüm dostları balıkçılardır.I Malavoglia sono pescatori.
Ama, ey benim dostum, tanrılar bize sabrı, metaneti şifa bulmamız, acılara derman olsun diye verdiler.Vi prego di essere pazienti, di offrire a Dio la vostra sofferenza.
Şişedeki cin masalları gerçektir Dostlarım.Il vino spiegato ai miei figli, Ci.
Böylece ikisi arasında sıkıntılı ve zor bir dostluk süreci başlamıştır.Tra i due comincia nel frattempo una complicata e conflittuale relazione sentimentale.
Filmde iki dostun başından geçenler anlatılır.È, fondamentalmente, un film su due amici.
Eş dost ve akrabalar ziyaret edilir.Amici e parenti per tutta la giornata vengono a fare visita.
Dostluk İlçesinin merkezi'dir.È lui che ha spezzato il cuore dell'amicizia.
Dostları ve ailesi onun hayatını kurtarmaya çalışsada idam cezasına çarptırıldı.I suoi amici e colleghi lo aiutano a salvarsi la carriera.
Stephanie, Emily'nin en iyi dostudur.La migliore amica di Victoria, è il primo obbiettivo di Emily.
Udo Steinke'nin Heinrich Böll, Willy Brandt ve Hans-Dietrich-Genscher ile sıkı dostluk bağları vardı.Tra l'altro Steinke era amico di Heinrich Böll, Willy Brandt e Hans-Dietrich Genscher.
Humanoların dostlarıdır.Fondatore degli Amici dell'Umanità.
Amerikan Dostluk Hizmet Komitesi Religious Society of FriendsJustice Society of America Membri della Justice Society
Her şeyden önce onu o anda güvenilir bir dost olarak görür.È per questo che la considera da subito, appena arrivata, come una visitatrice ospite.
1703 yılında Dostların Dini Derneği tarafından kuruldu.Nel 1703 entro nella Compagnia di Gesù.
Alberto Knox: Sofie'nin felsefe öğretmeni,ve onun yakın dostu.Alberto Knox: Alberto è l'insegnante di filosofia di Sofia.
Adam burada Samuel ile dost olur.Diventerà molto amica di Katrina e di Samuel.
Yazar eseri, dostu Leon Werth’in çocukluğuna adamıştır.Il racconto è dedicato al bambino che fu Léon Werth, amico dell'autore.
Nikah törenine yakın dostları katıldı.Una coppia di fidanzati sta celebrando il suo matrimonio.
Harry'nin hayatını kurtarmış ve böylece iyi bir dostluk kurmuşlardır.Lo yeti la salva e da lì fanno amicizia.
İyi dostlardır.Amici veri.
Proust-Manet dostluğu yaşamlarının sonuna kadar sürdü.La loro amicizia durò fino alla fine dei loro giorni.
Ramazan'la çok iyi bir dostluk kurmuştur.Ha stretto amicizia con Benjamin.
Evlilikler akrabalar arasında dostluk kurmak için yapılıyordu, yeni bir akraba kazanmak için değil.La legge la costringeva a sposare il parente più prossimo ma non gli ascendenti.
Onunla yakın bir dostluk sürdürdüğü rahibe María de León Bello y Delgado'un manevi danışmanıydı.Lì incontrò la suora María de León Bello y Delgado, con il quale mantenne una stretta amicizia.
İkisi dost olurlar.I due sono tuttavia amici.
Sıra arkadaşı olan Christian ile çok iyi bir dostluk kurmuştur.A introdurlo è stato il suo grande amico Christian.
Sadık Paşa, Adam Mickiewicz'in eski bir dostuydu.I suoi genitori erano amici della famiglia di Adam Mickiewicz.
Ünlü silahşörlerden Wild Bill Hickok'la dost olurlar.Il film racconta gli ultimi giorni di vita del famoso pistolero Wild Bill Hickok.
Bu, bir ticaret anlaşması ve dostluk ittifakı niteliği de taşıdı.Per questo occorre mantenere il rapporto su di un piano di rispetto e amicizia.
4 Ocak - Türkiye - Uruguay dostluk antlaşması imzalandı 4 Mart - Takrir-i Sükun Kanunu kaldırıldı.4 dicembre - Firma del trattato di amicizia tra Giappone e Thailandia.
Sonunda en iyi dostlar haline gelmişlerdi.Ma alla fine diventano buoni amici.
Öğretmenlikle ilgili anılarını "Benim Küçük Dostlarım" adlı kitabında topladı.Chiama i suoi alunni «I miei ragazzi».
"Gönül Dostları"."Signor mio Compagno ").
Aralık 1940 yılında Pal Teleki Yugoslavya Krallığı ile "Ebedi Dostluk Antlaşması" imzaladı.Il 12 dicembre 1940 a Belgrado il governo ungherese stipulò il Patto di Amicizia Eterna con la Jugoslavia.
En iyi dostu bir kurbağadır.Pare che la sua migliore amica sia una capra.
Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında diye yazdı.Dostoevskij, nelle lettere al fratello Michael, lo definì un romanzo, una storia.
Çok sinirlidir ama dostlarına karşı değil.Può sembrare fastidioso, ma vuole bene ai suoi amici.
"Gürcistan Dostluk Derneği".Associazione "Amici di Giustenice".
Oryantalist De Sacy Ailesi ile dostluk kurdu.Amico Aspertini affrescò anche una Sacra conversazione.
Tüm ülkelerle dostça ilişkiler kurmayı hedefleyerek tamamlayıcılık politikasını sürdürür.Conserva relazioni cordiali con i politici di tutti i partiti.
1986'da her iki ülkede barış, dostluk ve işbirliği antlaşması imzaladı.Il dialogo tra le parti portò nel 1984 a un trattato di pace e amicizia tra i due stati.
Ama gerektiğinde çok iyi dost olurlar.Continueranno comunque ad essere ottimi amici.
12 Mart 1938 tarihinde Alman ordusu dostlukla Avusturya'ya giriş yaptı.Venerdì 11 marzo 1938 l'esercito tedesco invase l'Austria.
Osmanlılığın Atisi, Düşmanları ve Dostları, 1913.SOS con rabbia e con amore, del 1999.
Ancak bu ayrışmaya rağmen aralarındaki ilişkiler dostça kalmıştır.Nonostante l'episodio accaduto rimangono comunque in buona amicizia.
Piyer’in iyi bir dostudur.Sarà un grande amico per Patrick.

İlgili Sayfalar