Ana içeriğe geç
Sözlük

dolu ile cümle

dolu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ona yukarıdan bakan herkese güzel ve hayat dolu görünür.Ciascuno dei suoi nove soffitti sembra superare gli altri in bellezza e grazia.
Troll: Dan'in en iyi arkadaşı ve büyük sevgi dolu sağ koludur.Buddy Tanner: migliore amico di Frank e suo braccio destro.
Genellikle yaşam doludur ve çok daha fazlası deniz bitki örtüsü, özellikle yosunlar vardır.Spesso brulica di vita e presenta una più folta vegetazione marina fatta specialmente alghe.
Özellikle Fransız tarihi bu tip mücadelelerle doludur.Dopo questa esperienza, recita principalmente in produzioni francesi.
Kadın da her ay üç gece dolunay süresince kurda dönüşmektedir.Si tiene ogni anno in località La Selva e dura tre giorni.
Ama şehir depoları yiyecekle doluydu.Vi era la sede dei magazzini di generi alimentari.
English ve Percy caddeleri polis arabalarıyla doluydu.I furgoni e le vetture della Polizia sono state presi a sassate quando le bande si sono rivolte alla Polizia.
Özellikle dolunay zamanı çok aktiftir.In particolare le pinne pelviche sono molto allungate.
İnşaat sahası ağzına kadar silah ve cesetle doludur.Gran parte dei corpi presentava ferite d'arma da fuoco al corpo e alla testa.
Göz kamaştırıcı ve güven dolu yeni bir gün doğuyor Adaletsizliğin ve utancın takip etmediği.Smagliante e fiero, il giorno sublime arriva, Scacciando per sempre l'ingiustizia e la vergogna.
Ardından yogi bir sonraki dolunaya kadar onunla birlikte yaşamasını ister.Mickey chiede a Gus di accompagnarla all’incontro.
Tam ay altında yıldızlarla dolu bir gök.Città situata nella terra delle stelle cadenti.
Karargâha ulaştırılmak üzere cephanelik dolu bir cemse köye sığınır.Viene inviato un supersoldato pesantemente armato a risolvere la situazione.
Artık kalan hayatını dolu dolu geçirecektir.Poi riprende la sua vita vagabonda.
Evren sırlarla dolu.Космос полон тайн.
Boş ev toz doluydu.Пустой дом был полным пыли.
Otobüs full dolu.Автобус битком набит.
Bardak süt doludur.Стакан полон молока.
Bu kitap hatalarla dolu.Эта книга полна ошибок.
Hava uçan mermilerle doluydu.Воздух был полон летающими пулями.
Sinema full dolu.Кинотеатр набит битком.
Restoran dolu.Ресторан полон.
Bardağım dolu.Мой стакан полон.
Konser alanı o kadar geniş bir seyirci kitlesiyle doluydu ki, ayakta duracak yer bile yoktu.Зал был забит таким большим количеством слушателей, что даже негде было встать.
İnsanlık tarihi denen şey, erkeklerin korkaklık ve zavallılıklarıyla doludur.Так называемая история человечества переполнена мужской трусостью и убогостью.
Senin pasaportunun geçerlilik süresi ne zaman doluyor?Когда истекает срок действия твоего паспорта?
Bar tıklım tıklım doluydu.Бар был набит битком.
Mağaza Dünya Kupası logosunu içeren hediyelik eşyalarla doluydu.Магазин заполонён сувенирами с символикой чемпионата мира по футболу.
Bu boynuz, aslında bir diştir ve içi sinir hücreleriyle doludur.Этот рог на самом деле является зубом и заполнен нервными клетками.
Çöp dolu bu kutuyu boşalt.Выброси мусор из этой коробки, она полная.
(Uyarıcı Kur’an’a and olsun ki! / Bu öğütle dolu Kur’an’a bak.)Всевышний подчеркнул, что в истории этих пророков — напоминание и поучение тем, кто обладает трезвым умом.
Leia ise kendisine öfke doludur.Он в не себя от ярости.
Thomas ve onun iş arkadaşları psikopatlar ve suçlularla dolu terkedilmiş bir binaya giderler.Он и его коллеги заходят в покинутое здание, рядом с которым бродят психопаты и преступники.
Süresi dolunca ayrıldı (1986).1967 — Түшкө жуук (повесть), — ж.
Yalanla, talanla dolu.Она была полна лжи и выдумок.
New Times Broward-Palm Beach'ten Erika Howard, eseri, albümün en dolu şarkısı olarak gösterdi.Эрика Ховард из «New Times Broward-Palm Beach» назвала песню наиболее «говорящей» на альбоме.
2005'te Katie, hamile kardeşi Kristi'ye ve kocası Daniel'e video kasetlerle dolu bir kutu gönderir.В 2005 году Кэти привозит ящик старых видеокассет Кристи и её мужу Дэниэлу.
Barış dolu bir hayata dönmek konusunda daha arzulular.Люди вернулись к мирной жизни.
Dışadönükler insanlarla olmaktan eğlenirler, genellikle enerji dolu olarak tanımlanırlar.Экстравертам нравится находиться среди людей, они полны энергии и часто проявляют позитивные эмоции.
Yağmur ve kar yağışının dışında, bazen dolu da yağar.Помимо дождя, иногда идёт снег.
Bunun yerine hayat, hata hatta komedi dolu.В ней сочетаются насилие, романтика и даже комедия.
Dolunayda kurda dönüşen kişi.Оборотни — люди, превращающиеся в волка в полнолуние.
Enerji dolu, neşeli bir köpektir.Энергичная жизнерадостная темпераментная собака.
Dolu metrajlı sanat filmleri yayınlanmıştır.Указаны только полнометражные художественные фильмы.
Modern Oreo çerez dolumu, Nabisco'nun başlıca gıda bilimcisi Sam Porcello tarafından geliştirildi.Современную начинку печенья Oreo разработал Сэм Порселло, главный специалист по пищевым технологиям в Nabisco.
Evleri çoğu zaman yabancı insanlarla doluydu.Дом наш всегда был полон гостей.
Kalbi, bütün mahlûkât için derin bir sevgi ile doluydu.«Все его служение было наполнено любовью.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Социальная жизнь была полна трудностей.
Half-Life 2 oyununun en korkunç ve adrenalin dolu bölümü; "We Don't Go To Ravenholm".Этот зомби впервые появляется в Half-Life 2, в главе «Мы не ходим в Рэйвенхолм».
Ofisteki çalışma masası daima kâğıtlarla doluydu.Его мастерские были всегда заполнены заказами.
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım.Ох как ты меня, сударушка, Высушила.
Dolunay Ay'ın tam bir daire olarak dolgun, parlak görüldüğü evredir.Луна в полнолунии имеет вид полностью освещённого круга.
Selaniki Fatma Sultan'ın düğününde "parlak yeni madeni paraların etek dolusu dağıtıldığını" ifade etmiştir.Селаники написал, что на свадьбе Фатьмы-султан «раздались юбки с блестящими новыми монетами».
Selim'in zengin hediyelerle dolu sandığı odanın kenarında bulunmaktadır.Ирис приходит в себя в богато убранной комнате, окружённая щедрыми подарками.
Burası aynı Silent Hill gibi garip canavarlarla doludur.Здесь также находятся такие завораживающие места, как например гора Сильвестр.
Deli Dolu'da ana fikir iki yüzlülüktür.В подавляющем большинстве случаев ударение в двусложных словах падает на первый слог.
Televizyon neden onlarla dolu olsun ki?" diye ekledi.«Неужели по телевизору показывают что-то столь смешное?» — спросила она.
Erivan, park ve çeşmelerle dolu olan çok yeşil bir kenttir.Нешер зелёный город с множеством парков и скверов.
Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?Чашечка закрытая или полуоткрытая.
Skandal günümüzde dahi bilinmeyenlerle doludur.Время Ч Всё тайное — неизвестное об известном.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod