dolaşmak ile cümle
dolaşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.Przyjemnie jest być w nielicznej klasie.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.Vậy đấy, vào lớp học nhỏ rất thoải mái.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.Ξέρετε, είναι ιδιαίτερα ευχάριστο να μπαίνεις σε μια ολιγομελή τάξη.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.Ведь так приятно войти в маленький класс.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.Це дуже приємно - вчитись у тісному колективі.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.מאוד נעים להיכנס לכיתה קטנה.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.فكما تعلمون فمن المريح السير بأقسام صغيرة.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.少人数学級を維持するために
Bir figürün etrafını tamamıyla dolaşmak için o sınırın한 도형을 완전히 한 바퀴 도는데 어디까지 가야 하는가 하는 것이죠 완전히 그 전체를 한 바퀴 도는 것이죠. 그러니 이제 여기 있는 이 첫번째 삼각형을 봅시다.
Bir figürün etrafını tamamıyla dolaşmak için o sınırın完全に領域を囲います。 それでは、この最初の三角形を見ましょう。 三角形なので 3 つの側面があり、この周辺は何でしょう。
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.C'est comme de faire le tour du monde en voiture 6 fois.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Damit kann man sechsmal um die Welt fahren.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Destul cât sǎ conduci în jurul lumii de şase ori.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Det är som att köra sex varv runt jorden.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.E" come fare il giro del mondo sei volte in auto.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Es como conducir alrededor del mundo seis veces.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Het is alsof je 6 keer de wereld rond rijdt.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Ibarat mengendarai mobil mengelilingi dunia enam kali.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Nó giống như lái xe 6 lần vòng quanh thế giới .
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Olyan, mintha hatszor körbeutaznák a földet.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.To je jet okolo světa šestkrát.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Είναι σα να οδηγεί κάποιος το γύρο του κόσμου έξι φορές.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Можно шесть раз объехать вокруг Земли.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Това е все едно да обиколиш света шест пъти.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Це як шість разів об'їхати навколо Землі.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.A teď jsme v tom až po uši, v té filozofické kaši.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Avem dreptate în profunzime, această profunzime filosofică.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Benne vagyunk a sűrűjében, a filozófia erdejében.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Chúng ta đúng về những thứ triết học này.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Estamos justo en el centro de esta maraña filosófica.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Estamos mesmo no cerne deste emaranhado filosófico.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Jesteśmy w samym środku tych rozważań, w filozoficznym gąszczu.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Kita berada di tengah-tengahnya.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.우리는 그것의 밀집의 중심에 있습니다, 이것은 철학적인 착잡함이죠.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Nous sommes au cœur de cet enchevêtrement philosophique.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Siamo nel bel mezzo di questa coltre filosofica.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.We zitten er midden in, in deze filosofische wirwar.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Wir sind mitten drin in diesem philosophischen Gewühl.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Είμαστε χαμένοι μέσα σ' αυτό το φιλοσοφικό πυκνό δάσος.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Мы прямо в самой гуще всего этого, этих философских дебрей.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Ние имаме право в неговата сила , този философска дебелина.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.אנחנו ממש בסבך העניינים, בסבך הפילוסופי הזה.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.إننا الاّن في وسط كل تلك النظريات ، في خضم ذلك النقاش الفلسفي.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.こう言った話は果てしなく続きます
Bu saatte yalnız dolaşmak çok tehlikeli.Det är farligt att vara ute ensam så här dags.
Bu saatte yalnız dolaşmak çok tehlikeli.Det er farligt at være alene ude på denne tid.
Bu saatte yalnız dolaşmak çok tehlikeli.È pericoloso andare in giro da sola a quest'ora.
Bu saatte yalnız dolaşmak çok tehlikeli.É perigoso passear sozinho, a esta hora.
Bu saatte yalnız dolaşmak çok tehlikeli.Es peligroso pasearse por aquí sola a estas horas.
Bu saatte yalnız dolaşmak çok tehlikeli.Niebezpiecznie chodzić samej o tej porze.
Bu saatte yalnız dolaşmak çok tehlikeli.On vaarallista kävellä yksin tähän aikaan.
Bu saatte yalnız dolaşmak çok tehlikeli.Είναι επικίνδυνο να είσαι έξω τέτοια ώρα.
Bu saatte yalnız dolaşmak çok tehlikeli.В такое время опасно ходить по улицам в одиночку.
Bütün bu kara bulutlar tepemde dolaşmaktaydılar, ve iyi bir şey düşünebilmeyi çok, çok zor bulmaktaydım,A ako sa nado mnou zbiehali tieto čierne mraky, bolo pre mňa naozaj, naozaj ťažké, myslieť na čokoľvek dobré.
Bütün bu kara bulutlar tepemde dolaşmaktaydılar, ve iyi bir şey düşünebilmeyi çok, çok zor bulmaktaydım,Když mě tyto temná mračna obklopovala, bylo pro mě skutečně náročné myslet na něco pozitivního.
Bütün bu kara bulutlar tepemde dolaşmaktaydılar, ve iyi bir şey düşünebilmeyi çok, çok zor bulmaktaydım,어둠의 그림자가 제 주위를 맴돌았고, 저는 어떤 좋은 것을 떠올리기가 정말 정말 힘들다는 것을 알았습니다.
Bütün bu kara bulutlar tepemde dolaşmaktaydılar, ve iyi bir şey düşünebilmeyi çok, çok zor bulmaktaydım,Những đám mây đen quay vòng lấy tôi, và tôi thấy mọi chuyện rất khó khăn để nghĩ về bất cứ điều gì tốt đẹp,
Bütün bu kara bulutlar tepemde dolaşmaktaydılar, ve iyi bir şey düşünebilmeyi çok, çok zor bulmaktaydım,Sötét felhők köröztek a fejem fölött, és nagyon, nagyon nehéznek találtam valami jóra gondolni,
Bütün bu kara bulutlar tepemde dolaşmaktaydılar, ve iyi bir şey düşünebilmeyi çok, çok zor bulmaktaydım,Terwijl ik omringd werd door duistere gedachten, vond ik het zeer, zeer moeilijk om aan iets goeds te denken.
Bütün bu kara bulutlar tepemde dolaşmaktaydılar, ve iyi bir şey düşünebilmeyi çok, çok zor bulmaktaydım,וכאשר העננים השחורים הללו הקיפו אותי, והיה לי מאד מאד קשה לחשוב על משהו טוב,