dolaşmak ile cümle

dolaşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.사실 이 이야기들은 저로 하여금 세계를 돌아다니게 하였습니다. 저는 60개 국에 가봤죠.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.60ヵ国以上を訪れました 何千もの話を聞きましたが
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.De fapt, aceste poveşti m-au obligat să merg în jurul lumii, şi am fost în peste 60 de ţări.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Dessa berättelser tvingade mig runt världen, och jag har varit i fler än 60 länder.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Diese Geschichten veranlassten mich, um die Welt zu reisen und ich war in über 60 Ländern.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Die verhalen dwongen mij de wereld over, en ik ben in meer dan 60 landen geweest.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.En fait, ces histoires m'ont obligée à voyager dans le monde, j'ai voyagé dans plus de 60 pays.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Essas histórias fizeram-me viajar pelo mundo, e já estive em mais de 60 países.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.In realtà, queste storie mi hanno spinto a girare il mondo, e sono stata in oltre 60 paesi.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Pred týmito príbehmi som naozaj neunikla nikde na svete, a to som bola vo viac ako 60 krajinách.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Sebenarnya, kisah-kisah ini membawaku berkeliling dunia, aku telah pergi ke lebih dari 60 negara.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Sus historias me llevaron alrededor del mundo, y he estado en más de 60 países.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Thật vậy, những câu chuyện này đã giục tôi đi khắp thế giới, và cho tới giờ, tôi đã đến được 60 quốc gia rồi.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.To te historie skłoniły mnie do podróżowania i odwiedziłam ponad 60 krajów.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Tyto příběhy mě motivovaly k cestování kolem světa, byla jsem ve více než 60 zemích.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Valójában ezek a történetek késztettek arra, hogy körbejárjam a világot, és több, mint 60 országban jártam.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Βασικά, αυτές οι ιστορίες με συγκλόνισαν σε όλο τον κόσμο και έχω πάει σε περισσότερες από 60 χώρες.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Всъщност, тези истории ме накараха да обиколя целия свят, и аз съм била в над 60 страни.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.На самом деле эти истории подтолкнули меня путешествовать. Я была в свыше 60 странах мира.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Насправді, їхні історії підштовхнули мене до подорожей і я побувала в більше ніж 60 країнах.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.למעשה, הסיפורים הללו גרמו לי להסתובב בעולם, וביקרתי בלמעלה משישים מדינות.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.في الحقيقة ، تلك القصص أجبرتني على الطواف حول العالم ولقد زرت أكثر من 60 دولة
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.呢地故事,令我想去世界各地行下。 我去佐60幾個國家。
Avara dolaşmaktansaقال " بدلا من التجول عاطلاً عن العمل ،
Ayrıca şehirde iki tane kütüphane arabası dolaşmaktadır.Además circulan por la ciudad dos bibliobuses.
Ayrıca şehirde iki tane kütüphane arabası dolaşmaktadır.De plus, deux bibliobus font le tour de la ville.
Ayrıca şehirde iki tane kütüphane arabası dolaşmaktadır.I staden finns dessutom två bokbussar som åker runt.
Ayrıca şehirde iki tane kütüphane arabası dolaşmaktadır.Lisäksi kaupungissa kiertää kaksi kirjastoautoa.
Ayrıca şehirde iki tane kütüphane arabası dolaşmaktadır.Также по городу ездят две передвижные библиотеки.
Başka yol yok. Olabilecek tek yol şehrin etrafından dolaşmak. Anlaşıldı.אין. הדרך האחרת האפשרית .היא רק זו שעוקפת את העיר
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinAntes de começarmos, passear e inspecione visualmente a máquina
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinAntes de comenzar, pasear y visualmente Inspeccione la máquina
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinAvant de commencer, se promener et examinez la machine
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinBevor wir beginnen, herumlaufen und Sichtprüfung der Maschine
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinEnnen kuin aloitamme, kävellä ja silmämääräisesti kone
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinFør vi begynder, gå omkring og Inspicer visuelt maskinen
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinÎnainte de a începe, plimbare în jurul şi inspectaţi vizual masina
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edin우리가 시작 하기 전에 주위를 산책 하 고 기계를 살펴보고
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinMielőtt elkezdenénk, sétálni, és vizuálisan ellenőrizni a gép
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinNež začneme, chodit a vizuálně zkontrolujte stroj
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinPrima di cominciare, camminare e ispezionare visivamente la macchina
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinTrước khi chúng tôi bắt đầu đi bộ xung quanh và trực quan kiểm tra máy
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinVoordat we beginnen, lopen rond en Inspecteer visueel of de machine
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinZanim zaczniemy, spacer i obejrzeć maszyny
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinΠριν ξεκινήσουμε, να περπατήσουν και να επιθεωρήσει οπτικά τη μηχανή
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinПреди да започнем, разхожда и визуално да инспектира машината
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinПрежде чем мы начнем, ходить вокруг и визуально проверить машину
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinقبل أن نبدأ، يتجول وبصريا فحص الجهاز
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edin機械輸送中の破損だったこと、万一の場合に
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.C'est juste rassurant de se trouver dans une petite classe.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.Da, e foarte plăcut când intri într-o clasă mică.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.Det är väldigt trevligt att komma in till en liten klass.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.Een kleine klas is fijn.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.È molto piacevole entrare in una piccola classe.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.É muito agradável entrar numa sala pequena.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.Es ist ja ganz angenehm, in eine kleine Klasse zu kommen.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.Es más agradable entrar en una clase pequeña.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.작은 교실에 들어가는 것은 매우 쾌적하게 느껴지죠.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.Nagyon kellemes egy kis létszámú osztályban dolgozni.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.Ono je to ostatně velmi příjemné být v méně početných třídách.

İlgili Sayfalar