Coşkun bir yaşama sevgisiyle, öğrenme aşkıyla doludur.Postačujícím lidským údělem je život vedený láskou a orientovaný věděním.
Tabii ki dolunayın katkısı da büyük.Důležité jsou i zárubně.
Ardından yogi bir sonraki dolunaya kadar onunla birlikte yaşamasını ister.Následující den mu Isabelle nabídne, aby u nich Matthew zůstal celý měsíc.
Göl ve akarsuları ise, alabalık ve diğer tür balıklarla doludur.Jezera a potoky jsou obydleny pstruhy, lipany i jinými rybami.
Philo, Caligula'nın ilk yedi aylık yönetimini tamamen mutluluk dolu olarak tasvir eder.Filon descrie primele șapte luni ale domniei lui Caligula ca fiind fericite.
Kış mevsiminde dolunayda en yüksek noktaya ulaşır.Luna plină este la punctul cel mai ridicat pe cer iarna.
Zamanı sıkışan kardeşler banka tamamen müşteri ile dolu olsa bile soyguna devam ederler.Presați de timp, frații continuă cu jaful, chiar dacă banca este plină de clienți.
Ama mix ve prodüksiyon işlemleri benim için o kadar stres doluydu ki.În cele din urmă, procesul de mixare și finalizare a producției a fost unul foarte stresant pentru mine.
Ama şehir depoları yiyecekle doluydu.Locurile de mâncare erau pline de murdărie.
Görünümü doğal ve basittir, davranışları öz güven doludur, ciddi ve korkusuzdur.Aspectul lor este natural și rustic, comportamentul lor sigur de sine, echilibrat și neînfricat.
Genel olarak başarısızlıkla dolu bir güvensizlik abidesi çizer.În general, le vom da un sentiment de neputință.
İvan'ın korku dolu çehresi ile oğlunun, huzurlu yüzü bir tezat oluşturmaktadır.Chipul îngrozit a lui Ivan este în contrast cu expresia calmă și resemnată a fiului său.
Erendira çok zengin büyükannesiyle beraber antikalarla dolu bir evde yaşamaktadır.Locuiesc cu Gus într-o casă mare veche.
Yaşamının her dönemi katı tartışmacı yazılarla doludur."Fiecare an pentru mine este încărcat cu multe surprize.
Bu garip yaratık hep dolunay zamanı ortaya çıkıyordu.Complexul arhitectural s-a extins de-a lungul timpului continuu.
Roma, konversolarla doluydu.Roma se află în plin avânt.
Atomların içi dolu değildir.Asteroizii nu au atmosferă deloc.
Müzik odaklı olan bu seride Giovanni Cera ve Angelo Poggi tarafından yazılan şarkılar doludur.Seria, fiind axat pe muzica, este bogat în cântece, scris de Giovanni Cera și Angelo Poggi.
Birincil olarak, plazma dolu aşırı yoğun döngüler direkt olarak kromosfer tarafından boşaltılır.În primul rând, plasma utilizată la umplerea buclelor foarte dense este drenată din cromosferă.
Ertesi şovda arena Austin 3:16 pankartlarıyla doluydu.De la acest citat, el a mai primit porecla și de "Austin 3:16".
Bunun üzerine çok ağır sözlerle dolu mektuplar yolladı.Acestuia i-a donat însemnătoare colecții de deosebite obiecturi.
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım.Potrivit inscripției, COVACIU MASTEIU, „ născ.
Baştan sona kadar çizim örnekleriyle doludur.Manuscrisul era plin de miniaturi, de la început, până la sfârșit.
Mide dolu hissederken tatlı yeme.Nu confundați cu Plăci aglomerate.
İyilik dolu kalbini ve yumuşak başlılığını annesinden almış.Vârsta și vorbirea sa blândă i-au dat o imagine caldă de bunic.
Bir sandık dolusu RPK.O hoardă de cca.
Sokakları kahvehanelerle doludur.Străzile se golesc.
Rikishi'yi kafesin üzerinden saman dolu kasaya fırlattı Undertaker.Intro-zi aruncă cățelul vecinului în containerul de gunoi.
Odası metal eşyalarla doludur.Locașul este acoperit în întregime cu plăci de aramă .
İçerisi ceset doludur.El este gol pe interior.
Dolunay zamanında, ayda üç gece canavara dönüşür.În Muntele Negru, se practică păstoritul, într-un sezon de 5 luni pe an.
Modern toplum her türlü bilgi ile dolup taşıyor.Societatea modernă este plină de tot felul de informații.
Atasözleri bilgelik doludurlar.Proverbele sunt pline de înțelepciune.
Mısırlılar başlangıçta evrenin kaosun karanlık sularıyla dolu olduğuna inanırlardı.Az egyiptomiak hite szerint kezdetben az univerzumot a káosz sötét vizei töltötték be.
Müzik odaklı olan bu seride Giovanni Cera ve Angelo Poggi tarafından yazılan şarkılar doludur.A zenére koncentráló sorozat tele van olyan dalokkal, amelyeket Giovanni Cera és Angelo Poggi írt.
Video, resimlerle dolu bir koridorda başlar.Egy folyosó képeivel indul a videó.
Bu yüzden su dolu şişe içinde tutulur.Ezért sötét üvegben tároljuk.
Uyuşturucu dolu uçağın gerçek yüzünü öğreniriz.A repülőgépet légi utántöltő gép is feltöltheti.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Az egész épületet szépnek és elegánsnak találták.
Tyrion Lannister, yeni müttefikler edinmiş, bilinmezlerle dolu bir serüvene çıkmıştır.Tyrion Lannister, az Ördögfióka váratlan kitérőkkel teli útra indul.
Sokakları kahvehanelerle doludur.Az utcák színaranyból vannak.
5. O gece, esenlik doludur.5. Békesség az, egészen a hajnal hasadtáig.
Bu bölgenin doğusu East River’a kadar hastanelerle doludur.Az indonéz szigeteken kelet felé egészen Flores szigetéig őshonos.
İngiliz cesetleriyle dolu birkaç avcı hattı geçtik.Több daluk is felkerült a brit slágerlistákra.
Konserleri dolup taştı.A koncertjei telt házasak voltak.
Kısa ama bir o kadar da eğlenceli, göndermeler dolu bir hikâye anlatıyor.Egy igen mulatságos, tanulságokkal bővelkedő történet.
İçerisi ceset doludur.Belül keresztboltozatos mennyezete van.
Prunier şikayetlerle doludur.A pránanadi elkötelezett híve.
Oldukça modern binalarla doludur.Jó néhány épület már nagyon modern.
Siyaset yaşamı birçok çelişki ile doludur.A történet tele van ellentmondásokkal.
Üçüncü yıl için yazılan operet Deli Dolu olur.3. évezredben lassan kialakult a felirat műfaja.
Uluslararası piyasada en çok satılan standart dolumu ifade eder.A legmagasabb eladási becslés alapján van rangsorolva.
Bu kitabı kesin kurallarla doluydu.A forgatókönyv írása pontosan meghatározott szabályok szerint történik.
Sayfa 2. ^ a b c d "Pandora'nın kitap dolu kutusu".A lemez B oldalára a Pandora's Box című szerzemény került fel.
Bu süreç birkaç dakikadan birkaç güne kadar uzayabilir, oldukça acı dolu bir yöntemdir.Ez akár hónapokat is jelenthet egy összetettebb óra esetében.
Phoebe, Holden'ın yanına vardığında elbiselerle dolu bir bavul taşımaktadır.Mrs. McLean akárhova ment, viselte a Hope-gyémántot.
Kan dolu aralıklarına göllenir.Egy vérfürdővel teli helyre érkezik.
Bunun üzerine çok ağır sözlerle dolu mektuplar yolladı.Emellett igen kiterjedt levelezést folytatott.
Coşku dolu resimler yaptı.Ekkor nagyméretű képeket festett.
Göz yaşları ile dolu bir vedadan sonra Peter, Ölüm'den kaçmaya başlar.Peter és a másik dimenzióból átszabadult szellem eközben élet-halál harcba kezdenek.