dolaşma ile cümle

dolaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu nedenle, benzer bir örnek vermek için, din âleminin sislerle kaplı katlarını dolaşmamız gerekir.In what manner shall a sinful wretch, like me, presume to approach the throne of mercy?
Desdemona ve Emilia bahçede dolaşmaktayken Cassio Desdemona'nın yanına gelri.Desdemona and Emilia can be seen walking the garden.
Resmi olarak yasaklanmasa da, kitabın Naziler tarafından Almanya'da dolaşmasına izin verilmedi.The book was not allowed to circulate in Germany by the Nazis although not officially banned.
Onun ilim için dolaşmayıp, hilâfete geçmek için çevresine adam topladığını söylediler.On the contrary, they filled him with the desire for reconciliation and understanding among people.
Büyük Japon İmparatorluk Donanması denizaltıları Hint Okyanusu'nda serbestçe dolaşmaktaydı.The Royal Navy Submarine Service was used primarily in the classic Axis blockade.
Ambrose (Mack Swain) ve karısı Mabel (Mabel Normand) parkta dolaşmaktadır.A farmer and his daughter (Mabel Normand) are in the barn.
İstasyonda dolaşmaya devam ederlerken bir anda istasyonun yer çekimi kalkanı bozulur.While stopping at a gas station, they accidentally alert security.
Genellikle suya yakın durur ve yüzmeyi, suda dolaşmayı sever.Rather, they prefer to run and sometimes swim.
Ama bir süre sonra, babası gibi tek başına dolaşmaya başladı.She ended up looking exactly like her father.
Büyükelçi, şehri dolaşmaları için bir otomobil kiraladı.Sometime they rent a car to get around.
Sonra sınırsız kestane ormanda dolaşmak için bu sezon çok heyecan vericiydiIt was very exciting at that season to roam the then boundless chestnut woods of
Loş gölgeler dolaşmak bir ocağın yanında,Beside a hearth where no dim shadows flit,
Bu meselenin felsefi çalılıklarında dolaşmakta haklıyız.We're right in the thick of it, this philosophical thicket.
O etrafında dönen tamamlanmış oldu, hemen düz geri dolaşmaya başladı.When he had completed turning around, he immediately began to wander straight back.
Dickon yanıtladı. "Kuşlar 'Robin, bir adam daha kötü bir vücut etrafından dolaşmaya nadir seçici."Birds is rare choosers an' a robin can flout a body worse than a man.
Ne yazık ki, sürü halinde dolaşmadıkları halde, Molaların bir çoğu ağlarda yakalanıyor.But unfortunately Molas, even though they don't school, they still get caught in nets as by-catch.
Hiç bir şeyiniz yokmuş gibi Fico Bulvaırnda dolaşmayı bırakın. Gİdin ve liseyi dışarıdan bitirin.Stop walking up and down Fico Avenue like you ain't got nothing and get your GED.
Ve fotoğraf bizden sonra da dolaşmaya devam etti.And the photos kept traveling even without us.
Onlar, örneğin güneşin etrafındaki bir gezegen gibi yörüngede dolaşmazlar.They don't orbit the way that a planet, say, orbits around the Sun.
"Orada bir dolaşmak lazım.And he tells "You need to stroll around there, you need to stop by one of the coffee shops".
Diğer insanlar tarafından fark edilmeden etrafta dolaşmak için tamamen çıplak olmalısınız.To move around undetected by other people, you would have to be totally naked.
Yani, kanımın dolaşmasını engelleyecek kadar sık.I mean, almost to the point of cutting off circulation.
Dünya'nın etrafını dolaşmanız 40 saat aklacaktırBullet. Speed of a bullet. Maybe we can't comprehend it.
Sonra hayvan açık havada tasmayla dolaşmayı ve hedef saptamayı öğrenir.Then the animal learns to walk on a leash in the open and find targets.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık.So we went out, and we looked at all the car companies.
Düşünün geceleri dolaşmak için yapak ışığa gerek duymasak,Imagine if we didn't have to rely on artificial lighting to get around at night.
Çünkü hidrojenin elektronları oksijenin etrafında dolaşmakta.Because its electrons are hanging out near the oxygen.
Avara dolaşmaktansaHe said "instead of wandering around idle,
Ve gece boyunca dolaşma.And don't wander during the night.
Hepsi serbestçe etrafta dolaşmakta özgürler.They're allowed to roam free.
Evimde istediğin gibi dolaşma.Don't wander around in my house as you please.
Mümkünse, gece etrafta dolaşma.Try not to go around at night, if possible.
- Salak salak dolaşmayı bırak.- Stop fooling around.
Afrika'da dolaşmak için hazırlıklı değilsin.You're not equipped for a jaunt through Africa.
O kirli ellerle dolaşmamalısınız.You mustn't go about with dirty hands.
Elbette etraflarında dolaşmayı... ...meydan okuma olarak görürler.And then of course, the challenge is knowing when to turn around.
Bisikletime bindim ve Male adasının etrafında dolaşmaya başladım.I got on my bicycle, and I cycled around the island of Malé.
Başlamadan önce dolaşmak ve makine kontrol edinBefore we begin, walk around and visually inspect the machine
Sonra ışık evrende dolaşmaya başladı.Then light began to travel through the universe.
Karbondioksitin büyük bir kısmı vücudumuzu plazma içinde dolaşmakta.Carbon dioxide for the most part is traveling within the plasma.
Özgür bir toplumda özgürce dolaşmaya mı ihtiyacı var?Is it something that needs to freely circulate in a free society?
Aman Tanrım! Etrafımda dolaşmayın!Gosh, just go around me!
Aslında, bu hikayeler beni dünyayı dolaşmak zorunda bıraktı, ve 60'tan fazla ülkeye gittim.Actually, these stories compelled me around the world, and I've been to over 60 countries.
Tombul patilerinle apatmanın etrafında dolaşmaya başlamışsan, çok mutlu olucam.Ever since you started padding around our apartment with your fat paws, I've been so happy.
Aynı yöntem ile, bir insanın etrafında dolaşmasını da sağlayabiliyoruz.With the same method, we can also get him to circle a person.
Bu dünyanın etrafını altı kez dolaşmakla aynı.It's like driving around the world six times.
Tüm dünyayı dolaşma fırsatım oldu, ama Danimarka'ya pek gelemedim.I get to travel all over the world and especially in Europe, but not so much in Denmark.
Tüm delikleri yürüyerek dolaşmak mı?Walking all those holes?
Dolayısıyla onun golf arabasıyla dolaşması oyunun temel doğasına etki edecektir.And so it would change the fundamental nature of the game to give him the golf cart.
Yani bu senaryoda dolaşmak istiyor.So he wants to hang out in this scenario.
Bilirsiniz, küçük bir sınıfta dolaşmak pek hoştur.You know, it's very pleasant to walk into a small class.
Chevymi disariya dolasmak icin cikardigimda, Washington merkezde gunesli bir gundu.It was a sunny day down in Washington I took my Chevy out for a spin
Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık Onunla dolaşmaz oldular.At this, many of his disciples went back, and walked no more with him.
İnkar edenlerin, öyle şehirlerde gezip dolaşması seni aldatmasın.Be not deceived by the comings and goings of unbelievers in the land.
Onların (öyle) şehirlede dolaşmaları, seni aldatmasın.So do not let their activities in the land deceive you.
İnkar edenlerin ülke ülke dönüp-dolaşmaları seni aldatmasın.Be not deceived by the comings and goings of unbelievers in the land.
Dediler ki: "Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır?But they say: "What sort of prophet is this who eats food and walks the market places?
Secde edenler arasında dönüp dolaşmanı da.And your movements among those who bow in homage to God.
Öyleyse onların şehirlerde dönüp dolaşması seni aldatmasın.So do not let their activities in the land deceive you.
İnkarcıların memlekette gezip dolaşması seni aldatmasın.So do not let their activities in the land deceive you.
İlgili Sayfalar