Ana içeriğe geç
Sözlük

dolu ile cümle

dolu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
1987 yılı takımın tarihinin en acı hatıralarıyla dolu yılı olmuştur.1987 год стал наиболее разочаровывающим для команды.
Fakat atmosfer hala barış dolu.Он наполнен атмосферой спокойствия.
Çevresi türbe ve lahitlerle doludur.Русло изобилует островами и перекатами.
Sokakları kahvehanelerle doludur.Улица испещрена воронками.
Çeşitli güçlükler ve tehlikelerle dolu bir yaşam geçirdi.Трудился в условиях больших трудностей и опасностей.
Bu sır dolu buluş, tanıdığı ve tanımadığı birçok kişinin hayatını değiştirecektir.Её появление изменит жизни многих людей, как близких Луны, так и тех, кто её даже не знал.
Ucuz, yalancı ve genelde diğerlerinin başarılarına karşı kıskançlık doludur.Он скуп, нечестен, мелочен, и часто завидует чужому успеху.
Küplerin biri yağ ile doludur, geri kalanlarında ise haramiler gizlenmiştir.Бёдра на внутренней стороне с большими плоскими углублениями, в которых полностью скрываются голени.
Herkes dışarıya çıkar ve okul otobüsüne doluşur.Их исключают из школы, и они уезжают на автобусе.
Bu “taş şehir” sağlam topçu silahlarıyla dolu bir garnizona sahipti.Гарнизон крепости был хорошо вооружён артиллерией.
Oyun 1880'lerde başlar ve o zaman amcanın evi sayısız çiçekle doludur.В 1880-х годах Чичковская волость была упразднена, а её территория присоединена к Бутерской волости.
Sırtı pıçılarla doludur.Спина покрыта многочисленными бугорками.
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Обтекаем я снаружи И красив со всех сторон.
Ardından yogi bir sonraki dolunaya kadar onunla birlikte yaşamasını ister.Позже Альф некоторое время жил с Джоди, чтобы помочь ей освоиться на новой квартире.
Bunun üzerine Ammar dedi ki, "Benim kalbim sonuna kadar Allah'ın dini ile doludur".Он же ответил: «Если боги они, то пусть пошлют одного из богов и возьмут моего сына.
Cezaevleri tutuklu gazetecilerle doluydu.Убийцы журналистов осуждены.
Sende dünyaya geldik biz Ve büyüdük - Bizim için sevgi dolu ve paha biçilmezsin.Здесь ты нас родила, здесь ты нас вырастила, мы любим тебя.
'Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk.' 9.Утром мы посмотрели на небо и обнаружили, что совершили молитву не в сторону Киблы.
Deli dolu bir kadındır.Безумная женщина.
Roma, konversolarla doluydu.Рим осаждён остготами.
Fakat Jin'in yaptığı sevgi dolu hareketi görünce kararından vazgeçer ve Jin'le birlikte uçağa biner.Именно из-за того, что его локомотив король решил ликвидировать, отправляется путешествовать с Джимом.
Elektronlar dolu olmayan bir banttaki herhangi bir enerjiye tutunabilir.Могут находиться в любом не занятом диапазоне.
2006/2007 sezonundan dolu bir sıralama oyunu idi.Задачи команды на сезон 2006/2007 оставались прежними.
Dolu dolu yaşadım, gümbür gümbür.Чуть не плачет, бородка трясётся.
Uyuşturucu dolu uçağın gerçek yüzünü öğreniriz.Они подходят к самолёту наркоторговцев.
Servet arayan Çinli göçmenlerle dolu ilk gemi San Francisco'ya vardı.Калифорнийская золотая лихорадка: в гавань Сан-Франциско прибыл первый корабль с китайскими эмигрантами.
Tanrılar onu çenesine kadar su dolu yerde bulunmaya ama bundan asla içememe ile cezalandırırlar.Верующие могут хранить освящённую воду дома и использовать для окропления жилища, пить её не принято.
Eeski bir kiliseye düzenlenen polis baskınından sonra kutular dolusu güneş gözlüğü bulur.Для того, чтобы увидеть, каким свод церкви был до катастрофы, достаточно надеть специальные очки.
Bu sahneler tamamen oyun içi görsellerden ve "24" tarzı aksiyon sekanslarıyla dolu.Игрок видит анимированные экшен-сцены в стиле сериала «24».
1929 ve 1930 yıllarında iki gece hiç uyumadan üzerine notlar alarak ciltler dolusu kitap okuduğu oluyordu.На 1927—1929 гг. каждый седьмой рабочий не умел читать и писать.
Ana sezonda kumsallar ve beldeler çok dolu olur.В течение этого сезона наполняются ручьи и источники.
Ayrıca tüm vücudu yaralarla doludur.Кроме того, все его тело было поранено мелкими осколками.
Geçirgenlikleri bozulduğu zaman, doku aralığındaki kanın sıvı kısmına doluşarak ödem oluştururlar.Пока они так выясняют отношения, капля крови падает с чердака.
İkincisinde ise dolu kişi girip çıkmaktadır.Затем из подъезда выходит второй человек.
Polis memurları, aracın içinde biri dolu iki tabanca bulduklarını söylediler.«Мы знаем, что этот человек купил как минимум две единицы огнестрельного оружия.
Tam ay altında yıldızlarla dolu bir gök.Под звездами лазуревый полумесяц вверх.
Etrafında su dolu hendekler vardı.Вокруг расставлены были всяческие украшения.
Artık Arzı Kız için hasret ve hüzün dolu günler başlamıştır.Опять вернулись дни сомнений и печали.
İyi tavsiyelerle dolu olan program espirilerle cazip hale getirilmiştir.Отдельного упоминания заслуживает графическая приключенческая игра Enchanted Scepters.
Muhayyelât, cinlerle perilerle, tılsımlarla, büyülerle dolu bir kitaptır.Тортлар ва ширинликлар / Торты и сладости — название книги.
(Uyarıcı Kur’an’a and olsun ki! / Bu öğütle dolu Kur’an’a bak.)تنبيه الأفكار إلى حكمة إقبال الدنيا على الكفار.
Televizyon neden onlarla dolu olsun ki?" dedi.لماذا يجب ان يكون التليفزيون قدوة لهم؟".
Krusty programı ile ilgili oyuncak ve malzemeyle dolu bir odada uyumaktadır.وينام في حجرة مليءة بالألعاب والمواد المرتبطة ببرنامج كروسيتى.
Anlatıcı, kıza "yoksunlukla dolu ve hareketli" bir öykü yazacağına söz verir.وعد السارد الطفلة بأنه سيكتب لها قصة "مليئة بالحرمان والحركة" .
Hikâye bittiğinde, X sözünü yerine getirmiş ve Esmé'ye yoksunlukla dolu bir öykü yazmıştır.وفي نهاية الحكاية نفذ X وعده وكتب قصة إلى أسماء مملؤة بالحرمان .
Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?فهم ينظرون إلى الكأس نصف الممتلئ باعتباره نصف فارغ.
Ucuz, yalancı ve genelde diğerlerinin başarılarına karşı kıskançlık doludur.وهو بخيل وغير أمين وغالباً ما يحسد الآخرين على انجازاتهم.
Ankara hatlarındaki yolcu sayısı %65 artmış, doluluk oranları %85 seviyelerine gelmiştir.ارتفع عدد الركاب بنسبة 65٪ في أنقرة، وبلغ عامل الحمولة مستوى 85٪.
Göller ve nehirler çeşitli balık, kuş ve suda yaşayan memeliler ile doluydu.وكانت البحيرات والأنهار تعج بالعديد من أنواع الأسماك والطيور والثدييات المائية.
Askerler Bose ki jay (Bose'nun sağlığı dolu olsun), Inquilab Zindabad (Yaşasın İnkılap) diye bağırdılar.تبنّى النبي محمد زيدًا، فكان أهل مكة يدعونه «زيد بن محمد»، وزوّجه من ابنة عمته زينب بنت جحش.
Süresi dolunca ayrıldı (1986).مروياته: روى له بقي بن مخلد في مسنده 28 حديثًا، وروى له الجماعة في كتبهم.
Deli dolu bir kadındır.إنها مجنونة مجنونة.
Yalanla, talanla dolu.إطاره من الكذال المزخرف.
Politik kariyeri çelişkilerle doluydu.مهنة شيفرنادزه السياسية مليئة بالتناقضاتِ.
İşleyen bellek çok dolu olduğu takdirde uzun süreli belleğin kodlamasını etkileyebilir.لذلك إذا كانت الذاكرة العاملة مجهدة، يمكن أن تؤثر على تشفير الذاكرة طويلة الأمد.
Herkes dışarıya çıkar ve okul otobüsüne doluşur.وكان يذهب إلى المدرسة ويعود يوميا بالباص.
Korku ve nefret dolu maceralar.طقوس الخوف والكراهية.
Çeşitli güçlükler ve tehlikelerle dolu bir yaşam geçirdi.أنا بدأت في أخذ الكثير من المخاطر والفرص.
Acılarla dolu bir yıldı.مسلسل لحظة ندم.
Ek olarak, yumuşak mavi renk paleti melankolik bir hava yaratır ve hüzün dolu trajik temayı güçlendirir.بالإضافة إلى ذلك ، تخلق اللوحة الزرقاء الصامتة عمومًا نغمة عامة للحزن وتؤكد على الموضوع المأساوي والحزين.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod