Dolayısıyla, göle geri verilir.Puis, il retourne à Lago.
Dolayısıyla Müslümanlar, bu duruma çok üzülmüşlerdi.De ce fait, la communauté musulmane, s'y est fortement développée.
Dolayısıyla ülkede tüm yıl boyunca bu saat dilimi kullanılacaktır.Cela permettrait alors au stade d'être utilisé toute l'année.
Dolayısıyla kendi içinde bir Türk ırkından söz edemeyiz.C'est la raison pour laquelle il est difficile de définir une ethnie turque pure.
Dolayısıyla 1975 yılında ilk üç form Malurus splendens türünün ırkları olarak tanımlanmıştır.Aussi, en 1975, les différentes formes ont été reclassées en tant que sous-espèces de Malurus splendens.
Dolayısıyla kekeme birine tavsiye vermek gereksizdir.D’où la nécessité de se faire conseiller par un spécialiste.
Dolayısıyla Gandi portakal suyu içerek orucunu bitirdi.Gandhi rompt alors son jeûne en buvant un jus d'orange.
Dolayısıyla soğurucu teorisi bu noktayı düzeltmek için formüle edildi.Donc, la théorie de l'absorbeur fut formulée comme une tentative pour corriger ce point.
Dolayısıyla kelime başında bulunmaz.Pas avec des mots.
Dolayısıyla ben ne yaptığımı biliyorum.”Je sais ce que je fais »,.
Dolayısıyla atıldığı yeri bilmek, korunmak için yeterli değildir.Car on ne peut pas tirer et donc se protéger est inutile.
Protestocular arasında yaşanan çatışmalar dolayısıyla en az 500 kişi hayatını kaybetti.La répression brutale par la police fait au moins 500 morts.
Dolayısıyla İngiltere giderek eski ekonomik gücünü yitirmektedir.Dès lors, son armée perd graduellement sa puissance.
Dolayısıyla bölünmez de değildir.Il ne peut être divisé.
Dolayısıyla bir betik dili yapısına da sahiptir.Il y a ensuite une dualité linguistique.
Sağ kanat, kumsalda dizilmişti, dolayısıyla daha düz ve alçak arazideydi.La ville s'est étendue sur la rive droite, plus large et plate.
Dolayısıyla kimyasal ve fiziksel özellikleri de farklıdır.De ce fait leurs caractéristiques physico-chimiques sont très variables elles aussi.
İklim değişimleri, sıcaklık ve nemdeki değişiklikler dolayısıyla tarımsal ürünlere etki etmektedir.Des transformations d'état, les transitions de phase, affectent les gaz.
Dolayısıyla, ahnentafelde farklı numaralara sahip olan bireylerin aslında aynı kişiler olmaları mümkündür.Pourquoi les gens qui sont fondamentalement différents ne peuvent-ils avoir les mêmes droits ?
Dolayısıyla potansiyel olarak mutajenik ve kanserojeniktirler.Pour cette raison, il est mutagène et cancérigène.
Dolayısıyla babasına çok kızgındır ve ona hep kötü davranır.En effet, son père lui a toujours fait peur et est même son épouvantard.
Dolayısıyla “Samanu” kavramın doğaüstü bir güçle ilişkilendirildiği açıktır.Liam sent la présence de quelque chose de surnaturel.
Dolayısıyla tümenine nerede gerek olacağı konusunda bir öngörüde bulunamamaktadır.Il est donc impossible de prévoir lorsqu'elle fonctionnera.
Bilgisayar programlamaya olan merakı dolayısıyla 18 yaşındayken bir programlama şirketi kurmuştur.À l'âge de 16 ans, il fonde une société de logiciels informatiques.
Dolayısıyla iletişim çok önemliydi.D'où l'importance de la communication.
Dolayısıyla kimyasal bileşik oluşturmaları zordur.Il devient alors difficile d'atteindre la composition chimique visée.
Dolayısıyla birtakım eğitim ve hayır faaliyetlerine öncülük etmeye başladı.Dès lors, il entame son œuvre évangélisatrice et éducative.
Yükselen Yahudi aleyhtarlığı dolayısıyla Nazi Almanyasından ayrılmak zorunda kaldı.D'origine juive, il a été forcé de fuir l'Allemagne.
Ancak linch ile yaptığı anlaşma dolayısıyla hiçbir büyücü ustası onu çıraklığa kabul etmez.Enfin, sa réputation est telle que même les Sorciers n'osent pas pénétrer dans son fief.
Dolayısıyla yazı dili bir merkez ağzından gelişmiştir denebilir.La plante peut ainsi causer un œdème de la langue.
Dolayısıyla, büyük bir bölgeye tek antenden hizmet vermek saçma olacaktır.Pour cela bien souvent il suffit de faire un simple seuillage dans une région spécifique.
Ancak birkaç hafta sonra özel ve ailevi nedenler dolayısıyla ayrılmaya karar verdi.Elle se retire cependant un mois plus tard en invoquant des raisons personnelles et familiales.
Dolayısıyla Kiribati yeni güne ilk giren ülkedir.Les Kiribati font leur première apparition,.
Dolayısıyla oyunda vaadleri tutup tutmamak serbestir.Le joueur ne doit en aucun cas la retenir.
Dolayısıyla 1 Kasım 2014 tarihine kadar olan sürede ağırlıklı oy esasına dayanan sistem uygulanacak.À partir du 1er novembre 2014, une nouvelle procédure de vote à la majorité qualifiée s'applique au Conseil.
Dolayısıyla nüfus artışı yavaşlamış (30 senelik artış 10.000 civarı), yöre ticareti canlılığını kaybetmiştir.La lenteur de son fonctionnement et son prix élevé (10 000 $) ont conduit à son échec commercial.
Dolayısıyla Legion'da da son derece çevik bir sınıf olacak.Il règne dans la légion une discipline rigoureuse.
Dolayısıyla zaman içinde tamamen tahrip olmuştur.Il a presque entièrement disparu au fil du temps.
Dolayısıyla bu albüm grubun tarihine 4 kişi olarak kaydedilen tek albüm olarak geçti.C'est donc également l'unique album du groupe avec une formation à quatre membres seulement.
Dolayısıyla 'Bunu yeniden gözden geçirsek nasıl olur?' diye düşündüm.Azért, hogy jobban lássuk… « Pourquoi ai-je évoqué ces points de vue ?
Yüksek güç tüketimi dolayısıyla 4 Ghz bariyeri 3 Ghz'e ulaşılan 2002 yılından beri geçilememiştir.Dans les années 2000, cette fréquence atteint 3 GHz.
Ayaz ile aralarındaki sıkı dostluğu ise bu olaylar dolayısıyla zora girmiştir.Cette solution amiable avec les familles précipite les choses.
Dolayısıyla filmin klasik bir dramatik anlatımı veya bilinen anlamda bir konusu yoktur.Le film n'a pas de dramaturgie au sens classique du terme.
Lizbon şehrinin ekonomisi, Portekiz’in başkenti olması dolayısıyla daha çok hizmet sektöründe yoğunlaşmıştır.Lisbonne, par son statut de capitale du Portugal, a une économie fondée sur les services.
Dolayısıyla 1945 yılından itibaren tepede yüzey araştırmaları yapılmış ve buluntular yayımlanmıştır.Dès l'automne 1935, des équipes de fouilles sont constituées et envoyées sur le terrain.
Dolayısıyla, toplamdaki entropi değişimi sıfırdır.Dans ce cas l'entropie créée est proche de zéro.
Nil nehrinin batısında ve dolayısıyla Luksor'un doğrudan karşısında bulunmaktadır.La vallée est située sur la rive ouest du Nil, en face de Louxor en Égypte.
Dolayısıyla sürtünme kuvveti de izafi hareketin başlangıcından hemen önce en büyük değerini almış olur.La vitesse de la réaction est donc la plus grande au début de la réaction.
Malların mülkiyetini temsil etmez, dolayısıyla ciro edilemez.La propriété est productrice d'inutilité, par conséquent elle est impossible.
Bu ihanet dolayısıyla Rosina Bartola'ya onunla hemen evlilik yapma planıni kabul ettiğini bildirir.Rosina, effondrée répond à Bartolo qu’elle consent à l’épouser sur-le-champ.
Dolayısıyla 3 metre boyundaki duvarda 8-9 sıra kayrak taştan oluk değişik bir mimari tarz yaratır.Il faut compter huit à neuf pieds par mètre carré pour avoir un beau massif.
Dolayısıyla ilk olarak Dersim'de Hozat'a yerleşmislerdir.La première fois, ils doivent s'arrêter à Hanoï.
Dolayısıyla tüketicilere ucuz mal imkanı sağlanmış olacaktır.Cet accumulateur devrait être bon marché.
İtalya ise konferansa, 7 Ocak 1935 tarihli Laval - Mussolini Antlaşması dolayısıyla taraf olmuştur.Il revendique d'une part l'accord Mussolini-Laval de 1935.
Dolayısıyla artık bu yeni düzende bir itfaiye teşkilatına gereksinim kalmamıştır.Il ne reçut dès lors plus de commandement au feu.
Muhtemelen yapım olarak daha hantal, dolayısıyla daha ağırdılar.Elle devait sans doute être plus travaillée, avec des dimensions plus importantes.
National Nanotechnology Initiative dolayısıyla ABD 3.7 milyar dolar yatırım yaptı.A través de su Iniciativa Nanotecnológica Nacional, Estados Unidos ha invertido 3.700 millones de dólares.
Columbia Pictures'un ise film hakları dolayısıyla 60.000.000$ garanti geliri olmuştur.Columbia Pictures había garantizado por lo menos $60 millones de dólares por los derechos.
Dolayısıyla, AIC model seçimi için bir yol sağlar.Como tal, el AIC proporciona un medio para la selección del modelo.
Orada askerler arasında fitne çıkarması dolayısıyla Alaiye'ye sürgüne gönderildi.Como enviaron legados para pedir la paz, pudo haber amistad perpetua entre ellos.