dolaşmak ile cümle

dolaşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Aynı zamanda şehirde halkın arasında kimliğini açıklamadan dolaşmaktan hoşlanırdı.También disfrutaba deambulando por la ciudad y entre el pueblo, sin mostrar su verdadera identidad.
Amacı, bir hayal gemisi inşa edip dünyayı dolaşmaktır.Su sueño es construir una nave que sea capaz de viajar por todo el mundo.
Bunlar olmaksızın yapılan karanlık bir labirentte amaçsızca dolaşmaktır."Ha sido durante mucho tiempo un oscuro laberinto sin destino.
Desdemona ve Emilia bahçede dolaşmaktayken Cassio Desdemona'nın yanına gelri.Desdémona y Emilia caminan por el jardín, Cassio se acerca a Desdémona.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.Las naves grandes deben rodear Sri Lanka.
Ayrıca farklı alanlarda dolaşmak için parkı çevreleyen dar bir demiryolu hattı da mevcuttur.Además, existe una línea de tren ligero que cruza el distrito.
Bastonla dolaşmaktadır.Se distingue por el bastón.
Aylanmak sözü gezmek, dolaşmak, sürmek gibi içeriklere sahiptir.El perro rechaza acciones como saltar, subir obstáculos o correr.
Bu saldırıların devasa bir deniz yaratığı tarafından yapıldığına dair söylentiler dolaşmaktadır.Quel che è peggio è che verranno circondati da pericolose creature marine.
MAdonna bir sütunun etrafında dolaşmakta ve şarkısını söylemektedir.Mila alza il ricevitore e sente una melodia.
Bunların işi gücü, başıboş dolaşmak ve gelip muharebeyi seyretmekti."Tutto quello che potevo fare era continuare a serpeggiare e a virare..."
Bastonla dolaşmaktadır.Difendersi col bastone?
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.La Marina imperiale giapponese operò massicciamente fuori da Taiwan.
Dağlarda veya denizlerde dolaşmaktan pek hoşlanmazlar.В горах или дождевых лесах он не встречается.
Bir erkek aslan etrafta dolaşmaktadır.Идущий походкой льва.
Cüce yıldızı, 8 Dünya kütlesi olan ikinci bir gezegen, 84 günde bir dolaşmaktadır.Полный оборот вокруг собственной оси звезда совершает за 32 суток.
Bir erkek aslan etrafta dolaşmaktadır.Rond hen zwerft een leeuwengroep.
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.Onderzeeërs van de Japanse Keizerlijke Marine konden vrijuit door de Indische Oceaan varen.
Halen dünya üzerinde H3N1 ve H1N1 virüsleri birlikte dolaşmaktadır.Toch worden veel mensen nog steeds flink ziek van H1Nx- en H3Nx-virussen.
Dağlarda veya denizlerde dolaşmaktan pek hoşlanmazlar.W obrębie góry nie poprowadzono żadnej trasy narciarstwa zjazdowego ani biegowego.
10 Ağustos Ferdinand Magellan'ın 5 gemisi dünyanın çevresini dolaşmak üzere Sevilla'dan yelken açtı.10 sierpnia – Ferdynand Magellan wypłynął z Sewilli w podróż dookoła świata.
Ayrıca farklı alanlarda dolaşmak için parkı çevreleyen dar bir demiryolu hattı da mevcuttur.Oprócz tego na dachu miałby również znaleźć się specjalny pociąg krążący po jego obwodzie.
Bir erkek aslan etrafta dolaşmaktadır.Na trakcie spotykają orszak wiozący lwa.
Kulenoviç yargılanmamış olup İsviçre'de serbest olarak dolaşmaktaydı.Korcznojowi nie pozwolono oficjalnie reprezentować Szwajcarii, gdzie się osiedlił.
Ancak, bugünkü literatürde bu sayı, 1022 ile 1024 arasında dolaşmaktadır.W szczególności Tytuł V Kodeksu cywilnego, czyli artykuły od 1012 do 1024.
Uçan bir balonu vardır ve bazen balona binerek gökyüzünde dolaşmaktadır.Balloons are flying in the sky. → Balony latają po niebie.
Daha önce gemiler Danimarka'nın çevresini dolaşmak zorundaydı.Den danska flottan fortsatte att kontrollera haven kring Danmark.
Desdemona ve Emilia bahçede dolaşmaktayken Cassio Desdemona'nın yanına gelri.Je vidět Desdemonu a Emilii, jak se procházejí v zahradě.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.A nagy hajóknak Sri Lankán kell keresztül menniük.
Dünyanın çevresini dolaşmak için yola çıktı; fakat Filipinler'de öldürüldü.Kitört a fülöp-szigeteki Bulusan tűzhányó, a környéken élőket kitelepítették.
Yerde dolaşmaktan çok bitkiler arasında bulunmayı yeğlerler.Legszívesebben a növényzet között tartózkodik.
Bundan sonra kampta bu birlik hakkında çok değişik söylentiler dolaşmaktaydı.Nem sokkal később már az egész városban pletykák keringenek az esetről.
Bundan sonra kampta bu birlik hakkında çok değişik söylentiler dolaşmaktaydı.Tässä vaiheessa mitä erilaisimmat huhut kiertelivät hovissa.
Harry onu seri boyunca çeşitli maceralarında okulun içinde gizlice dolaşmak amacıyla kullanmıştır.Harry käyttää viittaa koko kirjasarjan ajan hiipiessään ympäri koulua lukuisissa eri seikkailuissa.
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.Japanin laivaston sukellusveneet partioivat Intian valtamerellä vapaasti Kaakkois-Aasian valloituksen jälkeen.
10 Ağustos Ferdinand Magellan'ın 5 gemisi dünyanın çevresini dolaşmak üzere Sevilla'dan yelken açtı.10 Αυγούστου - Πέντε πλοία του Φερδινάνδου Μαγγελάνου αποπλέουν από τη Σεβίλλη για τον περίπλου της Γης.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.Τα πλοία αυτά πρέπει να ταξιδέψουν γύρω από την Σρι Λάνκα.
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.Ubåde fra den Kejserlige japanske flåde kunne bevæge sig frit omkring i det Indiske Ocean.
Uçan bir balonu vardır ve bazen balona binerek gökyüzünde dolaşmaktadır.Det sker ved at et net med heliumfyldte balloner sendes mod himlen på et tidspunkt.
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.Ubåter fra den japanske flåte kunne operere fritt i Det indiske hav.
Dağlarda veya denizlerde dolaşmaktan pek hoşlanmazlar.Fjorden og fjellene rundt har verken isbreer eller morener.
Daha önce gemiler Danimarka'nın çevresini dolaşmak zorundaydı.Den danske flåten fortsatte å kontrollere havet rundt Danmark.
Roman, dünyayı dolaşmak amacıyla yola çıkan iki çocuğun başından geçen olayları anlatmaktadır.Den handler om to unge gutter som reiser rundt i verden.
Bir erkek aslan etrafta dolaşmaktadır.Di sekelilingnya seekor singa yang memanjat.
Anıtı ve müzeyi dolaşmak ücretsizdir.Biaya untuk masuk ke museum dan taman adalah gratis.
Eskilere tepki olarak doğduğuna dair söylentiler dolaşmaktadır.Giai đoạn tân cổ điển nổi lên như một phản ứng với sự ra đời của một quốc gia mới.
Bir erkek aslan etrafta dolaşmaktadır.左右にはライオンが寝そべっていた。
Amacı, bir hayal gemisi inşa edip dünyayı dolaşmaktır.夢想是帶著一台照相機,環繞世界去旅行。
Bunun üzerine Kabil dünyayı dolaşmak üzere yola çıkar.במקום, וילקי נסע מסביב לעולם.
O sıralar ortalıkta "Chobitler" dedikodusu dolaşmaktadır.בשנים אלו החלו שמועות סביב אפרו של צ'אפמן.
Bunların işi gücü, başıboş dolaşmak ve gelip muharebeyi seyretmekti."הלך ורחץ, ובא כשהוא רואה".
1970 yılında İsrail'den sürgün edilen sanatçı, iki yıl süreyle birçok Arap ülkesinde dolaşmak zorunda kaldı.כלומר מדינת ישראל תהפוך למדינה בעלת רוב ערבי בתוך שני דורות בלבד.
Ancak, bugünkü literatürde bu sayı, 1022 ile 1024 arasında dolaşmaktadır.Периодът на литературната му активност е между 211 и 222 година.
Daha önce gemiler Danimarka'nın çevresini dolaşmak zorundaydı.Кюнрингите често нападали плаващите по Дунав търговски кораби.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.Velike ladje morajo potovati okoli Šrilanke.
Bastonla dolaşmaktadır.Prehaja skozi posteljico.
Anıtı ve müzeyi dolaşmak ücretsizdir.Obisk palače in muzejev se plača.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.Dideli laivai turi plaukti aplink Šri Lanką.
Bunun için diğer ülkelerin yardımlarını isteyerek dünyayı dolaşmaktadır.Šalis remiasi kitų šalių pagalba.
Afrika'da dolaşmak için hazırlıklı değilsin. Kolay bir iş değil, biliyorsun.Είναι άντρας. "νοιξε το στόμα σου.

İlgili Sayfalar