Dolayısıyla ben ne yaptığımı biliyorum.”Dlatego zrobiłem, co zrobiłem."
Dolayısıyla 'Bunu yeniden gözden geçirsek nasıl olur?' diye düşündüm.Co takiego musiałoby się zdarzyć, abyś częściej "to" robił?
Dolayısıyla savunmada kalmak yeterliydi.Tam przeszedł do obrony.
Güvenlik büyük bir endişedir ve dolayısıyla bunu sağlamak için kullanılan çeşitli yöntemler vardır.Występujące masowo stonogi, wyrządzają wiele szkód, dlatego stosuje się wiele metod na pozbycie się ich.
Dolayısıyla müsabakalar da çevredeki bölgelerde yapıldı.Zajęcia były też prowadzone w okolicznych miejscowościach.
Dolayısıyla demir ve çelik endüstrisi gelişmiştir.Rozwinęty przemysł produkcji żelaza i stali.
Dolayısıyla ışık yılıyla ölçülen kozmik uzaklıklar yolculuklarına bir engel oluşturmaz.Ze względów bezpieczeństwa nie bierze kosmitów ze sobą.
Dolayısıyla küresel ısınma konusunda pasif etkiye sahiptir.Był sceptykiem w sprawie globalnego ocieplenia.
Dolayısıyla hem bir hekim olduğu, hem de Pavlus'un bir öğrencisi olduğu düşünülmektedir.Niektórzy przypuszczają, że jest to dzieło Lizypa lub jednego z jego uczniów.
Dolayısıyla uyuşturucu ile gelen ölümleri bilinçsizlik ile ilişkilendirmiştir.Istnieją podejrzenia, że jej zniknięcie ma związek z aferą narkotykową.
Dolayısıyla söylediklerini ciddiye almamıza gerek yoktur.Ta jednak nie bierze jego słów na poważnie.
Etika her şeyi açıklama iddiası içeren yapısı dolayısıyla, metafizik bir nitelikte de görülmüştür.Przy każdej z tez znajduje się wyjaśnienie dlaczego została uznana za heretycką.
Dolayısıyla çok sayıda çoban köpeğine ihtiyaç duyulurdu.Wywodzi się od niej wiele ras psów gończych.
Dolayısıyla turizm ve kış sporları çok gelişmiştir.Rozwinięta jest zwłaszcza turystyka związana ze sportami zimowymi.
Dolayısıyla rekreasyonel açıdan olta balıkçılığına kaynak olmuştur.Rekreacyjnie uprawia wędkarstwo.
Dolayısıyla "Telephone" ve "Dance in the Dark"ın akustik versiyonlarını seçti.Ostatecznie wokalistka zdecydowała, że zaśpiewa "Telephone" i "Dance in the Dark" w wersjach akustycznych.
Daha derin hedefli bir operasyon olması dolayısıyla da hazırlık zamanı gerektirmiştir.Później okazuje się, że jest to coś poważniejszego, będzie potrzebna operacja.
Tarımsal ürünlerin fiyatı ise dolayısıyla düşmekteydi.W tej sytuacji cena produktów tytoniowych spadła by do zera.
Ancak linch ile yaptığı anlaşma dolayısıyla hiçbir büyücü ustası onu çıraklığa kabul etmez.Jednakże po rozmowie z Uczniem czarodzieja doszedł do wniosku, że nikt nie powinien mieć takiej władzy.
Dolayısıyla tamsayılar kendi tamlanışı içinde yoğun bir şekilde yaşar.Jednak sami stwórcy są bardzo uwikłani w swoim dziele.
Dolayısıyla bu tip yönlendirme büyük miktardaki bilgi iletimi için daha verimli bir yöntemdir.Jednakże mimo tych wad, jest to najpewniejszy sposób przekazywania informacji.
Dalgaların gücünü kırmak ve dolayısıyla aşındırıcı gücünü azaltmak için kullanılır.Możliwe jest regulowanie napięcia want, a przez to i pochylanie masztu.
Dolayısıyla Mısırlıların tanrıları görsel olarak lafzi tasvir etmezler.Nie ma jednak dowodów, że kapłani egipscy prowadzili wystarczająco dokładne obserwacje.
Dolayısıyla bu görüş bugün itibar görmemektedir.Tak więc pomysł ten nie jest już dziś akceptowany.
Görev süresi savaş dolayısıyla 1919’a kadar sürmüştür.Trwała na stanowisku przez okres wojny aż do 1919.
Dolayısıyla bunların piyasa fiyatlarının artması, kaçınılmaz olarak maliyetlerin artmasını gerektirir.Powyższy skutek wywołuje wzrost (niekoniecznie równomierny) cen innych towarów.
Kaynak yetersizliği dolayısıyla bu konuda fazla bir şey söylenememektedir.På grund av tidsbrist kommer jag inte behandla ämnet mer ingående.
2,85 dışında bir oranı dolayısıyla sönme nedeniyle olmalıdır ve tükenme miktarı bu şekilde hesaplanabilir.Ett förhållande på annat än 2,85 måste därför bero på extinktion vilken därigenom kan beräknas.
Dolayısıyla, Caroline’ı bu görevi üstlenmesini önerdi.Han rekommenderade Caroline att hon tog sig an uppgiften.
Hiram Lodge (Mark Consuelos): yasadışı aktiviteleri dolayısıyla hapisten yeni çıkmış olan Veronica'nın babası.Mark Consuelos – Hiram Lodge: Veronicas pappa, som nyligen fängslats för olaglig verksamhet.
Dolayısıyla geniş spektrumdaki antibiyotik tedavisi doğrulayıcı testler yürürken gecikmeye uğramamalıdır.Därför ska behandling med bredspektrumantibiotika inte fördröjas medan bekräftande test utförs.
1979'da 11. Moskova Uluslararası Film Festivali'nde sinemaya katkıları dolayısıyla ödüle layık görüldü.På 11:e internationella filmfestival i Moskva 1979, tilldelades han hederspriset för filmmanus.
Dolayısıyla ölçüm sonuçlarını değerlendirirken yasanın doğru biçiminin kullanıldığından emin olmak gerekir.Man måste därför vara försiktig när man tillämpar lagen så att den riktiga formen av lagen används.
Dolayısıyla, her iki ebeveyni tarafından da İskandinav kökeni vardır.Båda föräldrarna hade skandinavisk bakgrund.
Dolayısıyla bundan sonraki seyahatlerini Doğu’ya yapmaya karar vermişti.Denna frukt hade han tagit med sig ifrån sina resor i Orienten.
2- Evren var olmaya başlamıştır. Dolayısıyla: 3- Evrenin var olmaya başlamasının bir sebebi vardır.Premiss 2: Universum började existera.
Dolayısıyla bir tur genelde 72'lik bir par sayısına sahip olur.Det ger då för hela banan ett totalt par på 72.
Dolayısıyla problem artık çözülmüştür.Problemet är löst.
Dolayısıyla bu sınıftaki problemler NP sınıfının en zor problemleridir.NP-fullständiga problem är de svåraste problemen i NP.
Dolayısıyla, göle geri verilir.Enda lösningen är att ge tillbaka guldet.
Dolayısıyla bunları basmak ve dağıtmak yasaktı ve tek nüsha idiler.Det enda förbjudna var att peta i ögonen och att bitas, allt annat var tillåtet.
Dolayısıyla Saint Helena Valisi Ascension ve Tristan da Cunha'nın da valiliğini yapar.Området tillhör Saint Helena, Ascension and Tristan da Cunha.
Dolayısıyla, periyodik tablonun düzeni bozulmamış oldu.Därför passade den konventionella bostaden inte längre.
Dolayısıyla alternatif akım büyük miktarda üretime daha uygundur.I ett sådant scenario skulle byteshandel vara mer praktiskt än pengar.
Bu integral φ(t) rotasyonel gidim izine dayanır ve dolayısıyla bağımlı opsiyondur.Denna integral beror på rotationsbanan φ(t) och är därför vägberoende.
Dolayısıyla çoğunluk kuralı gereği kazanan bir adaydan söz edilemez.Majoritetsregeln utser alltså inte en klar vinnare i detta fall.
Dolayısıyla Vesalius çok sayıda kadavra üzerinde çalışma imkanı buldu.Vesalius lyckades få tillgång till lik genom att använda avrättades kroppar.
Dolayısıyla parçacık üzerindeki tork, zamanla ilişkili açısal momentumun ilk türevine eşittir.Detta resulterar i fågelns huvud befinner sig över ungefär samma punkt relativt marken över tid.
Dolayısıyla tedavi olmadı.Det fanns inget botemedel.
Dolayısıyla 1975 yılında ilk üç form Malurus splendens türünün ırkları olarak tanımlanmıştır.På grund av detta omkategoriserades dessa tre taxon 1975 som underarter av Malurus splendens.
Ayrıca muharebe, Prag Ayaklanması ile birlikte sürmesi dolayısıyla da önemlidir.Slaget är också anmärkningsvärt eftersom det utkämpades samtidigt som Pragupproret.
Dolayısıyla 'Bunu yeniden gözden geçirsek nasıl olur?' diye düşündüm.De sa: - Gör det igen så vi får se.
LGPL lisansı altında dağıtılır, dolayısıyla herkes ücretsiz olarak kullanabilir.Det distribueras under en GNU General public-licens och kan laddas ner och användas kostnadsfritt.
Dolayısıyla, sanal sayfa numaraları 20 bit uzunluktadır.De andra fyra berättelserna är cirka 20 sidor långa.
Dolayısıyla her birey kendi görüşleri yönünde insanları baba olarak kabul edebilir.Man respekterar alla andra för att de är människor som man själv.
Dolayısıyla Aang'in 7. çakrası kilitlenmiştir.Terrängen runt Aïn Sedma är kuperad.
Dolayısıyla, kuramın gelişimini anlamak için kendi içindeki disiplinini anlamak oldukça işe yarayacaktır.Forskning visar att det kan vara svårt att se sin utveckling i sin egen kompetens.
Yazar bu ödül dolayısıyla ertesi yıl ödül jürisinde yer aldı.Tal förlorade dock titeln i returmatchen nästföljande år.
Dolayısıyla bu görüş bugün itibar görmemektedir.Detta namn anses inte giltigt idag.
Dolayısıyla Mısır Orta Krallık Döneminin ilk firavunu olarak kabul edilir.Aha (mer korrekt Hor-Aha) anses vara den första faraon under Egyptens första dynasti.