dolu ile cümle
dolu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu mevki yıkıntı döküntülerle doluydu.Esta expedición estuvo lleno de contratiempos.
Şiirlerinin bir kısmı hiciv örnekleriyle doludur.Muchos de sus poemas están equipadas con descripciones de escenas pastorales de Crimea.
Görev süresi dolunca eğitim amaçlı kullanıldı.La edad de la formación ha sido objeto de debate.
"Turgay Noyan, müzikle dolu 50 yılı kutluyor".«Reloj de Pachuca festeja sus 100 años con música».
Sanat dolu bir ailede ve Atina ile Napoli arasında gidip gelerek büyüdü.La actriz creció entre Atenas y Nápoles, en un ambiente artístico.
Böylece Bovling Toplarıyla Dolu Okyanus hiçbir zaman basılamadı.Con los Borbones, jamás.
Bu araç tam otomatik dolum mekanizmasıyla donatılmıştır.Esto se realiza por una máquina de colocación totalmente automatizada.
Giger onun hakkında "İçi inanılmaz bir yaşama gücüyle doluydu.Se dice que Enrique fue "cautivado por una increíble dicha" ante este hecho.
Hazineniz daima parayla dolu bulunsun, ekonomiye önem verin.Siempre está con aforismos y sólo le importa el dinero.
Ardından sanatçı, parıltılı konfetilerle dolu, boş bir odada belirir.La siguiente escena la muestra en una habitación vacía llena de brillo.
Bazen dolu da yağar.Llueve con frecuencia.
Bunun yerine hayat, hata hatta komedi dolu.En la serie nos encontramos con momentos de melodrama, moral e incluso una farsa cómica.
Hayatının kısa ama dolu olmasını diliyordu..." demiştir.Su vida fue corta pero llena de controversias.
5. O gece, esenlik doludur.Día 5, fruto cuajado.
Birçok farklı formda meydana gelebilir, bunlar yağmur, kar, graupel, dolu ve sulusepkendir.Estas pueden darse de todos los tipos; en forma de lluvia, nieve, granizo y piedra.
The New Yorker'a göre film "pembe dizi klişeleri ile doluydu".En Hollywood, la película llegó a ser llamada "La Rapsodia en Rojo".
Şehrin limanı gemilerle doludur.Puerto de mar con barcos.
Deli dolu bir kadındır.Mi banda está loca.
Sanatçı hareket ve incelik dolu büyük bir fırça, güncel olayı tamamlayan tüm nesneleri yakalamıştır.El pintor emplea una pincelada rápida y vigorosa que manifiesta todos los detalles.
En yüksek dolu moleküler orbital iki uç atomda yerelleşir.El orbital molecular de menor energía se forma cuando se solapan dos orbitales atómicos que están en fase.
Lassen Zirvesi ve etrafı kar, yağmur, dolu.Atiende los barrios Las Aguas, Las Nieves y alrededores.
4.↑ Türkçe: Gözlerin sürprizlerle dolu.4 - Ojos irlandeses que matan.
Alacakaranlık romanı öyle çok da aksiyonla dolu bir kitap değil".Es algo estúpido, una nota de suicidio sin el suicidio".
Korku ve nefret dolu maceralar.Vida y aventures de Musín.
Fakat çok nefret dolu bir adam olduğu söylenebilir.Tiene razones para estar llena de odio.
Bu acı dolu tecrübeler eserlerine büyük oranda yansımıştır.De tal extraña obsesión hay sobradas pruebas.
Hükümdarlık dönemi zorluk, sıkıntı ve sorunlarla dolu olarak geçti.Los días entre estas dos reuniones estuvieron repletos de trabajo, dificultades y esperanza.
Ucuz, yalancı ve genelde diğerlerinin başarılarına karşı kıskançlık doludur.Es mezquina, rencorosa y muchas veces enemiga de los protagonistas.
Üçüncü yıl için yazılan operet Deli Dolu olur.2.- Ciclo Pre Clínico que comprende el 3º Año.
Sırtı pıçılarla doludur.Los tallos tienen finos pelos.
Tokyo sokakları Cumartesi günleri doludur.Il sabato le strade di Tokyo sono affollate.
Sen enerji dolusun.Tu sei piena di energia.
Tom'un hayatı çelişkilerle doluydu.La vita di Tom era piena di contraddizioni.
Bana suyla dolu bir bardak getirin.Portami un bicchiere d'acqua.
Onların hepsi dolu olamaz.Non possono essere tutti pieni.
(Uyarıcı Kur’an’a and olsun ki! / Bu öğütle dolu Kur’an’a bak.)Avvirtimentu (Avvertimento).
Cesaret ile dolu Lejyonların, Senin onuru yeniden ortaya çıkardı.Le tue legioni piene di coraggio Hanno ristorato la tua dignità.
Göçmen dolu 25 gemiyle yola çıktı, bunlardan ancak 14'ü Grönland'a varabildi.Parte con 30 navi ma solo 14 raggiungono la Groenlandia.
Araştırma ve geliştirme tesisleri zaten 2.000'den fazla kişiyle doludur.Le sue strutture di ricerca e sviluppo sono occupate da oltre 2.000 persone.
New Times Broward-Palm Beach'ten Erika Howard, eseri, albümün en dolu şarkısı olarak gösterdi.Erika Howard da New Times Broward-Palm Beach l'ha definita la traccia che più fa parlare di sé nell'album.
Ayrıca “Mitsuki” kelimesi Japonca “dolunay” anlamına gelir.Inoltre il nome giapponese 'Mitsuki' significa proprio 'luna piena'.
Sokakları kahvehanelerle doludur.Le strade si riempiono di bancarelle.
İşçilerin hayatları zorluklarla doluydu.Le vite dei lavoratori erano molto dure.
Roma, konversolarla doluydu.Roma fu piena di marrani.
Üçüncü yıl için yazılan operet Deli Dolu olur.L'opera sarebbe databile al III secolo.
Bullet Time (zamanı yavaşlatma benzeri oynanış mekaniği), düşman öldürdükçe doluyor.Il Bullet Time si ricarica solo uccidendo i nemici.
Evi kedi doludur.Il gatto di casa.
Vampir Angel ile Buffy arasındaki aşk ilişkisi bir sürü mecaz anlamı ile doludur.Gli intrighi amorosi tra Buffy e il vampiro Angel sono tutti avvolti in metafore.
Dolu, bir yağış türü.Un cappello pieno di pioggia.
Dahası da arkasında tıka basa para dolu koca bir çanta bırakmıştır.Una volta un soldato lo ringraziò addirittura con una borsa piena d'oro.
Plautus sevgi dolu bir eş ve baba olarak kabul edilir.Prometto di trattare ogni Pathan come fratello e amico.
Renkler daha hayat doluydu.I colori prodotti erano vivaci.
En parlak olduğu dolunay evresinde Ay'ın görünür kadir derecesi yaklaşık −12,6'dır.Durante le lune piene più brillanti, la Luna raggiunge una magnitudine apparente di circa -12,7.
Sırtı pıçılarla doludur.Il muso è cosparso di peli.
Televizyon neden onlarla dolu olsun ki?" dedi.E allora perché non dedicarsi a tempo pieno alla tv?".
Müzik odaklı olan bu seride Giovanni Cera ve Angelo Poggi tarafından yazılan şarkılar doludur.La serie, essendo incentrata sulla musica, è ricca di canzoni, scritte da Giovanni Cera e Angelo Poggi.
Bu süreç birkaç dakikadan birkaç güne kadar uzayabilir, oldukça acı dolu bir yöntemdir.Il loro posizionamento avviene in pochi minuti ed è completamente indolore.
Tipik bir örnek su dolu bir beher içindeki polen tanesi olurdu.Un esempio tipico potrebbe essere un granello di polline in una bacinella piena d'acqua.
Çalmak için onca zahmete girdiği bir depo dolusu parayı yakması da bu sebepten kaynaklanmaktadır.Hai bisogno di un sacco di borse per spostare quei soldi in giro ...
Pungmul Kore folk müziğidir ve anlam ve duygu ile doludur.Il pungmul è la musica popolare della Corea ed è piena di pathos.