dolaşma ile cümle
dolaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Daha sonra Orta ve Batı Avrupa'ya dolaşmaya çıktı.Danach reiste er nach West- und Südeuropa.
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.Les sous-marins de la flotte impériale japonaise se déplacent librement dans l'ensemble de l'océan Indien.
Kadınların, Arap ülkelerinde serbestçe dolaşmanın çeşitli zorluk dereceleri vardır.Les femmes ont des degrés de difficulté variés à se déplacer librement dans les pays arabes.
Gece at sırtında dolaşmayı sever.En voyage elle aime dormir sur le dos de Coud.
Bir erkek aslan etrafta dolaşmaktadır.Lion : Un lion passant.
Günde iki kez dolaşmaya çıkarılması yeterlidir.Il suffit en général de les rincer deux fois par jour.
Dünyanın çevresini dolaşmak için yola çıktı; fakat Filipinler'de öldürüldü.Il périt aux Philippines, tué par des indigènes.
Daha sonra, Bob, kilisenin dışına çıkar ve dolaşmaya başlar ve kapşonlu bir kişi tarafından bayıltılır.Bob part seul dans la forêt, se met à pleurer mais il se fait assommer par quelqu'un.
Çimlerin üzerinde çıplak ayakla dolaşmayı severim.Me encanta caminar descalzo sobre el césped.
Dolaşmaya çıktık.Salimos a pasear.
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.Los submarinos de la Armada Imperial Japonesa se movían libremente en todas partes del océano Índico.
Aynı zamanda şehirde halkın arasında kimliğini açıklamadan dolaşmaktan hoşlanırdı.También disfrutaba deambulando por la ciudad y entre el pueblo, sin mostrar su verdadera identidad.
Amacı, bir hayal gemisi inşa edip dünyayı dolaşmaktır.Su sueño es construir una nave que sea capaz de viajar por todo el mundo.
Bunlar olmaksızın yapılan karanlık bir labirentte amaçsızca dolaşmaktır."Ha sido durante mucho tiempo un oscuro laberinto sin destino.
Desdemona ve Emilia bahçede dolaşmaktayken Cassio Desdemona'nın yanına gelri.Desdémona y Emilia caminan por el jardín, Cassio se acerca a Desdémona.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.Las naves grandes deben rodear Sri Lanka.
Gazetecilerin ülke içinde serbestçe dolaşmalarının sağlanması isteniyor.5) Libertad de circulación por el país a periodistas.
Ayrıca farklı alanlarda dolaşmak için parkı çevreleyen dar bir demiryolu hattı da mevcuttur.Además, existe una línea de tren ligero que cruza el distrito.
Bastonla dolaşmaktadır.Se distingue por el bastón.
Aylanmak sözü gezmek, dolaşmak, sürmek gibi içeriklere sahiptir.El perro rechaza acciones como saltar, subir obstáculos o correr.
Göçmenlerin, iki ülke arasında başka ülkeleri dolaşmalarına transmigration denir.Se denominan inmigrantes a las personas que llegan a un país procedentes de otras partes.
Cevher bir kez ergimiş hale geldikten sonra iyonlar serbestçe dolaşmaya başlarlar.Mientras se alejan, un columpio comienza a girar por sí solo.
Bu saldırıların devasa bir deniz yaratığı tarafından yapıldığına dair söylentiler dolaşmaktadır.Quel che è peggio è che verranno circondati da pericolose creature marine.
MAdonna bir sütunun etrafında dolaşmakta ve şarkısını söylemektedir.Mila alza il ricevitore e sente una melodia.
Bunların işi gücü, başıboş dolaşmak ve gelip muharebeyi seyretmekti."Tutto quello che potevo fare era continuare a serpeggiare e a virare..."
Ama bir süre sonra, babası gibi tek başına dolaşmaya başladı.Poi tornerà a vagabondare da solo, come ha sempre fatto.
Bastonla dolaşmaktadır.Difendersi col bastone?
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.La Marina imperiale giapponese operò massicciamente fuori da Taiwan.
Dağlarda veya denizlerde dolaşmaktan pek hoşlanmazlar.В горах или дождевых лесах он не встречается.
Bir erkek aslan etrafta dolaşmaktadır.Идущий походкой льва.
Kayak yaparken karların üzerinde gitmeyi, kayık yaparak sularda dolaşmayı öğrendi.Со своими школьниками он много прошёл пешком, на лыжах, на лодках.
Bu soru, sürekli olarak kafamda dolaşıyordu, yaşamımın büyük bir bölümünde de dolaşmaya devam etti .’Практически жили на улице — и так проводили большую часть своего времени».
Genellikle suya yakın durur ve yüzmeyi, suda dolaşmayı sever.Эму любит сидеть в воде, а также умеет плавать.
Bir süre maskeleyle dolaşmasına yol açtı.Но периодически он ходил без маскировки.
Cüce yıldızı, 8 Dünya kütlesi olan ikinci bir gezegen, 84 günde bir dolaşmaktadır.Полный оборот вокруг собственной оси звезда совершает за 32 суток.
Henüz küçük bir çocukken köylerde sünnet ve düğün törenlerinde, bayramlarda saz çalarak dolaşmaya başladı.حتى في العيد أراهن يشاركن الأطفال اليتامى فرحة العيد في أول يوم عيد ..
Yaklaşık 832/3 yılındaa, "ilahi bir emir" aldıktan sonra Bizans dünyasında dolaşmaya başladı.832/833, após receber um "comando divino", começou suas andanças através do mundo bizantino.
Daha sonra Orta ve Batı Avrupa'ya dolaşmaya çıktı.Pouco mais tarde, viajou pela Europa Central e Ocidental.
Gece at sırtında dolaşmayı sever.Nas horas vagas, gosta de andar a cavalo.
Daha sonra, Bob, kilisenin dışına çıkar ve dolaşmaya başlar ve kapşonlu bir kişi tarafından bayıltılır.Bob caminha fora da igreja sozinho e é nocauteado por uma figura encapuzada.
Ormanlarda dolaşmayı sever.Gostava de passear pelos campos.
Ancak yaşadığı hayat onu mutlu etmez ve her şeyi bırakıp farklı ülkeler dolaşmaya başlar.Às vezes não saber o que se passa à sua volta e deixe guiar pelo demás.
Yeniden yapılandırma bizi hiçbir zaman gerçek şehrin içinde dolaşma boyutunu sunamaz.Você NUNCA pode convidar outro Gaturro para se encontrar na vida real.
Onun ilim için dolaşmayıp, hilâfete geçmek için çevresine adam topladığını söylediler.Eles o convenceram então a segui-los e a juntar-se a eles numa refeição, durante a qual eles o reconheceram.
Bir erkek aslan etrafta dolaşmaktadır.Rond hen zwerft een leeuwengroep.
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.Onderzeeërs van de Japanse Keizerlijke Marine konden vrijuit door de Indische Oceaan varen.
Halen dünya üzerinde H3N1 ve H1N1 virüsleri birlikte dolaşmaktadır.Toch worden veel mensen nog steeds flink ziek van H1Nx- en H3Nx-virussen.
Resmi olarak yasaklanmasa da, kitabın Naziler tarafından Almanya'da dolaşmasına izin verilmedi.Tijdens de heerschappij van de Nazi's was het boek verboden in Duitsland.
Sıvı birikir ve artık vücut içinde dolaşmaz.De stof droogt snel en plakt niet aan het lichaam.
Büyükbabam dolaşmayı sever.Mijn opa trekt graag rond.
Ormanlarda dolaşmayı sever.Lubi spacerować po lesie.
Dağlarda veya denizlerde dolaşmaktan pek hoşlanmazlar.W obrębie góry nie poprowadzono żadnej trasy narciarstwa zjazdowego ani biegowego.
NASA, “Voyager'lar - belki de sonsuza dek - Samanyolu'nu dolaşmaya mahkum edildi” diyor.NASA stwierdziła, iż „sondy Voyager będą – prawdopodobnie wiecznie – przemierzać Drogę Mleczną”.
10 Ağustos Ferdinand Magellan'ın 5 gemisi dünyanın çevresini dolaşmak üzere Sevilla'dan yelken açtı.10 sierpnia – Ferdynand Magellan wypłynął z Sewilli w podróż dookoła świata.
Gece at sırtında dolaşmayı sever.Uwielbia jazdę konną.
Ayrıca farklı alanlarda dolaşmak için parkı çevreleyen dar bir demiryolu hattı da mevcuttur.Oprócz tego na dachu miałby również znaleźć się specjalny pociąg krążący po jego obwodzie.
Bir erkek aslan etrafta dolaşmaktadır.Na trakcie spotykają orszak wiozący lwa.
Günde iki kez dolaşmaya çıkarılması yeterlidir.Losowanie odbywa się dwa razy dziennie.
Kulenoviç yargılanmamış olup İsviçre'de serbest olarak dolaşmaktaydı.Korcznojowi nie pozwolono oficjalnie reprezentować Szwajcarii, gdzie się osiedlił.
Yirmi yaşındayken dünyayı dolaşmaya karar verdi.W wieku 23 lat postanowił wyjechać za granicę.