dolaşma ile cümle
dolaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak, bugünkü literatürde bu sayı, 1022 ile 1024 arasında dolaşmaktadır.W szczególności Tytuł V Kodeksu cywilnego, czyli artykuły od 1012 do 1024.
Uçan bir balonu vardır ve bazen balona binerek gökyüzünde dolaşmaktadır.Balloons are flying in the sky. → Balony latają po niebie.
Bir salgın sırasında hayvanların dolaşmalarının engellenmesi yararlı olabilir.Att förhindra rörelser av djur under ett utbrott kan också vara fördelaktigt.
Sıvı birikir ve artık vücut içinde dolaşmaz.Vätskan ansamlas och cirkulerar inte längre i kroppen.
Genellikle suya yakın durur ve yüzmeyi, suda dolaşmayı sever.Den lever i närheten av vatten och simmar gärna.
Daha önce gemiler Danimarka'nın çevresini dolaşmak zorundaydı.Den danska flottan fortsatte att kontrollera haven kring Danmark.
Böylece sorunlu paketlerin internette sonsuza kadar dolaşmalarının önüne geçilmiş olur.Detta är till för att undvika att paket som inte kommer fram skickas mellan routrar för evigt på nätet.
Birkaç kitap yayınladıktan sonra Avrupa'yı dolaşmaya başladı.Efter att ha gett ut ett par böcker började han resa runt i Europa.
Bir süre maskeleyle dolaşmasına yol açtı.Потім протягом години робив йому масаж.
Gece at sırtında dolaşmayı sever.Вони люблять водити хороводи при місяці.
Bir salgın sırasında hayvanların dolaşmalarının engellenmesi yararlı olabilir.Účinným opatřením může být zamezení pohybu zvířat během epidemie.
Desdemona ve Emilia bahçede dolaşmaktayken Cassio Desdemona'nın yanına gelri.Je vidět Desdemonu a Emilii, jak se procházejí v zahradě.
Günde iki kez dolaşmaya çıkarılması yeterlidir.Stačí jednou dvakrát týdne vykartáčovat.
Bir salgın sırasında hayvanların dolaşmalarının engellenmesi yararlı olabilir.Se poate dovedi folositor și oprirea mișcării animalelor pe timpul epidemiei.
Sıvı birikir ve artık vücut içinde dolaşmaz.Fluidul se acumulează și nu mai poate circula prin corp.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.A nagy hajóknak Sri Lankán kell keresztül menniük.
Dünyanın çevresini dolaşmak için yola çıktı; fakat Filipinler'de öldürüldü.Kitört a fülöp-szigeteki Bulusan tűzhányó, a környéken élőket kitelepítették.
Yerde dolaşmaktan çok bitkiler arasında bulunmayı yeğlerler.Legszívesebben a növényzet között tartózkodik.
Genellikle suya yakın durur ve yüzmeyi, suda dolaşmayı sever.Nagyon szereti a vizet, általában vízközelben tartózkodik.
Yeniden yapılandırma bizi hiçbir zaman gerçek şehrin içinde dolaşma boyutunu sunamaz.Ezután sosem leszel képes visszatérni egy teljesen én-központú életbe.
Eğer oturursa kovalamacadan kurtulur ve kedi çocuk dönüp dolaşmaya başlar.Amikor futásnak erednek, a kutya kiszabadul és üldözni kezdi őket.
Göçmenlerin, iki ülke arasında başka ülkeleri dolaşmalarına transmigration denir.Néhány az Antillákról származó szót a két kontinens között utazók hoztak be.
Bundan sonra kampta bu birlik hakkında çok değişik söylentiler dolaşmaktaydı.Nem sokkal később már az egész városban pletykák keringenek az esetről.
Günde iki kez dolaşmaya çıkarılması yeterlidir.A hímnek naponta kétszer kell fordulni.
Bir salgın sırasında hayvanların dolaşmalarının engellenmesi yararlı olabilir.Eläinten liikkumisen rajoittamisesta epidemian aikana voi myös olla hyötyä.
Bundan sonra kampta bu birlik hakkında çok değişik söylentiler dolaşmaktaydı.Tässä vaiheessa mitä erilaisimmat huhut kiertelivät hovissa.
Harry onu seri boyunca çeşitli maceralarında okulun içinde gizlice dolaşmak amacıyla kullanmıştır.Harry käyttää viittaa koko kirjasarjan ajan hiipiessään ympäri koulua lukuisissa eri seikkailuissa.
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.Japanin laivaston sukellusveneet partioivat Intian valtamerellä vapaasti Kaakkois-Aasian valloituksen jälkeen.
10 Ağustos Ferdinand Magellan'ın 5 gemisi dünyanın çevresini dolaşmak üzere Sevilla'dan yelken açtı.10 Αυγούστου - Πέντε πλοία του Φερδινάνδου Μαγγελάνου αποπλέουν από τη Σεβίλλη για τον περίπλου της Γης.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.Τα πλοία αυτά πρέπει να ταξιδέψουν γύρω από την Σρι Λάνκα.
Sıvı birikir ve artık vücut içinde dolaşmaz.Το υγρό συσσωρεύεται και σταματάει να κυκλοφορεί στο σώμα.
Bir salgın sırasında hayvanların dolaşmalarının engellenmesi yararlı olabilir.Η διακοπή της μετακίνησης των ζώων, ενόσω έχει η νόσος βρίσκεται σε έξαρση, μπορεί να φανεί χρήσιμη.
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.Ubåde fra den Kejserlige japanske flåde kunne bevæge sig frit omkring i det Indiske Ocean.
Uçan bir balonu vardır ve bazen balona binerek gökyüzünde dolaşmaktadır.Det sker ved at et net med heliumfyldte balloner sendes mod himlen på et tidspunkt.
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.Ubåter fra den japanske flåte kunne operere fritt i Det indiske hav.
Dağlarda veya denizlerde dolaşmaktan pek hoşlanmazlar.Fjorden og fjellene rundt har verken isbreer eller morener.
Daha önce gemiler Danimarka'nın çevresini dolaşmak zorundaydı.Den danske flåten fortsatte å kontrollere havet rundt Danmark.
Seyirci giderek bu üç öykünün birbirine dolaşmasına tanık olur.Slik spinner regissøren tre historier inn i hverandre.
Roman, dünyayı dolaşmak amacıyla yola çıkan iki çocuğun başından geçen olayları anlatmaktadır.Den handler om to unge gutter som reiser rundt i verden.
Günde iki kez dolaşmaya çıkarılması yeterlidir.Ruten ble utført to ganger daglig tur/retur.
Bir erkek aslan etrafta dolaşmaktadır.Di sekelilingnya seekor singa yang memanjat.
1835 yılında dünyayı dolaşmaya başladı.Pada tahun 1846, ia mulai keliling dunia.
Genellikle suya yakın durur ve yüzmeyi, suda dolaşmayı sever.Mereka suka tinggal di dekat air dan sering mandi dan berenang.
1540 - 1596) - Dünyanın çevresini dolaşmayı başaran ilk İngilizdir.Sir Francis Drake (1543-1596) adalah orang Inggris pertama yang mengelilingi dunia.
Anıtı ve müzeyi dolaşmak ücretsizdir.Biaya untuk masuk ke museum dan taman adalah gratis.
Gece at sırtında dolaşmayı sever.Kambing ini sangat suka berjemur di siang hari.
Yirmi yaşındayken dünyayı dolaşmaya karar verdi.Di usia yang ke-20 ia mulai berkelana ke seluruh negeri.
Gece at sırtında dolaşmayı sever.Cô bé rất thích cưỡi ngựa.
Eskilere tepki olarak doğduğuna dair söylentiler dolaşmaktadır.Giai đoạn tân cổ điển nổi lên như một phản ứng với sự ra đời của một quốc gia mới.
Uşağı Passaporto (Pasporto) ile dünyayı dolaşmaya başlar.パスパルトゥー フォッグの執事で、彼と共に世界を旅した。
Böylece sorunlu paketlerin internette sonsuza kadar dolaşmalarının önüne geçilmiş olur.パケットがネットワーク上で無限に巡回する問題を防ぐ効果が有る。
Göçmenlerin, iki ülke arasında başka ülkeleri dolaşmalarına transmigration denir.他国からの移民者と言う意味も持つ。
Ormanlarda dolaşmayı sever.森の中に住むイタズラ好き。
Kuzey kıtaları arasındaki bağlantılar, hayvanların kıtalar arasında serbestçe dolaşmasını sağlıyordu.コミューンの西側境界線は、動物との直接的なつながりがあった。
Bir erkek aslan etrafta dolaşmaktadır.左右にはライオンが寝そべっていた。
NASA, “Voyager'lar - belki de sonsuza dek - Samanyolu'nu dolaşmaya mahkum edildi” diyor.NASA说:“旅行者注定 - 也许永远 - 会漫游在银河系中。
Genellikle suya yakın durur ve yüzmeyi, suda dolaşmayı sever.一般居住在水的附近,尤其喜歡游泳和涉水。
Günde iki kez dolaşmaya çıkarılması yeterlidir.每日往返兩班次。
Amacı, bir hayal gemisi inşa edip dünyayı dolaşmaktır.夢想是帶著一台照相機,環繞世界去旅行。
Büyükelçi, şehri dolaşmaları için bir otomobil kiraladı.本列車是為將來屯馬綫通車而需要購置列車。