Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.Имаме около 1.4 милиарда посещения на страницата ни месечно, така че наистина се стигна до огромно нещо.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.Ми опрацьовуємо приблизно 1.4 мільярдів сторінок що місяця, тому, це дійсно стало великою справою.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.У наших страниц порядка 1.4 миллиарда посещений в месяц, таким образом, проект стал довольно масштабным.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.אז אנחנו מקבלים 1.4 מיליארד צפיות דפים בחודש, אז זה באמת נעשה דבר ענק.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.اذاً فنحن نخدم حوالي مليار واربعمائة مليون مشاهدة صفحات شهرياً، لذا فقد أصبحت شيئاً ضخماً.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.非常に大きくなったわけです ボランティアが全て管理しています
Bizim bu lüksümüz yok, dolayısıyla olmasını sağlıyoruz.우리 스스로 만들어야 합니다.
Bizim bu lüksümüz yok, dolayısıyla olmasını sağlıyoruz.My nie mamy takiego luksusu, więc musimy to wprowadzić.
Bizim bu lüksümüz yok, dolayısıyla olmasını sağlıyoruz.Noi non possiamo concederci quel lusso, quindi dobbiamo fare in modo che accada.
Bizim bu lüksümüz yok, dolayısıyla olmasını sağlıyoruz.Noi nu avem acest lux, deci trebuie sa il realizam.
Bizim bu lüksümüz yok, dolayısıyla olmasını sağlıyoruz.Nosotros no tenemos ese lujo, así que tenemos que hacer que ocurra.
Bizim bu lüksümüz yok, dolayısıyla olmasını sağlıyoruz.Nous n'avons pas cette luxe, alors on le fait de nos propres mains.
Bizim bu lüksümüz yok, dolayısıyla olmasını sağlıyoruz.Wir haben diesen Luxus nicht, also müssen wir es irgendwie anders bewerkstelligen.
Bizim bu lüksümüz yok, dolayısıyla olmasını sağlıyoruz.Здесь же мы не можем такого позволить, поэтому сами всё делаем.
Bizim bu lüksümüz yok, dolayısıyla olmasını sağlıyoruz.Ние нямаме този лукс, така че трябва да го направим сами.
Bizim bu lüksümüz yok, dolayısıyla olmasını sağlıyoruz.לכן עלינו לגרום לכך שזה יקרה.
Bizim bu lüksümüz yok, dolayısıyla olmasını sağlıyoruz.لذلك يجب علينا أن نجعل الأشياء تحصل
Bizim bu lüksümüz yok, dolayısıyla olmasını sağlıyoruz.これを実現するためには医療費を削減します
Bizim oyunumuz özellikle konsepti dolayısıyla diğer oyunlardan farklılık göstermektedir.Asta mai ales deoarece jocul nostru are un concept diferit fata de al altor jocuri.
Bizim oyunumuz özellikle konsepti dolayısıyla diğer oyunlardan farklılık göstermektedir.Besonders weil der Stilkonzept unseres Spiels sich von den anderen Spielen unterscheidet.
Bizim oyunumuz özellikle konsepti dolayısıyla diğer oyunlardan farklılık göstermektedir.Đặc biệt là ý tưởng game của chúng tôi khác với những game khác.
Bizim oyunumuz özellikle konsepti dolayısıyla diğer oyunlardan farklılık göstermektedir.Particulièrement parce que notre style de concept de jeu diffère des autres jeux.
Bizim oyunumuz özellikle konsepti dolayısıyla diğer oyunlardan farklılık göstermektedir.Przedewszystkim ze zględu, że styl naszej gry diametralnie różni sie od innych gier
Bizim oyunumuz özellikle konsepti dolayısıyla diğer oyunlardan farklılık göstermektedir.Še zlasti zato, ker imamo drugačen koncept kot druge igre.
Bizim oyunumuz özellikle konsepti dolayısıyla diğer oyunlardan farklılık göstermektedir.Sopratutto perché il concetto del gioco è diverso da altri giochi.
Bizim oyunumuz özellikle konsepti dolayısıyla diğer oyunlardan farklılık göstermektedir.Speciellt för att våran spel koncept är annorlunda från andra spel.
Bizim oyunumuz özellikle konsepti dolayısıyla diğer oyunlardan farklılık göstermektedir.Terutamanya karena konsep permainan kami berbeda dengan permainan lainnya.
Bizim oyunumuz özellikle konsepti dolayısıyla diğer oyunlardan farklılık göstermektedir.Vooral omdat de concept van onze spelletjes anders is dan de andere spelletjes.
Bizim oyunumuz özellikle konsepti dolayısıyla diğer oyunlardan farklılık göstermektedir.Ειδικά επειδή ο τρόπος σχεδίασης των παιχνίδιων μας διαφέρει από τα άλλα παιχνίδια.
Bizim oyunumuz özellikle konsepti dolayısıyla diğer oyunlardan farklılık göstermektedir.Особенно потому, что наша игра отличается концепцией от других игр.
Bizim oyunumuz özellikle konsepti dolayısıyla diğer oyunlardan farklılık göstermektedir.במיוחד מפני שהתוכן של המשחק שלנו שונה מתוכנם של משחקים אחרים
Bizim oyunumuz özellikle konsepti dolayısıyla diğer oyunlardan farklılık göstermektedir.خاصة لأن مفهومنا يختلف عن اسلوب الالعاب الألعاب الأخرى
Bizim oyunumuz özellikle konsepti dolayısıyla diğer oyunlardan farklılık göstermektedir.アクションゲ-ム
Bu açının dik açı olduğunu biliyoruz, dolayısıyla bu açı da dik.Det her er også en ret vinkel.
Bu açının dik açı olduğunu biliyoruz, dolayısıyla bu açı da dik.만약 이 각이 직각이라면, 이것도 역시 직각이라는 것도 압니다
Bu açının dik açı olduğunu biliyoruz, dolayısıyla bu açı da dik.Така, нека да го запиша, това означава, че АС е равна на ВС. Нека сега направим обратното.
Bu açının dik açı olduğunu biliyoruz, dolayısıyla bu açı da dik.この直線はABの垂直二等分線なので、
Bu annem işte. Dolayısıyla tanıdığım tüm insanlar var.이 분이 저희 엄마구요. 제가 아는 사람들은 여기에 다 있습니다
Bu annem işte. Dolayısıyla tanıdığım tüm insanlar var.זו אימי. אז, יש לי את כל האנשים שאני יודעת עליהם.
Bu annem işte. Dolayısıyla tanıdığım tüm insanlar var.هذه أمي. إذن هنا كل الأشخاص الذين أعرفهم.
Bu annem işte. Dolayısıyla tanıdığım tüm insanlar var.しかしこれはおおむね
Bu bir birim çember olduğu için yarıçapı 1'dir. dolayısıyla sinüs90'da 1'e eşit olur.Синусът е у координатата. На единичната окръжност това е 1. Т.е. у координатата е 1.
Bu bir birim çember olduğu için yarıçapı 1'dir. dolayısıyla sinüs90'da 1'e eşit olur.הסינוס הוא קואורדינטת Y. במעגל היחידה זה שווה ל- 1. קואורדינטת Y היא 1. על כן, פה נרשום 1.
Bu bize yüksekliği ve dolayısıyla alışık olduğumuz dünyayı verir.이 세번째 직선으로 인해 높이가 생겨 우리가 익숙한 이 세계가 만들어지는거죠.
Bu bize yüksekliği ve dolayısıyla alışık olduğumuz dünyayı verir.שנותן גובה ואת העולם שאנחנו מכירים.
Bu bize yüksekliği ve dolayısıyla alışık olduğumuz dünyayı verir.يعطينا الارتفاع والعالم الذي نعرفه.
Bu bize yüksekliği ve dolayısıyla alışık olduğumuz dünyayı verir.私達がよく知る世界になります それでは四次元の世界はどうでしょう
Bu da doğal olarak hırsızlığa yol açıyor. Dolayısıyla hırsızlıkları durdurmak için polis memurları gerekiyor.Questo naturalmente porta a rubare,che richiede poliziotti per prevenirlo.
Bugünün çocukları kalite ile büyüdüler, dolayısıyla bu farklı bir pazar.Діти ростуть сьогодні розуміючи якість, так що це - інший ринок.
Bu ilk sıçrayış, dolayısıyla 0.6'nın birinci kuvvetiydi.이것은 첫번째 튕김이므로, 0.6의 1제곱이 될것입니다.
Bu ilk sıçrayış, dolayısıyla 0.6'nın birinci kuvvetiydi.Tohle je první odraz, takže tohle je 0,6 na prvou.
Bu ilk sıçrayış, dolayısıyla 0.6'nın birinci kuvvetiydi.Това е първият отскок, така че това ще бъде 0,6 на първа степен.
Bu iyi bir şey, dolayısıyla ödülü kabul ettim.Ăsta-i un lucru bun, așa că am acceptat premiul.
Bu iyi bir şey, dolayısıyla ödülü kabul ettim.C'est une bonne chose, donc j'ai accepté le prix.
Bu iyi bir şey, dolayısıyla ödülü kabul ettim.Což je dobrá věc, a tak jsem tu cenu přijal.
Bu iyi bir şey, dolayısıyla ödülü kabul ettim.Das ist etwas Gutes, also nahm ich ihn an.
Bu iyi bir şey, dolayısıyla ödülü kabul ettim.Dat is een goede zaak, dus ik accepteerde de prijs.
Bu iyi bir şey, dolayısıyla ödülü kabul ettim.Đó là một điều tốt, nên tôi chấp nhận giải thưởng.
Bu iyi bir şey, dolayısıyla ödülü kabul ettim.E questa è una cosa buona, così ho accettato il premio.
Bu iyi bir şey, dolayısıyla ödülü kabul ettim.Eso es algo bueno, así que acepté el premio.