Yarattığı her bombayı da dolayısıyla birer sanat eseri olarak görmektedir.Jis mano, kad jo kuriamos bombos yra menas.
Dolayısıyla İmparator unvanı, anlaşmaların da yapıldığı Taikun unvanı ile değiştirilecektir.Dėl to Imperatoriaus titulas privalo būti pakeistu į Taikun, pagal sutarties sudarymo sąlygas.
Dolayısıyla, kondansatör empedansının faz açısı negatif yönde çıkar.Šiomis sąlygomis laidininko medžiaga pernešama nuo neigiamo poliaus prie teigiamo.
Dolayısıyla farklı sayma sistemlerinin farklı sayıda rakamları vardır.Taigi, skirtingos organizacijos turi skirtingą KYU pakopų skaičių.
Dolayısıyla kullanabileceğimiz rakamlar 0 ve 1'dir.Taigi, lygties sprendiniai yra 0 ir 1.
Benimsenmesi ve yaygınlaşması kullanım kolaylığı dolayısıyla çok hızlı olmuştur.Taip pririšti ir atrišti galima labai greitai.
Dolayısıyla tanımlama numaraları 1.200'ü aşmaktadır.Knygas galite rinktis iš daugiau nei 1200 pavadinimų.
Dolayısıyla akışkanlığı reçele göre daha azdır.Pagal skersmenį šiek tiek mažesnis už Merkurijų.
Dolayısıyla Batı siyasal düşüncesinde ta en başından beri siyaseti kuran unsur harekettir.Nuo pat pradžių civilinė teisė formavosi atmetimo principu.
Dolayısıyla B'nin kimliği tek bir soruyla ortaya çıkarılabilir.Antros rūšies klaidos tikimybė paprastai žymima β.
Dolayısıyla doğrudan demokrasi dizgesi, demokrasinin ülküsel anlamına en yakın olan hâlidir.Tarp trūkumų nurodoma, kad tiesioginė demokratija lėčiau priima sprendimus, nei atstovaujamoji demokratija.
Güvenlik büyük bir endişedir ve dolayısıyla bunu sağlamak için kullanılan çeşitli yöntemler vardır.Dauguma religingumą laiko vertybe, todėl naudoti asociacijas su šia savybe yra naudinga.
Dolayısıyla bazen sosyo-ekonomik fizik olarak da adlandırılır.Kartais dabartinė socialinė istorija dar vadinama sociologija.
Dolayısıyla buna bağlı olarak da moment ihtiyacı azalmaktadır .Dėl tos priežasties, priklausomai nuo situacijos, reikia vartoti patikslintus terminus.
Süngerlerin epitelleri yoktur dolayısıyla da epidermis ve gastrodermisleri de yoktur.Neturi magnetinių savybių, nepasižymi pleochroizmu ar iridizacija.
Dolayısıyla bu alanlardaki etkinliğe de önem verilmelidir.Taip pat rūpinasi šių veikų prevencija.
Dolayısıyla manmunların önceden bildiği objeleri tanıyamadıkları görülmüştür.Ir pagalvok, žmogau, tai tavo protėviai tavęs nepažinę tau pasodino.
Dolayısıyla Japonya Amerika için bir rakip ülke ve endişe konusu oldu.Japonijos galia ir ekspansyvi politika kėlė nerimą Vakarų valstybėms.
Dolayısıyla birbirlerinin cinsel uzuvlarına dokunmaları tabiidir.Tokiu būdu siekiama patraukti abiejų lyčių dėmesį.
Dolayısıyla, tellürün atom ağırlığı 123 ile 126 arasında bulunmalı ve 128 olmamalıdır.Seega telluuri aatommass peab olema 123 ja 128 vahel ning ei ole 126.
Dolayısıyla çok yüksek bir yatırım getirisi gerektirirler.Lisaks sellele nõuab see tohutult palju investeeringuid.
Dolayısıyla problem artık çözülmüştür.Sellega paistab probleem olevat lahendatud.
Dolayısıyla Saint Helena Valisi Ascension ve Tristan da Cunha'nın da valiliğini yapar.Selle moodustavad Saint Helena, Ascension ja Tristan da Cunha.
Dolayısıyla bu bölgeye dünyanın Soğuk kutbu denir.Piirkonda nimetatakse Maa külmapooluseks.
Ama çok uzun yörünge periyodu dolayısıyla bir mevsimi 40 Dünya senesi sürer.Pika tiirlemisperioodi tõttu kestab üks aastaaeg 40 Maa aastat.
Dolayısıyla, primer ve ters transkriptaz, RNA'nın 3' ucuna taşınmalıdır.Seega praimer ja pöördtranksriptaas peavad ümber paiknema viraalse RNA 3’-otsa.
RealPlayer ve dolayısıyla RealMedia'yı yaratmış olan kuruluş.RealVideo on videovorming, mille on loonud ja mida arendab firma RealNetworks.
Altı π elektronu vardır, dolayısıyla furan aromatiktir.Furaanis on 6 π-elektroni, seega on see aromaatne.
Dolayısıyla iletişim çok önemliydi.Juhtmevaba suhtlus on olnud TI jaoks oluline.
Dolayısıyla tavsiye edilmezler.Seepärast teda toiduks ei soovitata.
Dolayısıyla farklı sayma sistemlerinin farklı sayıda rakamları vardır.Eri süsteemide järgi on neid erinev arv.
Dolayısıyla bu tümcelerin her biri bir kümeyi tarif eder.Paistab aga, et iga substants tähistab seda midagi.
Dolayısıyla 100 gilder nominal fiyatlı bir sözleşme aslında 3 ½ gilderden fazlasına mâl olmuyordu.Seega maksis leping, mille nimiväärtus oli 100 kuldnat, investorile reaalselt ainult 3,5 kuldnat.
Dolayısıyla tanımlama numaraları 1.200'ü aşmaktadır.Leksikon hõlmab üle 1200 märksõna.
Dolayısıyla bölgesel isimlerle söylenirler.Lademete nimed on piirkondlikud.
Dolayısıyla kârlar satıcılar için hiçbir zaman realize olmamıştır.Seega ei olnud ka müügikasum kunagi realiseerunud.
Dolayısıyla yere ve zamana göre değişir.Kuid see on väga muutlik, olenevalt piirkonnast ja ajast.
Dolayısıyla hükümetler dikkate almayabilirler.Valitsused ignoreerivad seda.
Dolayısıyla tedavi olmadı.Põhjuslik ravi puudub.
Dolayısıyla ölçüm sonuçlarını değerlendirirken yasanın doğru biçiminin kullanıldığından emin olmak gerekir.Selle järgi peaks õiguse uurimisel olema mõõdupuuks see, kuidas kohtud tegelikult toimivad.
Mevsimin geç olması dolayısıyla hava devamlı yağışlıydı.Õhk oli lämbe, sellest hoolimata et päev läbi oli vihma sadanud.
Dolayısıyla en iyi parmesan peyniri 24-36 ay arasında dinlendirilmiş olanıdır.Sojapiima väärtuslikud toitained ringlevad organismis 24–36 tundi.
Dolayısıyla transkripsiyon ve translasyon farklı mekân ve zamanlarda gerçekleşir.Järelikult on transkriptsioon ja translatsioon eukarüootidel ajaliselt ja ruumiliselt lahutatud.
Dolayısıyla tümenine nerede gerek olacağı konusunda bir öngörüde bulunamamaktadır.Samuti ei ole see ennustus selle kohta, mis juhtub, kui ma kööki jõuan.
% 1 de imzalamak için hiç posta adresi yok, dolayısıyla gönderenin% 2 adresiyle karşılaştıramıyoruz.보낸 사람의 메일 주소가 서명에 사용된% 1에 없으므로 보낸 사람의 주소% 2와( 과) 비교할 수 없습니다.
% 1 de imzalamak için hiç posta adresi yok, dolayısıyla gönderenin% 2 adresiyle karşılaştıramıyoruz.Ni shranjene pošte v% 1, shranjene za podpisovanje, zato je ni možno primerjati s pošiljateljevim naslovom% 2.
% 1 de imzalamak için hiç posta adresi yok, dolayısıyla gönderenin% 2 adresiyle karşılaştıramıyoruz.Używany do podpisywania% 1 nie zawiera adresu e- mail, zatem porównanie z adresem nadawcy% 2 nie jest możliwe.
% 1 de imzalamak için hiç posta adresi yok, dolayısıyla gönderenin% 2 adresiyle karşılaştıramıyoruz.Žádná adresa není uložená v% 1, použitém pro podepisování, takže ji nelze porovnat s adresou odesílatele% 2.
% 1 de imzalamak için hiç posta adresi yok, dolayısıyla gönderenin% 2 adresiyle karşılaştıramıyoruz.Не е записан пощенски адрес в% 1 за подписване, затова не може да се сравни с адреса на подателя% 2.
% 1 de imzalamak için hiç posta adresi yok, dolayısıyla gönderenin% 2 adresiyle karşılaştıramıyoruz.Не указан адрес в% 1, используемом для подписи, сравнение с адресом отправителя% 2 невозможно.
% 1 de imzalamak için hiç posta adresi yok, dolayısıyla gönderenin% 2 adresiyle karşılaştıramıyoruz.אין אף כתובת דואר שמאוחסנת ב% 1 המשמשת לשליחה, כך שאין אפשרות להשוות אותה עם כתובת השולח, & lt;% 2gt;.
% 1 de imzalamak için hiç posta adresi yok, dolayısıyla gönderenin% 2 adresiyle karşılaştıramıyoruz.لم يتم تخزين عنوان بريد في% 1 المستخدمة للتوقيع ، لذلك لا نستطيع مقارنتها بعناوين بريد المرسل% 2.
% 1 de imzalamak için hiç posta adresi yok, dolayısıyla gönderenin% 2 adresiyle karşılaştıramıyoruz.署名に使われた %1 の中にメールアドレスがありません。送信者のアドレス %2 との比較ができません。
-4 eksi -2, -2'ye eşittir burada x kare'nin derecesi 4x'ten fazla, dolayısıyla buna kalan gözüyle bakabiliriz-4 - -2 او -4 + 2 = -2 ثم x^2، الآن هذه لها درجة اعلى من 4x، و
-4 eksi -2, -2'ye eşittir burada x kare'nin derecesi 4x'ten fazla, dolayısıyla buna kalan gözüyle bakabiliriz-4 mínus -2 nebo -4 plus 2 se rovná -2.
-4 eksi -2, -2'ye eşittir burada x kare'nin derecesi 4x'ten fazla, dolayısıyla buna kalan gözüyle bakabilirizNegative 4 abzüglich 2 negativ oder negativ 4 plus 2 ist gleich 2 negative.
500'den fazla olamaz dolayısıyla toplamları 500'e küçük eşittir 500.500보다 적거나 같아야 해요 그렇다, 500보다 클수가 없어요 따라서 총합은 500보다 작거나 같아야 해요
500'den fazla olamaz dolayısıyla toplamları 500'e küçük eşittir 500.500 رسالة اليس كذلك؟ لا يمكن ان يكونوا اكثر من 500، اذاً المجموع يجب ان يكون اقل من او يساوي 500
500'den fazla olamaz dolayısıyla toplamları 500'e küçük eşittir 500."Co najwyżej 500 esemesów", czyli 500 lub mniej.
500'den fazla olamaz dolayısıyla toplamları 500'e küçük eşittir 500.Det kan ikke være mere end 500, så det skal være mindre end eller lig med 500.