dolu ile cümle
dolu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Evinin odalarından biri kendi portreleriyle doludur.De voorzijde is voorzien van zijn portret.
Hem de arabaları tamamen uyuşturucu doluyken.In beslag genomen wagen vol met drugs!"
Bunun yerine hayat, hata hatta komedi dolu.Het huwelijk, a comedy of errors.
Enerji doludur, özellikle çocuklarla oynamayı çok sever.Hij houdt veel van spelen, vooral van trekspelletjes.
Demek ki, bu makine hatalı dolum yapmakta, ortalaması 20 kg olan dolumlar gerçekleştirememektedir.Vanwege dit gebouw kunnen met de mast geen ongestoorde metingen worden gedaan beneden 20 m hoogte.
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.Maar de slee zakte door het ijs en het gezelschap belandde in een wak.
Skandal günümüzde dahi bilinmeyenlerle doludur.De Tjukurpa is grotendeels geheim voor niet-ingewijden.
Buna göre sokaklar direnişçiler ve sivillerin cesetleriyle doludur.De straten en de pleinen van een stad liggen bezaaid met lijken van politieke tegenstanders van het regime.
Şarkı, Portekiz'in övgü dolu bir baldır.Het lied is een lofzang aan het eiland Sri Lanka.
Yahudilerle dolu ilk tren, Avusturya ve Bohemya-Moravya Protektorası’ndandı.De eerste transporten met Joden kwamen uit Slowakije en het Protectoraat Bohemen en Moravië.
Tipik bir Hollandaca 'rollade' dolu değil.Een typisch Nederlands sprookje bestaat niet.
Bu araç tam otomatik dolum mekanizmasıyla donatılmıştır.Deze motor werd altijd gekoppeld aan een automaat.
Ama şehir depoları yiyecekle doluydu.Het plafond hing vol met voedsel.
Deli Dolu (film), Mel Brooks'un yönetip oynadığı 1976 ABD yapımı komedi filmi.Silent Movie is een Amerikaanse filmkomedie uit 1976 onder regie van Mel Brooks.
2006/2007 sezonundan dolu bir sıralama oyunu idi.Het seizoen 2006/2007 liep uit op een teleurstelling.
Bu hidrojen tüplerinin tam dolu haliyle tekne tam gücünde 10 saat seyir yapabilmektedir.Het heeft batterijen aan boord die alle systemen voor tien uur van energie kunnen voorzien.
Fakat çok nefret dolu bir adam olduğu söylenebilir.Hij staat bekend als een zeer opstandig iemand.
Dolunay zamanında, ayda üç gece canavara dönüşür.Ter herdenking werd in Asten de klok zes weken lang iedere dag driemaal een vol uur geluid.
Bunun üzerine çok ağır sözlerle dolu mektuplar yolladı.Daarom verstuurde hij diverse brieven met valselijke beschuldigingen.
Dünya, acılarla dolu bir feryat, sefalet vadisidir.Ik weet in welk een staat van verschrikking en ellende de wereld is komen te verkeren.
Sırtı pıçılarla doludur.De halsgevel is versierd met klauwstukken.
Dolunun zaman zaman çevreye zararı olduğu görülmüştür.Het houtvochtgehalte past zich in de loop van de tijd aan naar de omgeving.
Gerilim dolu bir kovalamaca yaşanır.Een spannende achtervolging volgt.
Korkutucu heykellerle doludur.Het staat er vol met standbeelden.
Siyaset yaşamı birçok çelişki ile doludur.De eisen van de samenleving zijn vol tegenstellingen.
Bu tanışma giderek tutku dolu bir birlikteliğe dönüşür.De vereniging veranderde steeds meer naar gezelligheidsvereniging.
Özellikle Fransız tarihi bu tip mücadelelerle doludur.Vooral de geschiedenis van Frankrijk komt aan bod.
Roma, konversolarla doluydu.Hij is aangesloten bij CUS Roma.
Hüzün dolu bir hayat sürmüş Fahriye, aşka hasret yaşamış.De tekst roept een - door liefdesverdriet gedreven - verlangen naar de dood op.
"Bi dolu albüm ama."Het is een openhartig album.”
Her şeyin Tanrılarla (daimonlarla) dolu olduğuna inanmış olabilir.Ze kunnen dan volgens gelovigen communiceren met de goden.
ÇALACAK AŞK DOLU ŞARKILAR 02.Ik zong een liefdeslied; 12.
Mağara içi hava doludur.Het graf bleek leeg.
Şarj durumu yüzde ile gösterilirken (%0 = boş; %100 = dolu), boşalma derinliği Ah (ör.Wordt uitgedrukt in procenten, en loopt van 0% (flets, grijs) naar 100% (volle kleur).
Evren sırlarla dolu.Het heelal is vol geheimen.
Yağmurdan kaçarken doluya tutuldu.Hij kwam van de regen in de drop.
Evren sırlarla dolu.Het heelal zit vol geheimen.
Tüm otobüsler dolu.Alle bussen zitten vol.
Midem dolu.Mijn buik zit vol.
Midem dolu.Mijn buik is vol.
Midem dolu.Mijn maag zit vol.
Onun yüreği sevinç doluydu.Vreugde vulde haar hart.
Balon havayla dolu.De ballon is gevuld met lucht.
Sokak reklam ile doluydu.De straat lag bezaaid met reclame.
Otobüs tamamen doluydu.De bus was helemaal vol.
Yağmurdan kaçarken doluya tutuldu.Ze kwam van de regen in de drup.
Yağmurdan kaçarken doluya tutuldu.Hij geraakte van de regen in de drop.
Plautus sevgi dolu bir eş ve baba olarak kabul edilir.Plaut był uważany za kochającego męża i ojca.
Şimdi bunun için sadece bir dahaki dolunaya kadar vakti kalmıştır.Dopiero po tym okresie przystępuje do kolejnego rozrodu.
Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?(2) Szklanka jest w połowie pusta.
Deli dolu bir kadındır.Jest to zabłąkana kobieta.
Şehrin limanı gemilerle doludur.Port miejski wypełnił się opuszczonymi statkami.
Tam ay altında yıldızlarla dolu bir gök.Gwiazda podlega zakryciom przez Księżyc.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Twarz kobiety cechuje się pięknym, pełnym wdzięku obliczem.
Ayağı kaymasaydı, hücrenin ortasında bulunan ve içi su dolu olan bir kuyuya düşeceğini anlar.Zdaje sobie sprawę, że gdyby się nie potknął, wpadłby do głębokiej studni z wodą w środku pomieszczenia.
Half-Life 2 oyununun en korkunç ve adrenalin dolu bölümü; "We Don't Go To Ravenholm".Demo zawiera część pierwszego poziomu gry i część rozdziału „We Don't Go To Ravenholm”.
Atomların içi dolu değildir.Obiekt ten nie posiada atmosfery.
Efsaneye göre lanetlenmiş olan kişi tam dolunay zamanında bir Kurt Adam'a dönüşür.Nie wiedzą, że ciąży na nim klątwa i że w każdą pełnię księżyca zmienia się on w wilkołaka.
Çeşitli güçlükler ve tehlikelerle dolu bir yaşam geçirdi.Prowadzili trudne, pełne niebezpieczeństw życie.
Dolunay, Ay ile Güneş'in jeosentrik zahir (ekliptik) boylamlarının farkı 180 derece olduğunda gerçekleşir.Dokładniej, pełnia występuje wtedy, gdy długości ekliptyczne Słońca i Księżyca różnią się o 180 stopni .