Ana içeriğe geç
Sözlük

dolayısıyla ile cümle

dolayısıyla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Dolayısıyla amigdalanın bu işlevi kendisini önemli bir yapı olduğunu gösteriyor.אף-על-פי-כן, שימוש בזהויות מודולריות הוכיח את עצמו ככלי חשוב בעבודה על ההשערה.
Bu dönemde besteler hazırlamış ve hazırladıgi kantatalar dolayısıyla bütün Almanya';da isim yapmıştır.עם הזמן, כל האומה כונתה כך וכך גם קראה לעצמה, ומאוחר יותר נקראה על שמה גם כל הארץ - "גרמניה".
Fakat, grup sonradan 3 kişi kaldı; dolayısıyla Shaun asıl vokal ve asıl gitarist oldu.שלוש שנים לאחר מכן הפך פפיאן למנצח ראשי ומנהל אמנותי של התזמורת.
Dolayısıyla düşünme edimi insanın hemen bilinçli olduğu her aktivitedir.Така мисленето е всяко действие на личността, което осъзнава незабавно.
Dolayısıyla, hücreler DNA'yı içlerinde taşıyabilmek için onu sıkıştırmak veya "paketlemek" zorundadırlar.Следователно клетките трябва да сбиват или „пакетират“ ДНК, за да могат да я побират.
Ne yazık ki Süveyş Krizi dolayısıyla Hindistan toplantısı ertelenmek zorunda kaldı.С избухването на Суецката криза индийската конференция е отложена.
Dolayısıyla tavsiye edilmezler.Не се препоръчва.
Dolayısıyla Komünist Birlik merkezi de Londra'ya taşınmış oldu.Седалището на Комунистическата лига също се премества в Лондон.
Temel ibadet ikonu daha çok kurtarıcı misyonu dolayısıyla İsâ ile ilgili sahneleri içerenlerdir.В основата на линиите е дауат (проповядване на исляма и приобщаване към него).
Her şey devamlı bir devinim içindedir, dolayısıyla koşullar ve bu arada nesnenin kendisi de değişmektedir.Всичко е в постоянно движение, и така постоянно се променят условията и самото нещо.
Şahsi nedenler dolayısıyla hemen ayrılıp Fransa'ya gitmesi gerekmektedir.Той трябва незабавно да замине за Франция по политически причини.
Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz. ^ "Sayıştayın Görevleri: Denetim".Така че аз мисля, че е време да се върнете към правоохранителните органи на името си – на полицията“.
Dolayısıyla şu an için sadece çok kısıtlı imkânlarla askeri amaçlı olarak kullanılmaktadır.Разбираемо е, че в момента това е немислимо с ограничените му сили.
Tamamı dolayısıyla mavi ve sarıdan ibaret bir senfoni olacak.Това ще представлява една симфония от синьо и жълто.
Karısının erken ölümü dolayısıyla oğlunu o büyütüp yetiştirdi.Заради ранната смърт на жена си, той е принуден да отглежда децата си сам.
Dolayısıyla bu alan diğerleriyle yakın bir ilişki sürdürür.Желаете ли да имате по-близки отношения с други?
Babasının görevi dolayısıyla Bostancı'ya taşınmışlardır.Семейството поради службата на бащата се премества в Ловеч.
Rusya zaman farkı dolayısıyla 9 Mayıs'ta kutlamaktadır.Различава се и подхода към значението на Националния празник на Русия – 9 май.
Dolayısıyla, ağır kayıplar vererek geri çekildi.Отблъсната е и понася тежки загуби.
Örneğin, bu parçacıklar her zaman ışık hızıyla taşınması gerekir ve dolayısıyla deneyim süresi değildir.Например, тези частици трябва винаги да се движат със скоростта на светлината.
Dolayısıyla bir betik dili yapısına da sahiptir.Предвижда се и двуезикова такава.
Toplam 1500 kişi yangın dolayısıyla evsiz kaldı.1500 души остават без покрив.
Eyalet yönetimleri yetkilerini (her bir eyaletin) halkından, kendi ayrı anayasaları dolayısıyla alır.Комунистическите народни представители са отведени в арест (въпреки своите конституционни привилегии).
Tıp ve edebiyat fakülteleri ile dünyaca tanınmış mezunlar çıkarması dolayısıyla çok ünlüdür.За своите литературни и други постижения той получава почетни академични степени от университети в цял свят.
Pekmez, yoğun tadı dolayısıyla genellikle tek başına tüketilmez.Те са най-често със сладък аромат, но не винаги миришат.
Dolayısıyla Osmanlı Devleti'nin Avrupa ülkeleriyle olan ilişkilerinde büyük bir rol oynamaya başladılar.Като такива те водят от името на османското правителство преговори с европейските държави.
Aldopentozların üç kiral merkezi vardır, dolayısıyla 8 farklı stereoizomer mümkündür.Алдохексозите имат четири хирални центъра, и следователно цели 16 стереоизомера.
Dolayısıyla duanın kullanımı önemli bir teolojik nokta yaratmaktadır.Фактът, че и двамата вдигат оръжие е голям проблем от гледна точка на католическата сакраментална теология.
30 Kasım'da, bu suikasttan bir gün sonra, yaraları dolayısıyla ölmesi.Около 18:00 местно време, той умира вследствие на раните си.
Dolayısıyla bu döneme Karanlık Çağlar adı verilir.Периодът преди това неслучайно е наричан Тъмните векове.
Dolayısıyla ABD açıkça bu çatışmada taraf oluyordu.Това създава впечатление, че САЩ стои зад преврата.
Dolayısıyla 2 {\displaystyle {\sqrt {2}}} ve 2 cebirsel sayılardır.Получават се две пресечни точки и следователно две тангенти.
Dolayısıyla bu evlilik bağı onu imparator ile bacanak yapmaktadır.Венчава се с него тайно от императора.
Dolayısıyla MR cihazında dünyanın manyetik alan gücünün yaklaşık 25 bin katı bir manyetik alan kullanılır.За сравнение силата на магнитното поле на повърхността на Земята е около 50 000 nT.
Öğrenim hayatı, babasının mesleği dolayısıyla Anadolu'nun değişik şehirlerinde geçti.Израства в различни градове на Анадола заради задължениято на баща си.
Ama çok uzun yörünge periyodu dolayısıyla bir mevsimi 40 Dünya senesi sürer.Dugi orbitalni period znači da godišnja doba traju oko 40 zemaljskih godina.
Dolayısıyla mülteciler bu kaos ortamında ortada kaldı.Drugi su pak pokušali pobjeći usred kaosa.
Columbia Pictures'un ise film hakları dolayısıyla 60.000.000$ garanti geliri olmuştur.Columbiji Pictures je zajamčeno najmanje 60 milijuna dolara za prava.
Dolayısıyla bu görüş bugün itibar görmemektedir.Takvo osjećanje danas više ne dolazi u obzir.
Dolayısıyla Saint Helena Valisi Ascension ve Tristan da Cunha'nın da valiliğini yapar.Helenu i susjedne britanske prekomorske teritorije Ascension i Tristan da Cunha.
1570de şehir veba salgını dolayısıyla büyük nüfus kaybetmiştir.1517. je grad pogodila epidemija koja je prepolovila broj stanovnika.
Dolayısıyla daima tek sayıda eksi değer olacağından sonuç eksi olacaktır.Dakle, uvijek postoji bar jedna realna nultočka.
Dolayısıyla hemen hepsi ticari mektuplardır.Sve su to danas realne komercijalne ponude.
Dolayısıyla Smith, Darwinci evrim teorisinin bir muhalifidir.Također su pobornici darvinističkih teorija evolucije.
Dolayısıyla sporcular, kulübün bulduğu işlerde çalışıp gelir elde etmeye çalışıyorlardı.Međutim, s druge strane, on je morao ići gdje god ga je klub poslao htio to on ili ne.
Dolayısıyla bu kişiye zanaatından dolayı Çıkrıkçı Lakabını takmışlardır.Taj je naslov nosio zbog svoje važnosti.
Dolayısıyla aynı nükleer enerji seviyesine sahipler.On spada isto u grupu nuklearnih goriva.
Dolayısıyla, hücreler DNA'yı içlerinde taşıyabilmek için onu sıkıştırmak veya "paketlemek" zorundadırlar.Prema tome, stanica mora spakirati DNK da bi stala nju.
Dolayısıyla, yapraklar daha da incelir ve lezettli hale gelir.Također građevine postaju ljepše i impozantnije.
Y-DNA ve mtDNA dolayısıyla mutasyonlar dışında aynen aktarılmaları bakımından benzerdirler.Y-DNK i mtDNK se mogu promijeniti jedino slučajnim mutacijama.
Bir sakatlık geçirmesi dolayısıyla jimnastiği bıraktı ve eskrim antrenörlüğüne başladı.Psihički je loše pa zbog toga odlazi kod psihijatra i trenira boks.
Nanomateryaller sahip oldukları eşsiz özellikler dolayısıyla malzeme biliminde yoğun araştırma konusudur.NSC-motori su zbog njihovih povoljnih osobina objekt stalnoga znanstvenog istraživanja.
Dolayısıyla her zaman buyrukları tebaa tarafından saygı ve itaatla karşılanmalıdır.Za njih je sloboda uvijek udružena s redom i poretkom.
Dolayısıyla halk arasında hoşgörü, sevgi ve saygı kazandı.Zbog takva odnosa, stekao je ljubav i poštovanje tamošnjeg stanovništva.
Dolayısıyla İslam'ı kabul eden ilk Türk'tür.Ali je prvi muškarac koji je prihvatio islam.
Kafalarını kapatıyorlar, yüzlerini kapatıyorlar, dolayısıyla onlar çıktı."Ti mu ne popravljaš odjeću i ovako si ti kriva."
Dolayısıyla son derece zengin bir süreli yayın koleksiyonu mevcuttu.Stoga je razvijena bogata izdavačka djelatnost.
Dolayısıyla postmodernizmin ne radikal ne de muhafazakâr olmadığı söylenebilir.Nijedna grana ljudskog znanja nije pošteđena tog radikalnog i nagrizajućeg postmodernističkog relativizma.
Dolayısıyla 'Bunu yeniden gözden geçirsek nasıl olur?' diye düşündüm.No u to ne vjerujem: kako bi ga u tom slučaju prešli na povratku?"
Avlu gibi duvarları (dolayısıyla köşeleri) olan alanlar idealdir.Ose koje žive u tim krajevima roje se (dijele) poput pčele medarice.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
dolayısıyla ile cümle - Sayfa 33 - dolayısıyla kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App