Ana içeriğe geç
Sözlük

dokunur ile cümle

dokunur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
"Anne, anne!?" diye seslenir ona dokunur.Amma (ils se réfèrent à Amy comme leur mère; Amma veut dire mère) nous a aimés. "
Herhangi bir kadın kendisine dokunursa kaplana dönüşür.Si elle réussit à la franchir, elle se transforme en dragon.
Lori onun yüzüne dokunur.Mark le frappe donc au visage.
Yanlışlıkla bir mala dokunursa satıcının istediği fiyata o malı almak zorundalar...Si vous pouvez trouver un acheteur à ce prix et prendre l'affaire en gérance ...
Zıt iki kutup birbirine dokunur ve birbirleri içinde kaybolurlar.Une pomme se détache et tombe précisément entre eux deux...
Utnapiştim ve karısı arasında durarak onların alnına dokunur ve onları kutsar.Elle retire un à un ses parures et ornements, les donnant à ses serviteurs.
Dawn, Spike'ı ablasına bir daha dokunursa ateşler içinde uyanacağı konusunda uyarır.Spike le advierte a Tom que si lo vuelven a despertar lo despellejaría vivo.
Roy uzamış koluyla Red Guy'ın omzuna dokunur ve ona fişi gösterir.Roy compare dall'oscurità dietro di lui e tocca la spalla di Red Guy con un braccio lunghissimo.
Herhangi bir kadın kendisine dokunursa kaplana dönüşür.Quando prende la Pozione Polisucco si trasforma in Tiger.
Erenler meydanında cellatlığı sana verdik.Fakat haksız iş yapma, sana zararımız dokunur" der.Уйдите со сцены без шума, и они останутся вам верны».
Sadece doğuda, Şili'nin hak iddia ettiği bölgeye dokunur.На часть территории претендует Чили.
Lori onun yüzüne dokunur.يجرح ليلى بوجهها.
Dawn Joyce'un eline dokunur.ويَدور ضمنها القمر الصغير دافنيس.
Utnapiştim ve karısı arasında durarak onların alnına dokunur ve onları kutsar.إجعله يُباعد ما بين ساقيها ويُثبتهما وسائر جسمها تثبيتًا جامدًا.
"Anne, anne!?" diye seslenir ona dokunur.قال: يا ثكلته أمه!
Roy uzamış koluyla Red Guy'ın omzuna dokunur ve ona fişi gösterir.Roy toca no Red Guy no ombro com um braço massivamente alongado.
Zıt iki kutup birbirine dokunur ve birbirleri içinde kaybolurlar.Ainda sobram duas moedas e eles partilham-nas entre si.
Cedric ile Harry aynı anda kupaya ulaşırlar ve beraber kupaya dokunurlar.Satisfeito, Cedric e Harry tocam na taça e ambos se apoderaram dela.
(Türkçe: Eğer ona dokunursan, seni dürter.)(Se você derubá-lo, deveria comê-lo?
Bir böcek bu kıllardan birine bir kez dokunursa kapan kapanmaz.Mocht bijvoorbeeld door stoten één van de kranen breken dan kan deze niet meer afgesloten worden.
Eğer süt emmek istiyorsa annesinin göğsüne ya da bacağına dokunur.Als een veulen wil drinken, blokkeert hij het pad van de moeder, en leunt hij tegen haar borstkas.
Akşama doğru batacağı sırada toprağa dokunur ve toprak rengini alır.Daar wordt hij plots de ruimte ingezogen en belandt op Aarde.
Lori onun yüzüne dokunur.Teofiel krijgt deze in zijn gezicht.
O ellerle bana dokunursan, seni parçalarım.Raak me niet aan met die handen of ik maak je kapot.
Lori onun yüzüne dokunur.Malwina uderza ją w twarz.
Dawn Joyce'un eline dokunur.Był związany z Joyce.
Herhangi bir kadın kendisine dokunursa kaplana dönüşür.När han vill kasta sig över henne, förvandlas hon till ett träd.
Lori onun yüzüne dokunur.Дейзі б'є його по обличчю.
Lori onun yüzüne dokunur.Gracie ho proto udeří do nosu.
(Türkçe: Eğer ona dokunursan, seni dürter.)(Traducere în română - „Și sărutul meu va topi tăcerea care te face să fii a mea!”)
Yanlışlıkla bir mala dokunursa satıcının istediği fiyata o malı almak zorundalar...Ha valamit véletlenül megérint, akkor muszáj megvennie akármilyen árat is kér az elárusító...
Bu lifler iplik olarak bükülür, giysi ya da diğer kullanımlar için dokunurdu.Hajlamos vagyok megvenni egy csomó szörnyű dolgot, mint a ruhák, vagy más holmik.
Ona dokunursanız Special Stage (yani Özel Bölüm) açabilirsiniz.Kun pelaa astuu sormukseen, pääsee erikoistasoihin (eng.
Erenler meydanında cellatlığı sana verdik.Fakat haksız iş yapma, sana zararımız dokunur" der.Tag på vandring i hine ulykkelige lande hvis sprog du taler, men hvis holdning næppe vil komme dig i møde."
Bu asa ile kime dokunursa hemen iyileşir.Alle, der er blevet forstenet, bliver raske igen.
Her ikisi de karmaşık bir şekilde birbirine dokunur ve birbirlerini sürdürülür kılarlar.Keduanya saling berkaitan dan saling berputar.
Erenler meydanında cellatlığı sana verdik.Fakat haksız iş yapma, sana zararımız dokunur" der.Ulah marebutkeun balung tanpa eusi yang artinya jangan memperebutkan perkara yang tidak ada gunanya.
James o heyecanla kadına dokunur ve "Mary!" der."Kalau begitu saya dengan senang hati akan mengingat Anda," kata Maria.
Fakat birdenbire Musa deniz kıyısına gelir ve elindeki asa ile deniz sularına dokunur.草々が清海に恋したのも清海に「とおやん」とダブらせたため。
Fakat barışçıl modunda olmasının ona zararı dokunur.ただし、それを平和的な手段で行なうことが条件であった。
Erenler meydanında cellatlığı sana verdik.Fakat haksız iş yapma, sana zararımız dokunur" der.汝其善視吾子,奉宗祠焉,勿以我為念。
Her ikisi de karmaşık bir şekilde birbirine dokunur ve birbirlerini sürdürülür kılarlar.於是兩人認真交往並且考慮同居。
Akşama doğru batacağı sırada toprağa dokunur ve toprak rengini alır.籍其地之所入,以時修其祠宇,封植其草木。
Tutarlı: Yanan bir sobaya ne zaman dokunursanız dokunun, eliniz yanacaktır.“불자여, 그대가 묻는 바는 시방의 불국토 가운데 일체 부처님이 다 도량에 앉으셨을 때 질문한 것과 같구나.
Fakat barışçıl modunda olmasının ona zararı dokunur.그러나 평화로운 일상에는 제동이 걸렸다.
Bir böcek bu kıllardan birine bir kez dokunursa kapan kapanmaz.벌레가 안쪽을 한 번만 건드리면 잎이 오므려지지 않는다.
Ancak zombiler Bill'e dokunur ve Bill de zombiye dönüşür.החוואי תוקף את ביל, אך ביל הורג אותו.
Bu asa ile kime dokunursa hemen iyileşir.בכל מקום שנגע בו מאותן הטיפין נתרפא.
Bir keresinde şöyle demişti: Bana vurabilirsiniz ama sakın saçıma dokunmayın, dokunursanız sizi öldürürüm.Но тогава ще им заявя: Аз никога не Съм ви познавал; махнете се от Мен вие, които вършите беззаконие!"
Fakat barışçıl modunda olmasının ona zararı dokunur.Bilo mu je prizaneseno s težkimi mirovnimi pogoji.
Keten ya da pamuk ipliğinden dokunur.Audžiami iš lininių arba medvilninių verpalų.
Kareli bez dokunurdu.Puudutus Karepalt.
Lori onun yüzüne dokunur.Loor laotub üle kogu näo.
Bir karınca diğerine dokunursa onu kokluyor.Als een mier een andere aanraakt, ruikt die dat.
Bir karınca diğerine dokunursa onu kokluyor.Când o furnică o atinge pe alta, o miroase.
Bir karınca diğerine dokunursa onu kokluyor.Cuando una toca a la otra, la está olfateando.
Bir karınca diğerine dokunursa onu kokluyor.개미들끼리 더듬이를 건드리는 것은 냄새를 맡고 있는 것을 의미합니다.
Bir karınca diğerine dokunursa onu kokluyor.Obwąchują się przez dotyk.
Bir karınca diğerine dokunursa onu kokluyor.Quand une fourmi en touche une autre, elle la sent.
Bir karınca diğerine dokunursa onu kokluyor.Когато една мравка докосне друга, я мирише.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod