dolaşma ile cümle

dolaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.מאוד נעים להיכנס לכיתה קטנה.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.فكما تعلمون فمن المريح السير بأقسام صغيرة.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.少人数学級を維持するために
- binlerce musıkî fikir patentinin etrafından dolaşmanız gerekecek.Et ainsi il couvrait la quasi-totalité de l'e-commerce.
- binlerce musıkî fikir patentinin etrafından dolaşmanız gerekecek.Nunca hubo necesidad de usar patentes en el campo de la música.
Bir figürün etrafını tamamıyla dolaşmak için o sınırın한 도형을 완전히 한 바퀴 도는데 어디까지 가야 하는가 하는 것이죠 완전히 그 전체를 한 바퀴 도는 것이죠. 그러니 이제 여기 있는 이 첫번째 삼각형을 봅시다.
Bir figürün etrafını tamamıyla dolaşmak için o sınırın完全に領域を囲います。 それでは、この最初の三角形を見ましょう。 三角形なので 3 つの側面があり、この周辺は何でしょう。
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.Felültem a biciklimre, és körbebicikliztem Malé szigetét.
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.Ich setzte mich auf mein Fahrrad und radelte um die Insel Malé herum.
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.Jeg stod på min cykel, og jeg cyklede rundt på øen Malé.
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.Je suis monté sur mon vélo, et j'ai roulé autour de l'île de Malé.
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.Jeździłem rowerem wokoło wyspy Malé. Jeździłem rowerem wokoło wyspy Malé.
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.저는 자전거를 타고 말레 섬 주위를 돌아다녔습니다.
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.M-am urcat pe bicicleta, si am mers in jurul insulei Male.
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.Nasadol som na svoj bicykel, a bicykloval som sa po ostrove Malé.
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.Nousin polkupyörälleni, ja poljin Malén saaren ympäri.
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.Tôi lên xe, và đạp quanh đảo Malé.
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.Με το ποδήλατό μου ταξίδεψα το νησί του Μαλέ.
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.Я сел на велосипед и объехал остров Мале.
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.עליתי על אופני, ורכבתי סביב האי מאלה.
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.امتطيت دراجتي، وقدتها حول جزيرة مالييه.
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.マレ島を駆け回りました 1周は5km程度です
Bruce Springsteen'i genel af için dünyayı dolaşmaya ikna ettik, bu müthiş bir deneyimdi.브루스 스프링스틴을 엠나스티 월드 투어로 끌어오는데 성공했지요. 참 엄청난 경험이었지요.
Bruce Springsteen'i genel af için dünyayı dolaşmaya ikna ettik, bu müthiş bir deneyimdi.Tracy Chapman e Bruce Springsteen nel tour mondiale per Amnesty, ed è stata un'esperienza incredibile.
Bruce Springsteen'i genel af için dünyayı dolaşmaya ikna ettik, bu müthiş bir deneyimdi.Tracy Chapman i Bruce'a Sprinsteena na objazd świata z Amnesty. To było fantastyczne doświadczenie.
Bruce Springsteen'i genel af için dünyayı dolaşmaya ikna ettik, bu müthiş bir deneyimdi.Tracy Chapman och Bruce Springsteen att åka världen runt för Amnesty, och det var en fantastisk upplevelse.
Bruce Springsteen'i genel af için dünyayı dolaşmaya ikna ettik, bu müthiş bir deneyimdi.Tracy Chapman și Bruce Springsteen să meargă în jurul lumii pentru Amnesty și a fost o experiență minunată.
Bruce Springsteen'i genel af için dünyayı dolaşmaya ikna ettik, bu müthiş bir deneyimdi.Tracy Chapman và Bruce Springsteen đi khắp thế giới đễ hỗ trợ Amnesty. Đó là một trải nghiệm rất tuyêtj vời.
Bruce Springsteen'i genel af için dünyayı dolaşmaya ikna ettik, bu müthiş bir deneyimdi.Не се справях чак толкова добре, но успяхме да привлечем Юсу Н'Дур, Стинг,
Bruce Springsteen'i genel af için dünyayı dolaşmaya ikna ettik, bu müthiş bir deneyimdi.Трейси Чапман и Брюса Спрингстина поехать по миру в поддержку "Amnesty", и это был замечательный опыт.
Bruce Springsteen'i genel af için dünyayı dolaşmaya ikna ettik, bu müthiş bir deneyimdi.טרייסי צ'פמן וברוס ספרינגסטין להצטרף אלינו למסע העולמי למען "אמנסטי", וזו היתה חוויה מדהימה.
Bruce Springsteen'i genel af için dünyayı dolaşmaya ikna ettik, bu müthiş bir deneyimdi.تراسي تشابمان، وبروس سبرينستين لجولة عالمية من أجل Amnesty، ولقد كانت تجربة رائعة.
Bruce Springsteen'i genel af için dünyayı dolaşmaya ikna ettik, bu müthiş bir deneyimdi.ツアーは素晴らしい経験でした そして再度貴重な知識を習得したのです
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.C'est comme de faire le tour du monde en voiture 6 fois.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Damit kann man sechsmal um die Welt fahren.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Destul cât sǎ conduci în jurul lumii de şase ori.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Det är som att köra sex varv runt jorden.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.E" come fare il giro del mondo sei volte in auto.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Es como conducir alrededor del mundo seis veces.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Het is alsof je 6 keer de wereld rond rijdt.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Ibarat mengendarai mobil mengelilingi dunia enam kali.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Nó giống như lái xe 6 lần vòng quanh thế giới .
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Olyan, mintha hatszor körbeutaznák a földet.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.To je jet okolo světa šestkrát.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Είναι σα να οδηγεί κάποιος το γύρο του κόσμου έξι φορές.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Можно шесть раз объехать вокруг Земли.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Това е все едно да обиколиш света шест пъти.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.Це як шість разів об'їхати навколо Землі.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.A teď jsme v tom až po uši, v té filozofické kaši.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Avem dreptate în profunzime, această profunzime filosofică.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Benne vagyunk a sűrűjében, a filozófia erdejében.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Chúng ta đúng về những thứ triết học này.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Estamos justo en el centro de esta maraña filosófica.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Estamos mesmo no cerne deste emaranhado filosófico.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Jesteśmy w samym środku tych rozważań, w filozoficznym gąszczu.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Kita berada di tengah-tengahnya.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.우리는 그것의 밀집의 중심에 있습니다, 이것은 철학적인 착잡함이죠.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Nous sommes au cœur de cet enchevêtrement philosophique.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.Siamo nel bel mezzo di questa coltre filosofica.
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.We zitten er midden in, in deze filosofische wirwar.
İlgili Sayfalar