dolu ile cümle
dolu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Konserleri dolup taştı.많은 콘서트들의 표가 매진되었다.
Çanta dolu.가방이 가득합니다.
Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?"האם הכוס חצי ריקה או חצי מלאה?"
Ayrıca ilçede dolu yağışları da görülmektedir.ניתן לראות גם טביעות של טיפות גשם.
Avercamp'ın peyzajları çok renkli ve hayat doludur.המשלים של אטינגר הם מלאי פרטים וצבעוניים.
Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur.לטענת גרשום שלום, בספר זה עצמו יש רמיזות שבתאיות.
Fakat atmosfer hala barış dolu.האווירה בלה גולט שלווה.
Yalanla, talanla dolu.טומאתו היא שיקרו.
Karanlık imajlarla dolu bir video kaset.מסמך וידאו ענק עומד בחשוך.
En fazla buyanın yeni ay ve dolunayda elde edilebildiğine inanılır.מצא ששיא השגעון מתרחש בירח חדש או בירח מלא.
Artık kalan hayatını dolu dolu geçirecektir.כתוצאה מכך, יש לו תוחלת חיים ארוכה ביותר.
Deli dolu bir kadındır.היא אישה מבולבלת.
Herkes dans ve eğlentiye başlar ve opera kıvanç ve neşe dolu bir hava içinde sona erer.המערכה הסופית מסתיימת בשירה וריקודים, באווירה שמחה ומאושרת.
Onun çocukluk anıları bile hep sahne maceralarıyla doludur.כותב את סיפור ילדותו המרתק ומלא ההרפתקאות.
Uyuşturucu dolu uçağın gerçek yüzünü öğreniriz.מהווה הארכה אופקית של גוף המטוס.
"Yoksunlukla dolu ve hareketli olsun" dedi.מלא בהשמצות הכפשות והפרזות".
İrisler hava ve yaşamla dolu, güzel bir çalışma."מאוד סטרילית, עסוקה בכסף ומעמד."
Ay'ın dolunay halinde olduğu zaman en güçlü oldukları zamandır.בהשוואה לזמן הופעתו של ירח מלא, במולד הירח האור קלוש ביותר.
Böylesine kötü ve kargaşa dolu bir ortamda önemli sorunlar meydana gelmiştir.בעקבות כך נוצר מצב בעייתי ושנוי במחלוקת.
"Kâbus Dolu 3 Gün: 1917 Selanik Yangın".עד דכא, תל אביב: סדן, תרפ"ה-1925.
Virülansın sıfat hali virülandır (Latince virulentus, "zehir dolu" ).רק המינון עושה את הרעל" (לטינית: sola dosis facit venenum).
Göller ve nehirler çeşitli balık, kuş ve suda yaşayan memeliler ile doluydu.האגמים והנהרות היו שופעים מינים רבים של דגים, עופות ויונקים ימיים.
İnanılmaz acı doluydu..."ראשי מפולח כאב נורא...").
Deli dolu ve çılgındır.מצחיק ובעל רעיונות מטורפים.
Tanrı, özünde iyilikle dolu olduğundan ibadet edip onun gönlünü kazanmak gerekmez.אלוהים כישות מושלמת, לא צריך שישבחו אותו.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.הוא ידוע בכך שהוא נמשך ליופי וסולד מאנשים שמייחסים ליופי חשיבות מופחתת.
Roma, konversolarla doluydu.היא הייתה מקושרת לרומא באמצעות רשת של דרכים.
Bütün ömrü çile ile dolu.הרב חיים שלמה.
Uyandığında kendisini, zombilerle dolu korkunç ve perişan bir dünyada yapayalnız bulur.כשאדם מנסה לעזוב את הבית הוא מוצא את עצמו בעולם משונה מלא חול ותולעי ענק.
Çevresi alışveriş mağazaları ile doludur.החנויות ממוקמות במרכזים מסחריים.
Dolunay zamanında, ayda üç gece canavara dönüşür.בשנה מסוג החא חל ראש חודש בשבת שלוש פעמים.
TallMountain'in hayatı zorluklarla dolu bir yolculuktur.מסעו של אינמאן מלא תלאות.
Örnek : Dolunayınaçısal büyüklüğü 0.5° dir.במשורות נפוצות, רמת הדיוק היא כ 0.5%.
Geldiğinde Carrie'nin üstünde domuz kanı dolu sarkan bir kova görür.אחרי רבנותו בסאנטוב כיהן כרבה של קאריי (קראלי).
Fabliaux kısa, genellikle taşlamalarla dolu mizahı öykülerdi.קצנלנבוגן כתב בעיקר סיפורים קצרים, שמלנכוליה שורה עליהם.
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım."וְהוּא רַחוּם יְכַפֵּר עָוֹן" - חציין דפסוקים.
Bu yüzden su dolu şişe içinde tutulur.כמו בתוך סיר מלא בחלב.
Aklım saçının kokusuyla doludur, Bu ne güzel koku, bu ne ıtır, bu ne hoştur?איזה זיכרונות נפלאים עולים במוחו, והשם הזה מעורר בו את הריר ואת הטעם, את הריח ואת התאווה.
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.הסכר מתמוטט והאגם מתרוקן ממימיו, תוך סחיפת שברי הקרחון.
Mahallenin ismi Doğlu Baba'dan (Dolu Baba) gelmektedir.Наречени са на техния прародител Исто (Istævo).
Özellikle Fransız tarihi bu tip mücadelelerle doludur.Този период ще остане в историята преди всичко с френските завоевания.
Bu kitabı kesin kurallarla doluydu.Тази плесница се е използвала с определени правила.
Gülcihanın acı dolu hikâyesinin başladığı yerdir Van...Оттук започват неспирните ѝ неволи...
Hendek, özellikle kale, bina veya kenti çevreleyen geniş, derin ve genellikle suyla dolu tahkimattır.Ров е дълбок и широк окоп, обикновено пълен с вода, опасващ сграда, град или укрепление.
Her zaman sürprizlerle dolu, her zaman şaka yapmaya hazır!Винаги пълна с енергия и радост.
Daha varoş ilçeler ise genellikle Brejnev tipi binalarla doludur.Тези творби често са сочени като връх в творчеството на Брьогел.
Listedeki pozisyonların (kaleci, stoper, forvet) tamamı doludur.Всички надземни части на растението (стъбло, листа и чушки) са окосмени.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.Получавах мъст, гъста като петмез.
Acılarla dolu bir yıldı.Тя носи траур в продължение на една година.
Ondan bana kalan tek anılar sevgi dolu olan anlardı.Презрението, което изпитва тя към него, не е нищо повече от щит, за да скрие любовта, която чувства.
Biri altın, biri mücevher, biri de altından araç-gereçle doludur.Единият е пълен с пари и скъпоценности, а другият с дамско бельо...
Deli Dolu'da ana fikir iki yüzlülüktür.В основата на ТРМ лежи понятието размито множество.
Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur.Aceraceae - ЛТУ Тази статия, свързана с растения, все още е мъниче.
Prunier şikayetlerle doludur.Пилзен е известен с многото си бирарии.
Odası metal eşyalarla doludur.Бомбата е била пълна с метални детайли.
Daha sonra Sahra olacak olan bölge ıslak ve bereketli ve akiferi doludur.Регионът, който по-късно ще стане Сахара е влажен и плодороден и водоносните хоризонти са пълни.
Stasia refah dolu bir ailede yetişir.Вазов отраства в сравнително заможно семейство.
English ve Percy caddeleri polis arabalarıyla doluydu.Наш и Холси избягват с полицейска кола.
Bahçemiz rengarenk çiçeklerle doludur.Градината ни е пълна с пъстри цветя.
Mağara ateş böcekleriyle dolu.Пещерата е пълна със светулки.