Yeryüzü zulümle dolu iken, o, Dünya'yı adaletle doldurur.悪が消えた世界で正義のパワーが暴走!
Bu nedenle, o gece Ay dolunay şeklinde ve çok güzeldir.その晩は明るい月夜で、見通しもよかった。
Skandal günümüzde dahi bilinmeyenlerle doludur.これまでの経歴が一切不明の女性。
Ay'ın dolunay halinde olduğu zaman en güçlü oldukları zamandır.満月の時には力が強い。
MÖ yaklaşık 5600- Karadeniz Tufanı teorisine göre, Karadeniz tuzlu su ile doluyordu.ただし6,500㎡ほどの面積の長方形のもので、レフトにあたる部分は土のままであった。
Kelimelerle dolu iki tane çanta hayal edin.奇術に使う二羽の雀の絵あり。
"Yoksunlukla dolu ve hareketli olsun" dedi.「風立ちぬ、いざ生きめやも」。
Dolu dolu yaşadım, gümbür gümbür.元気いっぱい、すこしあわてんぼう。
O yaz, hayatımın en hoş ve en zafer dolu günlerini yaşadım.この時期については晩年、生涯でもっとも幸福な時期として回想している。
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.印刷工場と庭園を舞台にしたゾーンだが、外部は雪で覆われている。
Hüzün dolu kalbini hissettirmek için sevgili eşinin ruhuna seslenir.相手の心の痛みを感じ取れる優しい少女。
Dolunayın olduğu gecenin her saniyesi Kurtadam birini öldürebilir.人狼 毎夜、指定した誰か1人を襲撃することができる。
Her zaman sürprizlerle dolu, her zaman şaka yapmaya hazır!いつでも陽気で元気いっぱいである。
Oyun ekranında, üst kısımdaki sarı renkli bar doluncaya kadar toplar gelmeye devam edecektir.包装の前にケーキをひっくりかえし、丸い黄色の底が上になる。
Macera Diyarı Parkı:Oyuncaklarla dolu bir eğlence mekanıdır.びっくりハウスは、遊園地のアトラクション (遊園地)である。
Ayrıca hiç bilmedikleri iblislerle dolu dünyaya ilk adımlarını atarlar.そうなると召喚していない魔物までが世界に現れてしまう。
Bütün otobüsler doluどのバスも満員だ。
(Uyarıcı Kur’an’a and olsun ki! / Bu öğütle dolu Kur’an’a bak.)庶乎可報吾師門教誨深恩於萬一也。
Oyuncu karakteri nihayetinde çarpışmalarda mahvolur, cesetlerle dolu bir kamyonun kasasında uyanır.玩家最终陷入战争中,并在装满尸体的卡车后面醒来。
Vampir Angel ile Buffy arasındaki aşk ilişkisi bir sürü mecaz anlamı ile doludur." 而吸血鬼Angel和巴菲的愛情也充滿了隱喻。
Kek tabakaları arasında kullanıldığında dolum denir.當它在千層蛋糕之間使用時,稱為填補。
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.腊月里,冰雪天,地保衙役都摧钱。
Enflasyon Kozmolojisinde en erken anlam dolu zaman "Büyük patlamadan sonrasında" enflasyonun bittiği zamandır.在暴脹宇宙論,"大爆炸之後"最早的意思是暴脹結束的時間。
Sure burçlar (buruc) la dolu göğe yemin ederek başlar.“天部”(“天部”(てんぶ)) 從有歷史前的遙遠過去就已經滅絕的亞神種族。
"Yoksunlukla dolu ve hareketli olsun" dedi.主张“简在心得,鄙薄事功”。
Acaba yine μo=20kglık dolum yapabilecek mi?範例: Leihst du mir mal deine goma?
Tam dolu şarjda 24 saat çalışabilmektedir.系統為全日24小時運作。
Uyuşturucu dolu uçağın gerçek yüzünü öğreniriz.该理论将会由真实的喷气式客机实地验证。
Süresi dolunca ayrıldı (1986).後來辭官歸故里,並出家為道,於86歲時逝世。
Araba, Meazza geçirdiği aşk dolu geceyi anlatıp bir aslan gibi hissettiğini söylemişti.躺在后座上的梅阿查告诉他们自己“充满爱”的一夜,并说他感觉自己像头狮子。
Macera Diyarı Parkı:Oyuncaklarla dolu bir eğlence mekanıdır.郊野公園是一個給遊人享受郊遊樂趣的公園。
Tam ay altında yıldızlarla dolu bir gök.他们的工作是在月亮扫坠落的星星。
Leia ise kendisine öfke doludur.流聞禁中,帝益怒。
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.其登場的篇章皆人氣甚高,大獲好評。
Oğulları: a) Bayan: Her zaman nimetle dolu yer anlamındadır.他在所到的地方皆因品行高尚而聞名。
Evi kedi doludur.家裡有養貓。
Oldukça modern binalarla doludur.它的周围都是现代的建筑。
Amcası Raistlin gibi, oda güç ve hırs doludur.叔孫並為殯瘞,躬恤病者,並皆得全。
Yol kana susamış, bağıran halk ile doludur.名稱寶杖善降妖,永鎮靈霄能伏怪。
Bazen dolu da yağar.降雨有时会很强烈。
Şarkı, Portekiz'in övgü dolu bir baldır.此曲為一首廣受歡迎的蘇格蘭高地風笛樂曲。
Alt uç ise açık, ancak cıva dolu bir kaba daldırılmış durumdadır.不過,凪是一個運動白痴,而且體力明顯不足。
Politik kariyeri çelişkilerle doluydu.抵壘政策是充滿矛盾的。
Chemtrail komplo teorisi yayıldıkça federal bürolar, vatandaşların kızgın çağrı ve mektuplarıyla dolup taştı.随着说法的不断传播,联邦官员被大量愤怒民众打来的电话和发来的信件淹没。
Tanrılar onu çenesine kadar su dolu yerde bulunmaya ama bundan asla içememe ile cezalandırırlar.功曹們都認為王生平日酗酒,沒有禮節,不可以使其跟隨。
Çok Tanrılı dinlerde (paganizm) Dolunay için şölenler yapılırdı.我当以诸佛国土最上庄严之具而庄严之。
Daha sonra da Temuçin’i koyun yünüyle dolu bir arabanın içinde sakladılar.然後釀入餡料,之後放在松針上蒸熟。
Onun da Candide gibi serüven dolu bir hayatı vardır.在跳躍狀態下也擁有強大的威力。
Buna karşın Ay tutulması dolunay evresinde Dünya Güneş ile Ay'ın arasında olduğunda oluşur.對照過來,月食發生在满月,當地球介於太陽和月球中間。
Özellikle dolunay zamanı çok aktiftir.尤其金的加工非常精巧。
Kelimelerle dolu iki tane çanta hayal edin.充分利用紙張的兩面。
Video, resimlerle dolu bir koridorda başlar.影片以一個全白的畫面開頭。
O yaz, hayatımın en hoş ve en zafer dolu günlerini yaşadım.那是我有生以来最快乐的一个夏天,可惜太短。
Şarj durumu yüzde ile gösterilirken (%0 = boş; %100 = dolu), boşalma derinliği Ah (ör.每個周期按正弦曲線在正位置(0%..100%)和負位置(0%..-100%)之間振蕩。
Bu da bira dolu bir testi olarak betimlenmektedir.它也是蜜蜂所用的信息素。
Aslında bu, tıpkı içi soğuk su dolu bir balonu alttan ısıtmaya benzer.它的外型基本上应当说是一个水下的熱气球。
'Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk.' 9.往者天下大亂,上下失序,明公用武攘之,十平其九。
Küçük yaşta yetim kalan Yusuf yoksulluk yüzünden acı dolu bir hayat sürmüştür.그는 젊을 때, 불량한 친구들과 어울리며 방탕한 생활을 하였다.
Onyedinci ve onsekizinci yüzyıllarda, bazı doktorlar kokulu maddelerle dolu Gaga benzeri bir maske giydi.17세기 및 18세기, 일부 의사들은 향기나는 재료를 채운 부리처럼 생긴 가면을 착용하였다.
1981’de Sartre’ın acı dolu son yıllarını anlattığı Veda Töreni’ni (Cérémonie Des Adieux) yazar.1981년 그녀는 사르트르의 말년을 고통스럽게 이야기한 《작별의 의식》(La Cérémonie Des Adieux)을 썼다.