Eğer geleceğe dokunmak, geleceği tatmak istiyorsanız,미래를 느끼고, 미래를 맛보고 싶으시다면
Eğer geleceğe dokunmak, geleceği tatmak istiyorsanız,Si vous voulez sentir le futur, si vous voulez goûter au futur, essayez la Chine.
Eğer geleceğe dokunmak, geleceği tatmak istiyorsanız,אם ברצונכם לחוש בעתיד, ואם ברצונכם לטעום מן העתיד,
Eğer geleceğe dokunmak, geleceği tatmak istiyorsanız,وان اردت ان تشعر بالمستقبل .. ان تتذوق المستقبل
Eğer geleceğe dokunmak, geleceği tatmak istiyorsanız,中国を試してみて下さい- 古い儒教があります
Elinizde bir sürü birbirine dokunmak değmek isteyen atom var ama sadece birbirleri üstünden kayabiliyorlar.Masz wiele atomów, które chcą dotykać innych atomów ale wciąż się ślizgają.
Elinizde bir sürü birbirine dokunmak değmek isteyen atom var ama sadece birbirleri üstünden kayabiliyorlar.Máte spoustu atomů, které se chtějí navzájem dotýkat, ale jsou kluzké.
Elinizde bir sürü birbirine dokunmak değmek isteyen atom var ama sadece birbirleri üstünden kayabiliyorlar.Sie haben eine Menge von Atomen, die einander berühren werden aber sie schieben sich aneinander vorbei.
Elinizde bir sürü birbirine dokunmak değmek isteyen atom var ama sadece birbirleri üstünden kayabiliyorlar.しかし、スライドしています。 各過去のスライドさせるのに十分な運動エネルギーがあります。
En güzeli hayvanlara dokunmaktı.le contact des êtres vivants.
En güzeli hayvanlara dokunmaktı.Me gustó el sentimiento de tocar los mejores animales.
En güzeli hayvanlara dokunmaktı.Mi č piaciuto toccare gli animali.
En güzeli hayvanlara dokunmaktı.Πιο πολύ μου άρεσε να αγγίζω ζώα.
En güzeli hayvanlara dokunmaktı.Больше всего мне нравится трогать животных.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.Cerchiamo di non toccare troppo gli animali, non vogliamo abituarli in eccesso.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.Încercăm să nu prea atingem animalele, nu vrem să le obișnuim prea mult.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.저희는 가급적 돌고래를 만지지 않습니다. 지나치게 길들이면 안되니까요.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.Nós tentamos não tocar demasiado nos animais, não queremos que eles se habituem excessivamente.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.Og vi prøver ikke at røre for meget ved dyrene, vi vil virkelig ikke vænne dem for meget til.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.On essaie de ne pas trop toucher les animaux, on ne veut pas qu'ils s'habituent au contact.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.Snažíme sa zvierat čo najmenej dotýkať. Nechceme, aby si na to príliš navykli.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.Snažíme se zvířat moc nedotýkat, nechceme je příliš ochočovat.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.Staramy się nie dotykać za dużo delfinów, ponieważ nie chcemy ich zbytnio oswajać.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.We proberen de dieren niet te veel aan te raken. We willen ze er niet te veel aan laten wennen.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.Wir versuchen, die Tiere nicht zu sehr anzufassen, wir wollen sie nicht zu sehr an Menschen gewöhnen.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.Y tratamos de no tocar demasiado a los animales, realmente no queremos sobre acostumbrarlos.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.Προσπαθούμε να μην αγγίζουμε τα ζώα πάρα πολύ, πραγματικά δεν θέλουμε να τους γίνει υπερβολική συνήθεια.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.Ми намагаємося не торкатися тварин, бо не хочемо їх приручати.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.Мы стараемся как можно меньше касаться животных, так как не хотим их сильно приручать.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.לא לגעת יותר מדי בחיות, אנו לא רוצים להרגיל אותם יותר מדי.
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.ونحن نحاول عدم لمس الحيوانات كثيراً، إذ لا نريدها أن تعتاد على البشر أكثر من اللازم
Hayvanlara pek fazla dokunmak istemiyoruz, onları çok alıştırmak istemiyoruz.過度に人慣れしないように気をつけているのです もう一度キーボードまで連れてきて
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.A všecken zástup hledal se ho dotknouti; nebo moc z něho vycházela, a uzdravovala všecky.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.A všetok zástup hľadal dotknúť sa ho, lebo vychádzala od neho moc a uzdravovala všetkých.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.A wszystek lud szukał, jakoby się go dotknąć; albowiem moc wychodziła z niego, i uzdrawiała wszystkich.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Cả đoàn dân đến kiếm cách rờ Ngài , vì từ Ngài có quyền phép ra , chữa lành hết mọi người .
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Cả đoàn dân đến kiếm cách rờ Ngài, vì từ Ngài có quyền phép ra, chữa lành hết mọi người.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.És az egész sokaság igyekezik vala õt illetni: mert erõ származék belõle, és mindeneket meggyógyíta.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.E toda a multidão procurava tocar-lhe; porque saía dele poder que curava a todos.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Et toute la foule cherchait à le toucher, parce qu`une force sortait de lui et les guérissait tous.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Iedereen probeerde Hem aan te raken, omdat een geweldige kracht van Hem uitging. Hij maakte ze allemaal beter.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.In vsa množica je iskala, da bi se ga dotikali, ker moč je iz njega šla in ozdravljala vse.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Ja kaikki kansa tahtoi päästä koskettamaan häntä, koska hänestä lähti voima, joka paransi kaikki.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.온 무리가 예수를 만지려고 힘쓰니 이는 능력이 예수께로 나서 모든 사람을 낫게 함이러라
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Och allt folket sökte att få röra vid honom, ty kraft gick ut ifrån honom och botade alla.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Og alt folket søkte å få røre ved ham; for en kraft gikk ut fra ham og helbredet alle.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.og hele Skaren søgte at røre ved ham; thi en Kraft gik ud fra ham og helbredte alle.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Semua orang berusaha menjamah Yesus, karena ada kuasa yang keluar dari diri-Nya yang menyembuhkan mereka semua
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Şi tot norodul căuta să se atingă de El, pentrucă din El ieşea o putere, care -i vindeca pe toţi.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Tutta la folla cercava di toccarlo, perché da lui usciva una forza che sanava tutti
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Und alles Volk begehrte ihn anzurühren; denn es ging Kraft von ihm und er heilte sie alle.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.y toda la gente procuraba tocarle; porque salía poder de él, y sanaba a todos
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Και πας ο οχλος εζητει να εγγιζη αυτον, διοτι δυναμις εξηρχετο παρ' αυτου και ιατρευε παντας.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.И весь народ искал прикасаться к Нему, потому что от Него исходила сила и исцеляла всех.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.І ввесь народ шукав приторкнутись до Него: бо сила від Него виходила, й сцїляла всіх.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.тоже и измъчваните от нечисти духове се изцеляваха.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.וכל ההמון מבקשים לגעת בו כי גבורה יצאה מאתו ורפאה את כלם׃
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.وكل الجمع طلبوا ان يلمسوه لان قوة كانت تخرج منه وتشفي الجميع
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.眾 人 都 想 要 摸 他 . 因 為 有 能 力 從 他 身 上 發 出 來 、 醫 好 了 他 們
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.眾 人 都 想要 摸 他 . 因為 有 能力 從 他 身上發 出來 、 醫 好 了 他 們