dolaşma ile cümle

dolaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Wir sind mitten drin in diesem philosophischen Gewühl.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Είμαστε χαμένοι μέσα σ' αυτό το φιλοσοφικό πυκνό δάσος.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Мы прямо в самой гуще всего этого, этих философских дебрей.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Ние имаме право в неговата сила , този философска дебелина.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.אנחנו ממש בסבך העניינים, בסבך הפילוסופי הזה.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.إننا الاّن في وسط كل تلك النظريات ، في خضم ذلك النقاش الفلسفي.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.こう言った話は果てしなく続きます
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.Él quería decir algo como esto... donde la luz da dirección al espacio y nos ayuda a movernos.
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.Er meinte damit so etwas, wo Licht den Raum beeinflusst und ihnen die Richtung weist.
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.Ez alatt valami ilyesmit értett, ahol a fény irányt ad a térnek és segít abban, hogy körüljárjuk.
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.Hän tarkoitti jotain tämänkaltaista -- missä valo luo suuntaa tilassa ja auttaa liikkumisessa.
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.Hij bedoelde iets als dit -- waar het licht richting geeft aan de ruimte en je helpt om je te oriënteren.
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.Intendeva qualcosa come questo -- dove la luce dà direzione allo spazio e vi aiuta a spostarvi.
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.그가 정의한 뜻은- -빛이 특정 장소에서 우리에게 방향을 제시하고 동선을 만들어 줍니다.
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.Miał na myśli coś takiego -- gdzie światło nadaje kierunek w przestrzeni i pomaga się poruszać.
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.Myslel něco takového -- světlo udává rozměr prostoru a pomáhá vám při pohybu.
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.Myslel tým niečo ako toto -- kde svetlo dáva smer priestoru a pomáha vám orientovať sa.
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.S-a referit la ceva de acest gen -- în care lumina oferă direcție spaţiului şi ajută la orientare.
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.Εννοούσε κάτι τέτοιο. Το φως μας κατευθύνει στο χώρο και μας βοηθάει να περιφερθούμε.
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.Він мав на увазі, щось на зразок цього - світло вказує напрям простору і допомагає вам орієнтуватись.
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.Он имел в виду что-то вроде этого - где свет дает направление пространству и помогает Вам ориентироваться.
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.הוא התכוון למשהו כמו זה - כאשר האור מעניק תחושה של כיוון לחלל ומסייע לך להתמצא בו.
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.وكان يقصد شيئا من هذا القبيل -- بحيث يشير الضوء الى المساحات ويساعدك على التحرك في المكان
Bunun gibi birşeyi kastediyordu -- ışığın boşluğa yön verdiği ve etrafında dolaşmanıza izin verdiği bir yer.照明が空間に方向性を与え 人々を導く役をします これは彼がゼネラルモーターズの
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.A z toho mnozí z učedlníků jeho odešli zpět, a nechodili s ním více.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Da allora molti dei suoi discepoli si tirarono indietro e non andavano più con lui
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Derfor drog mange av hans disipler sig tilbake og gikk ikke lenger omkring med ham.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Dès ce moment, plusieurs de ses disciples se retirèrent, et ils n`allaient plus avec lui.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Desde entonces, muchos de sus discípulos volvieron atrás, y ya no andaban con él
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Din clipa aceea, mulţi din ucenicii Lui s'au întors înapoi, şi nu mai umblau cu El.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Ettõl fogva sokan visszavonulának az õ tanítványai közül és nem járnak vala többé õ vele.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.För detta tals skull drogo sig många av hans lärjungar tillbaka, så att de icke längre vandrade med honom.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Fra den Tid trådte mange af hans Disciple tilbage og vandrede ikke mere med ham.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.이러므로 제자 중에 많이 물러가고 다시 그와 함께 다니지 아니하더라
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Mulai saat itu banyak pengikut-Nya meninggalkan Dia, dan tidak mau mengikuti-Nya lagi
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Od tego czasu wiele uczniów jego odeszło nazad, a więcej z nim nie chodzili.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Od tej chvíle odišli mnohí z jeho učeníkov nazad a nechodili viacej s ním.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Por causa disso muitos dos seus discípulos voltaram para trás e não andaram mais com ele.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Tämän tähden monet hänen opetuslapsistaan vetäytyivät pois eivätkä enää vaeltaneet hänen kanssansa.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Từ lúc ấy , có nhiều môn_đồ Ngài trở lui , không đi với Ngài nữa .
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Từ lúc ấy, có nhiều môn đồ Ngài trở lui, không đi với Ngài nữa.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Von dem an gingen seiner Jünger viele hinter sich und wandelten hinfort nicht mehr mit ihm.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Vsled tega je mnogo učencev njegovih odstopilo in nič več niso hodili ž njim.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Εκτοτε πολλοι των μαθητων αυτου εστραφησαν εις τα οπισω και δεν περιεπατουν πλεον μετ' αυτου.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.(Защото нито братята Му вярваха в Него).
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.Після сього багато з учеників Його пійшли назад, і вже більш з Ним не ходили.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.С этого времени многие из учеников Его отошли от Негои уже не ходили с Ним.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.מן העת הזאת רבים מתלמידיו נסגו אחור ולא יספו להתהלך אתו׃
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.من هذا الوقت رجع كثيرون من تلاميذه الى الوراء ولم يعودوا يمشون معه.
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.從 此 他 門 徒 中 多 有 退 去 的 、 不 再 和 他 同 行
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.從此 他 門徒 中 多 有 退去 的 、 不再 和 他 同行
Bu o okyanus dalgaları üzerinde hareket gibi, hava akımlarıyla kolayca dolaşmasını sağlar.Asta îi permite să planeze cu uşurinţă printre curenţii de aer ca şi cum ar pluti pe valurile oceanului.
Bu o okyanus dalgaları üzerinde hareket gibi, hava akımlarıyla kolayca dolaşmasını sağlar.Esto le permite atravesar las corrientes de aire como si estuviese deslizándose sobre las olas del mar.
Bu o okyanus dalgaları üzerinde hareket gibi, hava akımlarıyla kolayca dolaşmasını sağlar.Isso possibilita-lhe atravessar facilmente as correntes de ar enquanto desliza ao longo das ondas do oceano.
Bu o okyanus dalgaları üzerinde hareket gibi, hava akımlarıyla kolayca dolaşmasını sağlar.이 때문에 마치 바다의 파도를 타듯 기류에서의 비행이 용이하다.
Bu o okyanus dalgaları üzerinde hareket gibi, hava akımlarıyla kolayca dolaşmasını sağlar.Questo le permette di viaggiare facilmente tra le correnti d'aria come se scivolasse sulle onde dell'oceano.
Bu o okyanus dalgaları üzerinde hareket gibi, hava akımlarıyla kolayca dolaşmasını sağlar.So kann sie einfach die Luftströmungen durchfliegen, als würde sie über Ozeanwellen gleiten.
Bu o okyanus dalgaları üzerinde hareket gibi, hava akımlarıyla kolayca dolaşmasını sağlar.Umożliwia mu to płynny przelot przez prądy powietrzne, tak jakby sunął przez fale.
Bu o okyanus dalgaları üzerinde hareket gibi, hava akımlarıyla kolayca dolaşmasını sağlar.Ze drijft soepel op de luchtstromen alsof ze meeglijdt met de golven op de oceaan.
Bu o okyanus dalgaları üzerinde hareket gibi, hava akımlarıyla kolayca dolaşmasını sağlar.Това му дава възможност лесно да се движи през въздушните течения, докато се плъзга по океанските вълни.
İlgili Sayfalar