Ana içeriğe geç
Sözlük

dolu ile cümle

dolu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
O, atardamarların tamamıyla hava dolu olduğuna ve hayvansal ruhu (pneuma) taşıdığına inanmıştır.덧붙여 난쟁이는 사후, 구조주마할(아우레)에 의해서, 전용의 만도스의 관에 데리고 가지는 것이라고 믿고 있다.
Çünkü ilk iki yer bunlar tarafından doluydular.이 때는 처음 두 층이 완성되어 있어야 한다.
Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur.지금은 정려각은 없어지고, 그의 후손들이 세운 이 비만 남아 있다.
Araba, Meazza geçirdiği aşk dolu geceyi anlatıp bir aslan gibi hissettiğini söylemişti.뒤쪽 좌석에 누워있는 메아차가 그들에게 말했길 그는 밤새도록 사랑을 나누었으며 또한 말하길 자신이 사자와 같았다고 하였다.
Ormanda, tam olarak ne olduklarını bilemeseler de onlara korku dolu bir yaşantı sürdüren yaratıklar vardır.원래의 종수와 매수는 알 수 없으며, 판면이 훼손된 경우가 있고, 판이(板耳, 마구리)는 모두 결실되어 있다.
Karanlık imajlarla dolu bir video kaset.어두운 내용의 판타지 영화이다.
Fakat çok nefret dolu bir adam olduğu söylenebilir.매우 두터운 신앙심을 가지고 있는 인물이었다고 전해진다.
Her yer doldurulmuş kuşlarla doludur.저어새를 비롯한 6종의 새를 포함하고 있다.
Glenn ayrıca ahırın aylaklarla dolu olduğu ve bunlardan bazılarının Hershel'ın ailesi olduğunu öğrenir.글렌은 또한 헛간이 허셸의 가족과 이웃들로 이루어진 워커들로 가득 차있다는것을 알게 된다.
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım.“추석 명절술로 '황금주' 담가보세요”.
Öyle ki, başta geçimlik çiftçilerle dolu olan ülke, bu yanlış siyaset yüzünden kıtlığa sürüklendi.그 때문에 처음엔 열렬했던 농민들의 열광은 수그러들고, 국민정부의 무능한 모습이 노출되게 되었다.
"Bi dolu albüm ama."정태춘 두 앨범 햇빛본다”.
5. O gece, esenlik doludur.8월 15일: 성모 안식.
Bazen dolu da yağar.비를 자주 맞는다.
Bu yapıların dışında ise kül dolu pek çok çöp çukuru ortaya çıkarılmıştır.그러나 이런 가운데서도 태조의 왕사 무학(無學)을 비롯하여 많은 명승(名僧)들이 배출되었다.
Oz'u tıraş kutumun içine bile sokabilirdim ama dolunay olduğunda kurtadamla karşılaşmak istemezsin.일본판 복장 기모노를 입고 있어서 국내에서는 방영되지 않았지만 지우의 배지 회상에서 잠깐 등장했었다.
Amcası Raistlin gibi, oda güç ve hırs doludur.호스트풍의 미청년으로, 인상이 좋고 화술도 솜씨있다.
Ucuz, yalancı ve genelde diğerlerinin başarılarına karşı kıskançlık doludur.활발하지만 의외로 아주 자상한 성격이며 남들에겐 항상 존중을 갖춰 대한다.
(Uyarıcı Kur’an’a and olsun ki! / Bu öğütle dolu Kur’an’a bak.)알되 네가 스스로 깨달아 알아라'고 하였다.
Stasia refah dolu bir ailede yetişir.벨레스는 유복한 가정에서 태어났다.
Televizyon neden onlarla dolu olsun ki?" diye ekledi.왜 통신에 암호를 쓰지 않느냐?"였다.
Sokakları kahvehanelerle doludur.카페 거리로 유명하다.
Dolunayda sürekli aileleri öldürür.누나 민정에게 맨날 당한다.
İnanılmaz acı doluydu..."하지만 그녀에게는 끔찍한 아픔의 그림자가 있었는데…….
(Yani cehennem bizzat yaşadığımız kötülük dolu yeryüzü olarak kabul edilebilir.)(자살한 인간은 사후 세계에 올 수 없는 것 같다.)
Deli dolu bir kadındır.세련된 여성이다.
Yüzlerce ünlü anıt ve yapıyla dolu, binlerce millik gerçek yol ağı.말그대로 수천 수만개의 SF와 관련 장르, 매체를 다루는 웹사이트가 나타났다.
Ofisteki çalışma masası daima kâğıtlarla doluydu.골초로, 책상이 항상 담배 꽁초가 가득 있다.
Sırtı pıçılarla doludur.덩굴손이 잎과 마주난다.
Tabii ki dolunayın katkısı da büyük.또한 프레임 지원도 아주 제한되어 있다.
Konserleri dolup taştı.많은 콘서트들의 표가 매진되었다.
Çanta dolu.가방이 가득합니다.
Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?"האם הכוס חצי ריקה או חצי מלאה?"
Ayrıca ilçede dolu yağışları da görülmektedir.ניתן לראות גם טביעות של טיפות גשם.
Avercamp'ın peyzajları çok renkli ve hayat doludur.המשלים של אטינגר הם מלאי פרטים וצבעוניים.
Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur.לטענת גרשום שלום, בספר זה עצמו יש רמיזות שבתאיות.
Fakat atmosfer hala barış dolu.האווירה בלה גולט שלווה.
Yalanla, talanla dolu.טומאתו היא שיקרו.
Karanlık imajlarla dolu bir video kaset.מסמך וידאו ענק עומד בחשוך.
En fazla buyanın yeni ay ve dolunayda elde edilebildiğine inanılır.מצא ששיא השגעון מתרחש בירח חדש או בירח מלא.
Artık kalan hayatını dolu dolu geçirecektir.כתוצאה מכך, יש לו תוחלת חיים ארוכה ביותר.
Deli dolu bir kadındır.היא אישה מבולבלת.
Herkes dans ve eğlentiye başlar ve opera kıvanç ve neşe dolu bir hava içinde sona erer.המערכה הסופית מסתיימת בשירה וריקודים, באווירה שמחה ומאושרת.
Onun çocukluk anıları bile hep sahne maceralarıyla doludur.כותב את סיפור ילדותו המרתק ומלא ההרפתקאות.
Uyuşturucu dolu uçağın gerçek yüzünü öğreniriz.מהווה הארכה אופקית של גוף המטוס.
"Yoksunlukla dolu ve hareketli olsun" dedi.מלא בהשמצות הכפשות והפרזות".
İrisler hava ve yaşamla dolu, güzel bir çalışma."מאוד סטרילית, עסוקה בכסף ומעמד."
Ay'ın dolunay halinde olduğu zaman en güçlü oldukları zamandır.בהשוואה לזמן הופעתו של ירח מלא, במולד הירח האור קלוש ביותר.
Böylesine kötü ve kargaşa dolu bir ortamda önemli sorunlar meydana gelmiştir.בעקבות כך נוצר מצב בעייתי ושנוי במחלוקת.
"Kâbus Dolu 3 Gün: 1917 Selanik Yangın".עד דכא, תל אביב: סדן, תרפ"ה-1925.
Virülansın sıfat hali virülandır (Latince virulentus, "zehir dolu" ).רק המינון עושה את הרעל" (לטינית: sola dosis facit venenum).
Göller ve nehirler çeşitli balık, kuş ve suda yaşayan memeliler ile doluydu.האגמים והנהרות היו שופעים מינים רבים של דגים, עופות ויונקים ימיים.
İnanılmaz acı doluydu..."ראשי מפולח כאב נורא...").
Deli dolu ve çılgındır.מצחיק ובעל רעיונות מטורפים.
Tanrı, özünde iyilikle dolu olduğundan ibadet edip onun gönlünü kazanmak gerekmez.אלוהים כישות מושלמת, לא צריך שישבחו אותו.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.הוא ידוע בכך שהוא נמשך ליופי וסולד מאנשים שמייחסים ליופי חשיבות מופחתת.
Roma, konversolarla doluydu.היא הייתה מקושרת לרומא באמצעות רשת של דרכים.
Bütün ömrü çile ile dolu.הרב חיים שלמה.
Uyandığında kendisini, zombilerle dolu korkunç ve perişan bir dünyada yapayalnız bulur.כשאדם מנסה לעזוב את הבית הוא מוצא את עצמו בעולם משונה מלא חול ותולעי ענק.
Çevresi alışveriş mağazaları ile doludur.החנויות ממוקמות במרכזים מסחריים.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod