dolaşma ile cümle

dolaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Dolaşmak için yeterli yiyecek var.There's enough food to go round.
Ben üstü açık bir arabayla ABD çapında dolaşmak istiyorum.I'd like to drive across the USA in a convertible car.
Böyle bir yerde dolaşmasan iyi olur.You had better not walk around in such a place.
Buralarda tek başına dolaşmasan iyi olur.You had better not wander around here by yourself.
Meralarda dolaşmayı severim.I like to roam about the fields.
Küçük çocuklar onları sürekli izlemiyorsanız dolaşmaya eğilimlidirler.Small children tend to wander off if you don't watch them all the time.
Parkta dolaşmaktan hoşlanıyor.He likes to walk about in the park.
Onların bahçede dolaşmasına izin verdi.He permitted them to walk in the garden.
Tom, birkaç gün daha dolaşmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to stick around for a couple of more days.
Tom Mary'nin yerini dolaşmaya karar verdi.Tom decided to mosey on over to Mary's place.
Senin kendi evin olsa bile, lütfen etrafta çıplak dolaşmayı bırak.Even if it's your own house, please stop walking around naked.
Gelecek yıl bisikletle Şikoku adasını dolaşmayı planlıyoruz.I plan to go around the island of Shikoku by bicycle next year.
Çimlerin üzerinde çıplak ayakla dolaşmayı severim.I love walking barefoot on the grass.
Ben üstü açık bir arabayla ABD çapında dolaşmak isterim.I'd like to drive across the USA in a convertible.
Tom'a aylak aylak dolaşmayı bırakmasını söyle.Tell Tom to stop fooling around.
Tom'un markette dolaşmasına izin veremeyiz.We can't let Tom wander around the mall.
Tom'un kendi başına parkın etrafında dolaşmasına izin veremeyiz.We can't let Tom wander around the park by himself.
Tom etrafta dolaşmak istiyor.Tom wants to stick around.
Ben zaten etrafımda gizli gizli dolaşmanı istemedim.I didn't want you lurking around me anyway.
Tom'un ayak altında dolaşmamızı istemiyorsan, dolaşmayız.If you don't want us to get in Tom's way, we won't.
O caddede dolaşmak neredeyse olanaksızdı.It was almost impossible to get around on that street.
Tom birkaç gün daha dolaşmak istiyor.Tom wanted to stick around for a few more days.
Tom dünyayı dolaşmak istedi.Tom wanted to travel around the world.
Dünyayı dolaşmayı çok seviyorum.I love to travel around the world.
Bu haydut isyancılar dünyada dolaşmayı hak etmiyorlar.Those rogue rebels do not deserve to roam the Earth.
Tom ve Mary adanın diğer tarafında dolaşmayı planlıyorlar.Tom and Mary are planning to hike to the other side of the island.
Merak etmeyin. Dolaşmak için çok yer olacak.Don't worry. There'll be plenty to go around.
Köpeğinizin parkta serbest dolaşmasına izin verirseniz, para cezası alırsınız.If you allow your dog to go free in the park, you will receive a fine.
Tom ayak altında dolaşmamaya çalışıyor.Tom is trying not to get in anybody's way.
O arabayı almadan önce, dükkanları biraz daha dolaşmalısın.Before you buy that car, you should shop around a little more.
Artık aylak aylak dolaşmaktan bıktım.I'm done fooling around now.
Dan dünyayı dolaşmaya karar verdi.Dan decided to travel the world.
Çıplak ayakla dolaşmayı severim.I like walking around barefoot.
Dükkanları dolaşmalısın.You should shop around.
Aylak aylak dolaşmayı bırak ve bu pisliği toplamama yardım et.Stop fooling around and help me pick this mess up!
Bir yıl izin almak ve dünyayı dolaşmak istiyorum.I want to take a year off and travel around the world.
Çocuk sabun dükkanını dolaşmayı seviyor.The boy likes walking around the soap shop.
Çocuk kanepe mağazasını dolaşmayı seviyor.The boy likes walking around the sofa store.
Tom ve Mary internetteki fotoğrafları dolaşmaktadır.Tom and Mary are circulating the photos on the Internet.
Kedim geceleri dolaşmaktan hoşlanır.My cat likes to roam at night.
Ayak altında dolaşmamaya çalışıyorum.I'm trying not to get in anybody's way.
Ayak altında dolaşmak istemiyorum.I don't want to get in anybody's way.
Dolaşmayı severim.I love taking trips.
Çıplak ayakla dolaşmaktan hoşlanır.He likes running barefoot.
Leyla taşrada dolaşmaya devam etti.Layla continued to wander in the outback.
Tom, Avrupa'da dolaşmak istiyor.Tom wants to travel around Europe.
Hayalim dünyayı dolaşmaktır.My dream is to travel the world.
Tom, Avrupa'da dolaşmak istedi.Tom wanted to travel around Europe.
Sami etrafta dolaşmaya devam etti.Sami continued to walk around.
Nekahet dönemindeyken hastanede dolaşmasına izin verilmişti.He was allowed to walk around the hospital while he was convalescing from his illness.
Şehirde dolaşmak için maske takmamız gerekecek.We'll have to wear a mask to walk around the city.
Bu açık saçık elbiseyle ulu orta dolaşmamalısın. Milletin aklına fikir düşürür.You shouldn't walk around public in this indecent dress. It would give people ideas.
Gece geç saatlerde yalnız başına dolaşma.Don't travel alone late at night.
Çakallar etrafta dolaşmaya devam ediyordu.The jackals continued to hover around.
Yaklaşık 832/3 yılındaa, "ilahi bir emir" aldıktan sonra Bizans dünyasında dolaşmaya başladı.832/3, after receiving a "divine command", he began his wanderings across the Byzantine world.
NASA, “Voyager'lar - belki de sonsuza dek - Samanyolu'nu dolaşmaya mahkum edildi” diyor.NASA says that "The Voyagers are destined—perhaps eternally—to wander the Milky Way."
Kadınların, Arap ülkelerinde serbestçe dolaşmanın çeşitli zorluk dereceleri vardır.Women have varying degrees of difficulty moving freely in Arab countries.
Aynı zamanda şehirde halkın arasında kimliğini açıklamadan dolaşmaktan hoşlanırdı.He also enjoyed roaming around the city among the population, without acknowledging his identity.
Yeniden yapılandırma bizi hiçbir zaman gerçek şehrin içinde dolaşma boyutunu sunamaz.The reconstruction can never give us the dimensional value of walking through the actual city.
Çok fazla ustalık bu problemin etrafında dolaşmak için gereklidir.Much ingenuity was needed to get around this problem.
İlgili Sayfalar