Bunun yerine hayat, hata hatta komedi dolu.Ασχολήθηκε πολύ με το δράμα, αλλά και τη μαύρη κωμωδία.
İçerisi ceset doludur.Έχουν πυρήνα στο εσωτερικό του κυττάρου.
Konserleri dolup taştı.Η Ακρόπολη ήταν γεμάτη.
Yeryüzü zulümle dolu iken, o, Dünya'yı adaletle doldurur.Αλήθεια θα βλαστήσει από τη γη και δικαιοσύνη θα κοιτάξει από τους ουρανούς.
Bazen dolu da yağar.Μερικές φορές η βροχή είναι κοκκινωπή.
Çok zeki, cesur ve sevgi dolu bir köpektir.Είναι σκύλος γενναίος, φιλότιμος και πολύ αγαπητός.
Devlet ritüellerinin düzenlendiği tapınaklar tanrıların tasvirleri ile doludur.Οι ναοί, όπου τελούνταν οι επίσημες τελετουργίες του κράτους, ήταν γεμάτοι με εικονογραφίες των θεών.
Korku ve nefret dolu maceralar.Μανίες, φοβίες και έμμονες ιδέες.
"Kâbus Dolu 3 Gün: 1917 Selanik Yangın".Κύριο λήμμα: Μεγάλη πυρκαγιά της Θεσσαλονίκης 1917 1923 - Τόκιο.
Bu kitabı kesin kurallarla doluydu.Το πρωτόκολλο αυτό ρυθμίζεται από κάποιους κανόνες διάδρασης.
Bu yörede sekiz tane dolu olan sığınak vardı.Στη σοφίτα υπήρχε χώρος όπου κρύβονταν οκτώ άνθρωποι.
Hurley, bu fikirle ilgili endişelerini anlatırken; Ilana dinamit dolu çantasını düşürür.Πληγωμένη από αυτή την ανακάλυψη, η Άριελ βάζει τα κλάματα.
Çevresi alışveriş mağazaları ile doludur.Δρόμος με καταστήματα.
Skandal günümüzde dahi bilinmeyenlerle doludur.Οι τίτλοι των κομματιών είναι προς το παρόν άγνωστοι.
Fakat çok nefret dolu bir adam olduğu söylenebilir.Και θεωρούταν άνθρωπος με μεγάλη οξύνοια.
Örnek : Dolunayınaçısal büyüklüğü 0.5° dir.Το συνολικό φαινόμενο μέγεθος του σμήνους είναι +0,5.
"Bi dolu albüm ama."«Το φωνητικό αλφάβητο».
Şimdi bunun için sadece bir dahaki dolunaya kadar vakti kalmıştır.Η υπόθεση συνεχίζεται από εκεί ακριβώς που τελείωσε η δεύτερη περίοδος.
Lassen Zirvesi ve etrafı kar, yağmur, dolu.Οι Τελχίνες ήταν μάγοι και προκαλούσαν βροχή, χαλάζι, χιόνι και κεραυνούς.
Buna göre sokaklar direnişçiler ve sivillerin cesetleriyle doludur.Οι στοές του Οχυρού είχαν γεμίσει από ανθρώπινα πτώματα.
Bu kitap hatalarla dolu.Αυτό το βιβλίο είναι γεμάτο λάθη.
1970 yılında ismi Doludere yapılmıştır.I 1970 blev navnet lagt til.
Sadece elektrik motoru ile tam dolu batarya ile 35 km yol gitmektedir.Den kører 25 km kun på elmotoren.
Her zaman sürprizlerle dolu, her zaman şaka yapmaya hazır!Er drillesyg og altid ude på sjov.
Bu şehrin konkistadorlar tarafından altınla dolu olduğuna inanılan El Dorado olduğu ileri sürülmektedir.Det så eftersøgte El Dorado forekom at være fundet.
2004-2005 senesinde ise aralarındaki en gerilim dolu maç oynandı.I perioden 1992-2004 lykkedes det dog at være i den bedste række uafbrudt.
Dolu kardan daha sık görülmektedir ve özellikle kış ve bahar aylarında rastlanır.Hagl ses oftere end sne, som regel om vinteren og i foråret.
Ayrıca ilçede dolu yağışları da görülmektedir.Også i resten af New Zealand regner det meget.
İçerisi ceset doludur.I det indre er den overhvælvet.
Her şeyin Tanrılarla (daimonlarla) dolu olduğuna inanmış olabilir.Med det menes der antagelig ‘‘alle guderne’‘.
Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?I det næste shot er det kun halvdelen af glasset, der er fyldt.
Ferris Bueller'ın maceralarla dolu günü başlamıştır.Ward spillede Ferris Buellers far i Ferris Bueller's Day Off.
English ve Percy caddeleri polis arabalarıyla doluydu.De store bus- og togstationer blev patruljeret af politibetjente i uniformer.
Dolunay zamanında, ayda üç gece canavara dönüşür.I en lunisolarkalender starter en måned altid ved nymåne.
Onun da Candide gibi serüven dolu bir hayatı vardır.Han har også en karriere som solist.
Arkadaşlar grubu girer; neşe ile doludurlar; Rodolfo Mimi için bir seyyar satıcıdan bir bone satın alır.Vennerne kommer glade ind; Rodolfo køber en kyse til Mimi.
Aydın Gün 1980 Deli Dolu (reji.)Ebbe Kløvedal Reich (1983) Mangeord.
Bu kitabı kesin kurallarla doluydu.Dette foranledigede et fast regelsæt.
Madurodam hareket doludur.Modulstangen er et stangmål.
Ertesi şovda arena Austin 3:16 pankartlarıyla doluydu.Byen Saint-Aubin-sur-Mer var på canadiske hænder kl. 18.
Tess 14 yaşında ve erkeklerle dolu bir evdeki tek kız.Celine er den yngste af en børneflok på 14.
Onlar da su dolu kocaman mideleriyle ortaya çıktılar.Fjordene fyldtes med enorme vandmasser.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Optagelserne var plaget af problemer.
Oyun 1880'lerde başlar ve o zaman amcanın evi sayısız çiçekle doludur.Maleriet blev påbegyndt i 1884 efter en fest i husets have, der inspirerede Krøyer til maleriet.
Teknik olarak Uchiha klanı aşırı sevginin doğurduğu nefret dolu bir klandır.Uchiha-klanen: Uchiha klanen var en af de største og mest eftertragtede klaner.
Aşık olduğu kız Taani (Anuska Sharma) daha genç, hayat dolu ve aynı zamanda nişanlıdır.Akane Tendo (天道 あかね, Tendō Akane) er Tendos yngste datter og forlovet med Ranma.
Acaba yine μo=20kglık dolum yapabilecek mi?Kan R stadig holde varietetsværdien 1?
Midem dolu.Min mave er fyldt op.
(Uyarıcı Kur’an’a and olsun ki! / Bu öğütle dolu Kur’an’a bak.)Fra ham stammer ammonittene, som ennå er til.»
Süresi dolunca ayrıldı (1986).Da den ble oppløst, hadde den (med små avbrudd) vart i 126 år.
Araştırma ve geliştirme tesisleri zaten 2.000'den fazla kişiyle doludur.Forskning og utviklingsavdelingen har over 2 000 ansatte.
Mısırlılar başlangıçta evrenin kaosun karanlık sularıyla dolu olduğuna inanırlardı.Egypterne trodde at i begynnelsen ble universet fylt med kaosets mørke vann.
Dahası da arkasında tıka basa para dolu koca bir çanta bırakmıştır.Han etterlater seg ikke mye, bare en koffert full av pengesedler.
1970 yılında ismi Doludere yapılmıştır.I 1970 ble navnet lagt til.
Tengricilikte tabiat ruhlarla doludur.Det rykende gapet er fylt med sjeler.
(Yani cehennem bizzat yaşadığımız kötülük dolu yeryüzü olarak kabul edilebilir.)(Den som pløyer må ha rett til jorda han/hun pløyer.)
Deli dolu ve çılgındır.Klar for det meste og totalt sinnssyk.
Sokakları kahvehanelerle doludur.Gatene er brolagte.
Ateşböceklerinin Mezarı film eleştirmenlerinden ve izleyenlerden övgü dolu yorumlar aldı.Ildfluens grav fikk god omtale hos filmkritikere.
Sahibi dilerse dolu dizgin, dörtnala koşar, isterse aheste yürür, isterse durur.Dersom hunden ser viltet når dette skjer, setter den gjerne i et høyt vræl (beskrik) og renner etter.