Dolayısıyla her nispî hak güçlendirilemez.Niet elke halte(zijde) heeft overigens een abri.
Dolayısıyla problem artık çözülmüştür.Het probleem is opgelost.
Dolayısıyla Müslümanlar, bu duruma çok üzülmüşlerdi.Kortom: de Moslimstaat kreeg het flink te verduren.
İlk beş yılını, babasının işleri dolayısıyla Vietnam'ın başkenti Hanoi'de geçirdi.De eerste vijf jaar van zijn leven bracht hij door in Hanoi.
Dolayısıyla, boşküme ve X aynı zamanda kapalı altkümelerdir.Verder zijn de lege verzameling en X {\displaystyle X} zelf gesloten.
Yine de babasının ismi dolayısıyla genellikle Eşrefoğlu, Eşrefzâde veya İbnül Eşref olarak anılmıştır.Wie echter de naam uitspreekt krijgt daarmee ook de macht over hem of haar.
Dolayısıyla, etnik barış, çatışmanın olmaması değil, şiddetin yokluğudur.Vrede en geweldloosheid: Al het geweld moet afgekeurd worden.
Dolayısıyla çoğunluk kuralı gereği kazanan bir adaydan söz edilemez.Daarom zal er geen meerderheid zijn voor een referendum.
Dolayısıyla Herodot'un bu anlatımının doğruluğu kesin değildir.Herodotus zelf is niet helemaal overtuigd van deze versie.
Dolayısıyla tanrı ve ölüm korkusundan kurtulmalıdır.Verder hoort hier het loskomen van de angst voor de dood bij.
Dolayısıyla logaritmik spiral, basit bir fraktal örneğidir.De logaritmische spiraal is een meetkundige figuur.
Jackson: Jackson Stan'in iş arkadaşıdır ve dolayısıyla bir CIA ajanıdır.Jackson een van Stans collega’s bij de CIA.
Dolayısıyla zonklama modları daima aynı açı altında görülmektedir.Het blikje wordt altijd onder dezelfde hoek waargenomen.
Bu şekli dolayısıyla bu ismi aldığı söylenir.Ik zal uitleggen hoe ik aan deze naam kom.
Dolayısıyla bundan sonraki seyahatlerini Doğu’ya yapmaya karar vermişti.Daarvoor moeten ze op reis naar het Midden-Oosten.
Dolayısıyla tümenine nerede gerek olacağı konusunda bir öngörüde bulunamamaktadır.De betekenis is dat niemand kan voorspellen hoe het leven zal lopen.
Dolayısıyla tüm bağları serbestçe dönebilir.De laten worden weer helemaal vrij.
Daha sonradan Oyunlar'ın 75. yılı dolayısıyla 3. Çeyrek Asır Oyunları'na katılmıştır.Het Capitool organiseert het jaar daarop de Hongerspelen voor de 75e keer met de Kwartskwelling.
Aldopentozların üç kiral merkezi vardır, dolayısıyla 8 farklı stereoizomer mümkündür.Het molecuul van tocoferylacetaat bezit drie stereocentra, zodat er acht enantiomeren van bestaan.
Dolayısıyla çok yoğun olur.Hij heeft het al te druk.
Dolayısıyla şu an için sadece çok kısıtlı imkânlarla askeri amaçlı olarak kullanılmaktadır.Daarom wordt het slechts op zeer beperkte schaal industrieel toegepast.
Dolayısıyla Herodot'un 60 bin rakamı daha gerçeğe yakın görülmektedir.Het door Herodotus geschatte aantal van ongeveer 26.000 Perzen is dan ook aannemelijk.
Dolayısıyla atomun bu valans elektronlar serbestçe hareket edebilmektedirler.Tussen die metaalionen bewegen valentie-elektronen min of meer vrij.
Benim karım siyahi ve üç melez çocuğum var, dolayısıyla bu sözcüğü kullanma hakkını kendimde görüyorum.Ik heb 9 vrouwen en 3 kinderen, die genade vroegen, op een hoop moeten zetten, en zo dood laten schieten.
Dolayısıyla çok yüksek bir yatırım getirisi gerektirirler.Ze doen hem een interessant beleggingsvoorstel.
Rusya zaman farkı dolayısıyla 9 Mayıs'ta kutlamaktadır.In de voormalige Oostbloklanden wordt vanwege het tijdsverschil 9 mei als Dag van de Overwinning gevierd.
Dolayısıyla, Û harfiyle başlayan bir sözcük yoktur.Er is hier dus geen j- aan het woordbegin verschenen.
Dolayısıyla nesnelerin bütün ideleri de Tanrı'nın kendisinde mevcuttur.Voor wie God in zijn ‘zijn’ heeft smaken alle dingen naar God.
Dolayısıyla, LRP1'in bu süreçlere de etki ettiği düşünülmektedir.Daarnaast oefenen zonnecycli vermoedelijk invloed op dit proces uit.
Bu vücudun sıvı miktarını ve dolayısıyla kan basıncını artırır.Hierdoor stijgt het bloedvolume en daarbij ook de bloeddruk.
Dolayısıyla şimdi gelecekten ve insanoğlunu bekleyen felaketten haberdardırlar.Daardoor kon hij het lot van de mensen en de toekomst te weten komen.
Dolayısıyla, insanların varlığı bu küçük olasılığın gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.Dat dit meisje bestaan heeft, staat wel vast.
Dolayısıyla Merlin 1B motoru herhangi bir fırlatma aracında hiç kullanılmadı.Geen enkele N-1F heeft ooit op een lanceerplatform gestaan.
Dolayısıyla, Esperantido kelimenin tam anlamıyla "Esperanto soyundan gelenler" anlamına gelir.Esperantido betekent dus letterlijk afstammeling van Esperanto.
Dolayısıyla enflasyonun(şişme) er ya da geç biteceğini söyler.De (latex) ballon zal dus groter en groter worden en vroeg of laat klappen.
Dolayısıyla tanımlama numaraları 1.200'ü aşmaktadır.Door andere bronnen wordt een soortenaantal van 1200 vermeld.
Dolayısıyla hareketin belirli ölçüde kontrol altına alınması gerekmektedir.Doel is om deze activiteit onder een bepaald niveau te houden.
Onların Ansalon ve dolayısıyla Krynn üzerinde büyük etkileri vardır.Die stekels zijn groot en scherp en (zelfs voor de mens) pijnlijk.
Yağmur dolayısıyla oyun ertelendiHet spel werd wegens de regen uitgesteld.
Kız kardeşimin iki oğlu var, dolayısıyla benim iki yeğenim var.Mijn zus heeft twee zoons, dus ik heb twee neven.
Dolayısıyla bu emir fiilen yaralı esirlerin çoğunu ölüme mahkum etti.Rozkaz ten de facto skazywał większość rannych jeńców na śmierć.
Hemşire olarak görev yapan Shew tıbbi bakımı, ikisi de doktor olan babası ve eşi dolayısıyla öğrenmişti.Shew, służąca jako pielęgniarka, znała się na opiece medycznej dzięki ojcu i mężowi, którzy byli lekarzami.
Dolayısıyla, bu antlaşma esas itibarıyla bugün de geçerli olması gereken bir belgedir."Dlatego ta umowa, pod każdym względem, powinna być obecnie ważnym dokumentem.”
Dolayısıyla, yaklaşık 1000 °C'lik bir sıcaklık, FLiBe taşıyıcı tuzunun çoğunu geri kazanmak için yeterlidir.Dzięki temu temperatura 1000 °C wystarcza, aby odzyskać większą część soli nośnych FLiBe.
NOT: Chris Watrin 20.08.2008 tarihinde sağlık nedenleri dolayısıyla gruptan ayrılma kararı aldı.20 sierpnia 2008 r. z powodów zdrowotnych z zespołu odszedł Chris Watrin.
Dolayısıyla esirler yaz aylarında hava eksikliğinden, kış aylarında ise donarak hayatlarını kaybettiler.Latem jeńcy ginęli więc z braku powietrza, a zimą zamarzali na śmierć.
1570de şehir veba salgını dolayısıyla büyük nüfus kaybetmiştir.W 1597 miasto straciło połowę mieszkańców z powodu zarazy.
Dolayısıyla detaylı bir ön çalışma gerektirmiştir.Wymaga to dostatecznie szczegółowej analizy wstępnej.
Dolayısıyla potansiyel olarak mutajenik ve kanserojeniktirler.Jest potencjalnym mutagenem i kancerogenem.
Bene Israel Musa'nın kardeşi Harun soyundan geldiklerine dolayısıyla Kohen olduklarına inanırlar.Aaron jest bratem Mojżesza i jego wiernym towarzyszem w wypełnianiu Bożych rozkazów.
Dolayısıyla objektiflikten uzak olduğu söylenebilir.Jest daleki od obiektywizmu.
Dolayısıyla birim kök içeren bir serinin durağan olmadığı söylenir.Na przykład wierzono, że piorun nie uderza w dom, w którym przebywa kos.
Dolayısıyla, 1 − 2 + 3 − 4 + ... ıraksaktır.1 – 2 + 3 – 4 + ... był pierwszym przykładem.
Lozanlı büyük babası dolayısıyla İsviçre vatandaşlığı da vardır.Za sprawą pochodzenia dziadków posiada również obywatelstwo szwajcarskie.
Şirketin 2008 baharındaki yeniden yapılanması dolayısıyla XPS markasının önemi düşürüldü.Z powodu restrukturyzacji firmowej w roku 2008, zmniejszono gamę produktów marki XPS.
Dolayısıyla, bu metni ilk denemede doğru yazma olasılığı 3.4 × 10183.946'da 1'dir.Wtedy prawdopodobieństwo wylosowania takiego tekstu jest jak 1 do 3,4×10183946.
Dolayısıyla ilk amaç bilgilendirmekti.Tym samym pierwotny cel Komitetu został osiągnięty.
19 Eylül 2014'te TomorrowWorld'ün ana sahnesinde Avicii'nin sağlık sebebleri dolayısıyla yerini aldı.Zastąpił on również Aviciiego podczas TomorrowWorld 2014, z powodu problemów zdrowotnych Szweda.
LGPL lisansı altında dağıtılır, dolayısıyla herkes ücretsiz olarak kullanabilir.Jest rozprowadzana na licencji GPL i można ją pobrać za darmo z internetu.
Big Show, boyutları dolayısıyla sıklıkla André ile karşılaştırılıyordu.Najar, za sprawą nieprzeciętnego talentu, jest często porównywany do Freddy'ego Adu.