Bir dostu kaldı - Olcay.Il a un frère cadet : Humbaud.
O, dostunu hiçbir koşulda yalnız bırakmamış.Cependant, il n'est pas seul dans son bureau.
Bunlara dostluk maçları denir.Il s'agit de matchs amicaux.
Lenin'e göre politika dost ile düşman arasında ayırım gözetme sanatıdıydı.La politique est pour Schmitt ce domaine dans lequel on doit décider entre l'ami et l'ennemi.
Musaşeyh mahallesi adını şu anda mahallede türbesi olan Allah dostu şeyh Musa tarafından almıştır.Le pharaon appelle Moïse pour qu’il fasse revenir la lumière avec son bâton, ce qu’il obtient.
Törene, Prajlak'ın ailesi ve bıraktığı veda mektubunda adı geçen yakın dostları katıldı.Son nom figure sur la liste des princesses, auxquelles il envoya ses salutations.
Crusoe'nun cuma günü tanıştıklarından dolayı Friday adıyla çağırdığı arkadaşı ile güçlü bir dostluğu oluşur.Crusoé nomme son compagnon « Vendredi », du jour de la semaine où il est apparu.
Amerikan Dostluk Hizmet Komitesi Religious Society of FriendsArticle connexe : Société religieuse des Amis.
Önce düşman sonra dost olmuştur.Tout d'abord en ennemie, puis en amie.
Nathan'ın yakın dostlarından biridir.Il est un ami de Nathan.
Yusuf dostunun sesini tanıyıp dedi: “Benim.Sur quoi les Juifs dirent : « Voyez comme il l'aimait ».
Nicolas Flamel - Dumbledore'un dostu ve ünlü simyager.Elle a été fabriquée par Nicolas Flamel, grand alchimiste et ami de Dumbledore.
1938 - Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk antlaşması imzalandı.1930 : un traité d'amitié est signé entre la Grèce et la Turquie.
Ancak ikilinin bir araya gelişi hiçbir zaman dostane olmaz.Les deux feuillets ne s’interpénètreront pas.
Grekler özgür kalacak ve Perslerin dostu sayılacaktı.Germanus en devient le prieur et participe à l'éducation des novices,.
Ertesi gün ziyaretine gelen bir dostu, onu mutfakta yerde yatar buldu.Une jeune femme, qui se trouvait au bar la veille, l'invite dans sa famille.
Aynı zamanda Timothy Leary'nin dostudur.Giger était un ami personnel de Timothy Leary.
Zaman geçtikçe Molla Güranı ile sıkı bir dostluk ortaya çıkmıştır.C’était un lien d’amitié fort, avant le rap.
Biliyorum Gani dostumuz eleştiriyi çok da sevmez.À ses débuts, la critique n'aime pas.
Halk oldukça misafirperverdir.Tüm ahali sevecen ve dost canlısıdır.Il fait connaissance avec les habitants, qui sont tous gentils et doux.
Çok sinirlidir ama dostlarına karşı değil.Il est assez violent mais pas bien méchant avec ses amis.
Epikür'e göre erdemli bir yaşam için gerekenler bir diğeri de dostluktur.L’une porte une coupe rituelle servant aux libations et l’autre une corne d’abondance.
Burada pek de dostça karşılanmazlar.Il y est plutôt mal accueilli.
Eğer ben dost değil isem, sen de dost olmayacaksın.Si tu étais ma délicieuse épouse, tu n'aurais pas peur de moi.
Bu dersler ikili arasında büyük bir dostluk ve sanatsal ortaklığın doğmasına neden oldu.C'est le début d'une profonde amitié et d'une collaboration entre ces deux poètes.
1978 - Sovyetler Birliği, Afganistan ile 20 yıllık dostluk anlaşması imzaladı.Signature entre le Royaume-Uni et l'URSS d'un traité d'assistance mutuelle de 20 ans.
Clinton, bir övgü konuşması yaptı ve sonunu, İbranice “Hoşçakal, Dostum!” – (Shalom, Haver!) diyerek bitirdi.À la fin, il a chanté le chant d'adieu: Je vous Remercie, Chers Gens.
Sanatçı Kennedy'lerin aile dostudur.Il devient un ami personnel de la famille Kennedy.
Caligula ile de yakın bir dostluk kurdu.Il noue une amitié particulièrement solide avec Gauvain.
O çok duygulu..çok kibar..ve çok iyi...ve çok da dostca.Il est si raisonnable, si gentil et si bon et si aimable aussi.
Kalan Narnia dostları da onlara yardım eder.Les trois autres fils Aymon conservent leur fief.
Amacı sonsuz dostlar edinmek.Combattez pour des idéaux éternels !
En iyi dostu bir kurbağadır.Son meilleur ami est la chenille.
Son maç ise 25 Mart 1992 tarihinde yapılan Hollanda-Yugoslavya dostluk maçıdır.Sa dernière participation avec l'équipe yougoslave a lieu le 25 mars 1992 contre les Pays-Bas.
Generali Obi-Wan Kenobi ile büyük bir dostluk kurmuşlardır.Ce message est destiné à un général dénommé Obi-Wan Kenobi.
Foster'ın Hayali Dostlar Mekanı Amerikan animasyon televizyon dizisidir.Foster, la maison des amis imaginaires est une série télévisée américaine.
Sonunda en iyi dostlar haline gelmişlerdi.Ils deviendront finalement bons amis par la suite.
Erişim tarihi: 8 Ocak 2017. ^ "Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü, Tahir Elçi ve akademisyenlere verildi".Juni 1815. » Ce qui signifie « Aux héros tombés, le Roi et la Patrie reconnaissants.
Ted Honderich, Oxford Felsefe Dostları.Exit Planet Dust, des Chemical Brothers.
Dostlarım artık onlar sizindir.Ils sont des nôtres !
Sonra onunla dost olur.Puis, il devient ami avec eux.
Yabancı ülkelere dostluk ziyaretlerinde bulundu.Ils obtiennent un suivi médical après la visite de diplomates étrangers.
Aralarındaki dostluk, onu bestecilik çalışmalarında teşvik etti.L'amitié de ce dernier l'encouragea certainement à persévérer dans la poésie.
Dostlar Tiyatrosu'nda çalıştı.Ses parents travaillent dans le milieu du théâtre.
Kış günlerinde "arabaşı" yemeği yapılır ve akrabalar, komşular ve dostlar davet edilir.Le matin, le soumalak encore chaud est offert aux voisins, proches et amis.
Ayaz ile aralarındaki sıkı dostluğu ise bu olaylar dolayısıyla zora girmiştir.Cette solution amiable avec les familles précipite les choses.
Bu esnada ailesini ve dostlarını korumak için and içer ve sessizlik yemini eder.Il jure alors de le protéger lui et sa famille.
6 Şubat 1930'da İtalya'yla dostluk anlaşması, Almanya'yla da ticaret anlaşması imzaladı.Le 4 février 1960, l'Union soviétique signe un accord commercial avec Cuba.
Daima kendisi ile dostluğa çok ehemmiyet verdiğimiz Fransa ile aramızda, tek ve büyük mesele budur.Elle est le lien qui nous unit si fort, vous et moi, depuis longtemps déjà.
Yohun en iyi dostu.Jóga : Jóga est ma meilleure amie.
Dosta Bizden Selam Olsun 02.1980 : Salut les Jumeaux !
Recep ile Gül dost olur bu dostluk ileride aşka dönüşür.Il y retrouve Claire et bientôt leur ancienne amitié se transforme en amour.
Yoh'un dostudur fakar daha çok usta diye hitap eder.Le professeur demande à Mi-ju de devenir plus qu'un simple professeur agrégé.
"Kendini çok fazla önemseme dostum.Il ne se soucie guère de lui-même.
Bay danışmanın dostudur.Il a été conseiller du salarié.
O Asteriks'in can dostu.C'est le père d'Astérix.
Ben insan kalmak istiyorum, tüm dostlarım gibi.Je suis comme tout le monde, je veux avancer.
Tilki Andrei'nin Rusya'daki dostlarındandır.Son frère Andreï gère ses affaires en Russie.
Udo Steinke'nin Heinrich Böll, Willy Brandt ve Hans-Dietrich-Genscher ile sıkı dostluk bağları vardı.Steinke a été entre autres l'ami de personnalités comme Heinrich Böll, Willy Brandt et Hans-Dietrich Genscher.
Memluklular ile Osmanlıların ilişkileri başlangıçta dostçaydı.Au début, les relations avec les Bouyides sont bonnes.