dolaşma ile cümle
dolaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ormanlarda dolaşmayı sever.숲 지역에서 서식하는 것을 좋아한다.
İstasyonda dolaşmaya devam ederlerken bir anda istasyonun yer çekimi kalkanı bozulur.시간표가 혼잡해지면 이 역에서 운전이 중단되어 사고 발생시에는 이 역 동부 구간의 운행이 일시 중단되는 경우가 있다.
Bunun üzerine Kabil dünyayı dolaşmak üzere yola çıkar.במקום, וילקי נסע מסביב לעולם.
O sıralar ortalıkta "Chobitler" dedikodusu dolaşmaktadır.בשנים אלו החלו שמועות סביב אפרו של צ'אפמן.
Bunların işi gücü, başıboş dolaşmak ve gelip muharebeyi seyretmekti."הלך ורחץ, ובא כשהוא רואה".
Geleneksel olarak bu gecede çocuklar dışarı çıkar ve evleri dolaşmaya başlarlar.רווקות מוקדמת: בשלב זה הילדים עוזבים את הבית ומתחילים להתכונן לקרירה.
1970 yılında İsrail'den sürgün edilen sanatçı, iki yıl süreyle birçok Arap ülkesinde dolaşmak zorunda kaldı.כלומר מדינת ישראל תהפוך למדינה בעלת רוב ערבי בתוך שני דורות בלבד.
Sıvı birikir ve artık vücut içinde dolaşmaz.Течността се натрупва и вече не циркулира в тялото.
Ancak, bugünkü literatürde bu sayı, 1022 ile 1024 arasında dolaşmaktadır.Периодът на литературната му активност е между 211 и 222 година.
Sazı ile Anadolu’yu dolaşmaya başlar.Затова стягайте се да бягате към Анадола.
Daha önce gemiler Danimarka'nın çevresini dolaşmak zorundaydı.Кюнрингите често нападали плаващите по Дунав търговски кораби.
Yardım için dolaşmaya başlar ve Wessex Krallığı'na gider.Znam da ćeš doći i odnijeti me u palaču vjetrova.
1835 yılında dünyayı dolaşmaya başladı.V roku 1875 začal cestovať po svete.
Gazetecilerin ülke içinde serbestçe dolaşmalarının sağlanması isteniyor.Rozhodli sa preto uniknúť pozornosti novinárov tým, že strávia svoje medové týždne v Egypte.
Daha sonra Orta ve Batı Avrupa'ya dolaşmaya çıktı.Odtiaľ sa postupne rozšíril do strednej a ďalej do západnej Európy.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.Velike ladje morajo potovati okoli Šrilanke.
Gece at sırtında dolaşmayı sever.Posebej rad se je ponoči sprehajal po parku.
Bastonla dolaşmaktadır.Prehaja skozi posteljico.
Anıtı ve müzeyi dolaşmak ücretsizdir.Obisk palače in muzejev se plača.
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.Dideli laivai turi plaukti aplink Šri Lanką.
Bunun için diğer ülkelerin yardımlarını isteyerek dünyayı dolaşmaktadır.Šalis remiasi kitų šalių pagalba.
Stendhal bunun üzerine Batı Avrupa'yı dolaşmaya başlamıştır.Tada Barletas ėmė keliauti po Europą.
Günde iki kez dolaşmaya çıkarılması yeterlidir.Šerti reikėtų du kartus per dieną.
36 saatlik dolaşmadan sonra bulabildiğim buzul alan tam olarak 473 metreydi.저는 그래서 적당한 활주로를 찾느라고 - 스키를 타고 36시간을 헤멧는데 제가 간신히 찾은 빙판은
36 saatlik dolaşmadan sonra bulabildiğim buzul alan tam olarak 473 metreydi. Kızağımla tam olarak ölçebildim.Jedyny jaki znalazłem, spędziłem 36 godzin szukając odpowiedniego, był długi idealnie na 473 m.
36 saatlik dolaşmadan sonra bulabildiğim buzul alan tam olarak 473 metreydi. Kızağımla tam olarak ölçebildim.Единственото място, което успях да намеря, отне ми 36 часа търсене да намеря писта, беше точно 473 метра.
36 saatlik dolaşmadan sonra bulabildiğim buzul alan tam olarak 473 metreydi. Kızağımla tam olarak ölçebildim.Єдиний відрізок льоду, що мені трапився - пошуки зайняли мені 36 годин - був рівно 473 метри завдовжки.
36 saatlik dolaşmadan sonra bulabildiğim buzul alan tam olarak 473 metreydi.Levei 36 horas a esquiar para encontrar o único pedaço de gelo que servisse de pista de aterragem.
36 saatlik dolaşmadan sonra bulabildiğim buzul alan tam olarak 473 metreydi.חתיכת הקרח היחידה שיכלתי למצוא -- זה לקחת לי 36 שעות של סקי בנסיון לאתר מסלול נחיתה --
36 saatlik dolaşmadan sonra bulabildiğim buzul alan tam olarak 473 metreydi.滑走路を見つけるのに36時間スキーで探しまわったのですが- 473メートルでした。自分のスキーで測ることができたのです
Afrika'da dolaşmak için hazırlıklı değilsin. Kolay bir iş değil, biliyorsun.Είναι άντρας. "νοιξε το στόμα σου.
Ama artık intihar etmekle aynı şey. Ne yazık ki, sürü halinde dolaşmadıkları halde,Infelizmente, apesar de não andar em cardumes, o Molas pode ser apanhado nas redes de arrasto.
Aman Tanrım! Etrafımda dolaşmayın!Istenem, csak kerülj ki!
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.사실 이 이야기들은 저로 하여금 세계를 돌아다니게 하였습니다. 저는 60개 국에 가봤죠.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.60ヵ国以上を訪れました 何千もの話を聞きましたが
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.De fapt, aceste poveşti m-au obligat să merg în jurul lumii, şi am fost în peste 60 de ţări.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Dessa berättelser tvingade mig runt världen, och jag har varit i fler än 60 länder.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Diese Geschichten veranlassten mich, um die Welt zu reisen und ich war in über 60 Ländern.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Die verhalen dwongen mij de wereld over, en ik ben in meer dan 60 landen geweest.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.En fait, ces histoires m'ont obligée à voyager dans le monde, j'ai voyagé dans plus de 60 pays.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Essas histórias fizeram-me viajar pelo mundo, e já estive em mais de 60 países.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.In realtà, queste storie mi hanno spinto a girare il mondo, e sono stata in oltre 60 paesi.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Pred týmito príbehmi som naozaj neunikla nikde na svete, a to som bola vo viac ako 60 krajinách.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Sebenarnya, kisah-kisah ini membawaku berkeliling dunia, aku telah pergi ke lebih dari 60 negara.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Sus historias me llevaron alrededor del mundo, y he estado en más de 60 países.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Thật vậy, những câu chuyện này đã giục tôi đi khắp thế giới, và cho tới giờ, tôi đã đến được 60 quốc gia rồi.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.To te historie skłoniły mnie do podróżowania i odwiedziłam ponad 60 krajów.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Tyto příběhy mě motivovaly k cestování kolem světa, byla jsem ve více než 60 zemích.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Valójában ezek a történetek késztettek arra, hogy körbejárjam a világot, és több, mint 60 országban jártam.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Βασικά, αυτές οι ιστορίες με συγκλόνισαν σε όλο τον κόσμο και έχω πάει σε περισσότερες από 60 χώρες.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Всъщност, тези истории ме накараха да обиколя целия свят, и аз съм била в над 60 страни.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.На самом деле эти истории подтолкнули меня путешествовать. Я была в свыше 60 странах мира.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Насправді, їхні історії підштовхнули мене до подорожей і я побувала в більше ніж 60 країнах.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.למעשה, הסיפורים הללו גרמו לי להסתובב בעולם, וביקרתי בלמעלה משישים מדינות.
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.في الحقيقة ، تلك القصص أجبرتني على الطواف حول العالم ولقد زرت أكثر من 60 دولة
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.呢地故事,令我想去世界各地行下。 我去佐60幾個國家。
Avara dolaşmaktansaقال " بدلا من التجول عاطلاً عن العمل ،
Aynı yöntem ile, bir insanın etrafında dolaşmasını da sağlayabiliyoruz.Avec la même méthode, nous pouvons aussi le faire tourner autour d'une personne.
Aynı yöntem ile, bir insanın etrafında dolaşmasını da sağlayabiliyoruz.Com o mesmo método, podemos também fazê-lo dar círculos à volta de uma pessoa.
Aynı yöntem ile, bir insanın etrafında dolaşmasını da sağlayabiliyoruz.Con el mismo método, podemos hacer que de vueltas alrededor de una persona.