Benim arzı düşürmem dolayısıyla, toplam arz eğrisi bu şekilde sola doğru kayacak.Итак я сдвину всю кривую предложения влево.
Benim arzı düşürmem dolayısıyla, toplam arz eğrisi bu şekilde sola doğru kayacak.左に動くことになる そして、最も安い価格でも
Beş karbonum var, dolayısıyla buna pentan diyebilirsiniz, ancak bir noktayı daha düşünmen lazım. .Ik heb 5 koolstoffen dus zou je zeggen dat het pentaan is, maar je moet nog een ding bedenken.
Beş karbonum var, dolayısıyla buna pentan diyebilirsiniz, ancak bir noktayı daha düşünmen lazım. .Má to 5 uhlíků, takže řeknete, že je to pentan. Musíte si, ale uvědomit ještě jednu věc.
Beş karbonum var, dolayısıyla buna pentan diyebilirsiniz, ancak bir noktayı daha düşünmen lazım. .Temos cinco carbonos, poderíamos dizer que é um pentano, mas há mais uma coisa que temos de nos lembrar.
Beş karbonum var, dolayısıyla buna pentan diyebilirsiniz, ancak bir noktayı daha düşünmen lazım. .Tenemos 5 carbonos Podríamos decir que es pentano Pero en realidad es un anillo
Beş karbonum var, dolayısıyla buna pentan diyebilirsiniz, ancak bir noktayı daha düşünmen lazım. .Viidestä hiilestä voisi päätellä, että tämä on pentaani, mutta eräs asia täytyy vielä tarkistaa.
Beş karbonum var, dolayısıyla buna pentan diyebilirsiniz, ancak bir noktayı daha düşünmen lazım. .У меня пять углеродов, поэтому вы могли бы сказать, что это пентан, но вы должны учесть еще одну вещь.
Beş karbonum var, dolayısıyla buna pentan diyebilirsiniz, ancak bir noktayı daha düşünmen lazım. .لدى خمسة من الكربونات، ولذا فقد تقولون هذا بينتان، لكن عليك أن تفكر أكثر شيء واحد تقريبا.
Biraraya gelmesi gereken çok şey var. Dolayısıyla bu bir dilek.Много факторов должно слиться воедино, и вот моё пожелание.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.Chúng hòa với nhau, vì vậy bạn không thể chia chúng ra.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.De er limet sammen, så du kan ikke skille dem.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.Ele sunt efectiv sudate, astfel încât nu pot fi despărțite.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.Elles sont scellées ensemble, ce qui les rend impossibles à séparer.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.그것들은 함께 섞여있어서, 그것들을 분리할 수 없습니다.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.Össze vannak olvasztva, nem lehet szétbontani őket.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.Proprio fusi, è impossibile separarli.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.São fundidas numa só, não se conseguem separar.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.Są stopione, nie można ich rozdzielić.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.Se han fundido para que no se puedan separar.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.Sie sind miteinander verschmolzen, also kann man sie nicht trennen.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.Su ztavené takže ich nemôžete oddeliť.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.Ze zijn met elkaar versmolten, zodat je ze niet kan scheiden.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.Ασφαλίζονται μαζί, ώστε να μην μπορείς να τα διαχωρίσεις.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.Вони скріплені так, щоб їх неможливо було роз'єднати.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.Они скреплены так, чтобы их нельзя было разъединить.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.Те са свързани, не можете да ги разделите.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.הן מאוחדות ביחד כך שלא ניתן להפרידן.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.تم صهرها مجموعة، لذا لا يمكن تفريقها.
Birbirine kaynaşık, dolayısıyla ayıramazsınız.こんなふうに繋がったパックを
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.많은 사람들이 이렇게 말하겠죠. "난 사람들이 뭘 택할지 모르겠어. 그러니까 평균은 아마 50일거라고 생각해."
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.Mange mennesker siger, "Jeg ved virkelig ikke hvad folk vil vælge, så jeg tror gennemsnittet vil være 50."
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.Mucha gente dice, "Realmente no sé lo que los demás van a elegir, así que creo que el promedio será 50".
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.Mulţi oameni spun: "Chiar nu ştiu ce vor alege oamenii, deci cred că media va fi de 50."
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.Rất nhiều người nói: "Tôi thật không biết mọi người sẽ chọn số nào, nên tôi nghĩ số trung bình cộng sẽ là 50."
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.Veel mensen zeggen: "Ik weet niet wat mensen zullen kiezen, dus ik denk dat het gemiddelde 50 is."
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.Veliko ljudi pravi: "Res ne vem, kaj bodo ljudje izbrali, mislim pa, da bo povprečje 50".
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.Viele sagen: "Ich weiß nicht, was die anderen nehmen, also rechne ich mit einem Durchschnitt von 50."
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.Wielu ludzi powie, "Nie wiem, co ludzie wybiorą, więc myślę, że średnia będzie 50."
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.Πολλοί άνθρωποι λένε: "Πραγματικά δεν ξέρω τι θα επιλέξει ο κόσμος, έτσι νομίζω ότι ο μέσος όρος θα είναι 50".
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.Багато людей скажуть: "Я справді не знаю, що оберуть інші, тому я гадаю, що середнє арифметичне буде 50".
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.Многие говорят: "Я, правда, не знаю, что люди выберут, поэтому я возьму среднее число 50".
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.Много хора казват: "Не знам, какво ще изберат другите и мисля, че средната величина ще бъде 50".
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.הרבה אנשים אומרים, "אני לא יודע מה אנשים יבחרו, אז לדעתי הממוצע יהיה 50."
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.العديد يقولون:"لا أدري فعلا ما الذي سيختاره الآخرون، لذلك أظنّ أنّ المعدّل سيكون 50."
Bir çok kişi, "Diğerleri ne seçecek gerçekten bilmiyorum, dolayısıyla ortalama 50 olacaktır" diyordur.だから平均は50になるだろう」 これは ちっとも戦略的ではありません
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.사람들이 매달 14억 페이지를 보는 것을 관리하는 것이죠. 정말 큰 사업입니다.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.Abbiamo circa 1,4 miliardi di pagine visualizzate al mese, è veramente una cosa gigantesca.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.Có khoảng 1,4 tỉ lượt người xem mỗi tháng, vì vậy nó thực sự là một việc to lớn
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.Deci avem în jur de 1.4 bilioane vizualizări de pagina pe lună, deci a devenit un lucru imens.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.Estamos nos 1400 milhões de visualizações de página por mês, portanto tornou-se uma coisa realmente enorme.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.Körübelük 1,4 milliárd lapkérést szolgálunk ki havonta, szóval ez valóban óriási dologgá vált.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.Maandelijks doen we zo'n 1,4 miljard paginacontroles, dus het is echt wel iets groots geworden.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.Máme asi 1,4 miliard zhlédnutí stránek za měsíc, opravdu se z toho stává něco velkého.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.Mamy około 1,4 miliarda wyświetleń stron miesięcznie, co znaczy, że urośliśmy do naprawdę wielkich rozmiarów.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.Nous avons à peu près 1.4 milliards de pages vues par mois, c'est vraiment devenu énorme.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.Tenemos 1.4 billones de visitas al mes, así que se ha convertido en algo enorme.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.Vi har ungefär 1.4 miljarder besök varje månad, så det är verkligen stort.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.Wir schaffen um die 1.4 Milliarden Seitenaufrufe pro Monat, es ist also wirklich ein riesiges Ding geworden.
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.Λοιπόν, έχουμε περίπου 1.4 δις προβολές σελίδων μηνιαίως, οπότε έχει γίνει κάτι πολύ μεγάλο.