Tengricilikte tabiat ruhlarla doludur."Todas as formas de coisas naturais têm almas?
Renkler daha hayat doluydu.Também a cor se torna mais viva.
"Turgay Noyan, müzikle dolu 50 yılı kutluyor".«Edgar Augusto comemora 50 anos de radialismo».
Tüm aile için korku dolu bekleyiş başlar.Tranquilidade para toda a família.
Ağız dolusu:huitlakoş farklı bir örnek, 24/7/08.Mouthfuls: huitlacoche é outro beispiel, 24/7/08
Katanya şehrini uzun ve çok olaylara dolu bir tarihi vardır.A cidade tem uma história longa e significativa.
Madurodam hareket doludur.Madurodam está em pleno movimento.
Bu araçların pil dolum merkezlerinin kent girişlerine de inşa edilmesi düşünülmektedir.Pontos de troca de baterias serão colocados nas vias de entrada na cidade.
Alacakaranlık romanı öyle çok da aksiyonla dolu bir kitap değil".Isso não faz do livro uma mentira."
Evinin odalarından biri kendi portreleriyle doludur.Os corredores do seu apartamento estavam cheios de fotografias da família.
En fazla buyanın yeni ay ve dolunayda elde edilebildiğine inanılır.Este efeito se dá tanto na lua cheia como na lua nova.
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım."Surucucu" vem do tupi suruku'ku.
Bazen dolu da yağar.Chove sempre aqui.
Bazı durumlarda kar veya dolunun da eşlik ettiği görülebilir.Em muitas regiões, pode ocorrer a incidência de neve e geadas.
Kurtadamı ise sadece dolunayda tespit edebilirsiniz.Apenas pode ser encontrada na Camarões.
Coşku dolu resimler yaptı.Pousada Onca Pintada.
Tipik bir Hollandaca 'rollade' dolu değil.A classificação "baixo-saxão neerlandês" não é unânime.
Suavi; hırçın, aşırılıklarla dolu, uyumsuz, iddialı, dost tutamayan bir insandı.Havia, ali, estranheza, uma face não iluminada, misteriosa.
Dolunun zaman zaman çevreye zararı olduğu görülmüştür.Desde então têm a impressão de estar completamente cercados.
Hayat esrarengizliklerle doludur.A vida é cheia de mistérios.
Şekerlik hemen hemen boş. Bugün sabah doluydu. Tuhaf."O açucareiro está quase vazio." "Hoje de manhã estava cheio." "Estranho".
(Uyarıcı Kur’an’a and olsun ki! / Bu öğütle dolu Kur’an’a bak.)Hij kwam ervanaf met een vermaning.
Ondan bana kalan tek anılar sevgi dolu olan anlardı.Mijn enige herinneringen aan hem zijn liefdevolle.
Bu kitabı kesin kurallarla doluydu.Dit aantal was geheel volgens de voorschriften.
Sure burçlar (buruc) la dolu göğe yemin ederek başlar.Hij plaatste het hexagram Het Scheppende, de Hemel (qian 乾) voorop.
Dolu bir yakıt tankeri çalmak, Rio'da zengin birinin banka kasasını çalmak gibi.Een eenvoudige dichter uit Bagdad steelt geld van een rijke man.
Uyuşturucu dolu uçağın gerçek yüzünü öğreniriz.Je wordt opgeschept in de watertank van een vliegtuig.
Efsaneye göre lanetlenmiş olan kişi tam dolunay zamanında bir Kurt Adam'a dönüşür.De weerwolf is een mens die bij tijd en wijle in een wolf verandert.
Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?Tot een compromis kunnen zij niet komen: het glas is of half vol, of half leeg.
Kurtadamı ise sadece dolunayda tespit edebilirsiniz.Alleen de gracht is nog in het terrein herkenbaar.
Sokakları kahvehanelerle doludur.De straten lagen vol met lijken.
Deli dolu ve çılgındır.Hoe ouder, hoe gekker.
Şarap dolu tulumlarla köyleri, kırları dolaşır.Grote tuinen versierden de omgeving.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Het beeldde alle levenskracht en schoonheid uit en versmolt die tot een geheel.
Daha sonraki yıllar boyunca kocasıyla birlikte, huzur dolu bir hayat yaşadı.De volgende drie jaar leefden zij een rustig leven.
Resim sembolizm ile doludur.Het schilderij zit boordevol met symboliek.
English ve Percy caddeleri polis arabalarıyla doluydu.Als Michael op het dak zit worden English en Percy overspoeld door politieauto's.
Evinin odalarından biri kendi portreleriyle doludur.De voorzijde is voorzien van zijn portret.
Hem de arabaları tamamen uyuşturucu doluyken.In beslag genomen wagen vol met drugs!"
Bunun yerine hayat, hata hatta komedi dolu.Het huwelijk, a comedy of errors.
Enerji doludur, özellikle çocuklarla oynamayı çok sever.Hij houdt veel van spelen, vooral van trekspelletjes.
Demek ki, bu makine hatalı dolum yapmakta, ortalaması 20 kg olan dolumlar gerçekleştirememektedir.Vanwege dit gebouw kunnen met de mast geen ongestoorde metingen worden gedaan beneden 20 m hoogte.
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.Maar de slee zakte door het ijs en het gezelschap belandde in een wak.
Skandal günümüzde dahi bilinmeyenlerle doludur.De Tjukurpa is grotendeels geheim voor niet-ingewijden.
Buna göre sokaklar direnişçiler ve sivillerin cesetleriyle doludur.De straten en de pleinen van een stad liggen bezaaid met lijken van politieke tegenstanders van het regime.
Şarkı, Portekiz'in övgü dolu bir baldır.Het lied is een lofzang aan het eiland Sri Lanka.
Yahudilerle dolu ilk tren, Avusturya ve Bohemya-Moravya Protektorası’ndandı.De eerste transporten met Joden kwamen uit Slowakije en het Protectoraat Bohemen en Moravië.
Tipik bir Hollandaca 'rollade' dolu değil.Een typisch Nederlands sprookje bestaat niet.
Bu araç tam otomatik dolum mekanizmasıyla donatılmıştır.Deze motor werd altijd gekoppeld aan een automaat.
Ama şehir depoları yiyecekle doluydu.Het plafond hing vol met voedsel.
Deli Dolu (film), Mel Brooks'un yönetip oynadığı 1976 ABD yapımı komedi filmi.Silent Movie is een Amerikaanse filmkomedie uit 1976 onder regie van Mel Brooks.
2006/2007 sezonundan dolu bir sıralama oyunu idi.Het seizoen 2006/2007 liep uit op een teleurstelling.
Bu hidrojen tüplerinin tam dolu haliyle tekne tam gücünde 10 saat seyir yapabilmektedir.Het heeft batterijen aan boord die alle systemen voor tien uur van energie kunnen voorzien.
Fakat çok nefret dolu bir adam olduğu söylenebilir.Hij staat bekend als een zeer opstandig iemand.
Dolunay zamanında, ayda üç gece canavara dönüşür.Ter herdenking werd in Asten de klok zes weken lang iedere dag driemaal een vol uur geluid.
Bunun üzerine çok ağır sözlerle dolu mektuplar yolladı.Daarom verstuurde hij diverse brieven met valselijke beschuldigingen.
Dünya, acılarla dolu bir feryat, sefalet vadisidir.Ik weet in welk een staat van verschrikking en ellende de wereld is komen te verkeren.
Sırtı pıçılarla doludur.De halsgevel is versierd met klauwstukken.
Dolunun zaman zaman çevreye zararı olduğu görülmüştür.Het houtvochtgehalte past zich in de loop van de tijd aan naar de omgeving.
Gerilim dolu bir kovalamaca yaşanır.Een spannende achtervolging volgt.