dolaşmak ile cümle
dolaşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Dolaşmak için yeterli yiyecek var.There's enough food to go round.
Ben üstü açık bir arabayla ABD çapında dolaşmak istiyorum.I'd like to drive across the USA in a convertible car.
Parkta dolaşmaktan hoşlanıyor.He likes to walk about in the park.
Tom, birkaç gün daha dolaşmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to stick around for a couple of more days.
Ben üstü açık bir arabayla ABD çapında dolaşmak isterim.I'd like to drive across the USA in a convertible.
Tom etrafta dolaşmak istiyor.Tom wants to stick around.
O caddede dolaşmak neredeyse olanaksızdı.It was almost impossible to get around on that street.
Tom birkaç gün daha dolaşmak istiyor.Tom wanted to stick around for a few more days.
Tom dünyayı dolaşmak istedi.Tom wanted to travel around the world.
Merak etmeyin. Dolaşmak için çok yer olacak.Don't worry. There'll be plenty to go around.
Artık aylak aylak dolaşmaktan bıktım.I'm done fooling around now.
Bir yıl izin almak ve dünyayı dolaşmak istiyorum.I want to take a year off and travel around the world.
Tom ve Mary internetteki fotoğrafları dolaşmaktadır.Tom and Mary are circulating the photos on the Internet.
Kedim geceleri dolaşmaktan hoşlanır.My cat likes to roam at night.
Ayak altında dolaşmak istemiyorum.I don't want to get in anybody's way.
Çıplak ayakla dolaşmaktan hoşlanır.He likes running barefoot.
Tom, Avrupa'da dolaşmak istiyor.Tom wants to travel around Europe.
Hayalim dünyayı dolaşmaktır.My dream is to travel the world.
Tom, Avrupa'da dolaşmak istedi.Tom wanted to travel around Europe.
Şehirde dolaşmak için maske takmamız gerekecek.We'll have to wear a mask to walk around the city.
Aynı zamanda şehirde halkın arasında kimliğini açıklamadan dolaşmaktan hoşlanırdı.He also enjoyed roaming around the city among the population, without acknowledging his identity.
Çok fazla ustalık bu problemin etrafında dolaşmak için gereklidir.Much ingenuity was needed to get around this problem.
Desdemona ve Emilia bahçede dolaşmaktayken Cassio Desdemona'nın yanına gelri.Desdemona and Emilia can be seen walking the garden.
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.The Royal Navy Submarine Service was used primarily in the classic Axis blockade.
Ambrose (Mack Swain) ve karısı Mabel (Mabel Normand) parkta dolaşmaktadır.A farmer and his daughter (Mabel Normand) are in the barn.
Sonra sınırsız kestane ormanda dolaşmak için bu sezon çok heyecan vericiydiIt was very exciting at that season to roam the then boundless chestnut woods of
Loş gölgeler dolaşmak bir ocağın yanında,Beside a hearth where no dim shadows flit,
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.We're right in the thick of it, this philosophical thicket.
"Orada bir dolaşmak lazım.And he tells "You need to stroll around there, you need to stop by one of the coffee shops".
Diğer insanlar tarafından fark edilmeden etrafta dolaşmak için tamamen çıplak olmalısınız.To move around undetected by other people, you would have to be totally naked.
Düşünün geceleri dolaşmak için yapak ışığa gerek duymasak,Imagine if we didn't have to rely on artificial lighting to get around at night.
Çünkü hidrojenin elektronları oksijenin etrafında dolaşmakta.Because its electrons are hanging out near the oxygen.
Avara dolaşmaktansaHe said "instead of wandering around idle,
Hepsi serbestçe etrafta dolaşmakta özgürler.They're allowed to roam free.
Afrika'da dolaşmak için hazırlıklı değilsin.You're not equipped for a jaunt through Africa.
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinBefore we begin, walk around and visually inspect the machine
Karbondioksitin büyük bir kısmı vücudumuzu plazma içinde dolaşmakta.Carbon dioxide for the most part is traveling within the plasma.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Actually, these stories compelled me around the world, and I've been to over 60 countries.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.It's like driving around the world six times.
Tüm delikleri yürüyerek dolaşmak mı?Walking all those holes?
Yani bu senaryoda dolaşmak istiyor.So he wants to hang out in this scenario.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.You know, it's very pleasant to walk into a small class.
Chevymi disariya dolasmak icin cikardigimda, Washington merkezde gunesli bir gundu.It was a sunny day down in Washington I took my Chevy out for a spin
Dediler ki: "Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır?But they say: "What sort of prophet is this who eats food and walks the market places?
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Bunların her biri kendi dairesinde dolaşmaktadır.It is He who created night and day, the sun and the moon, revolving on its orbit.
Bunlardan her biri belirli bir vakte kadar dolaşmaktadır.Bütün işleri O yönetir.He subjected the sun and the moon, each one running to a term stated.
Ya da onlar, dönüp-dolaşmaktalarken, onları yakalayıvermesinden (mi emindirler?)Or that He will not seize them during their activities?
Bunların her biri kendi dairesinde dolaşmaktadır.Each of them is floating in its orbit.
Oysaki onlar, bulutların dolaştığı gibi dolaşmaktadır.In fact, they move like clouds.
Uygulamalar arasında dolaşmak için Alt+Tab tuşlarını kullanabilirsiniz.You can use Alt+Tab to switch between applications.
Afgan kıyafetleri içinde dağlarda dolaşmak zorunda kaldı.He had to travel through the mountains, dressed in Afghan clothing.
El yazmasının kopyaları yüz yıldır dolaşmaktadır.Copies of the manuscript circulate for a hundred years.
Antik monetarizmin merkezi Atina olup, para değeri de tüm Akdeniz sahasında dolaşmaktaydı.Zentrum der antiken Monetarisierung war Athen, dessen Währung im gesamten Mittelmeerraum zirkulierte.
Amacı, bir hayal gemisi inşa edip dünyayı dolaşmaktır.Sein Traum ist es, ein Schiff zu bauen, mit dem er die Welt umsegeln kann.
Halen dünya üzerinde H3N1 ve H1N1 virüsleri birlikte dolaşmaktadır.Sie haben sich als eng verwandt mit H1N1-Viren aus Enten erwiesen.
Fakat Prens de yaptığı hatadan çılgına dönmüş halde ormanda dolaşmaktadır.Der Ritter irrt fortan im Walde umher.
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.Les sous-marins de la flotte impériale japonaise se déplacent librement dans l'ensemble de l'océan Indien.
Bir erkek aslan etrafta dolaşmaktadır.Lion : Un lion passant.
Dünyanın çevresini dolaşmak için yola çıktı; fakat Filipinler'de öldürüldü.Il périt aux Philippines, tué par des indigènes.
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.Los submarinos de la Armada Imperial Japonesa se movían libremente en todas partes del océano Índico.