Ana içeriğe geç
Sözlük

dostça ile cümle

dostça kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Onlar şimdi dostça bir ilişkisin sürdürmektedir.Dennoch haben sie weiterhin eine freundschaftliche Beziehung.
Tüm ülkelerle dostça ilişkiler kurmayı hedefleyerek tamamlayıcılık politikasını sürdürür.Die Außenpolitik solle allen Ländern gegenüber freundschaftlich ausgerichtet sein.
II. Vatikan Konsili'nden (1962 - 1965) sonra Katolikler'le de dostça ilişkiler kuruldu.Erst das Zweite Vatikanische Konzil (1962–1965) erlaubte weibliche Ministranten.
Onlar şimdi dostça bir ilişkisin sürdürmektedir.Ils entretiennent une relation amicale.
Burada pek de dostça karşılanmazlar.Il y est plutôt mal accueilli.
O çok duygulu..çok kibar..ve çok iyi...ve çok da dostca.Il est si raisonnable, si gentil et si bon et si aimable aussi.
Memluklular ile Osmanlıların ilişkileri başlangıçta dostçaydı.Au début, les relations avec les Bouyides sont bonnes.
Ona dostça bir cevap yazdım.Le escribí una respuesta amable.
Ancak bu ayrışmaya rağmen aralarındaki ilişkiler dostça kalmıştır.Eso sí, ocurra lo que ocurra, la amistad de ambos es inquebrantable.
Onlar şimdi dostça bir ilişkisin sürdürmektedir.Actualmente mantienen una relación de amistad.
Burada pek de dostça karşılanmazlar.No es bien acogido allí.
İngiltere ile İskoçya arasında yıllardır süregelen dostça ilişkiler de Edward döneminde bozuldu.En las décadas siguientes, las relaciones de Inglaterra con Escocia fueron turbulentas.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana, Rusya ABD ve NATO ile dostça ilişkiler geliştirmiştir.Cuando ya dirigía toda la Unión, comenzó a estrechar la amistad entre las naciones de Ucrania y Rusia.
Tüm ülkelerle dostça ilişkiler kurmayı hedefleyerek tamamlayıcılık politikasını sürdürür.Conserva relazioni cordiali con i politici di tutti i partiti.
Ancak bu ayrışmaya rağmen aralarındaki ilişkiler dostça kalmıştır.Nonostante l'episodio accaduto rimangono comunque in buona amicizia.
Dostça yazıyorum.Я пишу приятелю.
Uzun bir dostça konuşmadan sonra Jaime, Alton'ı öldürür ve kaçmaya çalışır.Во время продолжительной дружеской беседы, Джейме жестоко убивает Алтона, планируя свой побег.
Burada pek de dostça karşılanmazlar.Те встретили их достаточно дружелюбно.
Memluklular ile Osmanlıların ilişkileri başlangıçta dostçaydı.Отношения шайеннов с белыми людьми изначально были дружественными.
Onlar şimdi dostça bir ilişkisin sürdürmektedir.В настоящее время поддерживают дружеские взаимоотношения.
Ancak bu ayrışmaya rağmen aralarındaki ilişkiler dostça kalmıştır.Однако, несмотря ни на что, между ними сохраняются дружеские взаимоотношения.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana, Rusya ABD ve NATO ile dostça ilişkiler geliştirmiştir.منذ تفكك الاتحاد السوفياتي، أضحت روسيا أكثر ودية، وإن كانت العلاقة مضطربة مع حلف شمال الأطلسي.
5 Haziran 2007'de çift, dostça ayrılacaklarını açıkladılar.Em 5 de junho de 2007 o casal anunciou sua intenção de se separar amigavelmente.
Memluklular ile Osmanlıların ilişkileri başlangıçta dostçaydı.Porém, as relações entre os brancos e os asiáticos não foram amistosas de início.
Onlar şimdi dostça bir ilişkisin sürdürmektedir.Atualmente mantém uma relação amigável com a irmã.
O çok duygulu..çok kibar..ve çok iyi...ve çok da dostca.É Muito divertido, simpático e muito amigável.
Beklenenin aksine karşılaşmaları dostça geçmektedir.Suas amigas, ao contrário, tornam-se agressívas.
Reşidiler kuzeyde Osmanlı İmparatorluğu ile dostça ilişkiler sürdürdüler.Os emires Raxidi cooperaram estreitamente com o Império Otomano.
Memluklular ile Osmanlıların ilişkileri başlangıçta dostçaydı.Uit de Amarnabrieven blijkt dat de betrekkingen aanvankelijk vriendelijk waren.
Aile dışındakilere (misafir dahi olsalar) karşı temkinlidir ve dostça yaklaşmaz.Of en welke verwanten hij daarbinnen heeft is weer onzeker en omstreden.
Onlar şimdi dostça bir ilişkisin sürdürmektedir.Ze houden er een geheime relatie op na.
II. Vatikan Konsili'nden (1962 - 1965) sonra Katolikler'le de dostça ilişkiler kuruldu.Tijdens het Tweede Vaticaans Concilie (1962-1965) werd er onder katholieken over anticonceptie gediscussieerd.
Onu dostça selamladı.Hij groette haar vriendelijk.
Burada pek de dostça karşılanmazlar.Są tu bardziej niż mile widziani.
Bazen diğerleri hakkındaki şüphecilikleri onların kuşkucu, dostça olmayan ve geçimsiz olmalarına neden olur.Ibland är det deras skepticism inför andras motiv som gör dem misstänksamma och ovänliga.
Ancak zaman geçtikçe araları düzeldi ve birlikte dostça çalışmaya başladılar.Однак, всі їхні непорозуміння закінчилися, як тільки вони почали тренуватися разом.
Ned, Robert'a dostça davrandı ve Lord Arryn'i ikinci bir baba olarak düşünmeye başladı.Нед подружився з Робертом і лордом Арином, вважаючи його за друга і батька.
Memluklular ile Osmanlıların ilişkileri başlangıçta dostçaydı.Стосунки шеєнів з білими людьми спочатку були дружніми.
5 Haziran 2007'de çift, dostça ayrılacaklarını açıkladılar.5 червня 2007 року пара оголосила про рішення жити окремо.
Ancak bu ayrışmaya rağmen aralarındaki ilişkiler dostça kalmıştır.Незважаючи на розлучення, вони залишилися друзями.
Burada pek de dostça karşılanmazlar.Zde je nečekalo žádné vřelé přivítání.
Onlarla insanlar arasında bazen dostça bazen de düşmanca ilişkiler mevcuttur.Cu toate acestea, la nivel personal au rămas în termeni prietenești.
Ancak bu ayrışmaya rağmen aralarındaki ilişkiler dostça kalmıştır.Deși cei doi au firi diferite, între ei se înfiripă o relație de prietenie.
Einstein ve Bohr arasında birbirine saygılı bir biçimde, dostça bir tartışma sürdü.Einstein és Bohr jóindulatú vitában álltak egymással egész életükön át (ld.
Burada pek de dostça karşılanmazlar.Mindenesetre barátságos fogadtatásban részesítik őket.
Papa I. Hadrianus'la dostça ilişkiler kurdu.Hamarosan társas viszonyt alakított Harold E.
Cebu Adası'ndan Rajah Humabon onlara dostça davrandı, hatta Hıristiyanlığa geçmeyi bile kabul etti.Cebun rajah Humabon oli ystävällinen ja suostui jopa kääntymään kristinuskoon.
Onlar şimdi dostça bir ilişkisin sürdürmektedir.Heillä on nykyään vihamielinen suhde.
Tüm ülkelerle dostça ilişkiler kurmayı hedefleyerek tamamlayıcılık politikasını sürdürür.Ελπίζουμε πως οι καλές σχέσεις μας με όλες τις χώρες θα συνεχιστούν.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana, Rusya ABD ve NATO ile dostça ilişkiler geliştirmiştir.Siden Sovjetunionens opløsning har Rusland udviklet et venligere forhold til USA og NATO.
II. Vatikan Konsili'nden (1962 - 1965) sonra Katolikler'le de dostça ilişkiler kuruldu.Først efter det andet Vatikankoncil i 1962-65 er dialogen blevet taget op igen.
Ancak bu ayrışmaya rağmen aralarındaki ilişkiler dostça kalmıştır.Men trods sådanne uenigheder forblev de venner til det sidste.
Midilliler genellikle zeki ve dostcanlısı ancak inatçı olarak tanımlanırlar.Malamuten beskrives ofte som intelligent men besværligt stædig.
Onlar şimdi dostça bir ilişkisin sürdürmektedir.Inngå vennlige forbindelser med hverandre fra nå av.
Cebu Adası'ndan Rajah Humabon onlara dostça davrandı, hatta Hıristiyanlığa geçmeyi bile kabul etti.Rajah Humabon, herskeren på Cebu, tok vel imot sjømennene, og det oppsto et vennskap mellom ham og Magellan.
Büyük komşusunun öncülüğünü takiben Rodos ve Kos genellikle Romalılara karşı dostça davranış göterir.Som følge av øyas mektige nabo, Rhodos, hadde Kos generelt et vennlig forhold til romerne.
Uzun bir dostça konuşmadan sonra Jaime, Alton'ı öldürür ve kaçmaya çalışır.ジェイミーはアルトンと親しく話をした後、脱走を図るために殺す。
Onlar şimdi dostça bir ilişkisin sürdürmektedir.現在では非常に仲が良く友情を深めている。
Tüm ülkelerle dostça ilişkiler kurmayı hedefleyerek tamamlayıcılık politikasını sürdürür.奉行與所有國家友好合作的政策。
Bazen diğerleri hakkındaki şüphecilikleri onların kuşkucu, dostça olmayan ve geçimsiz olmalarına neden olur.他们对他人的动机持怀疑态度,导致他们多疑、不友好。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod