dolu ile cümle

dolu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bununla birlikte gözlemciler aslan ve diğer tehlikeli yırtıcılarla dolu bir alan buldular.No entanto, os observadores encontraram um terreno perigoso, repleto de leões e outras criaturas.
Onyedinci ve onsekizinci yüzyıllarda, bazı doktorlar kokulu maddelerle dolu Gaga benzeri bir maske giydi.Nos séculos 17 e 18, alguns médicos usavam máscaras que pareciam bicos de aves cheias de itens aromáticos.
Şarkı, Portekiz'in övgü dolu bir baldır.A canção é um elogio a Portugal.
Örnek : Dolunayınaçısal büyüklüğü 0.5° dir.Exemplo: o tamanho angular da lua cheia é 0.5°.
Sanat dolu bir ailede ve Atina ile Napoli arasında gidip gelerek büyüdü.Cresceu numa "casa artística" e foi criada entre Atenas e Nápoles.
Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur.A flecha, digamos, está de fato cravada exatamente neste pequeno alvo.
Sıradanlık prensibine göre, evren pek çok kompleks yaşamla dolu olabilir.Assim, é provável que o Universo esteja repleto de vida complexa.
Devlet ritüellerinin düzenlendiği tapınaklar tanrıların tasvirleri ile doludur.Os templos, onde os rituais do estado eram realizados, estavam cheios de imagens dos deuses.
Sonrasında cinsel çekimle dolu bir anın ardından öpüşürler; Kevin Chiron'a mastürbasyon yaptırır.Depois de um momento carregado, eles se beijam, e Kevin masturba Chiron.
NRK 2015'in en özel yıllardan biri olduğunu bu nedenle bu yıl MGP'nin sürprizlerle dolu olacağını açıkladı.Mas depois de assistir a KCON 2015, é claro que é a pergunta errada.
Kalbi, bütün mahlûkât için derin bir sevgi ile doluydu.Eles viveram uma amor em sua plenitude.
En yüksek dolu moleküler orbital iki uç atomda yerelleşir.O orbital molecular ocupado mais alto está localizado nos dois átomos terminais.
Bir sandık dolusu RPK.É uma série de RPG eletrônico.
İşleyen bellek çok dolu olduğu takdirde uzun süreli belleğin kodlamasını etkileyebilir.Se esta estiver sobrecarregada a codificação para a memória de longa duração pode ser afetada.
Consequence of Sound yazarı Jeremy D. Larson, albümü "hitlerle dolu" olarak atfetti.O escritor Jeremy D. Larson do Consequence of Sound, descreveu a compilação como "pesada".
Deli dolu bir kadındır.Tem uma mãe maluca.
Ama mix ve prodüksiyon işlemleri benim için o kadar stres doluydu ki.Mas ultimamente, a mistura e a finalização do processo de produção foi muito esgotante para mim.
Sokakları kahvehanelerle doludur.As ruas eram pavimentadas.
Ay'ın dördün evrelerinde parlaklığı dolunay evresindeki parlaklığının yarısı değil ancak onda biridir.Desta forma, o brilho do quarto crescente não é a metade do da lua cheia, mas somente um décimo deste.
Dahası da arkasında tıka basa para dolu koca bir çanta bırakmıştır.Mas rapidamente ficou com um saco de pano cheio de moedas.
Bu acı dolu tecrübeler eserlerine büyük oranda yansımıştır.Isso é bastante claro nas experiências de dor.
Çevresi alışveriş mağazaları ile doludur.Está rodeada de lojas de artesanato.
50 mermi ile dolu bir şeritin ise ağırlığı 11 kg'dir.Um cinturão de munição com 50 cartuchos pesa, em média, 11 kg.
Tengricilikte tabiat ruhlarla doludur."Todas as formas de coisas naturais têm almas?
Renkler daha hayat doluydu.Também a cor se torna mais viva.
"Turgay Noyan, müzikle dolu 50 yılı kutluyor".«Edgar Augusto comemora 50 anos de radialismo».
Tüm aile için korku dolu bekleyiş başlar.Tranquilidade para toda a família.
Ağız dolusu:huitlakoş farklı bir örnek, 24/7/08.Mouthfuls: huitlacoche é outro beispiel, 24/7/08
Katanya şehrini uzun ve çok olaylara dolu bir tarihi vardır.A cidade tem uma história longa e significativa.
Madurodam hareket doludur.Madurodam está em pleno movimento.
Bu araçların pil dolum merkezlerinin kent girişlerine de inşa edilmesi düşünülmektedir.Pontos de troca de baterias serão colocados nas vias de entrada na cidade.
Alacakaranlık romanı öyle çok da aksiyonla dolu bir kitap değil".Isso não faz do livro uma mentira."
Evinin odalarından biri kendi portreleriyle doludur.Os corredores do seu apartamento estavam cheios de fotografias da família.
En fazla buyanın yeni ay ve dolunayda elde edilebildiğine inanılır.Este efeito se dá tanto na lua cheia como na lua nova.
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım."Surucucu" vem do tupi suruku'ku.
Bazen dolu da yağar.Chove sempre aqui.
Bazı durumlarda kar veya dolunun da eşlik ettiği görülebilir.Em muitas regiões, pode ocorrer a incidência de neve e geadas.
Kurtadamı ise sadece dolunayda tespit edebilirsiniz.Apenas pode ser encontrada na Camarões.
Coşku dolu resimler yaptı.Pousada Onca Pintada.
Tipik bir Hollandaca 'rollade' dolu değil.A classificação "baixo-saxão neerlandês" não é unânime.
Suavi; hırçın, aşırılıklarla dolu, uyumsuz, iddialı, dost tutamayan bir insandı.Havia, ali, estranheza, uma face não iluminada, misteriosa.
Dolunun zaman zaman çevreye zararı olduğu görülmüştür.Desde então têm a impressão de estar completamente cercados.
Hayat esrarengizliklerle doludur.A vida é cheia de mistérios.
Şekerlik hemen hemen boş. Bugün sabah doluydu. Tuhaf."O açucareiro está quase vazio." "Hoje de manhã estava cheio." "Estranho".
(Uyarıcı Kur’an’a and olsun ki! / Bu öğütle dolu Kur’an’a bak.)Hij kwam ervanaf met een vermaning.
Ondan bana kalan tek anılar sevgi dolu olan anlardı.Mijn enige herinneringen aan hem zijn liefdevolle.
Bu kitabı kesin kurallarla doluydu.Dit aantal was geheel volgens de voorschriften.
Sure burçlar (buruc) la dolu göğe yemin ederek başlar.Hij plaatste het hexagram Het Scheppende, de Hemel (qian 乾) voorop.
Dolu bir yakıt tankeri çalmak, Rio'da zengin birinin banka kasasını çalmak gibi.Een eenvoudige dichter uit Bagdad steelt geld van een rijke man.
Uyuşturucu dolu uçağın gerçek yüzünü öğreniriz.Je wordt opgeschept in de watertank van een vliegtuig.
Efsaneye göre lanetlenmiş olan kişi tam dolunay zamanında bir Kurt Adam'a dönüşür.De weerwolf is een mens die bij tijd en wijle in een wolf verandert.
Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?Tot een compromis kunnen zij niet komen: het glas is of half vol, of half leeg.
Kurtadamı ise sadece dolunayda tespit edebilirsiniz.Alleen de gracht is nog in het terrein herkenbaar.
Sokakları kahvehanelerle doludur.De straten lagen vol met lijken.
Deli dolu ve çılgındır.Hoe ouder, hoe gekker.
Şarap dolu tulumlarla köyleri, kırları dolaşır.Grote tuinen versierden de omgeving.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Het beeldde alle levenskracht en schoonheid uit en versmolt die tot een geheel.
Daha sonraki yıllar boyunca kocasıyla birlikte, huzur dolu bir hayat yaşadı.De volgende drie jaar leefden zij een rustig leven.
Resim sembolizm ile doludur.Het schilderij zit boordevol met symboliek.
English ve Percy caddeleri polis arabalarıyla doluydu.Als Michael op het dak zit worden English en Percy overspoeld door politieauto's.

İlgili Sayfalar