dolaşıp
/do.ɫaˈʃɯp/
adv
B2 seviye
TR → EN
Tanım
•to walk around and
Atasözü & Deyim
“Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır”
Etimoloji
From dolaş- (“to wander”) + -ıp.
Örnek Cümleler
Dönüp dolaşıp sana geldik."
We turn to You alone."
Oradan oraya dolaşıp duruyor.
He keeps moving around.
Sokaklarda dolaşıp, dileniyordum.
I was walking the streets, begging.
İşler, dönüp dolaşıp Allah'a varır.
And all matters go back (for decision) to Allah.
Etrafta dolaşıp neler olduğuna bakıyorlar.
They go around looking for what it is.
Amaç, galoş giyip, dolaşıp, yolumuzu bulmak.
It is to put on some galoshes -- and walk through and find our way around.
Kapı kapı dolaşıp plaka koruyucuları sattım.
I sold license plate protectors door to door.
Alaycı/gammaz, koğuculuk için dolaşıp duran,
Or backbiter, calumniator, slanderer,
Azgınların dönüp dolaşıp varacakları yuvalarıdır.
The rebels' abode,
Gelip etrafta dolaşıp durması her zaman çok komik.
Well, it's always kind of funny when he comes up and hovers.
Zengin bir ailede doğmuş öyle dolaşıp duran biri...
Some people are born with rich parents and go around like that...
Hiç kimse etrafta dolaşıp her istediğini söyleyemez!
A person can't just go around saying everything they want to!