dolu ile cümle

dolu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Muhayyelât, cinlerle perilerle, tılsımlarla, büyülerle dolu bir kitaptır.Тортлар ва ширинликлар / Торты и сладости — название книги.
1898'de Ana­dolu kazaskerliği payelerine ulaştı.К 1890 году все ранее понесённые издержки покрылись прибылью.
(Uyarıcı Kur’an’a and olsun ki! / Bu öğütle dolu Kur’an’a bak.)تنبيه الأفكار إلى حكمة إقبال الدنيا على الكفار.
Televizyon neden onlarla dolu olsun ki?" dedi.لماذا يجب ان يكون التليفزيون قدوة لهم؟".
Krusty programı ile ilgili oyuncak ve malzemeyle dolu bir odada uyumaktadır.وينام في حجرة مليءة بالألعاب والمواد المرتبطة ببرنامج كروسيتى.
Anlatıcı, kıza "yoksunlukla dolu ve hareketli" bir öykü yazacağına söz verir.وعد السارد الطفلة بأنه سيكتب لها قصة "مليئة بالحرمان والحركة" .
Hikâye bittiğinde, X sözünü yerine getirmiş ve Esmé'ye yoksunlukla dolu bir öykü yazmıştır.وفي نهاية الحكاية نفذ X وعده وكتب قصة إلى أسماء مملؤة بالحرمان .
Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?فهم ينظرون إلى الكأس نصف الممتلئ باعتباره نصف فارغ.
Ucuz, yalancı ve genelde diğerlerinin başarılarına karşı kıskançlık doludur.وهو بخيل وغير أمين وغالباً ما يحسد الآخرين على انجازاتهم.
Ankara hatlarındaki yolcu sayısı %65 artmış, doluluk oranları %85 seviyelerine gelmiştir.ارتفع عدد الركاب بنسبة 65٪ في أنقرة، وبلغ عامل الحمولة مستوى 85٪.
Göller ve nehirler çeşitli balık, kuş ve suda yaşayan memeliler ile doluydu.وكانت البحيرات والأنهار تعج بالعديد من أنواع الأسماك والطيور والثدييات المائية.
Askerler Bose ki jay (Bose'nun sağlığı dolu olsun), Inquilab Zindabad (Yaşasın İnkılap) diye bağırdılar.تبنّى النبي محمد زيدًا، فكان أهل مكة يدعونه «زيد بن محمد»، وزوّجه من ابنة عمته زينب بنت جحش.
Süresi dolunca ayrıldı (1986).مروياته: روى له بقي بن مخلد في مسنده 28 حديثًا، وروى له الجماعة في كتبهم.
Deli dolu bir kadındır.إنها مجنونة مجنونة.
Yalanla, talanla dolu.إطاره من الكذال المزخرف.
Politik kariyeri çelişkilerle doluydu.مهنة شيفرنادزه السياسية مليئة بالتناقضاتِ.
İşleyen bellek çok dolu olduğu takdirde uzun süreli belleğin kodlamasını etkileyebilir.لذلك إذا كانت الذاكرة العاملة مجهدة، يمكن أن تؤثر على تشفير الذاكرة طويلة الأمد.
Herkes dışarıya çıkar ve okul otobüsüne doluşur.وكان يذهب إلى المدرسة ويعود يوميا بالباص.
Korku ve nefret dolu maceralar.طقوس الخوف والكراهية.
Çeşitli güçlükler ve tehlikelerle dolu bir yaşam geçirdi.أنا بدأت في أخذ الكثير من المخاطر والفرص.
Acılarla dolu bir yıldı.مسلسل لحظة ندم.
Ek olarak, yumuşak mavi renk paleti melankolik bir hava yaratır ve hüzün dolu trajik temayı güçlendirir.بالإضافة إلى ذلك ، تخلق اللوحة الزرقاء الصامتة عمومًا نغمة عامة للحزن وتؤكد على الموضوع المأساوي والحزين.
Bu tanışma giderek tutku dolu bir birlikteliğe dönüşür.تحول عملية الضرب إلى جمع متكرر.
Kış Uykusu eleştirmenlerden övgü dolu yorumlar aldı.لاقى جندي الشتاء استحسان كبير من النقاد.
Alt uç ise açık, ancak cıva dolu bir kaba daldırılmış durumdadır.التوكيد المخففة﴿لنسفعاً﴾، و هاء التأنيث تاء مفتوحة في نحو﴿رحمت﴾.
Doluya sebep olan orajlar dolu fırtınası olarak da adlandırılır.وسمى هذا الرأس برأس العواصف لكثرة العواصف التي واجهته هناك.
Burası aynı Silent Hill gibi garip canavarlarla doludur.الوحوش في silent hill 3 شبيهة بـالموجودة في silent hill 2 ...
Onyedinci ve onsekizinci yüzyıllarda, bazı doktorlar kokulu maddelerle dolu Gaga benzeri bir maske giydi.ارتدى بعض الأطباء في القرن السابع عشر إلى التاسع عشر قناعا شبيها بمنقار يحتوي على مواد عطرية.
Bununla birlikte gözlemciler aslan ve diğer tehlikeli yırtıcılarla dolu bir alan buldular.بيد أن المراقبين وجدوا أرضاً خطرة مليئة بالأسود وغيرها من المخلوقات.
Benim, hükümdarlık uzunluğu olduğum Seti, her iki 11 veya 15 dolu yıldı.كانت مدة الملك الناصر في السلطنة الثانية، عشر سنين وأياماً .
Özellikle dolunay zamanı çok aktiftir.في الصمامات المفرغة خصوصا.
Sokakları kahvehanelerle doludur.معظم شوارعها مرصوفة بالحجارة.
Bu işlemlerden sona ürünün dolum işlemine geçilebilir.وقد تتطرق إلى متابعة العملية التسويقية للمنتج النهائي.
İçerisi ceset doludur.الموجود داخل الجسم.
O yaz, hayatımın en hoş ve en zafer dolu günlerini yaşadım.إن هذا اليوم هو أسعد أيام حياتى.
Deli dolu ve çılgındır.العقل والجنون.
Sırtı pıçılarla doludur.الساق مغطاة بأوبار.
Şehzade türbesinin içi rengarenk çinilerle doludur.هناك تابع شعره مليء بالحنين لوطنه الأوكرانية.
Cezaevleri tutuklu gazetecilerle doluydu.ولقد امتلأت السجون بالمعتقلين.
Dolu; ender olarak dolu görülebilir.يمكن تطبيقه كضمادة مبللة كلياً أو مغطس.
Morula, uterus (rahim) boşluğuna ulaştığında morulanın içinde sıvı birikir ve içi sıvı dolu bir boşluk oluşur.بعض الدم في الأذين الأيمن لا يدخل الأذين الأيسر، وإنما يدخل البطين الأيمن ويتم ضخه إلى الشريان الرئوي.
Polis memurları, aracın içinde biri dolu iki tabanca bulduklarını söylediler.ذهب إلى الداخل ، وجد اثنين من المسلحين هناك.
Diğer yandan metaller kısmen dolu elektronik kuşaklar elektron kuşağı yapısına sahiptirler.ومن ناحية أخرى، فإن الفلزات لديها بنية نطاق إلكتروني تحتوي على شرائح إلكترونية ممتلئة جزئيا.
"Sanat Güneşi Zeki Müren'in İlklerle Dolu Rengârenk Hayatı"."كتاب التفهيم لأوائل صناعة التنجيم".
Ayrıca ilçede dolu yağışları da görülmektedir.كذلك هناك تفاوت كبير في هطول الأمطار.
Lassen Zirvesi ve etrafı kar, yağmur, dolu.صور الشتاء وقد انتشر الضباب وسقط الثلج فغطى الأرض .ونزل المطر .
Mağara içi hava doludur.والأنبوب مفرغ من الهواء .
Bu araç tam otomatik dolum mekanizmasıyla donatılmıştır.ويتم تحريك هذه القطع آليا على الآلة.
Uyuşturucu dolu uçağın gerçek yüzünü öğreniriz.التحليل الفنى لوقائع الطائرات .
Doluluk, saflık bildirir.حكي السرايا وحكي القرايا.
Dölüt, gebeliğin ilk aylarında kolayca ve tehlikesizce alınabilir.عودة الأشياء المقترضة في الوقت المناسب و دون عناء .
Baştan sona kadar çizim örnekleriyle doludur.المواصفات الأولية حتى يتم الانتهاء من التصميم.
Düzenek şöyleydi: Sunak taşının (A) altındaki boru su dolu bir kabın (B) içine giriyor.و ذات السّليم: ماء لبنى صخر بن ضمرة قرب الجار.
En parlak olduğu dolunay evresinde Ay'ın görünür kadir derecesi yaklaşık −12,6'dır.وبالمقارنة، فإن القمر الكامل كما يراه من الأرض يكون أكثر إشراقا إلى حد كبير في الحجم −12.7.
Renkler daha hayat doluydu.بأحلى ألوان الحياة..
Televizyon neden onlarla dolu olsun ki?" dedi.Porque é que a televisão está cheio deles?"
Dışadönükler insanlarla olmaktan eğlenirler, genellikle enerji dolu olarak tanımlanırlar.Os extrovertidos gostam de estar com pessoas, e são usualmente vistos como sendo cheios de energia.
2005'te Katie, hamile kardeşi Kristi'ye ve kocası Daniel'e video kasetlerle dolu bir kutu gönderir.Em 2005, Katie entrega uma caixa de fitas de vídeo antigas para sua irmã, Kristi, e seu cunhado, Daniel.
Uyuşturucu dolu uçağın gerçek yüzünü öğreniriz.A verdadeira história da invenção do avião.
Yeşilliklerle ve nimetlerle doludur.Possuem rizomas e tubérculos.

İlgili Sayfalar