Ana içeriğe geç
Sözlük

doruk ile cümle

doruk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu filmden sonra, Belgin Doruk hiçbir sinema filminde rol almamıştır.Bennett ei tämän jälkeen enää koskaan näytellyt toista dramaattista roolia elokuvassa.
Gece eğlence en doruk noktaya gelir.One Morning Left pitää hauskaa Suosikki.
Pek çok eleştirmen Shakespeare'in en iyi trajedilerinin sanatının doruk noktasını temsil ettiğine inanır.Πολλοί κριτικοί πιστεύουν ότι οι μεγαλύτερες τραγωδίες του Σαίξπηρ αντιπροσωπεύουν την αιχμή της τέχνης του.
80. bölümde Doruk ölünce çok yıpranmıştır.Στην πλάκα 80, Si resucitará?
Ten (転): Üçüncü bölüm, öngörülemeyen bir gelişmenin yaşandığı doruk noktasıdır.Ten: Det tredje billede er klimaks, hvor der sker en uforudset udvikling.
En yüksek doruk, Doğu Cumbria'daki Cross Fell 893 m yüksekliktedir.Den højeste top er Cross Fell øst i Cumbria, på 893 meter.
VI. Leopold ile ortaçağ Avusturya'sı kültürel olarak doruk noktasına ulaştı.Med Leopold 6. nåede det højmiddelalderlige Østrig et kulturelt højdepunkt.
Batı kaligrafisinin bir şaheseri ve Insular art'ın doruk noktası olarak kabul edilir.Book of Kells er et mesterværk i vestlig kalligrafi og insulær kunst.
Ay yüzeyine 1969 yılında ilk insanların inmesi, uzay yarışının doruk noktasını oluşturmuştur.Landsætningen af de første mennesker på Månen i 1969 kan ses som rumkapløbets kulmination.
Hükümdarlığı sırasında imparatorluk doruk noktasına ulaştı.Under Trajan nådde riket sitt territoriale høydepunkt.
(Diğer iki doruk Caradhras ve Fanuidhol'dür).De to andre fjellene var Caradhras og Fanuidhol.
Bu ısı derecesi Norveç'teki -dağ dorukları dışında- en düşük yıllık ortalama ısı derecesidir.Dette er den laveste (offisielt) målte temperatur i Norge utenfor Finnmark.
Bu büyüklük krallığın doruk noktası oldu.Dette var knapt det heldigste valg i forhold til kongens store sak.
Kaltenbrunner ve Eichmann, Himmler’in yakından takibiyle, Final Çözüm'ün doruk noktasını yönetti.Kaltenbrunner dan Eichmann, di bawah pengawasan yang ketat dari Himmler, mengawasi klimaks dari Solusi Akhir.
Lahor zirvesi bu girişimin doruk noktası olarak sayılabilir.Kegiatan budidaya dapat dianggap sebagai inti dari usaha tani.
Bu filmlerin çoğunda aktris Belgin Doruk ile oynadı.Dalam filmnya kebanyakan Ia berpasangan dengan aktris Hadidjah.
Ten (転): Üçüncü bölüm, öngörülemeyen bir gelişmenin yaşandığı doruk noktasıdır.Ten: Khung thứ ba là đoạn gay cấn, trong đó phát triển một tình huống không lường trước.
1989 yılı Japonya tarihindeki en hızlı ekonomik büyümesinden birinin doruk noktasıydı.Năm 1989 đánh dấu sự phát triển đỉnh điểm về tăng trưởng kinh tế nhanh nhất trong lịch sử Nhật Bản.
Ay yüzeyine 1969 yılında ilk insanların inmesi, uzay yarışının doruk noktasını oluşturmuştur.Những bước chân đầu tiên của con người trên Mặt Trăng năm 1969 được coi là đỉnh cao của cuộc chạy đua vũ trụ.
Bu filmden sonra, Belgin Doruk hiçbir sinema filminde rol almamıştır.Sau bộ phim này, bà không xuất hiện trong làng giải trí.
Bu genişleme 16. yüzyılda doruk noktasına ulaştı.この街は16世紀に最盛期を迎えた。
Olayın doruk noktası siyasal skandal olmuştur.世界的な政治スキャンダルとなった。
Gece eğlence en doruk noktaya gelir.ゲームは面白いのが一番。
Pek çok eleştirmen Shakespeare'in en iyi trajedilerinin sanatının doruk noktasını temsil ettiğine inanır.很多评论家认为莎士比亚伟大的悲剧作品代表了他的艺术高峰。
Dağdan tarafı sınırı Yan dağı doruklarıdır.山脈的另一邊就是闇之國。
Saygı sevgi dorukta...이 지독한 사랑..
Çam ve meşe ağaçları dorukları taçlandırmakta.염소와 사슴이 그 잎을 뜯는다.
Dağların doruklarından geçen sınırın savunması Ağrı isyanı sırasında sorunlara yol açtı.고난에 찬 공격부대의 진격은 언덕에 접근하자 분노에 찬 돌격으로 바뀌었다.
1989 yılı Japonya tarihindeki en hızlı ekonomik büyümesinden birinin doruk noktasıydı.שנת 1989 סימנה את שיא הפריחה הכלכלית של אחת מתקופות השגשוג הכלכלי הגדולות בהיסטורית יפן.
Doruk Yayınları, 1997.פרסומים בעברית: 1997.
Saygı sevgi dorukta...ואת הידידות האמיצה ...
Doruk Yayımcılık, 2008.ברכה יניב, 1998.
Gece eğlence en doruk noktaya gelir.Главната цел на играта е забавлението.
Özel mülk olan doruk bir höyüktür.Още по-добри свойства притежава висококачественият чугун.
Asurbanipal, ihtişamının doruklarındaydı.Той е в апогея на своята слава.
Doruk Yayınları, 1997.Jutarnja novost, 1997.
1989 yılı Japonya tarihindeki en hızlı ekonomik büyümesinden birinin doruk noktasıydı.1989. godina označila je vrhunac jednog od najvažnijih ekomomskih razdoblja japanskoj povijesti.
Nolan, Ledger'ın Joker yorumunun anarşi ve kaosun doruk noktası olduğunu söyledi.S druge strane, Joker je prikazan kao oličenje anarhije i kaosa.
Deniz Mezarlığı ise şiir sanatının doruklarına çıktığı eseridir.No, šetnja Mornaričkim grobljem šetnja je i kroz puljsku povijest.
Doruk noktaları dağ çayırlarıyla kaplıdır.Neki od vrhova povezani su žičarama s dolinama.
Stalin'in Büyük Temizlik uygulamasının doruk döneminde tutuklanmış ve hakları elli yıl sonra iade edilmiştir.Bol popravený počas Stalinovej veľkej čistky a rehabilitovaný o 50 rokov neskôr.
Olayın doruk noktası siyasal skandal olmuştur.Táto zahanbujúca udalosť znamenala politickú katastrofu.
Hükümdarlığı sırasında imparatorluk doruk noktasına ulaştı.Za jeho vlády zrejme ríša dosiahla vrchol.
III. aşamada devrimin sola kayışı doruk noktasına vardı.Nová strana mala radikálny ľavicový program.
1989 yılı Japonya tarihindeki en hızlı ekonomik büyümesinden birinin doruk noktasıydı.1989 metai žymėjo greičiausio ekonominio augimo Japonijos istorijoje kulminaciją.
Bu dorukta aynı zamanda bir anıt bulunmaktadır (Buzluca anıdı).Tuo pat metu, (jam pastatytas tik vienas paminklas).
Hükümdarlığı sırasında imparatorluk doruk noktasına ulaştı.Jam valdant, imperija pasiekė klestėjimo viršūnę.
Belgin Doruk, 1956 yılında hiçbir filmde rol almamıştır.André Bonhomme ei mänginud pärast 1956. aastat loos mingit rolli.
Bu dorukta aynı zamanda bir anıt bulunmaktadır (Buzluca anıdı).Täna on majal ka sellekohane mälestustahvel.
Ayaklar verdi bana, geyiklerinki gibi, Doruklarda tutar beni.(17:34) делает ноги мои, как оленьи, и на высотах моих поставляетменя;
Ayaklar verdi bana, geyiklerinki gibi, Doruklarda tutar beni.(18:34) Il rend mes pieds semblables à ceux des biches, Et il me place sur mes lieux élevés.
Ayaklar verdi bana, geyiklerinki gibi, Doruklarda tutar beni.Az Isten, a ki felövez engem erõvel, és tökéletessé teszi útamat:
Ayaklar verdi bana, geyiklerinki gibi, Doruklarda tutar beni.Činí nohy mé jako laní, a na vysokých místech mých postavuje mne.
Ayaklar verdi bana, geyiklerinki gibi, Doruklarda tutar beni.Dela, da so moje noge kakor jelenje, in me stavi na višino mojo.
Ayaklar verdi bana, geyiklerinki gibi, Doruklarda tutar beni.Den Gud som omgjorder mig med kraft og gjør min vei fri for støt,
Ayaklar verdi bana, geyiklerinki gibi, Doruklarda tutar beni.du som gjorde hans fötter såsom hindens och ställde mig på mina höjder,
Ayaklar verdi bana, geyiklerinki gibi, Doruklarda tutar beni.El îmi face picioarele ca ale cerboaicelor, şi El mă aşează pe locurile mele cele înalte.
Ayaklar verdi bana, geyiklerinki gibi, Doruklarda tutar beni.El îmi face picioarele ca ale cerboaicelor, şi mă aşează pe înălţimile mele
Ayaklar verdi bana, geyiklerinki gibi, Doruklarda tutar beni.Er macht meine Füße gleich den Hirschen und stellt mich auf meine Höhen.
Ayaklar verdi bana, geyiklerinki gibi, Doruklarda tutar beni.Faz ele os meus pés como os das gazelas, e me põe sobre as minhas alturas.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod