dolaşıp ile cümle

dolaşıp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Oradan oraya dolaşıp duruyor.يستمر بالتجول حول العالم
Ortalıkta dolaşıp insanlara Amerika'da neyin değişmesi gerektiğini söylemediÉl no fue diciéndole a la gente qué tenía que cambiar en EE.UU.
Ortalıkta dolaşıp insanlara Amerika'da neyin değişmesi gerektiğini söylemediIl n'est pas allé dire aux gens ce qu'ils devaient faire pour changer l'Amérique.
Ortalıkta dolaşıp insanlara Amerika'da neyin değişmesi gerektiğini söylemedi그는 사람들에게 미국에서 변화를 위해 필요한 것을 말하고 다니지 않았습니다.
Ortalıkta dolaşıp insanlara Amerika'da neyin değişmesi gerektiğini söylemedi彼は自分が信じることを語ったのです
Öyle bir resim ki, tüm dünyayı dolaşıp insanları şok ederek, yoksulluğa karşı hareketi başlatan.세계로 퍼지며 사람들에게 충격을 주고 빈곤에 대한 실천적 행동으로 유도한 사진입니다.
Öyle bir resim ki, tüm dünyayı dolaşıp insanları şok ederek, yoksulluğa karşı hareketi başlatan.To szokujące zdjęcie skłoniło świat do działań na rzecz walki z biedą.
Öyle bir resim ki, tüm dünyayı dolaşıp insanları şok ederek, yoksulluğa karşı hareketi başlatan.Un'altra immagine che ha fatto il giro del mondo e ha fatto prendere iniziative per contrastare la poverta'
Öyle bir resim ki, tüm dünyayı dolaşıp insanları şok ederek, yoksulluğa karşı hareketi başlatan.תמונה שהופצה ברחבי העולם וזיעזעה אנשים לפעול למלחמה בעוני.
Öyle bir resim ki, tüm dünyayı dolaşıp insanları şok ederek, yoksulluğa karşı hareketi başlatan.صورة تنقلت حول العالم وصدمت الناس للعمل على معالجة الفقر.
Öyle bir resim ki, tüm dünyayı dolaşıp insanları şok ederek, yoksulluğa karşı hareketi başlatan.衝撃のあまり 貧困救済活動が始まりました こちらはネダ
Pazarlık. Etrafta dolaşıp neler olduğuna bakıyorlar.Ei se duc şi se uită după ce e de făcut.
Pazarlık. Etrafta dolaşıp neler olduğuna bakıyorlar.Те обикалят и търсят какво е.
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.Bog moj jih zavrže, ker ga niso poslušali; in klatili se bodo med narodi.
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.Deres Gud vil forkaste dem, fordi de ej adlød ham; hjemløse bliver de blandt Folkene.
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.Ðức Chúa Trời ta sẽ bỏ chúng nó, vì chúng nó không nghe Ngài; và chúng nó sẽ đi dông dài trong các nước.
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.Ðức_Chúa_Trời ta sẽ bỏ chúng_nó , vì chúng_nó không nghe Ngài ; và chúng_nó sẽ đi dông_dài trong các nước .
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.Dumnezeul meu îi va lepăda, pentru că nu L-au ascultat: de aceea vor rătăci printre neamuri. -
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.Elveti õket az én Istenem, mert nem hallgattak reá, és bujdosókká lesznek a pogányok között.
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.Il mio Dio li rigetterà perché non gli hanno obbedito; andranno raminghi fra le nazioni
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.저희가 듣지 아니하므로 내 하나님이 저희를 버리시리니 저희가 열국 가운데 유리하는 자가 되리라
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.Mi Dios los desechará, porque no le escucharon. Andarán errantes entre las naciones
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.Min Gud skal forkaste dem, fordi de ikke har hørt på ham, og de skal vanke om blandt folkene som flyktninger.
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.Môj Bôh ich zavrhne, lebo ho neposlúchajú, a budú tulákmi medzi národami.
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.Mon Dieu les rejettera, parce qu`ils ne l`ont pas écouté, Et ils seront errants parmi les nations.
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.O meu Deus os rejeitará, porque não o ouviram; e errantes andarão entre as nações.
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.Pohrdne jimi Bůh můj, nebo nechtí ho poslouchati, i budou tuláci mezi pohany.
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.Ο Θεος μου θελει απορριψει αυτους, διοτι δεν εισηκουσαν αυτον και θελουσιν εισθαι πλανωμενοι μεταξυ των εθνων.
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.Бог мой ще ги отхвърли, Защото не го послушаха; И ще бъдат скитници между народите.
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.Отвергнет их Бог мой, потому что они не послушались Его, и будут скитальцами международами.
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.ימאסם אלהי כי לא שמעו לו ויהיו נדדים בגוים׃
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.يرفضهم الهي لانهم لم يسمعوا له. فيكونون تائهين بين الامم
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.我 的 神 必 棄 絕 他 們 、 因 為 他 們 不 聽 從 他 . 他 們 也 必 飄 流 在 列 國 中
Reddedecek Tanrım onları, Çünkü O'nu dinlemediler, Uluslar arasında dolaşıp duracaklar.我的神必 棄絕 他 們 、 因為 他 們不聽從 他 . 他 們也必飄流 在 列國中
Sonra ne yapıyoruz, biliyor musunuz? Pazarlık. Etrafta dolaşıp neler olduğuna bakıyorlar.Kami bernegosiasi mereka berkeliling mencari ...
Ülkeyi bir baştan bir başa dolaşıp kendini çekiyor ve burada da onu kızılderili bölgesinde görüyorsunuz.E ele percorre o país a tirar fotografias dele próprio, e aqui podem ver que tem uma da
Ülkeyi bir baştan bir başa dolaşıp kendini çekiyor ve burada da onu kızılderili bölgesinde görüyorsunuz.Er reist durch das ganze Land und fotografiert sich selbst.
Ülkeyi bir baştan bir başa dolaşıp kendini çekiyor ve burada da onu kızılderili bölgesinde görüyorsunuz.E va in giro per tutto il paese a fare fotografie di sé, e potete vedere qui che ha
Ülkeyi bir baştan bir başa dolaşıp kendini çekiyor ve burada da onu kızılderili bölgesinde görüyorsunuz.Hij trekt door het land en maakt foto's van zichzelf.
Ülkeyi bir baştan bir başa dolaşıp kendini çekiyor ve burada da onu kızılderili bölgesinde görüyorsunuz.그는 국내 여러 곳을 돌아다니며 자화상을 짝는데, 이 사진은
Ülkeyi bir baştan bir başa dolaşıp kendini çekiyor ve burada da onu kızılderili bölgesinde görüyorsunuz.Зіґ подорожує країною, фотографуючи себе.
Ülkeyi bir baştan bir başa dolaşıp kendini çekiyor ve burada da onu kızılderili bölgesinde görüyorsunuz.והוא מטייל בכל המדינה ומצלם את עצמו, ואתם יכולים לראות שיש לו
Ülkeyi bir baştan bir başa dolaşıp kendini çekiyor ve burada da onu kızılderili bölgesinde görüyorsunuz.وهو يدور في جميع انحاء الدوله يلتقط صور لنفسه, وكما ترون هنا انه لديه
Ülkeyi bir baştan bir başa dolaşıp kendini çekiyor ve burada da onu kızılderili bölgesinde görüyorsunuz.自分自身の写真を撮るのですが ご覧のように 『ジグのインディアン居留地』とするのです
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"A un certo punto qualcuno dice, "Come faccio a saperlo?
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"Chodzi w kółko i mówi, "Jakie to uczucie być wolnym"? "Jakie to uczucie być wolnym"?
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"E perguntava: "Qual é a sensação de ser livre?"
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"Et il continua à marcher dans la foule, demandant, "Comment vous sentez vous d'être libres ?"
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"Hij vraagt rond: "Hoe voelt het om vrij te zijn?"
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"Ich komme aus Alabama" (Lachen)
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"그리고 그는 계속 관중속을 걸어다니며 "자유로워진 느낌이 어떻습니까?" 라고 계속 물었는데
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"Ment tovább: "Milyen érzés szabadnak lenni?" "Milyen érzés szabadnak lenni?"
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"Si, plimbandu-se de colo-colo, "Cum va simtiti sa fiti liberi?" Sunt din Alabama" (Rasete)
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"Và ông đi xung quanh, "Bạn cảm thấy thế nào khi được tự do?"
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"Va por ahi diciendo: ¿Cómo se siente ser libre?"
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"И продължава да обикаля: "Какво е усещането да сте свободни?"
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"Он идёт и спрашивает: "Ну и как это — быть свободными?" "Ну и как это — быть свободными?"
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"וכך הוא הולך ושואל, "איך זה מרגיש להיות חופשי?"
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"و يمضي مكرراً،" ما هو شعورك و انت حر؟"
Ve etrafta dolaşıp durur, " Özgür olmak nasıl bir his?"「自由になった感想は?」

İlgili Sayfalar