dolu ile cümle
dolu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Evinin odalarından biri kendi portreleriyle doludur.En av dessa är ett broderat porträtt av honom.
Macera Diyarı Parkı:Oyuncaklarla dolu bir eğlence mekanıdır.Poesiparken är en lekfull park med många spännande miljöer.
Herkes dans ve eğlentiye başlar ve opera kıvanç ve neşe dolu bir hava içinde sona erer.Skådespelet avslutas i fest och dans och vårlig yra.
Artık kalan hayatını dolu dolu geçirecektir.Hon förblev ogift livet igenom.
Bu nedenle, o gece Ay dolunay şeklinde ve çok güzeldir.Det är en dimmig kväll med fullmåne.
Televizyon neden onlarla dolu olsun ki?" dedi.Varför har SF över huvud taget gjort filmen?"
Her zaman sürprizlerle dolu, her zaman şaka yapmaya hazır!Hon är alltid förberedd och visar alltid ledarskap.
Adamın karısı, kıskanç ve ihtiras dolu.Hans spelstil var manlig, mänsklig och full av fantasi och temperament.
Tam dolu şarjda 24 saat çalışabilmektedir.Kan användas 24 timmar i taget.
2006/2007 sezonundan dolu bir sıralama oyunu idi.Säsongen 2006/2007 var ett bra år.
New Times Broward-Palm Beach'ten Erika Howard, eseri, albümün en dolu şarkısı olarak gösterdi.Еріка Ховард з «New Times Broward-Palm Beach» назвала пісню найбільш «говорячою» на альбомі.
Yalanla, talanla dolu.Вона підкоряється і вимушена брехати.
Örnek : Dolunayınaçısal büyüklüğü 0.5° dir.Приклад: Кутовий розмір повного Місяця складає 0,5°.
Soy gazların her biri, tamamen dolu değerlik elektron kabuğuna sahiptir.Кожен з трьох резервуарів має велику газову шапку.
Enerji dolu, neşeli bir köpektir.Енергійні, веселі собаки.
Yeni sloganları: "Sayfalar dolunca çıkar, kafa konforunu bozar."Цей факт відображено в рядках «You press the knife against your heart.
Sokakları kahvehanelerle doludur.Вулиці були вимощені черепками.
Enflasyon Kozmolojisinde en erken anlam dolu zaman "Büyük patlamadan sonrasında" enflasyonun bittiği zamandır.В інфляційній космології, найбільш ранній значущий час "після Великого Вибуху" - це час кінця інфляції.
Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur.Богослов'я шрі-вайшнавізму здебільшого базується на цьому постулаті.
Barış dolu bir hayata dönmek konusunda daha arzulular.Ще декілька бійців повернулися до мирного життя.
Ardından yogi bir sonraki dolunaya kadar onunla birlikte yaşamasını ister.Пізніше Альф деякий час жив із Джоді, щоб допомогти їй освоїтися на новій квартирі.
Dolunayda kurda dönüşen kişi.Вовкулака — людина, яка при повному місяць перетворюється на вовка.
Evi kedi doludur.Живіт у кішки підтягнутий.
Uyuşturucu dolu uçağın gerçek yüzünü öğreniriz.Вони ховаються у впалому літаку, де виявляють вантаж наркотиків.
Bu sahneler tamamen oyun içi görsellerden ve "24" tarzı aksiyon sekanslarıyla dolu.Так, гравці бачать анімовані екшен-сцени в стилі серіалу «24».
Burası aynı Silent Hill gibi garip canavarlarla doludur.Тут також знаходяться такі чарівні місця, як, наприклад, гора Сильвестр.
Modern Oreo çerez dolumu, Nabisco'nun başlıca gıda bilimcisi Sam Porcello tarafından geliştirildi.Сучасну начинку печива Oreo розробив Сем Порселло, головний фахівець з харчових технологій в Nabisco.
Boş olduğu söylenen bir kavanoz Filyon’a göre boş değildir; hava ile doludur.Павільйон «Філософський будиночок» напівзруйнований, ніяк не використовується, стоїть пусткою.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Умови праці робітників були тяжкі.
Önemsiz sakatlanmalarla dolu bir haftadan sonra, Tier II turnuvası Generali Ladies Linz'de final oynadı.Відразу ж після цього Маша виграє другий турнір підряд — Generali Ladies Linz.
Silindir biçimli olup ağızları dilinin üstü dahil çok keskin dişlerle doludur.Є у них рот, що повний гострих зубів, які розміщені навіть на язиці.
Cılız boyunun etrafından sayısız zincir ve boncuk sarkar ve elleri kolları bileziklerle yüzüklerle doludur.Із її довгої шиї звисало безліч ланцюжків і намиста, а пальці й руки були всіяні перснями та браслетами.
Kelimelerle dolu iki tane çanta hayal edin.Коментар виконаний двома почерками.
2003 yılında ise Amerika, Nepal'e trenler dolusu silah yolladı.Після кількарічної реставрації літак у 2002 році перевезли до Нідерландів із США.
Ondan bana kalan tek anılar sevgi dolu olan anlardı.Єдиний природний аспект в ньому — емоція, яка залишилася — це його любов до своєї сестри.
Örtük anlamlarla dolu şarkı sözleri, nakaratsız ve kısa şarkılar övgüler topladı.Цілий день тільки і чуєш непристойні слова і пісні.
Şehrin limanı gemilerle doludur.Портами курсують кораблі.
Hüzün dolu bir hayat sürmüş Fahriye, aşka hasret yaşamış.Ти вмираєш від невтолимого любовного стаждання, глибоко засмучений тугою...
Dolu kardan daha sık görülmektedir ve özellikle kış ve bahar aylarında rastlanır.Град випадає частіше, ніж сніг, і найбільш часто випадає протягом зимових та весняних місяців.
Odası metal eşyalarla doludur.Церкву перекрито листовим металом.
Bunun yerine hayat, hata hatta komedi dolu.Хоч фільм і є комедією, але комедією чорною.
Skandal günümüzde dahi bilinmeyenlerle doludur.До теперішнього часу числиться зниклим без вісті.
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.Для проходження утрамбованого вітром і заледенілого снігу, фірну, застосовуються кішки.
Hücum eden Rus gemileri humbara ve yağlı paçavara ile dolu top ateşiyle ateş gemilerinde yangın başlattılar.Також на російському телебаченні демонстрували тіла загиблих біля підбитої й згорілої легкової автівки.
Bununla birlikte hatların doluluk oranı da önemli bir faktördür.До того ж складність необхідних обчислень досить висока.
Bu garip yaratık hep dolunay zamanı ortaya çıkıyordu.Слід враховувати, що ця порода завжди вирізнялася кмітливістю.
Bir sandık dolusu RPK.За якісним складом М.р.
Afedersiniz, burası dolu mu?Перепрошую, це місце зайняте?
Dün bir dolunay vardı.Учора був повний місяць.
Bunun üzerine Ammar dedi ki, "Benim kalbim sonuna kadar Allah'ın dini ile doludur".Heslem spolku bylo: „Srdce u Boha a ruku při práci.
Barda çeşme yoktu - kullanılmış bardaklar su dolu küvetlerin içinde yıkanıp hemen sonra tekrar kullanılıyordu.Neměl ani tekoucí vodu za barem — použité skleničky byly namočené do kádě s vodou a hned znova použity.
En parlak olduğu dolunay evresinde Ay'ın görünür kadir derecesi yaklaşık −12,6'dır.Během nejjasnějšího úplňku může mít Měsíc magnitudu asi −12,6.
Yalanla, talanla dolu.A bez mrknutí lhala.
Dolu; ender olarak dolu görülebilir.Nebo lépe: vypadá jako zbytečně přeplněná.
Mısırlılar başlangıçta evrenin kaosun karanlık sularıyla dolu olduğuna inanırlardı.Nejdříve byl vesmír naplněn tmavými vodami chaosu.
O yaz, hayatımın en hoş ve en zafer dolu günlerini yaşadım.Následovalo nejplodnější a nejslavnější období jeho života.
2006/2007 sezonundan dolu bir sıralama oyunu idi.Až sezóna 2006/2007 pro něj znamenala průlom.
F1 döllerin kendi aralarında çaprazlanmasıyla elde edilen döl F2 dölüdür.F1 necháme, protože to je právě ta síla, se kterou F2 porovnáváme.
Yalnızlık çeken insan içinde bir boşluk veya kopukluk hisleriyle doludur.Vnitřně trpí silnými pocity osamělosti a prázdnoty.
Söyleşide, Yıldırım Gürses’in ilk bestesinin, İçime Hep Hüzün Doluyor olmadığı ortaya çıktı.Obvykle bývá Červený trpaslík jedinou show, kterou dělám, před níž nejsem nervózní.