Dolunay zamanında, ayda üç gece canavara dönüşür.בשנה מסוג החא חל ראש חודש בשבת שלוש פעמים.
TallMountain'in hayatı zorluklarla dolu bir yolculuktur.מסעו של אינמאן מלא תלאות.
Örnek : Dolunayınaçısal büyüklüğü 0.5° dir.במשורות נפוצות, רמת הדיוק היא כ 0.5%.
Geldiğinde Carrie'nin üstünde domuz kanı dolu sarkan bir kova görür.אחרי רבנותו בסאנטוב כיהן כרבה של קאריי (קראלי).
Fabliaux kısa, genellikle taşlamalarla dolu mizahı öykülerdi.קצנלנבוגן כתב בעיקר סיפורים קצרים, שמלנכוליה שורה עליהם.
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım."וְהוּא רַחוּם יְכַפֵּר עָוֹן" - חציין דפסוקים.
Bu yüzden su dolu şişe içinde tutulur.כמו בתוך סיר מלא בחלב.
Aklım saçının kokusuyla doludur, Bu ne güzel koku, bu ne ıtır, bu ne hoştur?איזה זיכרונות נפלאים עולים במוחו, והשם הזה מעורר בו את הריר ואת הטעם, את הריח ואת התאווה.
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.הסכר מתמוטט והאגם מתרוקן ממימיו, תוך סחיפת שברי הקרחון.
Özellikle Fransız tarihi bu tip mücadelelerle doludur.Този период ще остане в историята преди всичко с френските завоевания.
Bu kitabı kesin kurallarla doluydu.Тази плесница се е използвала с определени правила.
Gülcihanın acı dolu hikâyesinin başladığı yerdir Van...Оттук започват неспирните ѝ неволи...
Hendek, özellikle kale, bina veya kenti çevreleyen geniş, derin ve genellikle suyla dolu tahkimattır.Ров е дълбок и широк окоп, обикновено пълен с вода, опасващ сграда, град или укрепление.
Her zaman sürprizlerle dolu, her zaman şaka yapmaya hazır!Винаги пълна с енергия и радост.
Daha varoş ilçeler ise genellikle Brejnev tipi binalarla doludur.Тези творби често са сочени като връх в творчеството на Брьогел.
Listedeki pozisyonların (kaleci, stoper, forvet) tamamı doludur.Всички надземни части на растението (стъбло, листа и чушки) са окосмени.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.Получавах мъст, гъста като петмез.
Acılarla dolu bir yıldı.Тя носи траур в продължение на една година.
Ondan bana kalan tek anılar sevgi dolu olan anlardı.Презрението, което изпитва тя към него, не е нищо повече от щит, за да скрие любовта, която чувства.
Biri altın, biri mücevher, biri de altından araç-gereçle doludur.Единият е пълен с пари и скъпоценности, а другият с дамско бельо...
Deli Dolu'da ana fikir iki yüzlülüktür.В основата на ТРМ лежи понятието размито множество.
Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur.Aceraceae - ЛТУ Тази статия, свързана с растения, все още е мъниче.
Prunier şikayetlerle doludur.Пилзен е известен с многото си бирарии.
Odası metal eşyalarla doludur.Бомбата е била пълна с метални детайли.
Daha sonra Sahra olacak olan bölge ıslak ve bereketli ve akiferi doludur.Регионът, който по-късно ще стане Сахара е влажен и плодороден и водоносните хоризонти са пълни.
Stasia refah dolu bir ailede yetişir.Вазов отраства в сравнително заможно семейство.
English ve Percy caddeleri polis arabalarıyla doluydu.Наш и Холси избягват с полицейска кола.
Bahçemiz rengarenk çiçeklerle doludur.Градината ни е пълна с пъстри цветя.
Mağara ateş böcekleriyle dolu.Пещерата е пълна със светулки.
İrisler hava ve yaşamla dolu, güzel bir çalışma."Irisi su lijepa studija puna zraka i života.”
Televizyon neden onlarla dolu olsun ki?" dedi.Zašto filmovi ne to prikazivali?"
Meclis Başkanı: Süreniz doluyor efendim.Ninko Perić: Nastavljamo rad, gospodo.
Evinin odalarından biri kendi portreleriyle doludur.Posebno mjesto u njegovu opusu zauzimaju portreti.
Bu kitabı kesin kurallarla doluydu.Pojmovi su pisani prema različitim pravilima.
Mağara ağzına kadar altın ve gümüşle doluydu.U svojim podrumima su imali škrinje pune zlata i srebra.
İnanılmaz acı doluydu..."Bili smo jebeno nedodirljvi..."”
'Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk.' 9.I poče uzlaziti na nebo, a oblak ga je zaklonio i više ga nisu vidjeli.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Mnoge ljude sa svih strana privlači čista i prelijepa priroda.
Dolu ağırlığı 40 ton civarındadır.Masa cijele konstrukcije je 40 tona.
Kitap hristiyan kutsamaları ve formülleriyle doludur.Jednako tako, sadrži i niz kršćanskih blagoslova i formula.
Vaaz verdiği kiliseler dolup taşıyordu.Zbirka propovijedi koju je napisao izgubljena je.
Koşullar uygun ise dolu da vuku bulabilir.Ako postoje odgovarajući uvjeti, može biti sačuvan i cijeli kostur.
İngiliz cesetleriyle dolu birkaç avcı hattı geçtik.U elaboratu su popisani brojni engleski dvorci.
Şarkılar keskin rap sözleriyle doludur.Sve pjesme sastava pjevane su hvarskim dijalektom.
Bu taş aracılığı ile yağmur, kar, dolu çekilir.Vodom se napaja od kišnice i od otopljenjenog snijega.
Çevresi alışveriş mağazaları ile doludur.Gradovi su čvorišta trgovačke razmjene.
Renkler daha hayat doluydu.Cijeli je ciklus oslikan živim bojama.
Korku ve nefret dolu maceralar.Opomena i strah od nepoznatoga.
Tipik bir örnek su dolu bir beher içindeki polen tanesi olurdu.Primjer suspenzija bi bio pijesak u vodi.
Japonya güzel kentlerle doludur. Örneğin Kyoto ve Nara.Japan je pun lijepih gradova. Naprimjer Kyoto i Nara.
Acı dolu bir son olur.Majú smutný koniec.
Bu dört gerçek şunlardır: Dukkha - Yaşam acı doludur.Podstatou je učenie o štyroch vznešených pravdách: Život je plný utrpenia.
Dolunun zaman zaman çevreye zararı olduğu görülmüştür.Ľudia narušovali okolité prostredie už veľmi dávno.
Politik kariyeri çelişkilerle doluydu.Jeho vláda bola plná protirečivých skutočností.
Ayrıca "Reclamation" gibi nefret dolu şarkıları da vardır.Sú tu populárne aj tzv. kleftika tragoudia (zbojnícke piesne).
En parlak olduğu dolunay evresinde Ay'ın görünür kadir derecesi yaklaşık −12,6'dır.Počas najjasnejšieho splnu môže mať Mesiac magnitúdu asi −12,6.
Sözler genellikle sitem doludur.Sú obvykle veľmi plaché.
Toprakları madenle doludur.Pôdy sú hnedozeme.
Çünkü orman sırlarla doludur ve çok iyi bilen birine bile tehlikeli olabilir.Samotná jaskyňa je skôr vertikálna, a jej prieskum môže byť pre neznalého aj veľmi nebezpečný.
Bu süreç birkaç dakikadan birkaç güne kadar uzayabilir, oldukça acı dolu bir yöntemdir.Tetovanie vydrží len niekoľko dní, prípadne týždňov, a je úplne bezbolestné.