dolaşma ile cümle
dolaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kafir olanların şehirlerde gezip dolaşmaları, aldatmasın seni sakın.Be not deceived by the comings and goings of unbelievers in the land.
Halbuki bahçenin üstünde, Rabbinden gelen bir felaket dolaşmadaydı ki onlar uyuyorlardı.Then a calamity from your Lord fell upon it, but they remained fast asleep.
Küfre sapanların öyle belde belde dolaşmaları seni sakın aldatmasın.Be not deceived by the comings and goings of unbelievers in the land.
Yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, onlardan öncekilerin akıbeti nice oldu görsünler.Have they not travelled on the earth and seen what befell the people before them?
Yahut dönüp dolaşmaları sırasında kendilerini yakalamayacağından... Onlar buna engel de olamazlar.Or that He will not seize them as they move about, and they will not be able to elude (His grasp);
Görüyor nasıldır secde edenler içinde dolaşman.And your movements among those who bow in homage to God.
Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonları nice olmuş görsünler?Have they not travelled on the earth that they could see what happened to those before them?
Kuşkusuz, gündüz boyu senin için uzun bir dolaşma/yoğun bir uğraş vardır.Indeed during the day you have a long schedule of occupations.
İnkarcıların (refah içinde) diyar diyar dolaşması, sakın seni aldatmasın!Be not deceived by the comings and goings of unbelievers in the land.
Secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor).And your movements among those who bow in homage to God.
Onların şehirlerde (rahatlıkla) gezip dolaşması seni aldatmasın.So do not let their activities in the land deceive you.
Kâfirlerin diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.Be not deceived by the comings and goings of unbelievers in the land.
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Bunların her biri kendi dairesinde dolaşmaktadır.It is He who created night and day, the sun and the moon, revolving on its orbit.
Ve secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor.)And your movements among those who bow in homage to God.
Şimdi onların beldeler içinde dönüp dolaşmaları seni aldatmasın.So do not let their activities in the land deceive you.
Fakat onların şimdilik dünyada, rahat rahat dolaşmaları seni tasalandırmasın.So do not let their activities in the land deceive you.
Üstlerinde kuşların saf saf dizilip kanatlarını açıp yumarak dolaşmalarını hiç görmüyorlar mı?Do they not see the birds above them flying wings spread out or folded?
Düşünen beyinlerle ve işiten kulaklarla yeryüzünü dolaşmadılar mı?Have they not travelled in the land that they could have the heart to understand, and ears to hear?
"Büyüklük taslayarak halkı küçümseme, yeryüzünde de böbürlenerek dolaşma.Do not hold men in contempt, and do not walk with hauteur on the earth.
Kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmak için yeryüzünü dolaşmazlar mı?Have they not journeyed in the land and seen the fate of those before them?
Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler?Did they not travel in the land to see what sort of fate befell those before them?
Onlar yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuştur, görsünler!Did they not travel in the land to see what sort of fate befell those before them?
(Asıl) Allah onlarla alay eder ve taşkınlıkları içinde serserice dolaşmalarına mühlet verir.Allah (befitting His Majesty) mocks them, leaving them to wander blindly in their rebellion.
Yeryüzünde kibirli kibirli dolaşma sen ne yeri delebilirsin ne de dağlar kadar boylu olabilirsin.And do not walk haughtily on the earth; you can never split the earth, nor be as high as the hills.
Bunlardan her biri belirli bir vakte kadar dolaşmaktadır.Bütün işleri O yönetir.He subjected the sun and the moon, each one running to a term stated.
Kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmak için yeryüzünü dolaşmadılar mı?What, have they not journeyed in the land and beheld how was the end of those before them?
Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma.And walk not on the earth with conceit and arrogance.
Ya da onlar, dönüp-dolaşmaktalarken, onları yakalayıvermesinden (mi emindirler?)Or that He will not seize them during their activities?
Yahut dönüp dolaşmaları sırasında kendilerini yakalamayacağından...Or that He will not seize them during their activities?
Bunların her biri kendi dairesinde dolaşmaktadır.Each of them is floating in its orbit.
Yeryüzünde bozgunculuk yaparak dolaşmayın."And do not evil in the earth, causing corruption.
İnsanların eşyalarını tırtıklamayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak dolaşmayın."Do not reduce people's goods and do not corrupt the land with mischief.
Oysaki onlar, bulutların dolaştığı gibi dolaşmaktadır.In fact, they move like clouds.
Konqueror dolaşma paneli için Çokluortam OynatıcıCommentMedia player for Konqueror's navigation panel
Konqueror için bir dolaşma paneliNameA Konqueror navigation panel
Dolaşma hızıWander speed
Uygulamalar arasında dolaşmak için Alt+Tab tuşlarını kullanabilirsiniz.You can use Alt+Tab to switch between applications.
Ctrl+F1 - Ctrl+F8 arası tuşlar sanal masaüstlerinde dolaşmanızı sağlar.Ctrl+F1 to Ctrl+F8 can be used to switch virtual desktops.
Engelsiz Japonya: Engelliler İçin Japonya'da Dolaşma KılavuzuAccessible Japan: Information About Traveling in Japan With a Disability · Global Voices
SETimes'a konuşan Bekay, "Bugüne kıyasla çok daha fazla dolaşma özgürlüğü vardı." diyor."There was much more free movement at that time compared to today," Beqaj tells SETimes.
Uzay aracı Dünya'nın yörüngesinde dolaşmaya devam ediyor.The spacecraft continues to orbit the Earth.
Ancak, Gürcü sikkeleri 1860'lara kadar dolaşmaya devam etti.However, the Georgian coins continued to circulate into the 1860s.
Afgan kıyafetleri içinde dağlarda dolaşmak zorunda kaldı.He had to travel through the mountains, dressed in Afghan clothing.
Yıllar sonra Heather yaşlılıktan ölür ve Connor'ın Dünya'yı dolaşmasına neden olur.Years later, Heather dies of old age, prompting Connor to wander Earth.
Çocuk yirmi yaşındayken servetini aramak için dünyayı dolaşmaya başlar.When the boy is twenty years old, he travels the world to seek his fortune.
Trinidad, Ferdinand Magellan'ın Dünya'nın çevresini dolaşma yolculuğunun amiral gemisiydi.Trinidad was the flagship of Ferdinand Magellan's voyage of circumnavigation.
El yazmasının kopyaları yüz yıldır dolaşmaktadır.Copies of the manuscript circulate for a hundred years.
Aralık 1972'de Birleşik Devletler'de 'Londra gribi' vakalarına ilişkin raporlar dolaşmaya başladı.In December 1972 reports began to circulate of cases of 'London flu' throughout the United States.
Sonunda geceleri sokaklarda dolaşmaya başlar.He eventually begins wandering the streets at night.
Sadece bir kadın olarak dünyayı dolaşmanın nasıl bir şey olduğunu gösteriyor.It just shows what it's like to move through the world as a woman.
1484'ten sonra Giovanni da Correggio, vaaz vermek için şehir şehir dolaşmaya başlar.After 1484, Giovanni da Correggio begins to wander from city to city preaching.
Antik monetarizmin merkezi Atina olup, para değeri de tüm Akdeniz sahasında dolaşmaktaydı.Zentrum der antiken Monetarisierung war Athen, dessen Währung im gesamten Mittelmeerraum zirkulierte.
Orman tabanında beslenmeyi ve dolaşmayı severler.Sie sitzen gerne auf Waldwegen und saugen an Pfützen.
Gece at sırtında dolaşmayı sever.Die Mücken fliegen gern gegen Abend in Gewässernähe.
Açık araziye, serbest gezip dolaşmaya ihtiyaç duyar.Der Flusslauf ist frei mäandrierend.
Amacı, bir hayal gemisi inşa edip dünyayı dolaşmaktır.Sein Traum ist es, ein Schiff zu bauen, mit dem er die Welt umsegeln kann.
Sazı ile Anadolu’yu dolaşmaya başlar.Schritt für Schritt durch Andeer.
Frederic’e sivil kıyafetleri vererek onun tanınmadan dolaşmasını sağlamıştır.Er zwingt Frederik, nur mit dem Nachthemd bekleidet nach Hause zu gehen.
Halen dünya üzerinde H3N1 ve H1N1 virüsleri birlikte dolaşmaktadır.Sie haben sich als eng verwandt mit H1N1-Viren aus Enten erwiesen.
Fakat Prens de yaptığı hatadan çılgına dönmüş halde ormanda dolaşmaktadır.Der Ritter irrt fortan im Walde umher.