Ana içeriğe geç
Sözlük

doruk ile cümle

doruk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Grup doruk noktasındayken Triple H, Ric Flair, Batista ve Randy Orton'tan oluşuyordu.En la cima de su existencia original, el grupo consistía de Triple H, Ric Flair, Randy Orton y Batista.
1920'lerde Szeged'deki Yahudi nüfusu arttı ve doruk noktasına ulaştı.En la década de 1920 la población judía de Szeged prosperó alcanzó el cenit de su prosperidad.
Ten (転): Üçüncü bölüm, öngörülemeyen bir gelişmenin yaşandığı doruk noktasıdır.Ten (転?) - La terza vignetta rappresenta il culmine della storia, in cui si verifica uno sviluppo imprevisto.
Çam ve meşe ağaçları dorukları taçlandırmakta.Si allevano maiali e uccelli da cortile.
Hanedanın gücünü doruk noktasına çıkarmış, başkenti Nanjing'den Pekin'e taşımıştır.Questa era una scusa per spostare la capitale della nuova repubblica da Nanchino a Pechino.
Hyarmendacil I döneminde, Gondor gücünün doruklarındayken sınırları Umbar'a kadar uzanmaktaydı.Durante il regno di Hyarmendacil, i confini di Gondor raggiunsero la loro più ampia espansione.
Doruk noktada, tahrik ünitelerinin üretimi haftada 10.000 üniteye ulaştı.Dalla AEG ricevette un contratto per la produzione di 10.000 trasformatori al giorno.
Volkanik bir doruk olan bu dağın tepesinde büyük bir krater gölü bulunur.Al centro di quest'isola si trova un enorme vulcano.
Bu büyüklük krallığın doruk noktası oldu.В этом и заключалась главная слабость этого царства.
Doruk Yayımcılık, 2008.Кохась, 2008.
Grup doruk noktasındayken Triple H, Ric Flair, Batista ve Randy Orton'tan oluşuyordu.Первоначально группировка состояла из Triple H, Рика Флэра, Батисты и Рэнди Ортона.
Onunla bir sıçrayışta Kafkasların en yüksek doruklarına, Oşhamahue (Elbruz) tepesine ulaşır.Хребет покрыт разрежённой степной растительностью, выше — высокогорными лугами.
Aynı yarışmada, bayanlarda birinciliği Belgin Doruk kazanmıştı.В женской части соревнования выиграла сборная Бельгии.
2010 yılında Doruk Izgara Gıda Ticaret Limited Şirketine ortak olmuştur.في عام 2010 اصبحت شريكة في شركة دوروك ازجارا للغذاء التجارية المحدودة.
Saygı sevgi dorukta...وعلى حبَّةِ رَمْلٍ...
Doruk Yayınları, 1997.دار سحر للنّشر 1997.
1872 yılında bu çatışma iki grup arasında doruk noktasına ulaştı ve Lahey Kongresinde ayrılık kesinleşti.في عام 1872، وصل النزاع في الأممية إلى أوجه بحصول انقسام نهائي بين المجموعتين في مؤتمر لاهاي.
Belgin Doruk filmde Neriman Özar Şahinoğlu karakterini canlandırmıştır.وفي الرسالة سخر بوب من الذوق السيئ للأرستقراطي "تيمون".
2010 yılında Doruk Izgara Gıda Ticaret Limited Şirketine ortak olmuştur.[9]في عام 2010 اصبحت شريكة في شركة دوروك ازجارا للغذاء التجارية المحدودة.
Pek çok eleştirmen Shakespeare'in en iyi trajedilerinin sanatının doruk noktasını temsil ettiğine inanır.Muitos críticos acreditam que as maiores tragédias de Shakespeare representam o pico de sua arte.
Grup doruk noktasındayken Triple H, Ric Flair, Batista ve Randy Orton'tan oluşuyordu.O antigo grupo consistia em Triple H, Ric Flair, Randy Orton e Batista.
Köyün ilk adı Doruk dur.A começar pelo sobrenome do vilão.
Saygı sevgi dorukta...Há ainda a preciosa Love...
1989 yılı Japonya tarihindeki en hızlı ekonomik büyümesinden birinin doruk noktasıydı.1989 markeerde de grootste economische groeispurt in de geschiedenis van Japan.
Bu zamanda her iki krallık da varlığın doruk noktalarındaydı.De grens tussen beide koninkrijken lag op dat moment op ca.
En yüksek doruk, Doğu Cumbria'daki Cross Fell 893 m yüksekliktedir.Het hoogste punt is met 893 meter de Cross Fell in Cumbria.
Ten (転): Üçüncü bölüm, öngörülemeyen bir gelişmenin yaşandığı doruk noktasıdır.Ten (転): het derde paneel is de climax van het verhaal, waarin een onverwacht iets gebeurt.
Scafell Pike, Britanya'daki Üç Doruklar Yarışı'nda tırmanılan zirvelerden biridir.Scafell Pike is een van de drie Britse bergen die deel uitmaken van de "National Three Peaks Challenge".
1970'li yıllara gelindiğinde Sovyetler Birliği artık gücünün doruklarındaydı.In 1970 stond de Sovjet-Unie op het hoogtepunt van haar macht.
Aynı yarışmada, bayanlarda birinciliği Belgin Doruk kazanmıştı.In haar debuutseizoen won ze één toernooi: het Belgian Ladies' Open.
Ay yüzeyine 1969 yılında ilk insanların inmesi, uzay yarışının doruk noktasını oluşturmuştur.Lądowanie na Księżycu pierwszych ludzi w roku 1969 uznaje się za moment kulminacyjny kosmicznego wyścigu.
Deniz Mezarlığı ise şiir sanatının doruklarına çıktığı eseridir.Miejscem manifestacji politycznych stał się także grób poetki.
La Rochelle Kuşatması Fransa'da Katolikler ile Protestanlar arasındaki gerginliğin doruk noktası olmuştur.Upadek La Rochelle było głównym ciosem wymierzonym w protestantów.
Öykünün doruk noktasında anlatıcı kendini zifirî karanlıkta bulur.Gravida honor tenderar att gömma sig i mörkret.
Bu filmlerin çoğunda aktris Belgin Doruk ile oynadı.Många av hans filmer spelades in med danska skådespelare.
Buzluca (Bulgarca: Бузлуджа) Koca Balkan Dağları'nda bulunan 1441 metrelik bir doruktur.Buzludzja är en 1441 meter hög bergstopp i Bulgarien.
Gece eğlence en doruk noktaya gelir.Вечори перетворювали на найвеселіші часи дозвілля.
Pek çok eleştirmen Shakespeare'in en iyi trajedilerinin sanatının doruk noktasını temsil ettiğine inanır.Mnoho kritiků věří, že Shakespearovy největší tragédie reprezentují vrchol jeho umění.
Hümanizm, doruk noktası 1480`den 1530`a kadar geçen süre içindedir.Interiér je bohatě zdoben freskami z let 1480 až 1535.
Belgin Doruk, 1956 yılında hiçbir filmde rol almamıştır.André Bonhomme ve sdružení od roku 1956 už nehrál žádnou roli.
Bagok Dağı'nın doruk noktasındadır.Nedaleko se nachází nejvyšší bod hory Trnovník.
Ay yüzeyine 1969 yılında ilk insanların inmesi, uzay yarışının doruk noktasını oluşturmuştur.Aselenizarea ulterioară a primilor oameni în 1969 este considerată punctul culminant al Cursei Spațiale.
Doruk, ailesinin dediklerine aldırmamıştır ve teklifi kabul ederek evlenmiştir.Carol nu s-a opus deciziei fratelui său și a acceptat căsătoria.
Olayın doruk noktası siyasal skandal olmuştur.Incidentul a fost la un pas de a isca un adevărat scandal diplomatic.
Gece eğlence en doruk noktaya gelir.Divertismentul reprezintă o petrecere agreabilă a timpului.
En yüksek doruk, Doğu Cumbria'daki Cross Fell 893 m yüksekliktedir.Cel mai înalt vârf este Cross Fell, cu o înălțime de 893 m.
1957 yılında yazdığı Değişme adlı romanında, deneysel roman tekniğinin doruklarına ulaştığı kabul edilir.În anul 1957 s-a găsit restul unei case care s-ar părea a aparține perioadei romane.
Mougins'in doruk noktası Roma öncesi dönemden beri işgal edilmiştir.Mougins már a római kor előtti időszakban is lakott hely volt.
Füsun Doruker, Sabah Kitapları, 1995. ^ a b cCzigány Lóránt; Könyves Kálmán, Bp., 1995 (Cs.
Pek çok eleştirmen Shakespeare'in en iyi trajedilerinin sanatının doruk noktasını temsil ettiğine inanır.Legtöbb kritikus szerint Shakespeare művészetének csúcspontját tragédiáival érte el.
En yüksek doruk, Doğu Cumbria'daki Cross Fell 893 m yüksekliktedir.Legmagasabb pontja a Cumbria keleti részében található Cross Fell (2930 láb, azaz 893 m).
Bu dorukta aynı zamanda bir anıt bulunmaktadır (Buzluca anıdı).Szentendrén is van egy emléktáblája (dombormű).
Doruk Yayımcılık, 2008.Jósvafő, 2008.
1970'li yıllara gelindiğinde Sovyetler Birliği artık gücünün doruklarındaydı.A Szovjetunió majdnem 70 éves fennállása alatt jelentős hatalommá vált.
Bu büyüklük krallığın doruk noktası oldu.Ezután a királyság legjobban tisztelt ereklyéje lett.
1989 yılı Japonya tarihindeki en hızlı ekonomik büyümesinden birinin doruk noktasıydı.Vuosi 1989 oli yksi Japanin talouden kaikkien aikojen suurimmista kasvuvuosista.
Buzluca (Bulgarca: Бузлуджа) Koca Balkan Dağları'nda bulunan 1441 metrelik bir doruktur.Бузлуджа) on Balkanvuoriin (Stara Planina) kuuluva 1441 metriä korkea huippu Bulgariassa.
Doruk noktası olan KV-1 model 1942 (KV-1C) çok ağır zırhla kaplanmış bir tank olarak ortaya çıktı.KV-1 malli 1942 (KV-1C) oli hyvin panssaroitu, mutta kelvottoman hidas.
Konfüçyüsçülük ve diğer Çin etkileri doruk noktasındayken Japon tarihinde yerini almış bir dönemdir.Heian-kaudella kungfutselaisuus ja muut kiinalaiset vaikutukset saavuttivat Japanissa huippunsa.
Grup doruk noktasındayken Triple H, Ric Flair, Batista ve Randy Orton'tan oluşuyordu.Ryhmä muodostui neljästä painijasta: Triple H:sta (johtaja), Ric Flairista, Batistasta ja Randy Ortonista.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod