dolu ile cümle

dolu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dahası da arkasında tıka basa para dolu koca bir çanta bırakmıştır.Okazuje się, że oprócz niego w skrzynce było całe mnóstwo pieniędzy.
Ormanda, tam olarak ne olduklarını bilemeseler de onlara korku dolu bir yaşantı sürdüren yaratıklar vardır.Jedynie Szarka nie wie na czym polega jej wyjątkowość i dlaczego wzbudza wśród ludzi strach.
Tanrı özünde iyilikle dolu olduğundan Tanrı'ya ibadet ederek onun gönlünü kazanmak gerekmez.Samemu sobie służy, a nie Bogu, kto w służbie Boga zapobiega o własne korzyści.
Hüzün dolu kalbini hissettirmek için sevgili eşinin ruhuna seslenir.Przyszłam, aby pocieszyć twoje udręczone serce!
Korkutucu heykellerle doludur.Świątynia wypełniona jest rzeźbami.
Daha sonra da Temuçin’i koyun yünüyle dolu bir arabanın içinde sakladılar.Wtedy pokonała ich i zamknęła każdego z nich w urnie, które potem zapieczętowała.
Aydın Gün 1980 Deli Dolu (reji.)Bogowie muszą być szaleni (1980) (ang.).
Ayrıca tüm vücudu yaralarla doludur.Miał również rozległe rany na całym ciele.
Herkes dışarıya çıkar ve okul otobüsüne doluşur.Wsiada do autobusu z wycieczką szkolną.
Bu karşılaşma, onun acı dolu geçmişiyle başa çıkmasına yardımcı olacaktır.To odejście konfrontuje ją z jej przeszłością.
Tüm aile için korku dolu bekleyiş başlar.Zaczyna się pełne lęku czekanie.
Sırtı pıçılarla doludur.Lica ozdobione rzeźbami.
Şimşeklerle dolu fırtınalı bir gecede büyükbaba ölür.W czasie podróży dziadek umiera.
Özgürlük ve cesaret dolu bir dili vardır.Język jest wolny i szeroki.
Renkler daha hayat doluydu.Całość utrzymana była w żywych kolorach.
Tanrı, özünde iyilikle dolu olduğundan ibadet edip onun gönlünü kazanmak gerekmez.Boże, pomóż nam podejmować właściwe decyzje, Nie zapominając o Twojej litości.
Shine, 1996 Avustralya yapımı filmde meşhur piyanist David Helfgott'un dram dolu yaşamı anlatılmaktadır.Blask – australijski film biograficzny z 1996 roku, oparty na życiu pianisty Davida Helfgotta.
Evinin odalarından biri kendi portreleriyle doludur.Kilka z jego dzieł to portrety dworzan.
Fakat çok nefret dolu bir adam olduğu söylenebilir.Mówiono, że jest człowiekiem bardzo silnym.
Barış dolu bir hayata dönmek konusunda daha arzulular.Został zmuszony powrócić do spokojnego życia wiejskiego.
Belkıs hanım dernek adına, uçaktan atmak amacıyla bir sepet dolusu kart bastırmıştı.W swoim liście pożegnalnym prosił, by jego prochy zostały rozsypane z samolotu.
Bununla birlikte hatların doluluk oranı da önemli bir faktördür.Oczywiście walące się domy były również czynnikiem znaczącym.
Vaaz verdiği kiliseler dolup taşıyordu.Jak wspominają, kościół był pełen.
Ertesi şovda arena Austin 3:16 pankartlarıyla doluydu.Przemowa ta przeszła do historii pod nazwą Austin 3:16.
En parlak olduğu dolunay evresinde Ay'ın görünür kadir derecesi yaklaşık −12,6'dır.Podczas pełni, gdy Księżyc jest najjaśniejszy osiąga wielkość gwiazdową rzędu -12,6m.
Ardından yogi bir sonraki dolunaya kadar onunla birlikte yaşamasını ister.Ihei wyrusza więc z żoną w dalszą wędrówkę.
Kelimelerle dolu iki tane çanta hayal edin.Owoce Wielonasienna torebka z dwoma dzióbkami.
Buna karşın Ay tutulması dolunay evresinde Dünya Güneş ile Ay'ın arasında olduğunda oluşur.Z kolei zaćmienia Księżyca zdarzają się podczas pełni – gdy to Ziemia jest pomiędzy Księżycem a Słońcem.
Bu kitabı kesin kurallarla doluydu.Przeredagowano całą książkę reguł.
19. yy batı Avrupa asıllı möble ve teyzinat ile doludur.XIX w. kolej połączyła miasto z Brnem i Ołomuńcem.
Yalanla, talanla dolu.Unikał zwad, kłamstwa.
Macera Diyarı Parkı:Oyuncaklarla dolu bir eğlence mekanıdır.BOV Adventure Park to większy plac zabaw dla dzieci, z różnymi urządzeniami.
Bu dört gerçek şunlardır: Dukkha - Yaşam acı doludur.1 Różni Wykonawcy – Dolina Lalek: Tribute to Kryzys vol.
Prunier şikayetlerle doludur.Baleron wędzony z Proszówek.
Durga cana yakın, güzel ve hayat dolu bir kız çocuğudur.Perri jest energiczną, pełną życia dziewczyną.
Fotoğrafçı Adam Faulkner ağzına kadar su dolu bir küvette uyanır.Film rozpoczyna się sekwencją przebudzenia młodego mężczyzny (Leigh Whannell), w wannie pełnej wody.
Cezaevleri tutuklu gazetecilerle doluydu.Wielu dziennikarzy przetrzymywanych jest w więzieniach.
Uyuşturucu dolu uçağın gerçek yüzünü öğreniriz.Fotografia uczestniczącego w tragedii samolotu.
Zaman zaman şiddetli dolu yağışları olur.Okazjonalnie występuje intensywny deszcz.
Onun hayatı sorun dolu.Jego życie jest pełne problemów.
Tom çok yaşam dolu.Tom jest pełen życia.
Tom enerji dolu.Tom jest pełen energii.
Tess 14 yaşında ve erkeklerle dolu bir evdeki tek kız.Tess är 13 år och är den enda tjejen i sin familj.
Çünkü antik dönem gökbilimcileri bunların suyla dolu olduklarını zannediyordu.De kallas månhav då forntida astronomer trodde att de var fyllda med vatten.
50 mermi ile dolu bir şeritin ise ağırlığı 11 kg'dir.Ett fulladdat patronband med 50 patroner väger 11 kg.
Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?Blommorna vanligen fyllda eller halvfyllda.
Roma, konversolarla doluydu.Rom expanderade i omgångar.
Ay'ın dolunay halinde olduğu zaman en güçlü oldukları zamandır.Tillsammans är de som starkast vid fullmåne.
Sokakları kahvehanelerle doludur.Terrängen runt Kavarna är platt.
Half-Life 2 oyununun en korkunç ve adrenalin dolu bölümü; "We Don't Go To Ravenholm".Demoversionen innehåller en del av spelets första bana samt en del av kapitlet "We Don't Go to Ravenholm."
La Fontaine'in canlı, hızlı, incelik ve nükte dolu bir anlatımı vardır.Mycket tack vare Wills snälla, vänliga och hjälpsamma värderingar.
Dolu, bir yağış türü.Io är en åsk- och regngud.
Bu şehrin konkistadorlar tarafından altınla dolu olduğuna inanılan El Dorado olduğu ileri sürülmektedir.Det varmt åtrådda El Dorado föreföll vara upptäckt.
Lassen Zirvesi ve etrafı kar, yağmur, dolu.Med nederbörd är avses regn, snö, hagel och underkylt regn.
Tanrı, özünde iyilikle dolu olduğundan ibadet edip onun gönlünü kazanmak gerekmez.Gud hjälpe hans själ bättre än han förtjänade.
Nina, dolunayda dönüşmesini engellemek için Wolfram & Hart ile anlaşmıştır.Nina åker in till Wolfram & Hart varje fullmåne för att hållas inburad.
Dolu kardan daha sık görülmektedir ve özellikle kış ve bahar aylarında rastlanır.Hageloväder inträffar oftare än snö, och är främst förekommande under vintern och våren.
Bu karşılaşma, onun acı dolu geçmişiyle başa çıkmasına yardımcı olacaktır.Frågan är om han kan hjälpa dem med deras problem?
Karanlık imajlarla dolu bir video kaset.Rikligt illustrerad med svartvita fotografier.
Gürciyev ve Ouspensky arasında rahatsızlıklarla dolu bu ilişki onlarca yıl boyunca devam etmiş.Av olika anledningar fungerade inte relationerna mellan Lev Gumiljov och hans jämnåriga.

İlgili Sayfalar