Dolayısıyla bölünmez de değildir.Δεν μπορεί να διανεμηθεί.
Dolayısıyla 'Bunu yeniden gözden geçirsek nasıl olur?' diye düşündüm.Προσωπικά θα προτιμούσα να τη δω να ξανακάθεται.».
Dolayısıyla bu bilgiler tutarlıdır.Για τον λόγο αυτό ο εκτιμητής είναι συνεπής.
Dolayısıyla bu alanlardaki etkinliğe de önem verilmelidir.Αργά ή γρήγορα, οι συνέπειες αυτής της δράσης θα πρέπει, συνεπώς, να ληφθούν υπόψη.
Dolayısıyla bu tümcelerin her biri bir kümeyi tarif eder.Έτσι, κάθε χαρακτήρας αποτυπωνόταν ως σειρά κουκκίδων.
Dolayısıyla, boşküme ve X aynı zamanda kapalı altkümelerdir.Το κενό σύνολο και το X είναι πάντα ταυτόχρονα κλειστά και ανοικτά.
Dolayısıyla da bu öngörünün doğrulanması için henüz çok erkendir.Αργότερα θα φανεί γιατί πήρε θαυμαστικό η κίνηση αυτή.
Dolayısıyla askerler ihtiyaçlarını rahatlıkla karşıladılar."Τα στρατεύματα του οφείλουν σήμερα πολλή ευγνωμοσύνη».
Dolayısıyla nesnelerin bütün ideleri de Tanrı'nın kendisinde mevcuttur.Η ζωή του ολόκληρη βρίσκεται στα χέρια του Θεού.
Altı π elektronu vardır, dolayısıyla furan aromatiktir.Λόγω της ύπαρξης έξι π ηλεκτρονίων στον δακτύλιο η πυριδαζίνη έχει αρωματικό χαρακτήρα.
Dolayısıyla bu döneme "Karanlık Çağlar" adı verilir.Ως αποτέλεσμα, αυτή η περίοδος έχει χαρακτηριστεί ως ο «Σκοτεινός Αιώνας».
Dolayısıyla farklı sayma sistemlerinin farklı sayıda rakamları vardır.Κάτι τέτοιο αποτελεί ένα διαφορετικό σύστημα αρίθμησης.
Dolayısıyla buharlı otomobiller Fransa'da gelişimine devam etmiştir.Η ανάπτυξη των ακόνων μολυβιών άρχισε στη Γαλλία.
Dolayısıyla Dünya benzeri bir uygarlığı uzaktan açıkça tespit edebilmek zordur.Αναμφίβολα είναι δύσκολο να διακρίνουμε τη δράση ενός πλανήτη πίσω από τέτοιες αφηγήσεις.
Dolayısıyla bu arıtma yoluyla içme suyu üretilemiyor.Οι τριτοταγείς αλκοόλες δεν παράγονται μ' αυτήν τη μέθοδο.
Dolayısıyla bütün model kodları Bf yerine Me olarak değiştirildi.Όλες οι άλλες χρήσεις του βο αντικαταστάθηκαν από το ο.
Dolayısıyla Kızıl Ordu'nun 1941-1942 Kış Karşı Taarruzları'nun sonunu teşkil etmektedir.Επιπρόσθετα, την κατάσταση επιδείνωσε ο ιδιαίτερα ψυχρός πρώτος κατοχικός χειμώνας του 1941-1942.
Dolayısıyla transkripsiyon ve translasyon farklı mekân ve zamanlarda gerçekleşir.Dette betyder at transkription og translation er adskilt i tid og rum.
Altı yaşına geldiğinde babasının fena sağlık durumu dolayısıyla aile Paris'e taşındı.Da han var seks år gammel, flyttede hans familie til Paris på grund af faderens dårlige helbred.
Dolayısıyla günahsız varlıklardır.Her findes de aktive synder.
İlk iki seçenek, kanat saldırılarına açık ve fazlaca hırslı olması dolayısıyla elendi.De første to muligheder blev afvist som for ambitiøse og for åbne overfor angreb i flanken.
Dolayısıyla Ay'ın hacmi Dünya'nın hacminin %2'sidir.Det betyder, at Månens rumfang er omkring 2 procent af Jordens.
Dolayısıyla kanunlar da tanrı sözü sayılıyordu.Munkens ord gav håb.
Dolayısıyla daima tek sayıda eksi değer olacağından sonuç eksi olacaktır.Derfor er det normalt, at ende med et negativt antal point.
Sıralama turu hava koşulları dolayısıyla iptal edilmiştir.Etape aflyst på grund af vejrforholdene.
Dolayısıyla sanal bir kavram gerçek ya da var olan değildir.Der er således en enhed af det sande og det usande.
Dolayısıyla geri çekilmekte olan Alman kuvvetleri, bu bölgeyi korumak için buraya yöneldiler.Tyske soldater som ventede på hjemsendelse, tog sig af stedet.
Dolayısıyla nüfus Slav yerleşimciler tarafından asimile edildi.Senere blev området koloniseret af slaviske folk.
Dolayısıyla, yapraklar daha da incelir ve lezettli hale gelir.Formen bliver stadig elegantere og yndefuldere.
Albüm, 2016 yılının Mart ayında yayımlanacaktı fakat bu gösteri dolayısıyla ileri tarihe atıldı.Albummet udkom i Marts 2016 og fik en flot modtagelse.
Dolayısıyla, önceki dönemlerde olduğu gibi play-off turu (baraj maçları) oynanmadı.Dermed blev der modsat tidligere kvalifikationsturneringer ikke spillet playoff-kampe.
Dolayısıyla tüm polimerazlar 5' - 3' doğrultusunda ilerler.Som konsekvens heraf arbejder alle polymeraser i en 5′- til 3′-retning.
Dolayısıyla 'Bunu yeniden gözden geçirsek nasıl olur?' diye düşündüm.Hvem kan forvente at komme op derfra igen?"
Dolayısıyla yöntem için kullanılacak materyallerin çoğu bunlardır.Her er nogle af de ting som Trekanten bliver benyttet til.
Dolayısıyla bu bakımdan Samanyolundan daha küçüktür.Typen er derfor mindre sikker end helbomme.
Dolayısıyla buna da akrabâlık etiği veya durumsal etik denir.Man taler også om kø-kultur eller kø-etik.
Kışın yaklaşması dolayısıyla Ruslar kendilerine ait olan Besarabya'ya geri çekildiler.Da vinteren nærmede sig, trak de russiske styrker sig tilbage til Bessarabien.
Dolayısıyla bu olasılığın doğru olma ihtimali vardır.Så er det sandsynliggjort, at resultatet er rigtigt.
Dolayısıyla etkili bir koruma birincil öncelikliliktir.I de høje styrker en sikkerheden førsteprioritet.
Yılı dolayısıyla yayımlanan 100 Yılın 100 Yönetmeni kitabının devamı niteliğindedir.Sidenhen er der hvert år blevet sendt en Årets Top 100.
Dolayısıyla sattıklarında, gerçek para kazanabiliyorlar.Når man svarer rigtig på disse spørgsmål, kan man vinde penge.
Dolayısıyla, 60° G enleminin Güney Okyanusu'nun kuzey sınırı olması karara bağlanmıştır.Mod nord følger grænsen for dens udbredelse 60° nordlig bredde.
Dolayısıyla her bağlantı bir önceki bağlantıyı, köken ise bütün bağlantıları temsil eder.Endvidere må forholdet omfatte hele livet, alle de relative formål.
Dolayısıyla Saint Helena Valisi Ascension ve Tristan da Cunha'nın da valiliğini yapar.Territoriet omfatter udover øen Sankt Helena de to øer Ascension og Tristan da Cunha.
Dolayısıyla, idrarda olağan koşullarda hiç glikoz bulunmaz.Desuden er det ikke brændbart under normale forhold.
1880'lerde ılımlı boşanma yasaları dolayısıyla "boşanma başkenti" haline geldi.Derfor indførte man ved en lovændring i 1990 begrebet skilsmissesæreje.
Dolayısıyla bazen sosyo-ekonomik fizik olarak da adlandırılır.Undertiden betragtes socialpsykologi også som et selvstændigt fag.
2009 sezonu Ferrari takımı ve dolayısıyla Raikkonen ve Massa için pek parlak başlamadı.2009-sesongen startet dårlig for Ferrari og Massa.
Dolayısıyla oyunda vaadleri tutup tutmamak serbestir.Det er derfor svært viktig å unngå å forstyrre dem når leiken pågår.
Dolayısıyla karışık evlilik bir at ile eşeğin birlikteliği gibi yasaktır.Unitarisk vigsel er et ekteskap som er inngått med en unitar som forretter og vigsler.
Dolayısıyla Analog sinyaller bir aralıkta sürekli değerler vermektedir.En analog verdi er derimot kontinuerlig i tid.
Dolayısıyla bu döneme "Karanlık Çağlar" adı verilir.Derfor har denne perioden blitt kalt den «mørke tiden».
Dolayısıyla geriye dönük izleme hayli zor olur.Deretter er det vanskelig å følge hennes ferd.
Dolayısıyla, yapraklar daha da incelir ve lezettli hale gelir.Dette gjør bøkene lettleste og berikende.
Bir sakatlık geçirmesi dolayısıyla jimnastiği bıraktı ve eskrim antrenörlüğüne başladı.Han måtte legge opp pga hjertefeil og har derfor begynt å satse på en trener karriere.
Dolayısıyla kalıpları farklı, malzemeleri apayrıdır.I stedet er de utstyrt med forskjellig nødvendig utstyr.
Dolayısıyla 2π radyan 360 dereceye eşittir.360° tilsvarer 2π radianer.
Dolayısıyla bir akım değişkendir ve dolar/yıl birimine sahiptir.Derfor er det en daglig variasjon og en årstidsvariasjon.
Yükselen Yahudi aleyhtarlığı dolayısıyla Nazi Almanyasından ayrılmak zorunda kaldı.På grunn av sin jødiske bakgrunn måtte han forlate det nasjonalsosialistiske Tyskland.
Yunanca konuşup yazmadaki ustalığı dolayısıyla "tatlı dilli" olarak da anılırdı.Han snakket gresk så perfekt at han ble kalt «honningtunge» (meliglossos).